Kuran ve Sünnet

2.3.2

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

2.3.2

 

Râfizî şöyle diyor:

“Ehl-i sünnet, kıyas ve ferdî görüşün delil olduğunu kabul ederek, Allah (c.c.)'ın dininde olmayan bir şeyi Ona İdhâl ettiler. Ayrıca şerî ahkamı tahrif ve Rasulullah'ın zamanında olmayan dört mezhebi ihdas ederek Ashab-ı kiramın görüşlerini ihmal ettiler.”

Ey Râfizî!

Bu iddialar senin aleyhindedir. Çünkü Zeydîler Kıyası kabul ediyorlar. Ondan sonra kıyas, ilimde Mâlik, Sevrî, Şafiî ve Ahmed gibi müctehid imamların derecesine ulaşmayan birisini taklid etmekten daha hayırlıdır. Bu zatlar, el-askeriyeyin yani el-Hasan ve babası olan Ali b. Muhammed'den daha âlim ve daha fakihtirlar. Allah (c.c.)'ın dininde olmayanı idhal ederek şer'î ahkâmı tahrif etmek ise en çok râfizîlerde görülüyor. Çünkü onlar hiç kimsenin yapmadığı iftirayı Rasulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) yapmışlar ve sayılmayacak kadar doğru olan hükümleri reddetmişlerdir.

“İki denizi mezcetmiştir” ayetiyle Ali (r.a.) ve Fâtıma'nın (r.a.),

“Her ikisinden Lü'lü' ve Mercan çıkıyor” ayetiyle Hasan (r.a.) ve Hüseyin'in (r.a.)

“Açık bir kitapta” ayetiyle Ali'nin (r.a.) kasdedildiğini ileri sürerek âyetleri tahrif etmişlerdir.

“Ali İmran-ı insanlara (tercih etti) ayetiyle Ebu Talib'e İmran adını vermişlerdir.

“Mel'ûn ağaç” tan Ümeyve oğulları'nın,

“Bir inek kesmenizi (emretmiştir) ayetiyle Aişe'nin (r.a.) kasdedildiğini iddia eden râfizîier, daha ileri giderek

“Şirk koşarsanız ameliniz boşuna gider” âyetini de “Eğer Ebubekir ile Ömer'in arasında münâsebet kurarsanız” şeklinde tahrif etmişlerdir. Kitaplarında bunun gibi daha nice misaller mevcuttur. Bu sebepledir ki, İsmaililer, vacip ve haramları da te'vil etmişlerdir. Çünkü onlar tahrif imamlarıdır.