Kuran ve Sünnet

KADER İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR

KADERLE İLGİLİ BİR HADİSİN TAHLİLİ 

 

           1. Hadisin Metni

           2.Tercümesi:“ Bize Abdullah ibnu’l-Mübarek haber verip şöyle dedi: Bize Ma’mer b. Raşit, Hemmam ibn Münebbih’ten, o da Ebu Hureyre’den (r.a) haber verdi ki, Peygamber (sav): “Adamak, adem oğluna takdir etmiş olmadığım bir şey getirmez. Lakin, kader, ademoğlunu adak yapmaya sürükler. Nitekim ben de adama yapan kimseye adadığı şeyi vermesini takdir ederim. Bu hüküm ve takdirimle o malı cimriden çıkarırım” buyurmuştur.[1]

Görüldüğü gibi hadisin manası açık olmasına rağmen, hadisin metnine yüzeysel olarak bakıldığında bir tutarsızlık göze çarpmaktadır.

 Akla ilk gelen şey, acaba bu hadis metin itibariyle tashife uğrayan hadislerden mi, sorusudur. Sahih-i Buhari’de olan bu hadisin, Buhari nüshalarına veya değişik baskılarına bakıldığında metnin aynı şekilde harekelendiği görülür. Dolayısıyla hadiste herhangi bir tashifin sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. Hadisin tutarsızlık tarafına gelince, Hz. Peygamber’in Cenab-ı Hakk’a has olan takdir etme meselesini mütekellim sigasıyla kendisine izafe etmesidir. Hadisin muhtevasını doğru kavrama açısından aynı rivayeti yine Buhari’de araştırmak suretiyle başka bir versiyonunu bulduk. Aşağıda zikredeceğimiz hadiste Hz. Peygamber takdir meselesini Cenab-ı Hakka izafe etmektedir. Yukarıda zikrettiğimiz muhtasar bir tarzda olan hadise açıklık getirmektedir. Böylece mezkur hadisin aslında kutsi bir hadis olduğu, dolayısıyla gelen ifadelerin mana açısından Cenab-ı Hakka ait olup, Hz. Peygamberin Rabbinden bunu naklettiği anlaşılmaktadır.

Ne varki, hadisin şerh kısmında geleceği üzere mezkur hadisin Buhari nüshalarında kutsi hadislerin başında gelen, Hz. Peygamberin Allah’tan rivayet etme lafzının düştüğü, bizzat hadis şarihleri tarafından ifade edilmiştir.

İkinci rivayete gelince şöyledir:

Tercümesi: ... Ebu Hureyre (r.a) şöyle demiştir; Peygamber (sav) şöyle buyurdu: “Nezr, Ademoğluna kendisine takdir edilmemiş bir şey getirmez. Lakin nezr onu kendisi için takdir edilmiş olan kadere sürükler ve bu nezr sebebiyle Allah Teala cimriden mal çıkarır. Artık o kimse, nezrine sebep olan iş üzerine, daha önceden vermez olduğu malı getirip bana verir[2].

Şarihlerin hadisle ilgili açıklamaları:

Kirmanî şerhi: (               ) lafzı mütekellim sıygasıyla gelmiştir. Hadisin bazı rivayetlerinde (                    ) mechul’ul-gaib car ve mecrur olarak gelmiştir.

İbn Hacer: (                          ) Bu hadis te kutsi hadislerdendir. Lakin Allah’a nisbet edildiğini ifade eden lafız metinden düşmüştür. Hadisi, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve İbn Mace tahric etmişlerdir. Ebu Hureyre’den Hemmam tarikiyle (                                ) olarak gelmiştir. Nesai’nin rivayetinde ise (                   ), İbn Mace’de (                              ), Malik’in Muvatta’sındaki rivayetinde ise (                                                                                           ), yine Müslim’in rivayetinde (                                        ) olarak gelmiştir.

Aynı şekilde hadisin şu lafzında da (                        )  ihtilaf edilmiştir. Malik’in rivayetinde (             ) mechul sıygasıyla, İbn Mace ve Nesai’nin rivayetinde ise (                   ),Buhari’nin Hemmam rivayetine gelince (                                                                         ), Müslim rivayetine gelince şöyledir (                                                                                          ).

(                    ) lafzında siyak değişikliği vardır. Gaip sıygasından mütekellime geçiş vardır. Tensik yönünden (             ) olması gerekirdi, ta ki hadisin başında olan (             )  ve sonundaki  (                  ) lafzına uyum sağlayabilsin.

