Kuran ve Sünnet

İşlenilmiş Altın ve Gümüş

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

İşlenilmiş Altın ve Gümüş   

 

İşlenilmiş altın ve gümüşe gelince:

Eğer işlenilen şey su kabı gibi haram bir şey ise bunun satılması caiz değildir. Ubade'nin Muaviye'ye karşı çıktığı husus da budur. Ancak altın ve gümüşle istenilen şey, gümüş yüzükler, kadınlar için yapılmış takılar, silah süslemeleri gibi caiz işlemeler ise hiçbir akıllı aynı gramı ile satmaz. Sattığı taktirde bu eşyaları işleme masrafını ziyan etmiş olur. Sari bunu emretmekten yücedir. Hiç kimse emek verilip, üzerinde çalışılmış ve güzel bir şekilde işlenilmiş bir gümüş yüzüğü aynı miktardaki işlenilmiş bir gümüşe satmaz.

İnsanların işlenilmesi helal olan bu tür altın ve gümüşleri alıp satmaları genel bir İhtiyaçtır. Bunların dinar ve dirhem karşılığında satışı yasaklandığı takdirde, insanların maslahatları ifsat edilmiş ve zarar görmüş olur.

Bu konuda Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den varid olan naslar tam sarih değildir. Bu naslarda genellikle dirhem ve dinar bazılarında da altın ve gümüş ifadeleri geçmektedir.

Cumhur-u ulema, mubah olan altın ve gümüş süslerin buna dahil olmadığını ve hatta bu gibi şeylere zekat dahi gerekmediği görüşündedirler. Mubah olan altın ve gümüş süsler, faiz naslarının dışındadır. Altın ve gümüş işlenildikten sonra para hükmünden, elbise ve diğer malların hükmüne geçer. Dolayısıyla bunlardan dirhem ve dinardan alındığı gibi zekat alınmaz ve bunları dinar ve dirhem karşılığında satmak haram olmaz.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde insanlar altın ve gümüşte süs eşyaları ediniyorlardı. Ve kadınlar bunları takıyorlardı.

Bayram günü Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kadınlara hitaben "Cehennem ehlinin çoğu sizdendir" buyurması üzerine, bazı kadınlar yüzük ve gerdanlık gibi takılarını çıkarıp sadaka olarak vermişlerdi. (Hadisin tam metni için bkz: Buhari, Kitabu'l-hayd: 1/78, Müslim, Kitabu'l-iman: 1/86-87.)774

Bilindiği gibi Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) toplanan bu yardımları yoksullara ve miskinlere dağıtırdı. Onlar da bunları satıp ihtiyaçlarını giderirdi. Zaten herkesin bildiği gibi bu tür şeylerin alınıp-satılması zaruri bir ihtiyaçtır. Ve yine herkes bilir ki kimse bu tür mücevherleri para hükmündeki aynı gram altın veya gümüşe satmaz.

(İşlenilmiş beş gram bilezik, aynı ayardaki işlenilmemiş beş gram altından daha değerlidir. Çünkü ona işleme emeği sarfedilmiştir. (Mütercimin notu)

Bunu aynı ölçüye sefih satar ki ona da yakınları şer'an haciz koydurabilirler.

Hatta o dönemde Medine'de altın ve gümüş işleyen kuyumcular mevcut idiler. Kuyumcu işlediği malın ücretini aldığı halde, o malın sahibi üzerine kuyumcu ücretini koymadan, o malı satarak zarar etmesi uygun mudur?

Bunu kimse tasvip etmez. Şeriatın sahibi de bunu emir veya tasvip etmekten uzaktır.

Sahabe de böyle bir şeyi, aynı ölçüsü ile satılmasını asla emretmemişlerdir. Aralarındaki tartışma, sarf ve bir dirhemi iki dirhem ile satmak hususunda yaşanmıştır. İbn Abbas caiz görürken, Ebu Said ve başkaları yasak etmişlerdir. Ömer'den ise sarf konusunda bir nakil vardır.

