Kuran ve Sünnet

3.2.17---3.2.18

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

3.2.17

 

Râfizî şöyle diyor:

“Ebubekir, Allah (c.c.)'ın ceza hukukunu tatbik etmekte ihmalkârlık göstermiştir. Halid b. Velid, Malik b. Nuveyre'yi öldürünce, Ömer, Ebubekir'e kısas tatbik etmesini söylemesine rağmen, kısası tatbik etmemiştir.”

Ey Râfizî,

Eğer ma'sum bir kimseyi öldüren katile kısas tatbik etmemek, halifelerin yadırganmasına sebep ise bu durum, Osman (r.a.) taraftarlarının Ali'nin (r.a.) aleyhinde kullanacakları en büyük hüccet olur. Çünkü Osman (r.a.) Malik b. Nuveyre ve emsalinden çok daha üstündür. Üstelik zülmen şehid edilmiştir. Böyle olmasına rağmen Ali (r.a.), Osman (r.a.)'ın katillerine kısas tatbik etmemiştir. Hatta bundan dolayı Şamlılar Ali (r.a.)'ye biat etmemişlerdir.

Eğer siz kısası tatbik etmediği için Ali'yi (r.a.) yadsıyorsanız biz de Ebubekir'i (r.a.) yadırgarız. Hürmüzanı öldürdüğü için Ubeydullah b. Ömer'e kısas tatbik etmedi diye Osman'ı (r.a.) yadırgamanız da, Ebubekir'i (r.a.) yadırgamanıza benzer. Kaldı ki, Ömer'in (r.a.) Ebubekir'den (r.a.) Halid hakkında kısas tatbik etmesini istemesi içtihadından kaynaklanan bir istektir.


بســـم الله الرحمن الرحيم

 

3.2.18

 

Râfizî şöyle diyor:

“Ömer'den rivayet edildiğine ve el-Hilye kitabında yazıldığına göre Ebubekir, ölmek üzere iken:

“Keşke kavmim için bir koç olsaydım da beni keserlerdi,” demiştir. Bu söz kâfirin “Keşke toprak olsaydım” sözünden başka bir söz müdür?

İbn-i Abbas,Ömer ölmek üzere iken:

“Yeryüzü dolusu altınım olsaydı, şu halin korkunç neticesinden kurtulmak için hepsini feda ederdim,” dediğini naklediyor. Bu söz de:

“Eğer bütün aradakiler -bir misli ile beraber- o kafirlerin olsa, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için onu mutlak feda ederlerdi.” (Ra'd: 13/47)

Ayetinin mefhumu değil midir? İnsaf sahibi, olan şu iki adamın dediklerine ve şehid edildiği zaman Ali'nin “Ka'be'nin Rabbına yemin ederim iki, zafere ulaştım” sözüne baksın.”

Ey Râfizî:

Bu iddianda da aşırı bir cehalet vardır.

Ali (r.a.)'den naklettiğin sözün benzeri ondan başkasından da nakledilmiştir. Hatta bazı hariciler dahî bu sözü söylemişlerdir. Ebubekir'in (r.a.) azadlı kölesi Bilal vefat etmek üzere iken, hanımı da ahu vahlar çekerken Bilal:

“Yarın Dostum Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve arkadaşlarıma kavuşacağım,” diyordu.

Buhari'de, Misver b. Mahreme'nin rivayetine göre, Ömer (r.a.) vurulunca elem çekmeğe ve endişelenmeye başlamıştı. Hemen İbn-i Abbas yanına gelerek endişesini gidermek ve teselli etmek maksadiyle:

“Ey Emirul Mü'minin, vaziyetten o kadar endişe etme!” demiş ve sözüne şöyle devam etmiş:

“Ey Emirul mü'minin! Sen Rasulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) yâr oldun. Ona pek güzel dostluk ettin, Sonra Rasulullah'tan, o, senden memnun olarak ayrıldın. Ondan sonra Ebubekir'e arkadaş oldun. Ona da pek iyi refakat ettin. Sonra Ebubekir'den, O da senden hoşnut ve razı olarak ayrıldın. Sonra Peygamberin ve Ebubekir'in bunca ashabına dost oldun. Bunlara da pek güzel dostluk ettin. Eğer sen (bu defa) Ashabtan ayrılırsan, muhakkak onlar senden hoşnut ve razı oldukları halde ayrılacaksın!” demiştir.

