Kuran ve Sünnet

A L L A H’A T E V E K K Ü L.

A L L A H’A    T E V E K K Ü L

 

 بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ

 

      Değerli kardeşlerim ! bu sohbetimizde inşaallah din’de çok önemli bir yeri ve değeri olan tevekkül konusunu ele alıp, onunla alakalı dilimiz döndüğünce bir şeyler anlatmayı düşünüyoruz…

 

    TEVEKÜL : Allah’u teâlâya teslim olma… Meşru bir işe başlarken sebe-lere yapıştıktan sonra O'na güvenme…. kalbin, her işte Allah’u teâlâya îtimâd etmesi ve güvenmesi anlamındadır.

 

    Ey Müslümanlar ! unutmayınız ki insanların en mutlu ve en bahtiyarı, Allah’a kulluğunu en güzel şekilde gerçekleştirendir…. Ve yine unutma-yınız ki kul Allah’a ne kadar boyun eğer ve Allah’a muhtaç olduğunu ne kadar çok ortaya koyarsa, O’na o kadar yakın olandır…

 

    Ey Allah’ın kulu ! unutma sen her zaman Yaratıcısı’nın yardımına muhtaç olansın…. Tek başına hayrı elde etmekten ve zararları defetmekten acizsin… İşte bundan dolayı, başkalarına muhtaç olmayan ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu Allah’a yönelmen ve her konuda O’na güvenmen gerekir.

 

   Unutma O’ndan başka her şey  muhtaç varlıklardır… Kulların günahları çoktur ve Allah’ın yardımı ve affı dışında onlar için bir kurtuluş yolu da yoktur….. Kul ; Riya, kibir, haset ve tevekkülsüzlük gibi kalple işlenen bir çok çirkin günaha farkında olmadan düşebilir. Görünen bazı küçük günahlardan sakınır  fakat  bu  çirkin  günahlardan habersiz olabilir.

 

    Öyleyse ey Müslüman ! Sadece vesilelere sarılmak, kişinin istediğini elde etmesine veya ona ulaşmasına yetmez….. Kul bir kapıyı çalar ve orada kendisi için yarar olduğunu zannedebilir, fakat  orada bir zararla karşılaşabilir…. İşte o zaman o kulu bundan ancak, rahmet ve izzet sahibi Allah’a tevekkül kurtarır…. Bunun içindir ki Rabbimiz tevekkülün şanını yüceltmiş, onun din’de çok önemli bir makamının olduğunu zikretmiştir…  Ve yine ; sadece kendisine tevekkül edilmesini emrederek kulların bu konuda da tevhidi gerçekleştirmelerini istemiştir.

 

   Rabbimiz şöyle buyurur : “ O’na ibadet et ve sadece O’na tevekkül et ! “

Hûd : 123

 

    Rabbimiz tevekkülü, sevgisini kazanma vesilesi kılarak yine şöyle buyurmaktadır :

“ Şüphesiz ki Allah, tevekkül edenleri sever.”

Âl-i İmran:159

 

   Rabbimiz yine tevekkülü, kendisine imanın tam olarak gerçekleşme-sinin bir şartı kılmıştır… Bir Ayet’i celilesinde şöyle buyurur :

 

“ Şayet mü’minler iseniz Allah’a tevekkül edin ! “

 Maide : 23

 

    Ey inananlar ! unutmayınız ki Tevekkül, değeri yüksek ve etkisi büyük bir makamdır…. Alemlerin Rabbi’nin koyduğu bir farizadır. Rahman’ın rızası onunla kazanılır ve şeytanın hile ve oyunları onunla engellenir.

 

   Tevekkül, derecesi çok yüksek, alanı geniş ve en kapsamlı bir ibadet çeşididir… Ve yine unutmayalım ki tevekkül, Allah katında yolların en güçlü ve en sevimli olanıdır.

 

   Allah’u Teala Rasulü’ne emrederek şöyle buyurur : “ Allah’a tevekkül et, Allah sana vekil olarak yeter !

Ahzab : 3

 

   Ey Müslüman ! unutma ki Peygamberler, Allah’a tevekkül edenlerin önderleri ve örnekleridirler…. Allah Teâlâ ; Nuh aleyhisselam’ın, kavmine şöyle dediğini bizlere anlatıyor :

 

“ Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın Ayet’leriyle öğüt verişim size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnızca Allah’a tevekkül etmişimdir.

