Kuran ve Sünnet

Kabirlerden Yardım Dileme

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

Kabirlerden Yardım Dileme

 

Bid'at ve şirk ehli olanlar, kabirlere ve ölülerin bulunduğu yerlere, türbe ve yatırlara müracaat ederek isterler bazı şeylerini. Veya en azından bir ölmüş kişiyi, dualarında ve isteklerinde vasıta olarak kullanırlar.

Onların adına yapılan duaların Allah katında makbul olacağını sanırlar bir kısım insanlar. Bunların bu hali şeytani bir haldir. Çünkü, Buhari, Müslim ve diğer hadis kitaplarında Allah'ın Resulünden şöyle bir hadis rivayet edilmektedir:

“Yahudi ve Hıristiyanlara Allah lanet etsin. Onlar Resullerinin kabrini mescit edindiler.”

Müslim'de, Allah Resulünden, ölmeden beş gün önce söylediği şu hadis rivayet edilmektedir:

“İnsanların bana olan arkadaşlığında, işinde ve yardımında en önemli olanı, hiç şüphe yok. Ebu Bekir'dir. Eğer ben insanlardan bir dost edinecek olsaydım, muhakkak Ebu Bekir'i dost edinirdim. Fakat sizin Resulünüz Allah'ın dostudur. Mescidin duvarlarında Ebu Bekir'inkinden başka kapatılmadık hiçbir kapı kalmasın! Sakın kabirleri mescid edinmeyin. Sizi bundan menederim.”

Yine Buhari ve Müslim'den şu hadis rivayet edilmektedir:

“Allah'ın Resulü hasta hali içinde yatarken, kendisine Habeşistan 'daki bir kiliseden, kilisenin güzelliğinden ve içindeki resimlerden bahsettiler.”

Bunları dinleyen Allah'ın Resulü buyurdular ki:

“Onlar, içlerinden iyi bir insan vefat ettiği zaman, onun kabri üzerine hemen bir mescid yaparlar ve içini de resimlerle doldururlar. Kıyamet gününde, Allah indinde, insanların en kötüsü işte bunlardır.”

Müsned'de, Ebu Hatim'in Sahih'inde şöyle rivayet olunmuştur:

“Allahın son Resulü buyurdular ki:

“Kıyamet koparken hayatta olanlar, bir de kabirleri mescid edinenler insanların en kötülerindendir.”

Sahih bir hadiste buyrulmuştur ki:

“Kabirlerin üzerlerine oturmayın. Kabirlere karşı namaz kılmayın!”

İmam Malik'in Muvatta'ında şöyle bir hadis yer almaktadır:

“Allah'ım! Benim kabrimi, tapınılan bir put haline sokma! Ey Müslümanlar bilin ki, Nebi ve Resullerinin kabirlerini mescid edinenlere karşı Allah'ın gazabı çok şiddetlidir.”

Sünen'de ise şöyle bir hadis yer almaktadır:

“Benim kabrimi bayram yeri edinmeyin. Nerede bulunursanız bulunun, bana salavat getirin. Çünkü sizin salavatınız nerede getirilirse getirilsin bana ulaşır...”

Bu hadislerinde Allah'ın Resulü şöyle buyurmuştur:

“Herhangi bir kimse bana selat ve selamda bulunduğunda, o kimseye selamla karşılık verebilmem için, Allah ruhumu bana iade eder.”

Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“Yüce Allah, ümmetimin selamını bana ulaştırmaları için, kabrimde bir takım melekleri vazifeli kılmıştır.”

Başka bir hadislerinde:

“Cuma'nın gündüzünde ve gecesinde selat ve selamı çokça gönderin. Çünkü sizin selam ve salatınız bana bu günde arzedilir.”

Yüce Allah Kur'anda şöyle buyurmaktadır:

“Onlar halka; “sakın tapındığınız ilahlarınızı, hele Veddi, Süva'yı, Yeğus, Yeğuk ve Nesr'i asla bırakmayın” dediler.”

