T-A-İ-F-E-T-U-L@M-A-N-S-U-R-A----E-H-L-İ@H-A-D-İ-S
 
  ANA SAYFA
  MİSHARY RASHED AL EFASY İNDİR KUR-AN
  SAHİH BUHARİ TIKLA OKU
  KİTAPLAR
  SESLİ SOHBETLER
  İLETİŞİM
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  KULLUK
  İMANIN HAKİKATİ
  AKİDE
  TEVHİD
  DİNDE ÜÇ TEMEL
  ALLAH RASULÜNÜN NAMAZ KILMA ŞEKLİ
  İSLAMDA NAMAZI TERKETMENİN HÜKMÜ
  TEKFİR FİTNESİ
  SELEFİN YOLU
  KİTAP VE SÜNNET’İN KORUNDUĞU
  KUR’AN’DA MÜ’MİNLERİN ÖZELLİKLE
  BİD'AT VE ŞİRK KONUSUNDA
  TEVBE
  ŞÜKÜR
  İNSANIN YARATILIŞ GAYESİ
  YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARA TERS DÜŞMEK
  DİN NASİHATTİR
  ALLAH KATINDA HAK DİN İSLAMDIR
  DUA ve ZİKİR
  TEVESSÜLÜN ANLAMI
  KABİR AZABINA İMAN ETMEK
  => Kabir Azabı Kaç Türlüdür?
  => Kabir Azabına Götüren Sebepler
  => Kabirde Sorulan Üç Soru
  TASAVVUF HAKKINDA FETVALAR
  ULUV ARŞ-FARKLI KONULAR
  KADER İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR
  HİCRİ 1422 YILI CUMA HUTBELERİ
  UYDURMA HADİSLER 1
  BAZI HADİS ALİMLERİ
  FARK IBN TEYMİYYE
  KULLUK RİSALESİ
  ŞİA AKİDESİ
  EL VELA VEL BERA
  NURCUYA NASİHAT [1]
  CEHMİYYE'YE REDDİYE
  ŞİA.YA Şİİ iBNÜL MUTAHHARA KARŞI OLAN REDDİYE
  ŞEYHU-L-İSLAM İBN TEYMİYYE
  İBNİ.ARABİ VE VAHDED.İ VÜCUD FELSEFESİNE REDDİYE
  ŞEYHÜ-L İSLAM İBN TEYMİYYE.NİN MÜŞKİL AYETLERİN TEVSİRİ KİTABININ TAHKİKİ
  IBN TEYMİYYE KULUN ALLAH-A YAKLAŞMASI
  IBN TEYMİYYE iMAN
  SAKAL DÎNEN GEREKLİDİR...
  ALLAH YOLUNDA CİHAD
  İSLAM’DA RESMİN HÜKMÜ
  TOPLUMUN CEVHERİ HANIMLARA
  HADİS USÜLÜNE GİRİŞ MUHAMMED SALİH EL-USEYMİN
  PEYGAMBERİMİZİN Sallallahu aleyhi vesellem ÜMMETİ ÜZERİNDEKİ HAKKI
  RASÛLULLAH SEVGİSİ VE ALÂMETLERİ
  YUSUF EL KARDAVİ-TEKFİRDE AŞIRILIK
  MUHAMMED-NASIRUDDİN EL ALBANİ-HİCAP
  İBADETTE İKİ TEMEL ESAS
  MUAHEZE İLİMDEN SONRADIR
  MUHAMMED-NASURUD-DİN-EL-ALBANİ.CENAZE-KİTABI
  İSLAM.DA KABİRÇİLİĞİN SAKINCALARI MUHAMMED NASURİDDİN ALBANİ
  *ALLAH-IN CEMALİ CEMALULLAH
  FATİHA SÜRESİ.NİN BÜTÜN BATIL MESHEP VE DİN MENSUPLARINA VE BU ÜMMETİN BİD.AT VE DALALET EHLİNE CEVAP TEŞKİL ETMESİ
