Kuran ve Sünnet

3.10.26---3.10.27

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

3.10.26

 

Râfizî şöyle diyor:

“Silsile gazvesinde bir bedevî Rasulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek bir cemaatin kendisini Medine'de kuşatmak üzere yola çıktıklarını haber verdi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

Düşmana karşı koymak için vadiye kimin gitmek istediğini sordu. Ebubekir:

“Ben gideceğim” dedi. Rasulullah Ona sancağı teslim ederek beraberinde yediyüzkişi gönderdi. Ebubekir düşmana varınca, düşman Ona:

“Geriye dön ve arkadaşına yetiş. Biz çok kalabalık bir orduyuz.” (Yani bize karşı koyamazsın.) Ebubekir döndü. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ikinci defa:

“Vadiye kim gidecek?” diye sordu. Ömer:

“Ben gideceğim,” dedi. Onu da gönderdi. Fakat Ebubekir gibi geri döndü.

Üçüncü gün Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

“Ali nerededir?” diye sordu ve sancağı Ona teslim etti. Ali yola düştü ve düşmanı gördü. Onlardan altı veya yedi kişi öldürdü. Diğerleri de kaçtılar. Bunun üzerine Allah (c.c.), Emirül mü'min'in bu haline kasem ederek:

“Andolsun, soluyarak koşanlara” (Âdiyât: 100/1) mealindeki âyet-i kerimeyi indirdi.”

 

Ey Râfizî!

Bu naklin de bâtıldır.

Böyle bir muharebe asla vuku bulmamıştır.

Olsa olsa Antere ve Battal'ın sîret kitaplarında uydurulmuş yalanlardandır.

Urve, Zührî, İbn-i İshak, Musa b. Ukbe, Ebu Ma' şer es-Sindî, Leys b. Sa'd, Ebu İshak el-Fezârî, Velîd b. Müslim, Vâkidî, İbn-i Âiz ve emsali siyer âlimleri, Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatını ve devrini teferruatına kadar tesbit etmelerine rağmen, senin nakletmiş olduğun hâdiseden asla bahsetmemişlerdir. Halbuki onlar, kaydetmedikleri en ufak bir hadise bırakmamışlardır.

“Âdiyât” Sûresi de bahsettiğin gazve hakkında nazil olmamıştır. Ali (r.a.)'den rivayet edilen meşhur görüşüne göre:

“El-Âdiyât = koşanlar” hacıların develeridir. Onları Müzdelifeden Mina'ya koşturuyorlar.

İbn-i Abbas ve Cumhur “El-Âdiyât” kelimesiyle Allah yolunda savaşta koşuşan atların kasdedildiğini söylüyorlar.



بســـم الله الرحمن الرحيم

 

3.10.27

 

Râfizî şöyle diyor:

“Ali, Mustalik oğulları gazvesinde Mâlik ve oğlunu öldürmüş ve bir çoklarını esir etmiştir. Bu esirler orasında Mustalik oğullarının reisi Hâris'in kızı Cüveyriye de buIunuyordu.”

 

Ey Râfizî!

Bu da râfizîlerin isnadsız haberlerindendir.

Onların haberlerine isnad bulunsa da ya karanlık ve meçhul veya yalancı birisinden rivayet edilmişlerdir.

Ali'nin (r.a.) bu anlatılanları Mustalik oğulları gazvesinde yaptığını hiç kimse rivayet etmemiştir. Harisin kızı Cüveyriye'yi de esir etmiş değildir. Yalnız Cüveyriye esir düşünce fidye karşılığında serbest bırakılmasını istedi. Bu isteği kabul edildi. Fidyesini toplayıp ödemek üzere birgün Aişe (r.a.)'den yardım dilemeğe gittiği sırada Rasulullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) orada görmüş ve fidyesini ödemiştir. Böylece Cüveyriye azad olmuş ve neticede kendi arzusuyla Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile evlenmiştir. Geri kalan esirler de Cüveyriye Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in eşi olması sebebiyle serbest bırakılmışlardır. Çünkü Ashab, esirler Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in akrabaları oldular, deyip onların esir kalmalarını uygun görmemişlerdir.