 Yunus :71

 

    İbrahim a.s şöyle der : “ …….. Rabbimiz ! Yalnız sana tevekkül ettik, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.”

Mümtehine : 4

 

   Hûd a.s şöyle der : “ Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasın.”

 Hûd : 56

 

   Yakub a.s şöyle der : Hüküm yalnızca Allah'ındır. Onun için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirler. “

Yusuf : 67

 

  Şuayb a.s ise şöyle der : “ …….. Başarım ancak Allah'ın yardımı ile olacaktır. Ben yalnızca O'na tevekkül ettim ve ancak O'na döne-ceğim. “

Hûd : 88

 Ve yine, Allah’ın elçilerinden kavimlerine şöyle diyenler olmuştur :

 

Bize yollarımızı göstermişken biz neden Allah'a tevekkül etme-yelim ?. Elbette sizin bize yaptığınız eziyetlere biz katlanacağız. Tevekkül edenler Allah’a güvenip dayansınlar. “

İbrahim : 12

 

   Firavun ailesindeki iman eden kimsenin şu sözlerine bakın ; o şöyle der : “ ….. Ben - O’na tevekkül ederek - işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz ki Allah, kullarını görür ve gözetir.

Mü’min : 44

 

    Ey Müslüman ! unutmaki Allah tevekkülü, iman ehlini diğerlerinden ayıran onların bir sıfatı kılmıştır…. O şöyle buyurmaktadır :

 

“ Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, Ayet’leri okunduğu zaman - o Ayet’ler onların - imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.

 

Enfal : 2

 

   Değerli kardeşim ! unutmaki bu Ayeti celile innema “ hasr uslubu ile zikredilmiştir… Anlamı ise ; kimin imanı anlatıldığı gibi değilse, o kimse mü’min değildir.

 

   Yani ; okunan Ayet’ler inanan birisinin imanını artırmıyor ise, veya bu kimse hakkıyla Allah’a tevekkül etmiyor ise, o mü’min değildir.

 

   Ey inanan kardeşim ! unutma ki Tevekkül, şeytanın hile ve oyunlarını   engelleyen sağlam bir kalkandır….. Allah’u Azze ve Celle, kendisine hakkıyla tevekkül edenlerin üzerinde, şeytanın hiçbir etkisinin olmadığını bizlere haber veriyor :

 

Şüphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur.

 Nahl : 99

 

   Tevekkül, Allah’ın azabına engel olan en önemli vesilelerden birisidir.

 

 Allah azze ve celle şöyle buyurur :

 

“ De ki : " Baksanıza, eğer Allah beni ve benimle beraber olanları öldürse, yahut bize merhamet etse, kâfirleri acı bir azaptan kim kurtarabilir ? " De ki : " O çok merhametlidir. O'na inanmış ve O'na tevekkül etmişizdir………. "

Mülk : 28 - 29

   Ve yine unutma ki Tevekkül, kulun cennete girmesine neden olan çok etkili bir vesiledir…  Allah’u Teala şöyle buyurur :

                               

“ İman edip te güzel ameller işleyenleri,  muhakkak ki altlarından ırmaklar akan cennet köşklerine yerleştireceğiz. Onlar orada  ebedi kalacaklardır. Böyle iyi işler yapanların mükafatı ne güzeldir ! . Onlar ki, sabredenler ve yalnızca Rablerine tevekkül edenlerdir.

 

Ânkebut : 58-59

 

   Hatta daha da ötesi ; Allah’a hakkıyla tevekkül edenler, cennete hesapsız girecek olanlar arasında zikredilirler…  

 

 

“ … İmran İbnu Husayn r.a anlatıyor : " Resûlullah s.a.v : Ümmetimden yetmişbin kişi hesaba çekilmeden cennete girecektir ! " buyurdular. Kendisine : " Ey Allah'ın Resûlü ! Bunlar kimlerdir ? " diye sual edildi.

" Onlar, kendilerini dağlamayanlar, rukyeye başvurmayanlar,  uğur-suzluğa inanmayanlar ve Rablerine tevekkül ederlerdir ! " buyurdu.

