Kuran ve Sünnet

Mezarlar Konusunda Bid'at Olan Gelenekler

الرحيم

 

Mezarlar Konusunda Bid'at Olan Gelenekler

 

Bunun dışında mezar ve mezarlıklarla ilgili olarak sonradan ortaya atılmış, bid'at nitelikli çeşitli gelenekler vardır ki, başlıcaları şunlardır:

1 - Mutlak anlamda mezarlar yanında namaz kılmak, oraları mescid yapmak.

Elimizde Peygamberimizin bu davranışları tümü ile yasaklandığını, bunlarla ilgili sert ifadeler kullandığını belirten çok sayıda sağlam kaynaklı belge vardır. Bu arada mezarlar üzerine mescid yapmayı, değişik mezheplere bağlı çok sayıda ilim adamımız, bu konudaki hadisler uyarınca açıkça sakıncalı saymışlardır.

Bu alimler arasından bizim mezhebimizin bağlıları ile İmam-ı Malikî'nin ve İmam-ı Şafiî'nin bazı taraftarları bu işi açıkça haram sayarken, diğer bir gurup bilgin bunun mekruh olduğunu söylemişlerdir. Yalnız bu işi mekruh sayanların, bu sözleri ile hafif mekruhluğu (Kerahat-i Tenzihiye) mu, yoksa harama yakın mekruhluğu (Kerahat-i Tahrimiye) mu kasdettiklerini bilemiyorum. Görüş farklarının niteliği ne olursa olsun, bu işin harama yakın anlamda mekruh olduğu kesindir. Çünkü Müslim'in bildirdiğine göre, sahabilerden Cundub b. Abdullah Becelî (Allah ondan razı olsun) şöyle diyor:

“Peygamber Efendimizin (salât ve selâm üzerine olsun) vefatından beş gün önce şöyle buyurduğunu işitmiştim:

“Aranızdan birinizin dostum olmasından Allah'a sığınırım. Çünkü Allah, İbrahim'i nasıl dost edindi ise beni de öyle dost edinmiştir. Fakat eğer aranızdan birini dost edinecek olsaydım, Ebu Bekir'i dost edinirdim. Haberiniz olsun, sizden önceki ümmetler peygamberlerinin mezarlarını mescid edinirlerdi. Dikkat edin de siz de benim mezarımı mescid edinmeyiniz. Bunu size kesinlikle yasaklıyorum.” (Bkz. Müslim, Kitab, Mescid ve Namazlıklar H. No: 532, c. 1, s. 377, 378.)

Öte yandan Buharî ve Müslim'in bildirdiklerine göre Hz. Ayşe ile Abdullah b. Abbas (Allah her ikisinden de razı olsun) birlikte şöyle diyorlar:

“Peygamberimiz kendisine vahiy inince hemencecik yüzüne bir gömlek örterdi ve sıkılınca bu gömleği yüzünden çıkarırdı. Bir defasında bu durumdayken şöyle buyurdu:

“Allah'ın laneti yahudiler ile hristiyanların üzerine olsun. Çünkü onlar Peygamberlerinin mezarlarını mescid edinmişlerdir.”

Peygamberimiz bu sözleri ile müslümanları yahudiler ve hristiyanlar gibi yapmamaları konusunda uyarmak istiyordu.”

(Buhari, bu hadisi, birden çok yerde zikredmiş: Bkz. Kitab El-Salah, bab: 55, H. No: 435, 436; Müslim, Mescidler ve namazlıklar kitabı, Bab: Mezarlar üzerine bina yapmanın yasaklanması, H. No: 531.)

Yine Buharî ile Müslim'in birlikte Ebu Hureyre'ye (Allah ondan razı olsun) dayandırarak bildirdiklerine göre Peygamberimiz (salât ve selâm üzerine olsun) buyuruyor ki:

“Allah yahudiler ile hristiyanların canını alsın! Onlar peygamberlerinin mezarlarını mescid edindiler.”

(Buharî, Namaz, kitabı, Bab: 55, H. No: 437; Müslim, Kitab, Mescidler; bab: Mezarlar üzerine bina (türbe) yapmanın yasaklığı, H. No: 530.)

Görüldüğü gibi Peygamberimiz, ömrünün son günlerinde mezarları mescid edinmeyi yasaklamış ve yine bu son günlerinde yahudi ile hristiyanları bu yoldaki davranışları yüzünden lanetleyerek ümmetini onlar gibi yapmamaları hususunda uyarmak istemiştir.

