Kuran ve Sünnet

Günahın Neticeleri

     
 
 

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

Günahın Neticeleri

 

Günah işleyen insanın; başarısı azalır,

- O kötü görüşlü olur,

- Hakkı gizler,

- Kalbi bozulur,

- Zikrin şuurunda olmaz.

- Vakti zayi eder,

- Halk ondan nefret eder,

- Kul ile Rabbi arasında yabancılaşma baş gösterir,

- Duasına karşılık verilmez,

- Kalbi katılaşır,

- Rızıkta ve ömürde bereket gider.

- İlimden mahrum olur,

- Zillet elbisesi giyer,

- Düşmanın pençesine düşer,

- İçi daralır,

- Kalbini ifsat eden ve vaktini öldüren arkadaşlara müptela olur,

- Daimi sıkıntı ve tasa duyar,

- Geçim sıkıntısı görür,

- Üzgün olur.

- Ekinlerin sudan ve yanma ve sıcaklığın da ateşten meydana gelmesi gibi, o kimsede, Allah'ı (c.c.) zikretmekten gafillik ve asi olma durumu meydana gelir.

İşte bunların zıtlarıyla da itaat meydana gelir.

     
 
 

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

Allah İçin İnsaflı Olmak

 

Rabbine karşı insaflı olana, ilminin az olduğunu, çokça kusurlar işlediğini ve bazen aşırıya gittiğini, bazen de muamelelerde haddi aştığını itiraf edip ortaya koyan kimseye müjdeler olsun!

Şayet Rabbi onu günahlarıyla hesaba çekecek olursa O'nun adaletini; şayet günahlarını affedecek olursa O'nun ihsanını görür.

Bir sevap işleyecek olursa, O'nun fazlını ve bunu ona ihsan ettiğine şahit olur. Eğer işlediği bu ameli Allah kabul ederse ikinci kez lütuf ettiğine şahit olur.

Eğer aynı mislinde olmakla beraber (ama bir şartın oluşmamasından dolayı) bu amelini reddedecek olursa, bundan dolayı kul bunun uygun olmadığını asla söylemez.

Şayet bir günah işleyecek olursa, bu günahından Rabbinin uzak olduğunu anlar. Günah işlemesinden dolayı, Allah'ın onu masum kılmadığını ve cezalandıracağını ve bunda da Rabbinin adaletinin söz konusu olduğunu da bilir.

Kuşkusuz Rabbine karşı oldukça fakir olduğunu, kendi nefsine karşı zulüm işlediğini idrak eder ve şayet Rabbi onu bunlardan dolayı affedecek olursa bunun, O'nun sonsuz ihsanından, cömertliğinden ve bahşetmesinden kaynaklandığını idrak eder.

İşte konunun nüktesi ve sırrı şu ki; artık bu kul, ihsan edenin yalnız Rabbi olduğunu anlar ve kendi nefsinin günahkâr ya da ifratta olduğunu yahut da yanlışta bulunduğunu bilir.

Bununla beraber kendisini sevindiren her şeyin yaratanının fazlından geldiğini, O'nun ihsan ettiğini ve günahlardan dolayı kendisini kötü yapan her şeyde de O'nun (c.c.) adaletinin tecelli ettiğini bilir.

Sevdiklerinden kimisinin evleri harap olunca (onları) sevenler:

"Orada oturmakta olanlara sulak olsun!" derlermiş. Aynı şekilde Allah'a aşık olan kimse de toprağın altında iken yılların geçtiği söz konusu olunca, kendisinin dünyada iken Allah'a yaptığı itaatini, dostluğunu ve O'nun da kendisine gösterdiği merhametini hatırlar. Eskimiş bedenlerin meskun olduğu yerdekiler de sulanıverir.