Ukkâşe radıyallahu anhu kalkıp : " Ey Allah'ın Resûlü ! Dua buyur da, Allah beni onlardan kılsın ! " dedi. Aleyhissalatu vesselam : Sen onlar-dansın !  müjdesini verdi. Bir başkası daha kalkıp : Ey Allah'ın Resûlü ! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua ediver ! , dedi. Aleyhissalatu vesselam : O hususta Ukkâşe senden önce davrandı ! , cevabını verdi."

Müslim : 1.C.218.N – Edebü’l Müfred : 2.C.911.N

 

 

     Ey Müslüman ! tevekkül o kadar değerli bir ibadet ki, Peygamberlere emredildiği gibi, küçük büyük her inanan kimseye emredilmiş ve anlatılmıştır… Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, İbni Abbas’a daha haya-tının baharında iken tevekkülü tavsiye ederek şöyle buyurur :

 

“… İbni Abbas r.a’dan ; dedi ki : Bir gün Resulullah s.a.v’in arkasında idim. Bana  :

 

- Ey Delikanlı ! bak sana birkaç kelime öğreteceğim iyi dinle ; Bilmiş ol ki bütün ümmet herhangi bir hususta sana fayda vermek için bir araya gelmiş olsalar, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği hususta sana yararlı olabilirler. Aynı zaman da sana herhangi bir hususta zarar vermek için bir araya gelmiş olsalar, yine ancak Allah’ın senin aleyhinde takdir ettiği bir hususta sana zarar verebilirler. Artık kalemler kalkmış, sayfalar kurumuştur.”

                                                                         TİRMİZİ : 4.2635.N

 

 

    İbnu’l Kayyım r.h şöyle der : “ Tevekkül, bütün iman ve ihsan makamlarının ve İslam’ın bütün amellerinin aslıdır. Onlara göre konumu, başın vücuttaki konumu gibidir.”

                          

    Ey Müslüman unutma ! Tevekkül’de zihin rahatlığı vardır... istikrar ve kötülerin hilesinin defedilmesi vardır….. Ve yine unutma tevekkül ; kulun güç yetiremediği insanların eziyet ve zulümlerini uzaklaştırmada da kullandığı en güçlü silahıdır.

 

   Tevekkül sayesinde kul, insanların eline bakmaya son verir… Onun içindir ki  İmam Ahmed’e  tevekkülün ne olduğu sorulduğunda o şöyle cevap vermiştir : İnsanlardan ümit keserek onlara göz dikmeye son vermektir.

 

   Ey Allah’ın aciz kulu ! Unutmayasın ki Allah’tan başkasına tevekkül etmen, nefsin için çok çirkin bir zillet ve aşağılıktır… Bu aynen ; hastanın hastadan medet umması, mahlukun mahluktan istemesi ve fakirin fakirden dilenmesi gibidir….. Bak Rabbin ne buyuruyor :

 

Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa O'ndan başka onu gide-recek yoktur. Eğer sana bir hayır dokundurursa ; - ona da mani olacak kimse yoktur -  işte O, her şeye gücü yetendir. O, kullarının üzerinde kâhhar olandır . O, hikmeti sonsuz olandır ve herşeyden haberdar olandır. “

                                                                                                                                      YUNUS : 107. AY

 

    Kalp ne zaman Allah’tan başkasına yönelirse, Allah onu yöneldiği kimseye bırakır ve o kimse yüzüstü terkedilmiş olur.

 

   Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur : “ Kim bir şeye bağlanırsa işi ona bırakılır.”

 Tirmizi : 3.C.2152.N

 

   Şeyhul islam İbni Teymiyye r.h şöyle der : “ Mahluktan dileyen veya ona tevekkül eden kimsenin, ondan beklentisi mutlaka boşa çıkar. Allah’tan başkası için bir şeyi sevene, o sevdiği mutlaka zarar verir. Bu, yaşananlardan edinilen tecrübelerle ve incelemelerle bilinen bir şeydir.”

 

   İnsanlardan bir şey beklememek ; seni, onlara kaba davranmaya ve onlara iyiliği terk etmeye sevketmesin. Onlardan bir şey beklediğin için değil, Allah için onların eziyetlerine katlan ve onlara iyilik et. İnsanlardan korkmadığın gibi, onlardan bir şey de bekleme !