Nitekim Buharî ile Müslim'in bildirdiğine göre Hz. Ayşe (Allah ondan razı olsun) diyor ki:

“Peygamberimiz son hastalığı sırasında -ki o bu hastalıktan sonra bir daha iyileşip ayağa kalkmadı- şöyle buyurdu:

“Allah yahudiler ile hristiyanlara lanet etsin! Çünkü onlar peygamberlerinin mezarlarını mescid (mabed) edinmişlerdi.”

Eğer bu sebep olmasaydı, Peygamberimiz mezarını herkesin ziyaretine açardı. Fakat bu takdirde oranın mescid edinilmesinden çekindi.”

Ahmed İbn Hanbel'in “Müsned” adlı hadis kaynağında Abdullah b. Mesud'a dayanarak bildirdiğine göre Peygamberimiz (salât ve selâm üzerine olsun) şöyle buyuruyor:

“İnsanların en kötüleri kıyamet koptuğu anda hayatta olanlar ile Peygamberlerin mezarlarını mescid (mabed) edinenlerdir.”  (Ahmed, El-Müsned, c. 1, s. 435.)

Yine İmam-ı Ahmed'in sahabilerden Zeyd b. Sabit'e dayanarak bildirdiğine göre Peygamberimiz:

“Allah yahudiler ile hristiyanlara lanet etsin. Çünkü onlar peygamberlerinin mezarlarını mescid (mabed) edindiler.” buyurmuştur. 

(Ahmed, El-Müsned, c. 5, s. 184, 186; Hadisin ravileri arasında adı geçen Ukbe b. Abdurrahman hadis kritercilerinin bir takımlarına göre kimliği bilinmemektedir. İbn Hibban ise onu güvenilirler arasında saymaktadır. (Bkz. Tehzib El-Tehzib, c. 7, s. 245; biy. No: 441, Fakat hadisin geri kalan ravileri güvenilirdirler.)

İmam-ı Ahmed'in, Ebu Davud'un, Tirmizî'nin ve Nesaî'nin bildirdiğine göre de ünlü sahabi İbn-i Abbas (Allah ondan razı olsun) diyor ki:

“Peygamberimiz mezarları ziyaret eden kadınları oraların üzerine mescid inşa edenleri ve kandil yakanları lânetlemiştir.”

(Ahmed, El-Müsned, c. 1, s. 229, 287, 324, 337; Ebu Davud, Kitab Cenazeler, bab, Kadınların mezarlıkları ziyaret etmeleri, H. No: 3236, Tirmizi, Kitab, Namaz, Bab, kabirleri mescit edinmenin keraheti-çirkinliği, sakıncası-, H. No: 320, Tirmizi, İbn Abbas'ın bu hadisini “hasen” olarak tanımlamaktadır. Hadisin bütün rivayet kanallarına ve rivayet edenlerine baktığımızda hadis, hemen hemen sahihlik derecesine erişir.)

Bu konudaki hadislerin ve belgelerin sayısı çoktur. Fakat hepsini ele alıp incelemenin yeri burası değildir.

Buna göre peygamberlerin, salih kişilerin, hükümdarların ve benzeri tanınmış şahsiyetlerin mezarları üzerine inşa edilmiş olan tüm mescidleri, kesinlikle ya yıkarak veya başka bir yolla ortadan kaldırmak gerekir.

Bildiğime göre hiç bir tanınmış alim bu konuda farklı bir görüşe sahip değildir.

Yine tartışmasız olduğunu bildiğim bir başka hüküm böyle bir mescidde namaz kılmanın mekruh olduğudur.

Bizim mezhebimize göre ise bu konuda var olan yasaklama, lanet ve başka hadislerin ışığında bu mescidlerde kılınan namaz geçersizdir (sahih değildir). Böyle yerlerde tek mezar bulunduğu için bu konuda görüş ayrılığı yoktur.

(Muğnî'de şöyle zikrediliyor: Kim mezarlıkta kabirler arasında bir mescit yaparsa bunun hükmü de kabir üzerine yapılanın hükmündedir. Yani, burada kılınan namaz caiz değildir. Bkz. a.g.e., c. 1, s. 720, 721: Müellifin Mecmu El-Fetavâ, c. 21, s. 304, 321, 323 ve c. 22, s. 194, 195; c. 27, s. 140.)

Bizim arkadaşlarımızın üzerinde mescid inşa edilmemiş olan mezarlıklarla ilgili görüşleri farklıdır. Namaz kılma yasağı bir arada bulunarak en az üç mezar için mi söz konusudur, yoksa çevresinde başka mezar bulunmayan tek bir mezarın yanında da namaz kılınamaz mı?