Bunun üzerine Ömer (r.a.):

“Ey sevgilim İbn-i Abbas! Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’ile sohbet ve O'nun rıza ve memnuniyeti hakkında yadettiğin o güzel hatıralar, zikri âli olan Allah (c.c.)'ın bana bahşettiği bir nimet ve ihsanıdır. Ebubekir'in sohbeti ve onun memnuniyeti hakkındaki hatıralar da, zikri âli olan Allah (c.c.)'ın bir nimet ve ihsanıdır ki, onu bana bahsetmiştir. Benim şu andaki ızdırap ve endişem senin içindir. Vallahi şu yer dolusu altınım olsa Aziz ve CeliI olan Allah (c.c.)'ın azabından kurtulmak için (bir an tereddüt etmeden ve millet hukukunu îfâda kusur etmek endişesiyle derhal) o altını feda ederdim,” demiştir.

Evet Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde Ondan razı olmuştur. Müslümanlar adaletine şahitlik ederek ondan memnun olmuşlar. Allah da ondan razı olmuştur. Allah'tan korkması onun allameliğine delildir. Allah (c.c.):

“Allah'tan, kulları içinde, ancak (Kudret ve azametini bilen) âlimler korkar.” buyurur. (Fatır: 35/28)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) da namaz kılarken kaynayan kazandan gelen ses gibi, Allah korkusundan göğsünden iniltiler geliyordu. Müslim'de rivayet edildiğine göre Osman b. Maz'un şehid edildiğinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

“Vallahi, Peygamber olmama rağmen bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum”,

“Benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız” buyurmuştur.

Ebu Zer (r.a.):

“Kesilen bir ağaç olmak isterdim” demiştir.

Kafir ise kıyamette:

“Keşke toprak olsaydım” (Nebe: 40) diyecektir.

Bir başka ayette de:

“Allah'ın emrine itaat etmeyenler ise, arzda bulunan şeylerin hepsine bir o kadarı ile beraber sahip olsalar, (azabdan) kurtulmak için hepsini verirlerdi..” (Ra'd: 13/18) buyrulmuştur.

Mü'minin dünyada Allah (c.c.)'a karşı olan korkusunu, kâfirin ahiretteki korkusuna benzetmek nuru karanlığa, gölgeyi güneş sıcaklığına benzetmek kadar yanlıştır.

Müslüman ümmeti idare eden, ümmetin hakkında adaletle şahitlik ettiği ve buna rağmen acaba zulüm etmişmiyim, diye korkan bir kimse, şüphesiz ki meriyetinde bulunanların çoğunun hakkında zalim dedikleri ve haddi zatında ameliyle güvenilir olan bir zattan daha üstündür.

Kaldı ki, Ömer'in (r.a.) adaleti atasözleriyle ifade edilmektedir.

Hafız ez-Zehebi şöyle diyor:

İbn-i Üyeyne, Ca'fer-i Sadıktan, O de babasından, O da Câbir'den rivayet ettiğine göre Ali (r.a.), Ömer'i (r.a.) yerde uzanmış ve üstüne örtü çekmiş olarak görmüş ve :

“Allah (c.c.)'ın rahmeti üzerinde olsun ey Ömer!” demiştir. Bu haber de en sıhhatli haberlerdendir.

İbnül Mübarek, Amr b. Said b. Ebi Hüseyn en-Nevfeli el Mekkî, İbn-i Ebi Müleyke, O da İbn-i Abbas'tan rivayet ettiğine göre İbn-i Abbas şöyle buyurmuştur:

 “Ömer vefat edince tabuta konuldu ve bir cemaat onu ortalarına alarak övüp dua etmeğe başladılar. Aralarında beni takib eden birisi omuzumu tuttu. Bir de baktım ki, Ali, Ömer'e rahmet okuyarak,

 “Senden başka ameline gıpta edip, onun gibi Allah (c.c.)'ın huzuruna kavuşmayı arzu ettiğim kimse geçmemiştir” diyordu.”

Bu haber de sahihtir.