 

   Ey Müslümanlar ! şüphesiz ki rızıklar Allah’ın elindedir. Senin için ayrılan, güçsüz de olsan mutlaka sana gelecektir. Senin için olmayana ise, gücünle asla ulaşamazsın. Hırs, Allah’ın rızkını sana sevk etmez. İstemeyenin istememesi de onu senden geri çeviremez. Rızık ; iyi - kötü mü’min - kafir herkes için paylaştırılmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur :

 

 

“ Yeryüzünde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. “

 Hûd : 6

 

  Bir çoğunun güçsüzlüğüne ve rızık aramaktan aciz olmasına rağmen, insanlara ve hayvanlara rızıkları sevk edilmektedir…. Allah Teâlâ şöyle buyurur :

 

“ Nice hayvanlar var ki, rızkını  - biriktirip yanında - taşımıyor. Çünkü onların da, sizin de rızkınızı Allah veriyor. “

Ankebut : 60

 

 

  Allah sana rızkını kazançla veya kazançsız kolayca verebilir. İnsanlar, az tevekkül ettikleri, sadece görünen sebeplere kalplerini bağladıkları ve yalnızca onlara güvendikleri için zarar görmektedirler. Oysa onlar Allah’a tevekkülü kalpleriyle tam olarak yerine getirseler, Allah onlara en ufak bir sebeple dahi rızıklarını gönderir. Tıpkı, sadece gezip dolaşmayla kuşlara rızıklarını gönderdiği gibi… Şüphesiz ki bu da, bir tür çaba ve rızık aramadır ama kolaydır.

 

“ … Ömer r.a dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurur : “ Şayet sizler Allah’a hakkıyla tevekkül ederseniz, kuşları rızıklandırdığı  gibi sizi de rızıklandırır. Gördüğünüz gibi onlar aç karınla giderler ve tok karınla dönerler.”     

İbni Mace : 10.c.4164.n – Tirmizi : 4.c.2447.n – Ahmed :

                                                                  

   Ey inandığını söyleyenler ! zamanınızı, Allah’ın sizin için garantilediği rızkın derdine düşerek boşa geçirmeyin… Ömrünüz olduğu sürece rızkınız size gelecektir. Çünkü bu, taa ana rahminde iken sizlere takdir edilmiştir.

 

“ …. Allah resulü s.a.v şöyle buyurur : “ ……….. Sonra bir melek gönderilir de ona ruh üfürür. Ve sonra melek şu dört şeyi yazmakla emrolunur : Rızkının ne kadar olacağı ………… “

Müslim : 8.c.2643.44.N

 

“ … Resulullah s.a.v yine şöyle buyurur : Biriniz rızkından kaçsa bile, ecelin onu yakaladığı gibi, rızık da onu yakalar bulur. “

 

Mu’cemu’s Sağir : 2.c.429.N – Camiu’s Sağir : 3.c.3259.N

 

S E B E B L E R E    S A R I L M A K

 

   Ey inananlar !.. Unutmayınız ki Allah ; her iş için bir vakit ve gayelere ulaşmak için de araçlar belirlemiştir…. Hırsla gayret edenin dünya işlerinden ve süsünden elde edemediği bir şeyi, yavaş davranan elde edebilir…. Ve yine, kararlı olanın yakalayamadığı bir şeyi aciz olan yakalayabilir.

 

   Dolayısiyla,yalnızca sebeplere yönelmek, sadece ondan beklemek tev-hid inancında bir eksikliktir…. Bununla beraber, sebepleri yok saymak ta, akılda bir eksikliktir…. Emredilen sebeplere sarılmamak şeriata kusur bulmaktır…. Kula düşen, kalbinin sebeplere değil Allah’a dayanmasıdır.

 

    Peygamberimiz s.a.v, Allah’a tevekkül edenlerin en mükemmeli olduğu halde, sebepleri asla ihmal etmemiştir. Uhud Savaşında iki zırh giyerek ortaya çıkması, hicret yolunda kendisine yol gösterici rehber kiralaması, bunun açık delilleridir….. Hatta kendisine bu anlamda soru soranlara da, sebeblere sarılmalarını emretmiştir.