  MECUSİLERE VE KADERİYYE MESHEBİNE REDD
  ABDULAZİZ.B.BAZ
  SÜNNET VE CEMAAT KAVRAMI
  KULLAR SADECE ALLAH.A TESLİM OLACAK FITRATTA YARATILMIŞTIR
  RUBUBİYET TEVHİDİ ULUHİYET TEVHİDİNİ GEREKTİRİR BU.DA AYRI BİR DELİLDİR
  MÜSLÜMAN OLABİLMEK İÇİN ŞİRKTEN SOYUTLANMAK ŞARTTIR
  İSLAMİ@KİTAP@İNDİR
  PEYGAMBERİMİZİN MUCİZELERİ SUYUTİ
  IBN TEYMİYYE KABİR ZİYARETLERİ
  ALLAH [CC] IN LANET ETTİKLERİ
  ALLAH [CC] HAKKI İLE TAKDİR EDEMEYENLER
  ALLAH DİYEREK ALDANMAK
  ALLAH-A HÜSNÜZAN BESLEMEK
  ALLAH.IN AFFINA DAYANIP EMİR VE NEHİYLERİNİ YERİNE GETİRMEMEK
  ALLAH.LA BİRLİKTE BAŞKA İLAH EDİNENİN ŞİRKİ
  SÖZLE-ŞİRK
  ŞİRK VE KİBİR
  ŞİRKİN HAKİKATİ
  BÜYÜK HAMA FETAVASI ALLAH-IN ARŞ-A İSTİVASI
  MERAKEŞ FETAVASI
  ALLAH CC NEREDEDİR?
  TACUDDİN EL BAYBURDİ YAZILARI
  TACUDDİN-HOCA NAMAZ İLE İLGİLİ KONULAR
  İSLAM@HOUSE MEKALELERİ
  EBU@MUAZ@YAZILARI
  İMAM BUHARİ (RAF;UL YEDEN)
  EL-FEVAİD-iBN@KAYYIM
  İBRETLER VE HATIRLATMALAR
  TASAVVUFUN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDEKİ KÖTÜ SONUÇLARI
  @VASITA@
  ALLAH CC EL SIFATI
  MEVLİD-İ NEBEVÎ'Yİ KUTLAMANIN HÜKMÜ:
  HEVA VE BİD-AT EHLİNE KARŞI EHL-İ SÜNNET-İN TUTUMU
  ŞERHUS-SUDÛR FÎ HALLİ MUŞKİLETİL-İHTİLAF BEYNEL-ULEMA eş-ŞEVKANİ
  NEBİ B TURHAN,IN VAHDETİ VUCUD RİSALESİ
  İBN TEYMİYYE ER RİSALETÜT TEDMÜRİYYE ŞERİAT ŞER VE KADERE İMAN
  HADİSİ ŞERİFLERE GÖRE EVLENME ADABI ELBANİ
  HZ ALİ,YE R A SUHUF İNDİ Mİ 18 LEM,A NURCULARI İKAZ
  İTİKADİ MESELELERDE AHAD HADİSLERİ DELİL KABUL ETMENİN GEREĞİ ELBANİ
  ÖNCE TEVHİD EY İSLAM DAVETÇİLERİ Alleme Nasıruddin el-Albanî (r.a.)
  ALLAH,IN KIYAMET GÜNÜ GÖRÜLEÇEĞİNE DAİR HADİSLER
  ALLAH AZZE VE CELLE,NİN NUZÜLÜ
  İBN HACERİ,L-MEKKİ (HEYTEMİ)YE REDDİYE
  İmamların İmam’ı İbn Huzeyme rahımullah ve Akidesi
  NESAİ METRUKLAR
  SAHİHU TAHRİÇUL 40 HADİS
  Ebu Hanife Hakkında Bazı Rivayetlerin İncelenmesi
  RECEB VE ŞABAN AYI İLE İLGİLİ ZAYIF VE UYDURMA HADİSLER
  Ashâbu’l-Hadis’in Akidesi
  Heva ve Ona Tabi Olmanın Yerilmesi
  KALBİN MÜHÜRLENMESİ VE PASLANMASI
  KÜÇÜK GÜNAHLAR
Kabir Azabı Kaç Türlüdür?

