Kuran ve Sünnet

Allah'ın Ne Öncekilerden, Ne Sonrakilerden Din Olarak Başkasını Kabul Etmeyeceği Din İslâm Dinidir

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

Allah'ın Ne Öncekilerden, Ne Sonrakilerden Din Olarak Başkasını Kabul Etmeyeceği Din İslâm Dinidir

 

Allah'ın, ortak koşulmaksızın yalnızca kendisine ibadet edilmesini emrettiğine de iman etmek gerekir.

Nitekim O, cinleri ve insanları kendisine ibadet etmeleri için yaratmış, bu sebeple peygamberler gönderip (onlar vasıtasıyla) kitaplar indirmiştir.

(Şunu da bilelim ki:)

O'na ibadet etmek, O'na tam manâsıyla boyun eğme ve O'nu (tam manâsıyla) sevmeyi de zımnında (içerisinde) barındırır; bu ise O'na (Hz. Peygamber'e) tam olarak itaati içine alır. (en mükemmel şekilde itaat etmeyi gerektirir.)

Nitekim Allah Te'âlâ buyurmuştur ki:

"Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur " (Nisa 4/80);

"Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik " (Nisa 4/68);

"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın" (Âl-i İmrân 3/31);

"Senden Önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahmân'dan başka tapılacak (kulluk yapıp, ibadet edilecek) ilahlar (edinin diye) emretmiş miyiz? " (Zuhruf 43/45);

"Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona: 'Benden başka ibadete layık ilâh yoktur; şu halde bana kulluk edin diye vahyetmiş olmayalım" (Enbiyâ 21/25);

"Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin, diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve isa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din / teşri (kanun) kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din), Allah'a ortak/şirk koşanlara (müşriklere) ağır geldi " (Şûra 42/13);

"Ey Resuller! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim. Şüphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbiniz'im. Öyle ise benden sakının (denildi)" (Mü'minûn 23/51-52).

Yüce Allah âyette resullere, dini ayakta tutmalarını ve onda ayrılığa / tefrikaya düşmemelerini emrediyor. İşte bu sebebledir ki Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sahih rivayetle nakledilen hadîste şöyle buyuruyor:

"Biz peygamberler topluluğunun dini birdir. Nebiler baba bir anaları ayrı kardeşlerdir. Meryem'in oğluna insanların en yakını benim; zira benimle O'nun arasında başka peygamber yoktur." (Buhâri", "Enbiyâ", 48; Ahmed b. Hanbel, II, 406, 437.)

Bu din, Allah'ın ne öncekilerden ne de sonrakilerden, din olarak başkasını kabul etmediği İslâm Dini'dir.

Zira tüm peygamberler İslâm Dini üzeredir.

Allah Te'âlâ, Hz. Nuh hakkında şöyle buyurmaktadır:

"Onlara Nuh'un haberini oku: Hani O kavmine demişti ki: 'Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) durmam ve Allah'ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, ben yalnız Allah'a dayanıp güvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin. Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan başkasına ait değildir ve bana Müslümanlar'dan olmam emrolundu. " (Yûnus 10/71-72);

Hz. İbrahim hakkında da şöyle buyurmaktadır:

"Nefsini küçük düşürenden başkası İbrahim'in milletinden (dininden) yüzçevirmez. Andolsun ki gerçekte biz onu (İbrahim'i) dünyada (resul olarak) seçtik. O ahiret gününde de salihlerden (kazananlardan) olacaktır.

Hani Rabbi ona (İbrahim'e): "teslim ol (kalb ve amellerinle bana boyun eğ)" deyince o: "Ben Alemlerin Rabbine teslim oldum (kalb ve hareketlerimle boyun eğdim)" demişti.

İbrahim oğullarına da  (İslam'ı defalarca) tavsiye etmişti. Yakub da (oğullarına defalarca tavsiye etmişti). (Onlara şöyle vasiyet etmişlerdi): "Ey oğullarım! Allah size (kendisine bağlanıp uymanız için) tek bir din seçti. (Bu sebeple) sizler ancak müslümanlar olarak ölünüz." (Bakara 2/130-132);

Hz. Musa hakkında şöyle buyurmaktadır:

"Musa dedi ki: Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız sadece O'na güvenip dayanın" (Yûnus 10/84);

İsa'nın havarileri hakkında şöyle buyurmaktadır:

"Hani havarilere: 'Bana ve rasulüme iman edin' diye ilham etmiştim. Onlar (da) 'İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (Müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol' demişlerdi." (Mâide 5/111);

Daha önce geçmiş peygamberler hakkında:

Teslim (Müslüman) olmuş peygamberler, yahudilere onunla -Tevrat'la- hükmederlerdi. (Mâide 5/44) buyurmuş ve Belkıs'ın da:

"Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml 27/44) dediğini belirtmiştir.