 

“ … Enes b. Mâlik r.a’dan rivâyete göre, diyor ki : Bir adam Peygamber s.a.v’e : Ey Allah’ın Rasûlü ! devemi bağlayıpta mı Allah’a tevekkül edeyim, yoksa salıveripte mi Allah’a tevekkül edeyim ? diye soru sordu. Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu : Deveni bağla sonra Allah’a tevekkül et.

 

Tirmizi : 4.c.2636.N – İbni Hibban : el-ihsan : 2 / 50 -  Müsnedi Şihab : 1 / 368 – Hakim : 5 / 158

 

    Ey değerli Müslüman ! unutmaki tevekkülün gerçek anlamı şudur : Sebepleri yerine getirerek kalbin, sebepleri yaratana itimat etmesi ve sebeplerin O’nun elinde olduğuna inanmasıdır…. Hiç şüphesiz ki O dilerse, o sebebin gereğine mani olur ve yine O dilerse onu, tersini gerektiren bir sebep te kılabilir…..   

 

   Tevekkül sahibi muvahhid, sebeplere güvenmez ve onlardan bir şey beklemez. Aynı şekilde onları ihmal de etmez ve yok da saymaz. Bilakis onları yerine getirerek sebepleri yaratan ve yürüten Allah’u Azze ve Celle’ye güvenir.

 

   Müslümanın tevekkülü güçlü ve Allah’tan ümidi de büyük olursa, Allah o kulunun kurtuluşuna izin verir…. Hatırlarsanız İbrahim a.s ; hiçbir sesin ve insanın bulunmadığı, etrafında suyun, ekinin ve hayvanın olmadığı bir vadiye, Allah’a tevekkül ederek ve O’nun emrini yerine getirerek eşi Hacer’i ve küçücük çocuğu İsmail’i oraya bırakır.

   Bunun üzerine Allah c.c onları yardımı ile kuşatır…. Netice de o küçük çocuk, Allah’ın sevdiği, hoşgörülü, sabırlı, namaza davet eden, iyiliği  emreden, kötülükten nehyeden bir peygamber oluverir…. Hatta mübarek zemzem suyu, İbrahim s.a’ın tevekkülünün bir ürünüdür.

                                               

    Ve yine bilindiği gibi, Musa a.s ve etrafındaki iman edenlerin imtihanı ağırlaşıp Firavun ve askerleri tarafından takip edilerek bir deniz kıyısında   kuşatıldıklarında, Musa a.s’ın yanındakiler :  “ Eyvah, yakalandık ! ” dediler…. Ama Allah’ın yardımına güvenen ve O’na hakkıyla tevekkül eden   Musa a.s ise : “ Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir ” dedi……  Ve Allah’u Azze ve Celle de O’na, asasıyla denize vurmasını emretti…. Asasıyla  denize vurunca orada kupkuru bir yol açıldı... Her bir tarafı büyük bir dağ gibi oldu… İşte Allah’a hakkıyla tevekkülün karşılığı budur…

 

    Yunus a.s’ı hatırlayın…. denizin karanlıklarında kocaman bir balık onu yutuveriyor. Yunus a.s’da Mevlası’na sığındı, O’na tevekkül etti ve ihtiyacını O’na ileterek şöyle dedi :  “ Senden başka ilah yoktur. Seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Şüphesiz ki ben zulmeden-lerden oldum ”…. Bunun üzerine balık onu sahile bıraktı ve o, yalnız başına kaybolmadı….İşte bu da Allah’a hakkıyla tevekkülün karşılığıdır…

 

   Musa’nın annesi, çocuğunu Allah’a güvenerek ve O’nun emrine boyun eğerek nehre bıraktığını düşünün… Sonunda o çocuk boğulmadan kurtuldu ve büyük peygamberlerden birisi oldu.

 

   Yakup a.s’a oğlulları, kardeşleri Yusufu  kurdun yediğini söylediler. O da işini Allah’a havale etti ve O’na yalvarıp yakardı…. Allah’u Teala ise, çetin bir üzüntü ve uzun bir ayrılık döneminden sonra onu Yakup a.s’a tekrar geri döndürdü.

