Kuran ve Sünnet

ALLAH RASULÜNÜN NAMAZ KILMA ŞEKLİ

KITAB VE SUNNETE GORE NAMAZ KILMA ŞEKLI
“Ey Resulüm! İman eden kullarıma de ki;   namaz kılsınlar.”
"Beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öylece namaz kılın”




 
Muhakkak ki bütün hamdler Allah'adır. Binaenale yh O'na hamd eder, O'ndan yardım ister ve mağfiret taleb ederiz. Nefisleri mizin ve kötü amellerim izin şerrinden de O'na sığınırız.
Allah kime hidayet ederse onu hiç bir kimse sapıttıramaz. Kimide sapıttırırsa önada kimse hidayet veremez. Şehadet ederim ki, Allah'dan başka İlah yoktur ve şeriksiz olarak birdir. (Ve yine) şehadet ederim ki Muhammed (S.A.V.) O'nun kulu ve Resulüdür.
Namaz tevhidi gerçekleştirmede ilk merhale olması hasebiyle dindeki yeri çok azimdir.
Namaz öyle bir ibadettir ki, Allah katında'en şerefli mahluklar olan melekler bile bu ibadetin bazı cüzleriyle Rablerine kulluklarını eda etmektedi rler. Yani melekleri n bir kısmı kıyam halinde, bir kısmı da rüku halinde, bazıları da secde halinde ibadet yapmaktadır.
Biz insanlard a bu ibadet şekillerinin cem olduğu bir ibadetle (NAMAZLA) mükellef kılınmışız. Bu da Rabbimizi n bize verdiği değeri ve lutfunun büyüklüğünü gösterir.
Öyle ise bu değere en güzel biçimde layık olmağa ve lutfuna en güzel şekilde şükretmeliyiz. Bunu gerçekleştirebilmekte kabûla şayan olacak şekli ile bu ibadeti (NAMAZI) eda etmeğe çalışmaktır.
Bir ibadetin kabule şayan olması için iki şartı haiz olması gerekir.
1- Sadece Allah için yapılması (Hadis bir niyyet; )
2- İbadetin Sahih olması yani Kitab'a ve Sünnet'e uygun olmasıdır.
Bu iki şartı haiz olan her ibadet kabuk şayan bir ibadettir . İki şarttan birisinin noksanlığı o ibadetin reddine sebebdir. Zira Hadis'i Şerif de buyuruyor ki, [Şübhesiz amellerin değeri niyyetler e göredir] başka bir Hadisde ise [Her kim bir amel işlerde o amel hakkında bizim bir emrimiz yoktur o amel merduddur].
Hadis'i Şeriflerde de görüldüğü gibi, bir ibadetin kabulü Allah indinde geçerlilik kazanması için, sadece HALİS BİR NİYYET yeterli değildir, aynı zamanda o ibadetin Peygamber in tarifine uygun olması gerekiyor .
Kelime'i Şahadetten sonra Allah'ın Azze ve Celleden Resulü (S.A.V.)'e insanlara tebliğ etmesi için indirdiği en azim emir NAMAZ'dır.
Binaenale yh bunu beyan eden âyette şöyle f arman ediyor. 
(Ey Resulüm!) iman eden kullarıma de ki; NAMAZ kılsınlar. )
Allah'a inananlar ca ma'lum olduğu üzere inanan her insan Allah'u Azze ve Celle'nin her emrine kayıtsız şartsız uyan ve halis bir şekilde o emri yerine getirmeğe çalışır. Bir çok emirlerde olduğu gibi namaz emri de mücmel bir emirdir. Yani ne zaman kaç rekat ve nasıl eda edileceği Kur'ân'da beyan edilmemiştir. Binaenale yh beyanını Allah Resulü (S.A.V.) yapmıştır.
Onun içindir ki, Hadis'i Şerif de;
 
[Beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öyle namaz kılın] buyurulma ktadır.
Allah Resulü (S.A.V.) bu emri ile, sair ibadetler de de olduğu gibi namazda da kendisine ittiba edilmesin i emrediyor . Zira Allah Resûlü'ne uyma, ona tabi olma tevhid'in gereğidir. Hele namaz gibi tevhidi gerçekleştirmede mühim bir yeri olan bir ibadette O'na ittiba başka bir ehemmiyet e haizdir. Hiç bir şekilde O'na yâni Allah Resulü (S.A.V.)'e muhalefet cazi değildir. Hele atalara ve delilsiz konuşan ilim ehline uyarak onların sözlerine tabi olup Allah Resûlü'ne muhalefet, insanın ayağını kaydıracak bir muhalefet tir. Ahmed İbnu Hanbel'in müsnedinde rivayet etmiş olduğu bir Hadis'i Şerif'de Allah Resulü (S.A.V.) şöyle buyurmakt adır.
"Vallahi beni bırakıp Musa'ya uysaydınız sapıtırdınız. Zira O bile zamanımızda yaşasaydı kurtuluşu bana uymakta bulacaktı" demektedi r. Muhammed (S.A.V.)'i bırakıp Musa (A.S.)'e uyan sapıtırsa Allah Resulü (S.A.V.)'i bırakarak dedelerin e, örf ve adetlerin e, İslâm"âlimlerinin umumunu terk ederek (getirmiş oldukları delilleri bırakarak) sadece birisine Kur'ân ve Sünnet'e dayalı (getirdikl eri hazır) ictihadla rıyla iktifa ederek Kitab ve Sünnet'e muhalefet edenlere ne demek gerekirki bilmem.
Aişe (R.A.'dan gelen bir Hadis'i Şerif de Allah Rasûlü (S.A.V.) şöyle buyurmakt adır:
 
Her kim bir amel işlerde o amel hakkında bizim bir emrimiz yoktur, amel merdudtur (yani kabul olunmaz).
Müslim 1719
Namaz, ehemmiyet ine binaen daha çok Kitab ve Sünnet'e uyulması gereken bir ibadettir . Zira Ebu Hureyre (R.A.)'den gelen bir hadisde zikrolund uğu üzere kabul olunmayan bir namaz, sair ibadetler in de hesabını zorlaştırıyor.
Binaenale yh senelerdi r telifine uğraşıb basılmasını temenni ettiğim bu kitabın neşrini nasib eden Rabbim'e ne kadar şükretsem azdır.
Not: Bu kitabın te'lifine başlamadan evvel Şeyh Nasır'm (Peygamber in Namazının Sıfatı) isimli eserini terceme etmeyi düşündüm, lâkin metin ve kaynakları zikir, bazı ilaveler yapmayı arzuladığımdan aslına sadık kalamayac ağımdan dolayı yeniden bir telifi daha faideli buldum. Buna rağmen tertib'de ve mahtut, aslına muttali olamadığım hadisleri n ma'nalarmı Şeyh'in kitabından iktibas ettim.
Ayrıyeten kitabımız memleketi miz insanının alışa geldiği namaz hocasının sahib olduğu üslubun dışında bir üsluba sahib olduğu gibi, dededen ve babadan öğrendiğimiz namaza uymayan tarafları vardır. Binaenale yh münakaşaya ve tenkide açık bir eserdir. Zira kaynak olarak sadece Kitab ve Sünnet'i aldık. Belli birmezheb ve muayyen bir kişiye taassubda n tamamen uzak kalarak yola çıktık.
Müellif
Muhammed Ebu Said el-Yarbuzi
 