İbni Abbas ve daha başkaları bu ayet hakkında şöyle söylediler:

“Aslında bu isimler, Nuh kavminde yaşayan iyi insanların isimleriydi. Bunlar öldükleri zaman, kavminin insanları, onların kabirlerine hürmet ve yakınlık gösterdiler. Daha sonra da, bu insanların suretlerini yaparak onlara tapınmaya başladılar.”

İşte bu olay putperestliğin başlangıcı olmuştur.

Allah'ın Resulü olan efendimiz, bu şirk kapısını sımsıkı kapatabilmek için, kabirlerin mescid edinilmesini şiddetle yasaklamıştır.

Nitekim, müşriklerin, güneş doğarken ve batarken güneşe secde edip tapınmaları sebebiyle, bu vakitlerde namaz kılmayı da yasaklamıştır. Böyle yapmasaydı, Müslümanların ibadetiyle müşriklerinki arasında bir benzerlik bulunacaktı. İşte böyle olmaması için Allah'ın Resulü böyle bir kapıyı sımsıkı kapamıştır.

Şeytan, imkan ve kudreti oranında insanoğlunu aldatıp sapıtır. Bir kimse, gök cisimlerine tapınanların yaptıkları gibi, güneşe, aya, yıldızlara ibadet ve duada bulunursa, şeytan onun üzerine iner ve ona bazı şeyler söyler. Onlar buna, yıldızların ruhaniyeti, derler. Halbuki o, şeytandan başkası değildir.

Şeytanlar insanlara bazı isteklerinde yardım ederlerse de, bunun karşılığını ona kat kat ödetirler ve zarara sokarlar yardım ettiklerini. Şeytana uyan bir kimsenin sonu felakettir, kayıptır. Ancak, bu insan tevbe ve istiğfar ederse Allah'a, o zaman iş değişir.

Şeytanlar, putlara tapan insanlara da bir takım şeyler söylerler.

Bir ölüden, yahut gaibten haber bekleyen insanların durumu da böyledir. Onlardan yardım talep eden, bir şeyler isteyen insanların durumu da böyledir. Ölüden bir şey isteyen veya onu vasıta yaparak Allah'a dua eden, veya iyidir veya geçerlidir inancıyla, ölünün kabri başında dua eden bir kimse, bütün bunları evde yapılan dualardan daha ileri sayıyorsa, böyle bir kimsenin durumu da putperestlerin durumu gibidir.

Onlar bu inançlarını bir de hadis'e destekletirler:

“İşler sizin istediğiniz gibi yürümez de zor durumda kalırsanız, kabirdekilerden yardım isteyene bakınız.”

Bu hadis, bütün hadis uzmanlarınca yalan sayılmıştır. Böyle bir hadis ancak putperestlik yolunu açmak isteyen bir zındığın hadisidir.

Bidatçı, müşrik ve onlara benzeyen, putperest Hıristiyan ve Müslümanların sapıkları, kabir yanlarında bir takım haller görür ve bunları keramet sanır.

Mesela, bir kabrin yanında bir don örtü bırakırlar ve sonradan onu kendiliğinden bağlanmış olarak bulurlar. Veya kendisini sara tutmuş birini mezarın başına götürürler ve saralı kişinin açıldığını müşahede ederler. Bunu da kabirde bulunanın himmeti sanarlar. Halbuki şeytan onları sapıtmak için o işi kabrin yanında yapmış ve göstermiştir.

Burada sadakat ve tam bir ihlas ile Allah'a sığınılırsa, şeytanın düzeni bozulur. Çünkü;

Tam bir tevhit olan yerde, şeytan barınamaz.

Bunun için onlardan bazıları havaya kaldırıldığında “Lailaheillallah” deyip yere düşmüştür. Onlardan bazılarının da, kabrin yarıldığını ve oradan bir insanın çıktığını görür ve onu kabirde defnolunmuş kişi sanır. Halbuki bu görünen şeytandan başkası değildir.

Bu konunun misalleri çok geniş yer tutar kitabımızda.