 

   Meryem a.s’ın olayını düşünün…. başı sıkışıp söyleyecek bir şeyi kalmayınca, azamet ve celal sahibi Allah’a tevekkül etti…. O’na  güven-mekten başka çaresi kalmadı….  Ve Allah’a olan şu güvene bakın ki, İsa a.s’ı işaret ederek O’nunla konuşmalarını istedi…………..  Etrafındakiler ; “ Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz ? ” dediler. İşte o an Allah O’nu konuşturdu ve “ Ben Allah’ın kuluyum. O, bana Kitab’ı verdi ve beni peygamberlerden kıldı ” dedi…. İşte Allah’a güvenmenin ve O’na tevekkülün karşılığı……… Allah’u ekber…  

 

   Ve işte Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve selem…..  arkadaşı Ebu Bekr ile birlikte çorak bir dağda ıssız ve ürkütücü bir mağarada kavminden gizleniyorlar…. Arkadaşı korkar ve : “ Ey Allah’ın Rasulü ! Şayet onlardan birisi ayaklarına doğru baksaydı bizi görürdü ” der.

  Rasulullah s.a.v ise, Rabbisine tevekkülü dile getirerek şöyle buyurdu : “ Ey Ebu Bekr ! Üçüncüleri Allah olan iki kişiye ne olacağını zan-nediyorsun ? ” …. Sonra Allah’u Teala yardımını ve desteğini indirerek, onları görünmeyen ordularla destekler…. Netice de korkuları gider ve güvenlik gerçekleşir…. İşte bu da ; Allah’a güvenmenin ve O’na tevek-külün karşılığıdır…  

 

    Öyleyse ey Müslüman ! buraya kadar anlattığımız örnek ve önder kimselerin Allah’a olan tevekküllerini ve onun karşılığını düşünerek Rabbine yönel… Yalvarmak için ellerini O’na aç ve kalbini yaratıcına yönelt… Umudunu O’na bağla ve işini O’na havale et… İnsanlardan umudunu kes…. Yüce Allah’a seslen…. Gecenin son vakti gibi duaların kabul edildiği vakitleri gözet ve secdeye kapan…. Unutma ; tevekkülün ve beklentin ne kadar güçlü olursa,  duaların o derece erken kabul görür ve reddedilmez.

 

   Şüphesiz ki Allah izzet sahibidir. Kendisine sığınanı zelil kılmaz ve onu zillette bırakmaz…. Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır… Öyleyse rahatında Allah’ı tanı ki, sıkıntı anında da O seni tanısın.

 

 { … İbn Abbas r.a dan.Resulullah s.a.v buyurdular ki : Bolluk da Allah’ı tanı ki, zorlukta da O seni yardımı ile tanısın }

 

                                     AHMED . EL-ALBANİ : TEVESSÜL : 53.S. SAHİH Lİ ĞAYRİHİ DER.

 

 

{ … Ebu Hureyre r.a dan.Resulullah s.a.v buyurdular ki : Sıkıntılar ve tasalar anında duasının Allah tarafından kabul edilmesi her kimi sevindirirse, duasını bollukta çoğaltsın. }

                                                                                                       TİRMİZİ : 6.C.3604.N

 

    Unutma ! bir şeyi elde etmede Allah’a tevekkülü samimi olan, onu mutlaka elde eder… İşini Allah’a havale edene de Allah yeter… O, Kendisine  hakkıyla tevekkül eden kulunu başkasına bırakmaz ve işini de bizzat kendisi üstlenir... O, şöyle buyur muyor mu ? :

 

“ Kim Allah'a tevekkül ederse  O, ona yeter. “

Talak  3

 

   Öyleyse ey gafil insan !  rabbine güzel zan’da bulun ve sadece O’na tevekkül et…. Şikayetlerini yalnızca Rabbin’e ilet.

 

   Fudayl rahimehullahın dediği gibi : “ Allah’a yemin olsun ki, onlardan hiçbir şey istemeyecek şekilde insanlardan ümidini kesersen, Mevlan sana tüm istediğini verir.” Çünkü O her şeye gücü yetendir. Bir zerre dahi O’nun izni olmadan hareket edemez. O dilemeden, hiçbir olay gerçekleşmez. O’nun bilgisi olmadan bir yaprak dahi düşmez… Rabbimiz şöyle buyurur :

 

“ Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güven ve dayan. O ki,  - gece namaza - kalktığın zaman seni görüyor. Ve secde edenler arasında dolaşmanı da görüyor. “

Şuara : 217

 

   Unutma kazançların en büyüğü, Allah’a güvenmek ve Allah’tan güzel şeyler beklemektir. Bu nedenle ; Allah’ın elindekine, kendi elindekinden daha çok güven….