Bu meselede “kılınır” diyen arkadaşlarımız olduğu gibi “kılınmaz” diyen arkadaşlarımızda vardır. (Bkz. Merdavî, El-İnsaf Ma'rife El-Racih, minel-Hilaf, c. 1, s. 490.)

Bu arada eğer bu mescidlerin arsaları normal yollardan sağlanmayıp gasp edilmiş ise söz konusu yasak daha da ağırlaşır.

Meselâ; her hangi bir alimin, bir salih kişinin veya benzeri tanınmış bir şahsiyetin kamu yararına ayrılmış bir mezarlıkta bulunan kabri üzerinde mescid, medrese, kervansaray veya ziyaret odası inşa edildiğini ve burada abdesthane yapıldığını -yapılmasa da farketmez- düşünelim.

Böyle bir uygulama çok sayıda sakıncayı içerir ki, başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:

1 - Yetkili alimlerin ortak görüşüne göre kamu yararına ayrılmış mezarlıklardan bedeli ödenmeksizin ölü gömmek dışındaki amaçlar için yararlanmak caiz değildir. Buna göre böyle yerlerde mescid, medrese veya kervansaray inşa etmek mescidde ölü gömmek, mezarlıkta han hamam yapmak, halkın gelip geçmek için kullanmak ihtiyacında olduğu yollar üzerinde mescid inşa etmek gibidir.

2 - Bu işleri yapmak çoğunlukla mezarların deşilmesine ve müslüman ölülerin kemiklerinin dışarıya çıkarılmasına yol açar. Nitekim bu tür yerlerin çoğunda böyle olduğu görülmüştür.

3 - Müslim'in, sahabilerden Cabir b. Abdullah'a (Allah ondan razı olsun) dayanarak bildirdiğine göre Peygamber Efendimiz (salât ve selâm üzerine olsun) mezarlar üzerinde bina yapmayı yasaklamıştır.

(Müslim, Kitab, Cenazeler, bab: Kabirleri kireçleme ve üzerlerinde bina yapmanın yasaklanması, H. No: 970; Hadisin kaynakta yer alan sözleri şöyle: “Cabir'den: Allah Rasülü mezarları kireçlemeyi üzerlerine oturmayı ve üzerlerine bina yapmayı yasakladı.”)

4 - Müslüman mezarları arasında pisliklerin birikim yeri olan abdesthaneler yapmak, mezarların yakın çevresini en çirkin şekilde işgal etmek olur. Özellikle bu abdesthanelerin çukurları doğrudan doğruya her hangi bir müslümanın mezarına açıldıkları takdirde bu çirkinlik daha iğrenç bir niteliğe bürünür.

5 - Mezarları mescidi (mabed) edinmek. Bunu yasaklayan hadislerin bir kısmını yukarda sıralamıştık.

6 - Mezarlıkta kandil veya mum yakmak. Peygamber Efendimiz (salât ve selâm üzerine olsun) böyle yapanları lânetlemiştir.

7 - Çoğu kere gördüğümüz gibi bu tür hareketler sebebi ile yahudiler ile hristiyanların bir çok söz, davranış ve adetlerini taklit etme durumuna düşmek. Bunlardan başka daha bir çok sakıncalarda vardır.

Hz. İbrahim'in (selâm üzerine olsun) mezarı üzerindeki bina hicri 400 yılı dolaylarına kadar kapalı idi, oraya hiç kimse girmezdi. Söylendiğine göre hükümdar, bir kadının bu konuda görmüş olduğu bir rüya üzerine burayı açtı. Başka bir açıklamaya göre hristiyanlar, o yöreleri istilâ edince burayı açtılar. Oralar yeniden fethedildikten sonra da söz konusu bina mescid olarak bırakıldı.

Fazilet ile tanınan hocalarımız, Peygamberimizin emrine uyarak ve yol açacağı günahtan çekinerek hem kendileri bu tür binalarda namaz kılmazlar ve hem de başkalarını böyle yerlerde namaz kılmaktan sakındırırlardı.

Bu tür ziyaret yerlerinde mum ve kandil yakmak da böyledir. Bu yasağa hiç bir alimin karşı çıktığını işitmedim. Böyle yerlere yapılan mum ve benzeri adakların yerine getirilmesi caiz değildir, bu adaklar “günah adaklar” kapsamına girerler.