KABİR AZABI SÜREKLİ MİDİR?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Kabir azabı sürekli midir? Yoksa belirli bir süre sonra biter mi? İmam İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- bu meselede şöyle demiştir:

"Kabir azabı iki türlüdür:

Birincisi: Bazı hadislerde, İsrâfil -aleyhisselâm-'ın birinci ile ikinci sûra üfleyişi arasındaki süre içerisinde kabir azabı gören kimselerden azabın hafifletileceği haber verilmiştir. Bunun dışında kabir azabı süreklidir.

Nitekim azap görenler kabirlerinden kalktıkları zaman şöyle diyeceklerdir:

"(Yeniden dirilişi inkâr edenler pişmanlık içerisinde) bize yazıklar olsun! Bizi kabirlerimizden kim kaldırdı (çıkardı)? derler. (Onlara cevap olarak şöyle denilecektir:) Bu, Rahmân'ın vadettiği ve doğru sözlü peygamberlerin haber verdikleri şeydir (ba's/yeniden diriliştir)! "[1]

Kabir azabının sürekli olduğuna Allah Teâlâ'nın şu sözü delâlet etmektedir:

 Onlar (Firavun âilesi, kabirlerinde azap olunurlar ve hesap gününe kadar) sabah- akşam ateşe sunulurlar: Kıyâmetin kopacağı gün de (yaptıkları kötü amellerine karşılık olarak) Firavun âilesini en şiddetli azaba sokun!"[2]

Yine, kabir azabının sürekli olduğuna Semura b. Cundeb'un -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in rüyâsında gördüklerini haber verdiği şu hadis delâlet etmektedir.

Bu hadiste Semure b. Cündub şöyle anlatır:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazını kıldırdığı zaman yüzünü bize döner ve ‘Bu gece sizden kim rüya gördü?’ diye sorardı.Eğer birisi rüya görmüş ise onu anlatır, o da: ‘Mâşâallah’ derdi.

Yine bir gün bize: 'Bu gece sizden kim rüya gördü?' diye sordu.Biz de: 'Gören yoktur' dedik. Bunun üzerine O: 'Ama ben bu gece bana gelen iki adamı gördüm. Elimden tutup beni Mukaddes Toprağa çıkardılar. Bir de baktım, orada, oturan bir adamla elinde demir çengel olan ayakta bir adam var. Bu adam çengeli avurtunun içinden ensesine kadar sokuyordu.Sonra da avurtunun diğer kenarına sokup aynısını yapıyordu, bu arada diğer tarafı iyi olunca, o zaman bu tarafa dönüp tekrar aynısını yapıyordu.

Ben: Bu nedir? dedim.

Yürü! dediler. Yürüdük, sonunda sırt üstü uzanmış bir adama vardık.Başucunda ise ayakta elinde bir taş bulunan bir adam vardı, taşla başını eziyordu. Taşı vurduğunda taş yuvarlanıp gidiyor, o da taşı almak için arkasından gidiyordu, tekrar geri geldiğinde başı iyi olup eski halini alıyor, adam tekrar gelip başına vuruyordu.

Ben: Bu da kimdir? dedim.

Yürü! dediler. Yürüdük, sonunda tandır gibi bir deliğe vardık, üstü dar, altı geniş olup altında ateş yanıyordu. Ateş yaklaştırıldığında (alevler yükseldikçe) içindekiler de yükseliyor, neredeyse dışarı çıkacak oluyorlar, ateş sakinleşince tekrar içerisine dönüyorlardı. Buranın içerisinde çıplak kadınlar ve erkekler vardı.

Ben: Bunlar da kimdir? dedim:

Yürü! dediler.Yürüdük, sonunda içerisinde ortasında bir adam bulunan kandan bir nehre vardık.Nehrin kıyısında önünde birtakım taşlar bulunan bir adam vardı.Nehirdeki adam gelip dışarı çıkmak istediğinde nehrin kıyısındaki adam onun ağzına bir taş atarak onu bulunduğu yere gönderiyordu. Adam çıkmak için geldiğinde her defasında ağzına bir taş atıp yerine döndürüyordu.