Aynı şekilde fazl ribasının yasaklanması seddü'z zerai / vesilenin önüne geçilmesi babındandır. Seddü'z-zerai ile haram kılınan bir şey, maslahatu'r-raciha ile mubah kılınabilir. Buna bir misal verelim:

Güneşe tapan ve şeytanlara secde eden kafirlere benzememek için sabah ve ikindi namazından sonra, başka namaz kılınması yasaklanmıştır. Fakat maslahatu'r-raciha (tercihe şayan maslahat) gereği, namazın yasak olduğu bu iki vakitte cenaze namazı ve imamla beraber iade namazı mubah kılınmıştır.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sabah namazını kıldıktan sonra cemaate iştirak etmeyen iki kişi görünce onlara bunun nedenini sordu. Onlar da "Bineklerimizde kıldık" deyince Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"Namazlarınızı bineklerinizde kıldıktan sonra, mescide gelip cemaatin namaz kıldığını gördüğünüz zaman, cemaate iştirak ederek cemaatle namaz kılın. Muhakkak ki o sizin için nafile olur." (Bkz: Ahmed, Müsned: 4/160, Ebu Davud, Kitabu's-salat: 1/386-388, Tirmizi, Kitabu Ebvabu's-salat: 1/424-425.)

Ayrıca namaz kılmanın yasak olduğu bu iki vakitte, maslahatu'r-raciha hükmünce tavaf namazı ve doğru görüşe göre tahiyyetü'l-mescid, Kusuf gibi bir sebebe binaen kılınan namazlar da eda edilir.

(Cübeyr b. Mut'im'in Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den rivayet ettiği hadis şöyledir: "Ey Abdumenaf oğulları gece ve gündüzün hangi saatinde olursa olsun bu evi (Ka'be'yi) tavaf edenlere ve namaz kılanlara engel olmayın." Şafii, Risale: 325, Ebu Davud, Kitabu'l-menasik: 2/449-450 Tirmizi Kitabu'l-Hacc: 3/220.)

(Ebu Katade es-Selmi'den (r.a.) Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "İçinizden bir kimse mescide girdiğinde oturmadan önce iki rekat namaz kılsın." Buhari, Kitabu's-salat: 1/114, Müslim, Kitabu's-salatu'l-müsafirin: 1/495, Ebu Davud, Kitabu's-salat: 1/218.)

 (Kusuf namazı, kusuf olayı (güneş ve ay tutulması) ne zaman meydana gelirse o zaman kılınır. Çünkü peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den bu namazın, namaz kılınması yasak olan vakitlerde kılınmasını yasaklayan herhangi bir emir varid olmamıştır. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde güneş tutulmuş ve kusuf namazı kılınmıştır. Bkz: Buhari, Kitabu'l-kusuf: 2/23-24.)

Aynı şekilde yabancı kadına bakmak, harama vesile olmaması için yasak edilmiştir. Fakat maslahatu'r-raciha gereği mesela kişinin evleneceği kadına bakması caizdir.

(Kişinin evleneceği kadına bakmasının caiz hatta gerekli olduğunu ifade eden bir çok hadis vardır. Bunlardan bazıları için bkz: Müslim, Kitabu'n-nikah: 2/1040, Ebu Davud, kitabu'n-nikah'ı 2/565-566.)

Cinsi ile ribevi satış da böyledir. Harama vesile olmaması için yasak edilen ölçü ve tartılı şeyler, ihtiyaç gereği gümüş ve altın halkalarda serbest bırakılmıştır.

İhtiyaç duyulan işlenilmiş altın ve gümüş eşyanın kendi ağırlıklarınca altın ve gümüş para karşılığında satılması mümkün değildir. Bu durumda bu tür eşyaların kendi ağırlıklarından daha fazla fiyata satılmaları normaldir. Bu fazlalık, işlenmesi dolayısıyladır ve caizdir.

