Kuran ve Sünnet

Küfür, Bid'at ve Şehvet Ehli

Küfür, Bid'at ve Şehvet Ehli

 

Küfür, bid'at (dinde olmayanı onda varmış gibi gösterenler) ve şehvet (şehvetlerine mağlub olup kötülükler işleyenler) ehline gelince; bunların da her birinin sevdikleri şey nisbetinde, zevk, tad ve vecdler vardır.

Süfyan bin Üyeyne'ye sorulmuş:

"İnsanlardan heva ve heves ehli (kendi şehvet ve isteklerine tabi olanlar) nasıl oluyor da heva ve arzularına uygun şeylere bu kadar şiddetle bağlı oluyorlar?"

O da şöyle cevap vermiş:

"Yüce Allah'ın: "Küfürleri sebebiyle kalblerine altın buzağı sevgisi sinmişti" ayetini ve benzeri bir çok ayetleri unuttunuz mu?"

Demek ki küfürleri sebebiyle, kalpleri kendilerini esir eden şeylere meyletmiş ve köleleştiren birçok sahte sevgiyle kalpleri dolmuş.

Yüce Allah'ın bir çok ayeti kerimede beyan buyurduğu gibi;

Allah (c.c)'tan başka şeylere itaat edenler, itaat ettiklerini çok severler. (putlara tapanlar da ilahlarını (putlarını) severler.)

Yüce Allah mealen buyuruyor:

"İnsanlardan kimi de, Allah'tan gayrısına itaat ederler, O'na hükümde ve emirde ortak koşarlar ve bu ortak koştuklarını adeta Allah'ı severmiş gibi severler, muhabbet beslerler. Ama iman edenlerin Allah'a olan sevgileri bunlarınkinden çok kuvvetli, köklü ve devamlıdır" (Bakara: 2/165)                

Bir başka Kur'an ayeti:

"Sana ibadet, itaat (Kasas: 28/50) etmek istemezlerse bil ki: onlar kendi şehvet duygularının arkasından gitmektedirler. Halbuki Allah'tan dosdoğru bir delil olmaksızın dinde sadece kendi şahsi isteklerinin arkasında koşanlar her türlü sapıklardan daha sapıktır. Hiç şüphe yok nefsinin arkasında koşan, başka bir ölçü ve delil bilmeyen zalimlere Allah asla rıza göstermez"

Bir başka ayet:

"Onlar kuruntudan ve nefislerinin arzu ettiği şevhetlerden başkasına tabi olmuyorlar" (Necm:53/23)

Nefislerinin arzularına uydukları için, kendilerine her şeyden fazla değer verdikleri için, insanlar Allah (c.c)'tan başkasına meylediyor, O'ndan başkasını sevebiliyor.

Mesela; şiir, ahenkli güzel ses ve iç gıcıklayan müzik parçaları dinlemeyi arzu ediyorlar ki, mûsikî âletleri, şiir ve ahenkli sesler şehveti galeyana getiren, arzuları tahrik eden şeylerdendir; mutlak muhabbeti tahrik eder;

Fakat bu muhabbet, iman ehline ait bir muhabbet değildir. (İman ehli böyle şeylerden zevk alıp vecde dalmaz).

(Fakat bugün, bu muhabbete müptela olmuştur hemen hemen herkes.)

Bu muhabbette, Allah (c.c)'ı seven de, putları seven de, (salibi) haçı seven de, vatanı seven de, kardeşleri seven de, yabancıları seven de, erkekleri seven de, kadınları seven de aynı durumdadırlar.

Bütün bu kimseler, Kur'an-ı Kerim'i hiç hesaba almadan, ilk Müslümanların itibar ettiği ve itibarda ittifak ettiği şeylerin hiç birisine bağlanmadan, (hiç birisini itibara almadan) sadece kendi şehvetlerinin arkasında koşuyorlar, nefislerinin arzuladığı her şeyi ister meşru isterse de gayrimeşru elde etmek için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar (sadece zevk ve vecdlerine tâbi oluyorlar).