Kuran ve Sünnet

İbn Abdilberr'in görüşü :

İbn Abdilberr'in görüşü :

Ebû Amr b. Abdilber dedi ki: Mâlik b. Enes, Süfyan es-Sevri, Süfyan b. Uyeyne, Evzâî ve Ma'mer b. Râşid'den «Allah'ın sıfatlarıyla ilgili hadisler» konusunda: «Bu hadisleri (te'vil etmeden) olduğu gibi anlayıp kabul edin» dedikleri rivayet edilmiştir.
Güvenilir raviler kanalıyla Peygamber (s.a.v.)'den, ya da ashabından nakledilenler, ilim olup din edinilir. Onlardan sonra ortaya çıkan ve kendilerinden nakledilenlerde dayanağı bulunmayan şeyler ise bid'at ve sapıklıktır.
«Muvatta' ve Şerhi»nde nüzul hadisinden söz ederken de şöyle demektedir: Bu hadisin rivayeti doğru olup senet yönünden sahihtir. Hadisçiler sıhhati konusunda ihtilâf etmemişlerdir. -Şu senedin dışında- çeşitli senedlerle de nakledilmiştir ve raviler adalet sahibidir. Hadiste, Allah'ın gökte, yedi göğün yukarısında Arş'ın üzerinde olduğuna ilişkin delil vardır. Nitekim Cemaat ehlinin görüşü budur. Mutezilenin: Allah mukaddes zatıyla her yerdedir iddialarına karşı delilleri de bu hadistir.
Hak ehlinin görüşlerinin sahih olduğuna ilişkin delil yüce Allah'ın şu sözleridir. (îbn Abdilberr bu arada bazı âyetleri zikrettikten sonra şöyle der:) Avam ve havas arasında en meşhur ve en bilinen görüş budur. Bu sebeple sözü uzatmaya gerek yoktur. Çünkü mes'eleyi böyle anlamak zorunlu olup kimsenin bu konuda rehberliğine ihtiyaç yoktur ve buna karşı çıkan bir müslüman da olmamıştır.
îbni Abdilberr yine şöyle der: Nassları anlamanın kendilerine havale edildiği sahabe ve tabiin âlimleri yüce Allah'ın: «Üç kişi gizli konuşsa dördüncüleri mutlaka O'dur»(208) sözünün tefsirinde Allah'ın Arş'ın üzerinde ve ilminin ise her yerde olduğunda icmâ etmişlerdir. Sözüne itimad edilir hiç kimse bu konuda onlara aykırı görüşte bulunmamıştır.
Îbn Abdilberr yine şöyle demektedir: Ehl-i Sünnet, Kur'-an ve Sünnet'te söz konusu edilen sıfatların hepsini kabul etme, onlara iman etme, onları mecaza değil hakikate hamletme konusunda icmâ etmişlerdir. Ancak bunlardan hiçbir sıfatın keyfiyeti üzerinde durmaz ve Allah hakkında sıfatın çerçevesini belirlemezler.
Cehmiyye, Mutezile ve Hâriciye gibi tüm bid'at ehli ise, bu sıfatlan inkâr eder ve onları hakikatları üzere hamletmezler. Onları olduğu gibi kabul edenlerin de Müşebbiheden olduğunu ileri sürerler. Onları kabul edenlere göre ise, bu bid'at ehli, mabudu yok saymakta, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâatin Kur'an ve Sünnet'e dayanarak söyledikleri hakkı reddetmektedirler.
Mağrib ehlinin imamı Îbn Abdilberr'in görüşü budur.  


Dip Notlar:
208) 58 Mücadele, 7