Kuran ve Sünnet

Allah'ın İndirdiklerinin Bazılarını İnkar Edenler İle Tamamını İnkar Edenler

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

Allah'ın İndirdiklerinin Bazılarını İnkar Edenler İle Tamamını İnkar Edenler  

 

Allah'ın indirdiklerinden bazıların inkar edenler ile Allah'ın indirdiklerinin tamamını inkar edenler birçok bakımdan birbirlerine benzemektedirler.

Muhammed'e indirilenleri inkar eden yahudi, hiristiyan ve sabiiler ile, müşrikler, mecusiler ve onlara tabii olan sabiiler arasında açık bir benzerlik mevcuttur.

Bu inkarcılar, Allah'ın ayetlerine ve elçileriyle beraber gönderdiği kitaplara, şeriatlara ve peygamberlerin siretleri gibi hususlara itiraz ediyorlar ki, tarih boyunca tüm inkarcılar bu konuda aynı itirazlarla hareket etmişlerdir.

Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) yapılan itirazların aynısı Musa (a.s.) ve İsa'ya (a.s.) da yapılmıştır.

Bu konuda Cenabı Hakk şöyle buyurmaktadır:

"Allah'ın ayetleri konusunda, inkâr edenlerden başkası mücadele etmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın."

"Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet, kendi peygamberlerini (susturmak için) yakalamağa yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, "batıla-dayanarak" mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık benim cezalandırmam nasılmış?"(Mü'min: 40/4-5)

Ve yine şöyle buyurdu:

"Ki onlar, Allah'ın ayetleri konusunda kendilerine gelmiş bir delil bulunmaksızın mücadele edip dururlar. (Bu) Allah katında da iman edenler katında da büyük bir öfke (sebebi)dir. İşte Allah, her mütekebbir zorbanın kalbini böyle damgalar." (Mü'min: 40/35)

Başka bir ayette de şöyle buyruldu:

"Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince, onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteği) den başkası yoktur. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir." (Mü'min: 40/56)

"Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmüyor musun; nasıl da döndürülüyorlar? Ki onlar, Kitabı ve elçilerimizle gönderdiğimiz şeyleri yalanladılar. Artık yakında bileceklerdir." (Mü'min: 40/69-70)

Oysaki Allah (c.c.) elçilerini çeşitli mucizeler, hüccetler, büyük ve göz kamaştırıcı kudret ile teyid etmiştir.

O'nun nübüvveti ile yeryüzünün doğusu ve batısı aydınlanmış, ve daha önce geçen peygamberlerin nübüvvetleri O'nunla sabit olmuştur.

Hak batıldan O'nun nübüvveti ile ayrılmıştır.

Eğer O'nun nübüvveti olmasaydı insanlar kat kat karanlıklar ve çeşitli kargaşalar içinde kalırlardı.

Kitap ehli de ümmiler de! Dolayısıyla daha önceki peygamberlere, yöneltilen itirazların aynısı O'na da yöneltilmiştir. Allah ona, getirdiği şeylerin daha önce Ehli kitaba gelen şeylerle aynı olduğu konusunda Ehli kitabı şahid göstermesini emretti. Bu onların cizyeyi kabul etmelerinin bazı hikmetlerindendir:

"Sana indirdiğimizden eğer kuşkudaysan, senden önce kitabı okuyanlara sor. Andolsun, Rabbinden sana gerçek gelmiştir, şu halde kuşkuya kapılanlardan olma." (Yunus: 10/94)

"Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter ve yanlarında kitabın ilmi bulunanlar da (bu gerçeği bilir)." (Ra'd: 13/43)

"Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun. (Onları) Apaçık deliller kitaplarla (gönderdik)..." (Nahl: 16/43-44)

Bir başka surede de şöyle buyruldu:

"Biz senden öncede kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız o halde zikir ehline sorun." (Enbiya: 21/7)

"De ki: "Gördünüz mü haber verin; eğer (bu Kur'an'ı) Allah katından ise, siz de onu inkar etmişseniz ve İsrailoğullarından bir şahid bunun bir benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de büyüklük taşlamışsanız (bunun sonucu ne olacak)?" (Ahkaf: 46/10)

Bu kafirler peygamberler hakkında bir takım yanlış kıyaslar yaparak inkar yoluna saptılar. Oysa kıyasda benzeyen ile benzetilen arasında müşterek bir payda olması gerekir.

Şeytanlar kendi dostlarına inerek onlara batıl şeyleri ilham etmektedirler:

"Gerçekten şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli çağrılarda bulunurlar." (En'am: 6/121)

Cenabı Hak "Ta-Sin" suresinde Musa kıssasını Allah'ın onunla konuşmasını ve onu Firavun'a göndermesini anlattı ki, bu kıssa daha önce de dediğimiz gibi Kur'an'ın en önemli kıssalarındandır.

Şuara suresinde ise peşpeşe şu dokuz peygamberin kıssaları anlatıldı. Musa, İbrahim, Nuh, Hud, Salih, Lut ve Şuayb. Sonra da şöyle buyurdu:

"Gerçekten o (Kur'an) alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir. O'nu Ruhu'l-Emin indirdi. Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir)." (Şuara: 26/192-193)

Şu ayetlere kadar:

"Şairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar. Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar, ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar." (Şuara: 26/224-226)

Ayeti kerimelerde peygamberler ile kahinler, yalancı peygamberler ve şairler gibi şeytanın fısıltılarına kulak veren kimseler arasındaki fark zikredilmiştir.

Peygamberler dışındaki tüm bu zümreler şeytanla ilişkilidirler ve şeytanın fısıltılarına kulak vererek insanları o doğrultuya yöneltmektedirler.

Şeytan ancak kendisine münasib olan yalancı ve facirlerin üzerine inebilir. Sadık ve muttaki kimselerin değil.

Şairler ise çoğunlukla insanların duygularına hitap ederek onları heva, hevese ve şehvetlere yöneltirler. İns ve cin şeytanları kendi münasibleriyle yakınlık içindedirler.