 

Müslüman olmanın zımnında, yalnızca Allah'a teslim olmak vardır. (İslâm dini sadece Allah'a teslim olmayı içerir.)

Hem Allah'a hem de O'ndan bir başkasına teslim olan kimse müşriktir.

O'na teslim olmayan kimse ise O'na ibadet hususunda tekebbür göstermiş (kibirlenip ibadetten yüz çevirmiş) tir.

O'na ortak/şirk koşan ve ibadeti hususunda tekebbür gösteren (kibirlenip ibadetten yüz çeviren) kimse kâfirdir.

Yalnızca O'na teslim olmak, yalnızca O'na ibadet ve itaat etmeyi de içinde barındırır.

İşte Allah'ın başka bir dini kabul etmediği İslâm Dini budur.

Teslim olup müslüman olma, Allah'ın emrettiği her şeyi emrettiği zaman zarfında / diliminde yapmak suretiyle (emrettiği şekilde) itaat etmekle gerçekleşir.

 

Dolayısıyla Allah önceleri Mescid-i Aksâ'yı kıble edinmeyi emretmişse, (Mescid-i Aksâ yönelmek), daha sonra ise Kabe'yi kıble edinmemizi buyurmuşsa, (Kabe'ye yönelmek İslâm'dır.) Bu her (iki emir de) iki fiil de Allah'ın emrettiği zaman zarfında (dönemde) İslâm'a dahildir.

Binaenaleyh din; her iki fiilde de Allah'a itaat ve ibadet etmektir. fiilin / davranışın şeklî bir unsuru farklı olsa da -ki bu namaz kılınan yöndür- (yâni namaz kılanın yönü değişmiştir.)

Aynı şekilde, peygamberlerin şeriat, yol, yön ve ibadet şekilleri değişse de bu, dinin tek olmasına engel değildir (bütün peygamberlerin dini birdir). Kaldı ki, bu (değişiklik) tek bir peygamberin şeriati içinde de mümkündür. (ama peygamberin dini aynı din olarak devam etmektedir.)

Allah Te'âlâ, peygamberlerin ilkinin sonuncusunu müjdelemesini ve ona iman etmesini, sonuncusunun da ilkini tasdik edip ona iman etmesini onların dininin bir parçası kılmıştır.

Allah Te'âlâ, buyurmuştur ki:

"Allah nebilerden şöyle bir misak (yeminle destekleyerek verdikleri söz) almıştı: "Size, ne kadar kitap ve hikmet versem de, ardınızdan size verdiğimi tasdik edici bir rasul geldiği zaman ona iman edin ve yardımınızla destekleyin. (Allah) dedi ki: "Bunu ikrar edip kabul ettiniz mi?" (Nebiler) dediler ki: "İkrar (kabul) ettik." (Allah) dedi ki: "(Kabul ettiğinize dair birbirinize) şahit olun. Ben de sizinle beraber şahid olanlardanım." (Al-i İmrân 3/81).

İbn Abbâs (r.a.) da:

"Allah hiçbir peygamber göndermemiştir ki, ondan, o hayatta iken Hz. Muhammed'i gönderirse O'na iman edip yardımda bulunacağına dair söz almış olmasın." demiştir. (Müslim, "İmân", 80; Nesa'î, "Bey'at", 32; Tirmizi, "Zühd", 39.)

Allah, bu peygambere, kendileri hayatta iken Hz. Muhammed'i gönderirse O'na iman edip yardımda bulunacaklarına dair ümmetinden söz almasını da emretmiştir. Allah Te'âlâ:

"Sana da kitabı (Kur'ân'ı), daha önce gelen kitabı doğrulayıcı ve ona şahit olarak hakla indirdik. Onların arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet! Sana hak geldikten sonra onların hevalarına/arzularına uyma! (Ey ümmetler!) Sizden her birinize bir şeriat ve bir yol kıldık." (Mâide 5/48) buyurarak bu peygamberlere imanı birbirine bağlı kılmıştır.

Bunların birine iman edip diğerini inkâr ettiğini söyleyen kimse kâfir olur. Zira Allah Te'âlâ buyurmuştur ki:

"Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip 'Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız' diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte gerçekten kâfirler bunlardır." (Nisa 4/150-151);

"... Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık, kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir." (Bakara 2/85).

(Görüldüğü gibi âyette Yüce Allah, imanı bir bütün olarak ele almış ve Kur'an'ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayanı kâfir saymıştır.)

Bize hitaben:

"Biz Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve esbâta indirilene, Musa ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk, deyin. Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir"  (Bakara 2/136-137) buyurarak;

"Bunların tamamına iman ettik ve onlara teslim olduk" dememizi emretmiştir.