Dört sınıftaki ziyadenin aksine buradaki ziyadelik, altın ve gümüş üzerinde sarfedilen işleme emeğinin karşılığıdır. İşleme ücretini veren kişiye bunun üzerine kuyumculuk ücretini eklemeden zararına sat demek zulümdür.

Dinar ve dirhemin işlenilmesi ise külfetli değildir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve halifeleri kendi dönemlerinde dinar ve dirhem basmamışlar, başkaları tarafından basılan dinar ve dirhemleri kullanmışlardır. İslamiyette para ilk kez Abdulmelik b. Mervan döneminde basılmıştır. Hükümdar bu paraları insanların maslahatı için bastırmıştır.

(Abdulmelik b. Mervan b. Hakem b. Ebi As b. Ümeyye. Ebu'l-Velid el-Emevi. Fıkıh alimi, devlet başkanı. Devlet başkanı olmadan önce ibadet ve ilimle iştigal etmiştir. İslam'da ilk dinarı bastı ve üzerine Kur'an'dan bazı kelimeler yazdırdı. 86 yılında vefat etti.)

Maksat şudur:

İnsanların para olarak kullandıkları ölçüler, ağırlıklarından daha yüksek fiyata satılan altın ve gümüş zinetler gibi değildir. Bu nedenle insanların çeyrek veya yarım dirhemlere ihtiyaçları olduğu zaman, tam dirhem karşılığı istedikleri kadar yarım veya çeyrek miktarı dirhemi alabilmektedirler. Bu durum kimsenin zararına değildir. Fakat gümüş bir yüzüğü eşit ölçüdeki dirheme satılması gerektiğini söylemek, gümüş yüzüğün sahibine yöneltilmiş bir zulümdür ve kimse bunu ona zorlayamaz.

Özetle burada dört husus söz konusudur:

1 - Bu tür altın ve gümüş mamuller satılamaz. Bu söz kesinlikle şeriate aykırıdır.

2 - Sadece kendi ağırlığı miktarı paraya satılabilir. Bunu da kimse yapmaz.

3 - Eski haline getirilerek ancak kendi ağırlığı miktarı paraya satılır. Bunun da faydası yok zararı vardır ve yine hiçbir akıllı insan bunu böyle yapmaz.

4 - Dinar ve dirhem ile fiyatına satılır. İşte doğru olan da budur.

Altın ve gümüş işlemeli kadın elbiseler de böyledir. Fiyatı değerince altın veya gümüşe satılır.

Altın ve gümüşten kap yapmak ve bunları işlemek ise haramdır. Bunların işlemesinden kazanılan para da haramdır.

(İbn Kudame Muğni'de (1/62) şöyle dedi: "Arkadaşlarımız arasında altın ve gümüş kapların kullanılmasının haram olduğu hususunda herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. Ebu Hanife, Malik ve Şafii'nin mezhebinde de böyledir...")

Böyle bir şeyin fazla tartısından fazla fiyata satılması faiz olduğundan dolayı değil, heykel ve müzik aletleri gibi satışının caiz olmadığı sınıflara dahil olmasından dolayıdır.

Satılması haram olan bu gibi şeyleri tartısından daha fazla fiyata satanlar, elde ettikleri o fazlalığı sadaka olarak verirler. Şarap satan veya şarap imalatçısına üzüm satan kimse de bunun parasını sadaka olarak vermelidir. Aynı şekilde fısku fücurdan, müzikten para kazananlar da kazandıkları bu parayı sadaka olarak vermelidirler. Bilerek haram para alan birisi, bunu sadaka olarak verir.

Hulasa kullanılması mubah olan ziynet eşyalarının ticareti ve sadece ziynet ile faydalanmak kastedildiği taktirde vadeli olarak satışı da caizdir. Ayrıca diğer ticaret eşyalarının da vadeli satışı caizdir. Ziynet eşyaları faiz işlemine dahil olmayan diğer ticaret eşyaları gibidir.