Kuran ve Sünnet

2.3.3

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

2.3.3

 

Râfizînin

“Dört mezheb ihdas ederek, Ashab-ı Kiramın sözlerini ihmal ettiler” sözüne gelince;

Ona şu şekilde cevap verilir:

Ashabın sözlerine muhalefet etmek ne zamandan beri sizce kötü kabul edilmeye başlandı?

Ashabın icmâına muhalefet eden biz miyiz, siz misiniz?

Onları tekfir ve tadlil eden kimdir?

Ehl-i sünnetin, ashab-ı kiramın icmâına muhalefet etmede ittifak ettikleri asla tasavvur edilemez.

İmamiler ise şüphesiz ki Ashab ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in akrabalarının icmâına muhalefet etmekte ittifak etmişlerdir. Çünkü Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebubekir (r.a.), Ömer (r.a.), Osman (r.a.) ve Ali (r.a.) devirlerinde haşim oğullarından hiç kimse oniki imamın imametini, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) den sonra herhangi birisinin ma'sumiyetini veya İlk üç halifenin küfrünü iddia etmemiştir.

Hatta ilk üç halifenin hilafetini zem, sıfatları inkar ve kaderi tekzib eden hiç kimse çıkmamıştır.

Aslında İmamiler ashabı kiramın icmâı ile beraber haşim oğullarına muhalefet etmede ittifak etmişlerdir. Ashab ve hâşim oğullarının icmâına muhalefet ettiler diye nasıl başkasını itham edebiliyorlar?

Mezhebler meselesine gelince, eğer râfizî, müctehid imamlarının ashab-ı kiramın icmâına muhalefet ederek mezhebleri ihdas etmekte ittifak ettiklerini söylüyorsa, onlara iftira etmiş olur.

Çünkü her dört müctehid aynı devirde yaşamadıkları gibi, biri diğerini taklid etmemiş ve onlardan hiçbiri insanlara kendisine ittiba etmelerini emretmemiştir.

Aksine hepsi Kitab ve Sünnet'e uymaya çağırmıştır.

Ama müslümanların dört mezhebe ittiba ettiklerini söylüyorsan bu doğrudur.

Şiîler ise cumhura muhalefet, ettikleri her meselede mutlaka hata etmişlerdir.

Dört mezheb imamı da hiçbir zaman olmayan bir şeyi uydurmuş değildirler. Aslında tedvin ettikleri ilmi insanlar daha sonra kendilerine nisbet etmişlerdir. Hadisleri tedvin eden bazı muhaddislere nisbette bulunulması gibi. Meselâ Buhârî, Müslim ve Ebu Davud...

Bazı kıraatleri seçen imamlara kıraatların nisbeti de böyledir. Nâfi' ve Âsim kıraati gibi.

Ondan sonra Ehl-i sünnet:

“Mezhep imamlarının icmâına ma'sum bir hüccettir” demedikleri gibi “Hak yalnız bu imamların sözlerine münhasırdır. Söylediklerinin dışında kalan her şey bâtıldır” dememişlerdir. Çünkü müctehidler hadisleri anlamada ve içinden hüküm çıkarmada ihtilafa düşebiliyorlar.

Ashab-ı kiramın rey ve kıyasla hareket ettikleri sabit olduğu gibi, bazı kıyasları zemmettikleri de vâkîdir. Kıyasın zemmedilen kısmı nassa muhâlif olanıdır. Şüphesiz ki fâsid olun kıyaslar vardır. Fakat bu demek değildir ki bütün kıyaslar fâsiddir. Mevzu hadislerin bulunması bütün hadisleri iptal edemediği gibi.