Ben: Bu da nedir? dedim:

Yürü! dediler.Yürüdük, sonunda içerisinde büyük bir ağacın bulunduğu yemyeşil bir bahçeye vardık. Ağacın dibinde yaşlı bir adamla birtakım çocuklar vardı. Bir de baktım ki ağacın yakınında, önünde yakıp tutuşturduğu ateş bulunan bir adam var.Sonunda beni ağacın içinden yukarı çıkararak bir eve girdirdiler ki bu evden daha güzelini asla görmedim.Evin içerisinde yaşlısından gencine birtakım erkekler, kadınlar ve çocuklar vardı. Sonra beni buradan çıkarıp yine ağaçtan yukarı kaldırdılar ve bir eve girdirdiler ki bu ev daha güzel ve daha değerli idi. Yine buranın da içerisinde yaşlılar ve gençler vardı.

Ben: Bu gece beni gezdirip dolaştırdınız, şimdi gördüklerimin ne olduğunu bana haber verin bakalım, dedim.

Olur, dediler.

Avurtu yarılıp parçalandığını gördüğün adam, yalancıdır. Yalan konuşur, kendisinden her tarafa yalan taşınırdı.İşte bu sebeple kıyâmet gününe kadar ona böyle azap edilir. Başının taşla parçalandığını gördüğün adam, Allah kendisine Kur’an'ı öğrettiği halde, uykuyu Kur'an'a tercih eder, gündüz de Kur’an-ı Kerim'e göre yaşamazdı. İşte bu nedenle ona kıyâmet gününe kadar böyle azap edilir.Deliğin içinde gördüğün erkekler ve kadınlar, zinâkârlardır. Nehirde gördüğün adam fâiz yiyenlerdir.Büyük ağacın altında gördüğün yaşlı adam İbrahim -aleyhisselâm-'dır.Çevresindeki çocuklar insanların çocuklarıdır.Ateşi yakan ise cehennemin bekçisi Mâlik’tir.İlk girdiğin ev, bütün müslümanların evi, bu ev ise şehitlerin evidir. Ben Cebrail’im. Bu da Mikail’dir.

Başını yukarı kaldır! dedi. Başımı kaldırdım, bir de baktım ki üstümde bulut gibi bir şey duruyor. Bana: İşte bu de senin evindir, dediler.

Ben: Beni bırakın da evime gireyim, dedim.

Ama senin henüz tamamlamadığın bir ömrün var, şayet tamamlamış olsaydın, evine girerdin, dediler." [3]

Abdullah b. Abbas'tan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunan hadiste, o şöyle demiştir:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- (bir gün) Medine'de bir hurma bahçesinden geçerken kabirlerinde azap çekmekte olan iki insanın sesini işitti. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Bu ikisi azap çekiyorlar.Çektikleri azap da büyük bir şey değildir (kolay olan, fakat ondan korunmaları nefislerine zor gelen bir şey idi.) Oysa o şey, nüyük günah idi.' Sonra şöyle buyurdu: 'Evet! Onlardan birisi, idrar sıçrantısına karşı korunmaz, diğeri ise (insanlar arasında) laf getirip-götürürdü.Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- sonra yaprağı olmayan yaş bir hurma dalı isteyerek onu ikiye ayırdı. Bir parçasını birinin üzerine dikti, diğerini de öbürünün üzerine dikti ve: 'Bu iki dal, yaş kaldıkça o ikisinden azabın hafifletimesini ümit ederim' buyurdu." [4]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hadiste, azabın hafifletilmesini, iki hurma dalının yaş kalmasıyla sınırlı kılmıştır.

Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- o şöyle buyurmuştur:

 “Vaktiyle kendini beğenmiş bir adam güzel elbisesini giymiş, çalım satarak yürüyordu. Allah Teâlâ onu yerin dibine geçiriverdi. O şahıs kıyâmete kadar debelenerek yerin dibini boylamaya devam edecektir.” [5]

Berâ b. Âzib'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Ensar'dan bir adamın cenâzesini defnetmek için çıktık, kabre geldiğimizde kabir henüz kazılmamıştı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- oturunca, biz de onun meclisine saygıdan dolayı sanki başımızda kuş duruyormuşçasına hepimiz hareketsiz bir şekilde onun etrafında oturduk. Elinde bir çubuk vardı ve düşünceli bir şekilde çubuğun bir ucuyla yeri eşeliyordu.Başına kaldırdı ve -iki veya üç defa-: 'Kabir azabından Allah'a sığının, buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: Mümin kul, dünyadan ayrılmak ve âhirete yönelmek üzere olduğu zaman ona gökten yüzleri sanki güneş gibi olan beyaz yüzlü melekler iner.Yanlarında cennet kefenlerinden ve kokularından vardır. Onun görebileceği yere otururlar. Sonra ölüm meleği gelir, baş tarafına oturur ve şöyle der: Ey güzel ruh, çık ve Rabbinin mağfiretine ve rızâsına gel.Bunun üzerine o ruh, tulumun ağzından damlayan bir damla gibi çıkar ve ölüm meleği onu alır.Ölüm meleği, mü'min kulun ruhunu aldığında, melekler onu göz açıp kapayacak kadar ölüm meleğinin elinde bırakmazlar.Onu ölüm meleğinin elinden alırlar ve bu kefene koyarlar.O ruhtan, yeryüzünde bulunan en güzel mis kokusu gibi bir koku çıkar.Onu melekler arasından geçirirken: Bu güzel ruh nedir? derler.Dünyadaki en güzel isimlerini söyleyerek: 'Falan oğlu falandır' derler. Dünya semâsına ulaşıncaya kadar çıkarırlar. Melekler onun için kapının açılmasını isterler. Onlara kapı açılır. Bunun üzerine  yedinci semâya ulaşıncaya kadar her semâda bulunan Allah'a yakın melekler o ruha eşlik ederler.Nihâyet Allah -azze ve celle-  şöyle buyurur: 'Kulumun amel defterini, İlliyyîn'e yazın ve ruhunu yeryüzüne geri gönderin.Çünkü ben, onları ondan (topraktan) yarattım ve yine ona döndüreceğim.Bir defa daha onları (hesaba çekmek üzere) topraktan çıkaracağım.' Bunun üzerine mü'min kulun ruhu bedenine iâde edilir. Ardından iki melek yanına gelip onu oturturlar ve:

Rabbin kimdir? derler.

Mü'min kul: Rabbim Allah'tır, der.

Onlar: Dinin nedir? derler.

Mümin kul:Dinim İslâm'dır, der.

Onlar: Size gönderilen adam hakkında ne dersin? derler.

Mümin kul: O Allah'ın elçisidir, der.

Onlar: Sana bunları bildiren nedir? derler.

Mümin kul: Allah'ın kitabını okudum, ona inandım ve onu tasdik ettim, der.

Bunun üzerine semâdan bir ses gelir: Kulum doğru söyledi. Cennet'ten bir yer döşeyin (makamını hazırlayın),onu cennet elbiselerinden giydirin ve ona cennetten bir kapı açın, der.Bunun üzerine ona cennetin esintisinden ve güzel kokusundan kokular gelir, gözünün görebileceği yere kadar kabri genişletilir. Sonra ona, güzel yüzlü, güzel elbiseli ve güzel kokular içerisinde olan birisi gelir ve seni mutlu edecek şeyle sevin.Bugün sana va'd olunan gündür, der.Bunun üzerine o: Sen kimsin? Senin o hayırlı yüzün nedir,der.O: Ben, senin sâlih amelinim der.Bunu işitince,Yâ Rabbi! Kıyâmeti çabuk kopar ki, âileme ve malıma kavuşayım, der.