 

  Ve yine unutma ; Tevhidi düzgün olana kadar kulun tevbesi düzgün olmaz…. Tevhid inancının temiz olması ölçüsünde de kulun tevekkülü sağlıklı olur. Kul ; ne zaman Allah’tan başkasına yönelirse bu, kalbinden bir lekenin oluşmasına sebeb olur ve o lekenin ölçüsünce tevekkülü eksilir ve zayıflar…. Dolayısıyla kimin ihtiyacı olur da onu insanlardan beklerse, onun ihtiyacı giderilmez.

 

 

“ … Abdullah b. Mes’ûd r.a’dan. Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu : “ Kime bir geçim darlığı inerde, o kimse bu geçim darlığını insanlara arz ederek gidermeye çalışırsa, o kimsenin ihtiyacı giderilmez. Kime de bir geçim darlığı iner ve bu sıkıntısını Allah’a arz ederse, Allah er veya geç ona yardım eder.”

Tirmizi : 4.c.2428.n - Ebû Dâvûd, Zekat : 14

 

   Öyleyse kim insanların en güçlüsü olmak istiyorsa Allah’a tevekkül etsin. Kim insanların en zengini olmak istiyorsa, kendi elindekinden çok Allah’ın elindekine güvensin.

                 

   Unutma ey zayıf ve cılız kul ! rıza ve tevekkül, takdir edileni iki yanından kuşatır. Tevekkül, takdir edilen gerçekleşmeden öncedir. Rıza ise gerçekleştikten sonradır. Rıza tevekkülün ürünüdür. Tevekkülün ruhu, bütün işlerini Allah’a havale etmendir.

 

   Davud b. Süleyman şöyle der : “ Mü’minin takvasına şu üç şey delalet eder : Henüz elde etmediğinde güzelce tevekkül etmesi, elde ettiğinde güzelce razı olması ve elde edemediğinde de güzelce sabretmesi. ”

 

   Kulun Allah’ı tanıması ne kadar sağlıklı olursa O’na tevekkülü de  o derece güçlü olur. Tevekkülün güçlü ya da zayıf olması, imanın güçlü yada zayıf olmasına bağlıdır. Allah’a tevekkül eden, kurtuluş için acele etmesin. Allah, kendisine tevekkül edene yeteceğini ve yetişeceğini bildirmiştir. Bu yeterliliğin hemen gerçekleşeceği inancına kapılanlar olabilir. Oysa Allah, her şey için bir vakit belirlemiştir. Bu nedenle  tevekkül  eden acele edip, “ Tevekkül ettim ve dua ettim ama bir şey görmedim ” dememelidir.

 

   Allah, emrini yerine getirir…. O, her şey için bir kader tayin etmiştir. Allah, seçmede ve düzenlemede tektir, eşi ve ortağı yoktur…. O’nun kulu için düzenlediği, kulun kendisi için düzenlediğinden daha hayırlıdır… Ve yine O, kulun kendisine merhamet etmesinden daha çok o kuluna merhamet edendir.

 

   Öyleyse sözü daha fazla uzatmaya gerek yoktur.

 

وَكَفَى بِاللّهِ وَلِيّاً         …..  Dost olarak Allah yeter….

 

وَكَفَى بِاللّهِ نَصِيراً    …..  Yardımci olarak Allah yeter …..

 

 وَكَفَى بِاللّهِ وَكِيلاً    …...  Vekil olarak Allah yeter …..

 

                                             NİSA : 45 – 132 … AHZAB : 3

 

     

   Rabbimiz bizleri, kendisine hakkıyla tevekkül eden şuurlu ve basiretli kullarından eylesin ……

                                        Amin …. 

 

                                               

 

                                         Vel hamdu lillahi rabbil alemin

 

 

 

 

 

 

 

 

                               TACUDDİN   EL - BAYBURDİ