Kuran ve Sünnet

Kendisinden Tevbe Edilmesi İçin Şirk’in Haram ve Kötü Oluşunun Bilinmesi Şarttır

Kendisinden Tevbe Edilmesi İçin Şirk’in Haram ve Kötü Oluşunun Bilinmesi Şarttır

 

Bilindiği gibi, ayetin belirttiği şirki terk edebilmek için önce onu, onun kötülüğünü bilmek lazımdır. Ta ki ondan hakkıyla teberri edilebilsin. Bu ise yolun serbest bırakılması için şarttır.

İbni Kayyım’diyor ki:

"Din, Allah’a muhabbet demek olan bu büyük esas üzerine oturtulmuştur. Keza kıble de bu doğrultuda tayin edilmiştir. Ki bu, yaratıkların etrafında döndüğü mihenk noktasıdır. Buna girebilmenin tek yolu da bilgi kapısından geçer. Şüphesiz bir şeyi sevmek, onu hissetmenin bir parçasıdır.

Nitekim elçiler ancak bilgi ile gönderilmiş, kitaplar da bu esasa göre indirilmiştir. Aynı şekilde biricik Allah’a ibadet, O’na övgü ve O’nu yüceltme, sırf ilimle yapılabilir. Bunun gibi helal ve haram da bu yolla (bilmekle) bilinebilir. Kaldı ki İslâm’ın diğer dinlerden üstünlüğünü dahi ancak bununla anlamak mümkündür." (Miftah’u Dar’ıs-Se’ade, 1/87)

Fakat durum Ömer b. el-Hattab’ın dediği gibidir. “Şüphesiz İslâm ‘da cahiliyeyi bilmeyenler türeyince İslâm ‘ın gömleği ilik ilik sökülecektir.”  (Medaric Terc., 1/262 -1. Dipnot)

Bu şundan dolayıdır:

Cahiliye ve şirk bilinmediği zaman keza Kur’an’ın onu basitseme ve kötülemesi bilinmez ise, içine düşülür. O telaffuz edilir. Ona çağırılır ve güzel görülür, tasdik edilir.

Ne var ki o, bu durumun cahiliye ehlinin üzerinde bulunduğu hal olduğunu bilmez. Ya da benzeri bir durum veya ondan daha kötü olduğunu kavrayamaz. Bununla da İslâm’ın gömleği üzerinden sıyrılır. Böylece maruf münker olur, münkerse maruf. Bidat sünnet olur, sünnet ise bidat. Bu bağlamda kişi, sırf iman ve tevhit olan değerlerinden dolayı tekfir edilir. Bunun gibi, sırf Resul’e (s.a.v) tabi olmak ve heva ve heves ile bidatlerden uzaklaşmak sebebiyle bidatçilikle itham edilir." (Medaric’us-Salikin, 1/351-352)

Allah’ın izniyle bu sözler, şeriat ve maksatlarından haberdar bir allamenin sözleridir. Şimdi şirki tanımayan ve kötülüğünü bilmeyen kişi ondan nasıl tevbe edecek. Keza ortağı olmayan tek Allah’a ibadetin çerçevesi ve ölçülerini ve tevhit ile O’na itaati bilmeyen insan, Allah’a nasıl ibadet etsin. Bu tıpkı İmam’ın dediği gibidir:

Sırf Allah’a ibadet, hamdu sena ve saygı ancak ilimle yapılabilir.

Geçen iki ayetteki mevzuyu şöylece özetleyebiliriz. Müşrikler şirkten tevbe ederek teberri edip arındıklarında ve tevhide sarıldıkları anda tepelerindeki öldürme ve savaş faktörü kalkar ve yolları serbest bırakılır.