Kâfir kul, dünyadan ayrılmak ve âhirete yönelmek üzere olduğu zaman, yanlarında kaba ve sert elbise olan siyah yüzlü melekler gelir ve onun görebileceği bir yerde otururlar.Sonra ölüm meleği onun yanına gelip başucunda oturur ve ona: Ey çirkin ruh, haydi çık! Allah'ın öfkesine ve gazabına gel! der.Bunun üzerine ruhu bedenine dağılır ve ıslak yüne dolaşan pıtrağın[6] yünden çekilip çıkarıldığı gibi, ölüm meleği onun ruhunu bedeninden çekip alır (ruhu bedeninden güçlükle ayrılır).Ölüm meleği ruhunu alınca da, melekler onu göz açıp kapayacak kadar ölüm meleğinin elinde bırakmazlar.Onu ölüm meleğinin elinden alırlar ve kaba ve sert elbisenin içine koyarlar. Ondan yeryüzünde bulunan en pis leş kokusu gibi bir koku çıkar. Onu semâya yükseltirler.Her semâda bulunan meleklerin yanından geçerken onlar: "Bu pis ruh kimindir? derler. Melekler, dünyadaki en kötü ismini söyleyerek:"Falan oğlu falandır, derler.Dünya semâsına gelince, onun için semânın kapılarının açılmasını isterler, fakat ona kapılar açılmaz.Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu âyeti okudu:"(Öldükleri zaman) onlar (ın ruhların)a gök kapıları açılmaz ve deve, iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremezler.Suçluları işte böyle cezâlandırırız."(A'râf Sûresi: 40)

Allah -azze ve celle- şöyle buyurur: "Onun amel defterini Siccîn'e ( en aşağı tabakaya) yazın". Sonra onun ruhu, gökten yere fırlatılıp atılır. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu âyeti okudu: "Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki o, gökten düşüp de parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış veya rüzgâr onu uzak bir yere sürükleyip atmış kimse gibidir." (Hac Sûresi:31). Ardından ruhu bedenine iâde olunur da (Münker ve Nekir adlı) iki melek ona gelip yanına oturur ve:

Rabbin kimdir? derler.

Kâfir kul: Şey şey, bilmiyorum,der.

Onlar:Dinin nedir? derler.

Kâfir kul: Şey şey, bilmiyorum, der.

Onlar: Size gönderilen adam hakkında ne dersin? derler.

Kâfir kul: Hah…Hah… Bilmiyorum, der.

Bunun üzerine semâdan bir ses: 'Yalan söyledi, ona cehennem'deki yerini hazırlayın ve ona cehennemden bir kapı açın' der.Cehennem ateşinin sıcağından ve sıcak rüzgârından gelir ve kaburgaları birbirine geçecek şekilde kabri ona daraltılır.Çirkin yüzlü, kötü elbiseli ve pis kokulu bir adam ona gelir ve şöyle der: Seni üzecek şeye sevin! Bugün, va'd olunduğun gündür.Kâfir ruh ona: Sen kimsin? Çirkin yüz kötülük getirdi, der. O da: Ben senin çirkin amelinim, der.Bunun üzerine: Rabbim! Kıyameti koparma, der."[7]

İkincisi: Belirli bir süreye kadar azap edildikten sonra kabir azabı kesilir.

Bu azap türü, günahları az olan bazı günahkâr mü'minler içindir. Bu kimseler, günahlarına göre azap görecekler, -aynı cehennemde azap görüp de sonra onlardan azabın giderileceği gibi-, daha sonra azap onlardan hafifletilecektir.

Ölünün yakın akrabası veya başkası tarafından kendisi için yaptığı duâ, verdiği sadaka, yaptığı istiğfar veya haccın sevabının kendisine ulaşmasından dolayı kabir azabı ölüden kaldırılabilir." [8]

Allah Teâlâ'dan bize rahmetiyle muamelede bulunmasını dileriz.

Allah Teâlâ, Peygamberimiz Muhammed'e salât ve selâm eylesin.


[1] Yâsin Sûresi: 52

[2] Ğâfir (Mü'min) Sûresi:46

[3] Buhârî

[4] Buhârî

[5] Müslim

[6] Pıtrak: Dikenli tohumları hayvanların kıllarına ve insanların giysilerine takılan bir yıllık ve otsu bir bitkidir.Botanik (Bitki Bilimindeki) adı; 'Xantium spinosum'dur.

[7] İmam Ahmed'in Müsnedi, hadis no: 17803

[8] İbn-i Kayyim'in, "Ruh" adlı eseri, sayfa: 89

 
   
Reklam  
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=