Bu hadiste kaderiye fırkasına reddiye vardır. Ayrıca mükellefin yapmış olduğu salih amellerin her çeşidi,  nezir yoluyla kendine farz kıldığı şeyden daha faziletlidir. Hadiste ayrıca hayırlı amellerde ihlasa teşvik ve cimriliği yerme vardır. Emredilenlere uyan ve yasaklardan kaçınan kişinin cimrilerden sayılmadığı da hadisten anlaşılan hükümlerden birisidir.

Kastalanî Şerhi: (                                              ) sözü (        ) lafzının sıfatıdır. (                      ) yani kader nezre ilka eder. Bu mecazi anlamdadır. (                                   ) muzari mütekellim sıygasıyladır. (                    ) lafzı Ebu Zerr’in Yununiye nüshasında (                   )    şeklinde gelmektedir. Bu kutsi hadislerden olup metnin başında Allah’a nispet ifade eden kısım düşmüştür. (                   ) Ebu Zerr’in nüshasında (                     ) olarak geçer.

(                                   ) yani Allah bunu nezr yolu ile çıkartır. (           ) Ebu Zerr’in nüshasında ise (               )dir. Bu da  (            ) anlamında olup adak sebebiyle bana verir demektir. (                       ) yani nezrden önce vermediğini vermek zorunda kalır.

Aynî şerhi: Bu hadis Abdullah b. el-Mübarek’in teferrüd ettiği rivayetlerdendir.(      ) Ebu’l Hasan rivayetinde (           ) ya harfi olmaksızın gelmektedir. (                   ) lafzı (        ) olarak ta rivayet olunmuştur. Aslında bu hadis kutsi hadislerden olup, Allah Teala’ya kadar ref edilmesi tasrih edilmemiştir.

Bu gibi hadislerin hükmü hakkında Sehavî şöyle der;  Bazı hadislerde Sahabenin Hz. Peygamberden “O da ref ediyor” (        ) lafzıyla gelmesi Hz. Peygamberin  bunu Allah’tan rivayet ettiği hükmündedir[3]. Bunun örneği çoktur. Bu cümleden olmak üzere hasen bir hadis te şöyledir:                                                               

Sehavî sözüne şöyle devam ediyor: “Bu hadis kutsi hadislerdendir. Hafız İbn el-Mufaddal bu tür hadislerin bir kısmını toplamıştır. Başkaları da müstakil eserler vermişlerdir[4].

Konunun değişik bir yönüde bazı hadislerde ( bunların sayısı oldukça sınırlıdır) göze çarpan şey mananın sonucu itibarıyla düşünüldüğünde okuyucuyu çıkmaza götürmektedir. İşte bu gibi hadislerin çözülmesi için  o hadisle ilgili değişik tarikleri ve lafızları  biraraya getirilerek genel bir değerlendirme yapılmasıdır ki bu, anlaşılmasında en sağlıklı bir metottur.

Bir Uygulama:

Örnek hadis: Hz. Peygamber ölümüne sebep olan hastalığa yakalandığında etrafındakilere şöyle demiştir:

Tercüme:  “Bana bir kağıt getirin, ta ki size  benden sonra dalalete düşmemeniz için gerekli olan şeyi yazayım[5]”.

Yevmu’l-hamis hadisi olarak bilinen bu hadiste geçen nebevî emre hiçbir sahabenin  imtisal etmemesi dikkat çekicidir. Hz. Ömer de kargaşaya meydan vermemek için (               ) yani Allah’ın kitabı bize yeter demiştir. Halbuki Hz. Peygamberin emri vücubu gerektirir. Buna muhalefet isyandır. Bu durumda akla şöyle bir soru gelmektedir: Sahabenin Hz. Peygamberin emrine itaat etmemesi söz konusu olabilir mi? Yoksa buradaki emir tavsiye anlamında mıdır?

Çözüm: Bu hadisin bundan başka iki versiyonu vardır. Birincisi Abdurrezzak’ın Musannafındaki lafızda; (                         ) [6] size yazayım mı? Şeklindedir. Ahmed’in Müsned’inde ise (                          )[7] sizin için yazayım mı ? Şeklinde gelmiştir. Bu değişik lafızlardan görülüyor ki,  Hz. Peygamber bunu emir manasında değil tavsiye anlamında kullanmıştır. Şayet bir emir olarak sunmuş olsaydı, mezkur hadisin bütün tariklerinde de bu sigayla gelmiş olması gerekirdi.

 


[1]     Buhari, Kader, 5.

[2] Buhari, Eyman ve’n-Nuzur, 26, had: 29.

[3] Sehavî, Fethu’l-Muğis, I, 142.

[4] a.e, I, 142.

[5] Buhari, Müslim.

[6] Abdurrezzak, Musannaf.

[7] Ahmed, Müsned.