NAMAZ KILARKEN SÜTRE İTTİHAZ ETMENİN  VÜCUBİYYETİ BABI
l) Sadakatu'bni Yesar, İbnu Umer (R.A.)'yu, şöyle derken işittiğini rivayet etti:Resûlullah (S.A.V.) "Sadece sütreye doğru namaz kıl"buyurdu.
(Bu hadisi İbnu Huzeyme (800) Abdurrezz ak (2305) Beyhaki (2/272) ve Hakim (1/251) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
SÜTREYE DOĞRU KILINMAYA N NAMAZIN    ŞEYTAN, EŞEK, HAYIZLI KADIN VE SİYAH KÖPEK   TARAFINDA N KESİLDİĞİ BABI
2) Sehl -İbnu Hasme (R.A.)'dan, şöyle dedi
Resûlullah (S.A.V.) sizden biriniz sütreye doğru namaz kılacağı vakit, sütreye yakın dursun ki, şeytan onun namazını kesmesin buyurdu.
(Bu hadisi Ebu Davud (695) ve Hakim (1/251) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
3) Ebu Zer (R.AJ'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Sizden biriniz namaza durduğu vakit, önünde deve semerinin arka kaşı kadar bir şey bulunursa, o kendisini sütreler. Önünde semerin arka kaşı kadar bir şey bulunmazs a bunun namazını eşek, kadın ve siyah köpek keser."
Ravi Abdullah İbnu Samit der ki: "Ya Eba Zerr! Siyah köpeğin kırmızı köpekten, sarı köpekten farkı nedir ki?" dedim. "Ey kardeşimin oğlu! Bunu, senin bana sorduğun gibi bende Resûlullah'dan sordum:" "Siyah köpek şeytandır", buyurdu, dedi.
(Bu hadisi Müslim (510)EbuDavud(702) ve îbnu Huzeyme (831) rivayet etmişlerdir.)
RESÛLULLAH (S.A.V.) SAHRADA NAMAZ KILDIĞI VAKİTTE SÜTRE EDİNDİĞİ BABI
4) İbnu Umer (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) bayram günü (namaz için sahraya) çıktığı zaman (hizmetçisine) bir harbe taşımasını emrederdi . (Harbe namaza duracağında) karşısına dikilir, kendisi de ona doğru namaz kılar, halkda arkasında namaza dururlardı. Bunu sefere çıktığında da yapardı. (Resûlullah (S.A.V.) 'in vefatından sonra) Halifeler de bunu âdet ittihaz ettiler.
(Bu hadisi Buharı (494) Müslim (501) ve Ebu Davud (687) rivayet etmişlerdir.
MESCİD DAHİLİNDE DE SÜTRE İTTİHAZ EDİNİLECEĞİ BABI
5) Yezid İbnu Ebi Uheyd şöyle dedi:
Selemet'ubnu Ekva ile (mescide) geldim. Mushaf sandığının olduğu direğin yanında namaza durdu. Dedim ki: "Ya Eba Müslim, seni hep bu direğin yanında namaz kılmağa çalıştığını görüyorum." Dedi ki: "Ben Resûlullah (S.A.V.)'i hep bu direğin arkasında namaz kılmağa çalıştığını gördüm."
(Bu hadisi Buhari (502) ve Müslim (509) rivayet etmişlerdir.)
MESCİDİN İÇİNDE SÜTRE BULAMAYIN CA BİR ASA DİKİLEREK ONA DOĞRU NAMAZ KILINABİLECEĞİ BABI
6) Yahya İbnu Ebi Kesir şöyle dedi:
Enes İbnu Malik'i, Mescid'il-Harem'de bir asa dikerek ona doğru namaz kıldığını gördüm.
(Bu hadisi İbnu Ebi Şeybe (1/277) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
MESCİDİN İÇİNDE SÜTREYE DOĞRU YOL   BULAMAYIN CA OTURAN BİRİSİNİN ARKASINI  DONDURTER EK ONA DOĞRU NAMAZ KILMA BABI
7) Nafi'i şöyle dedi:
İbnu Umer (R.A.) Mescid'in direkleri nden birisim sütre edinmek için (oraya kadar gitme) imkânı bulamayınca, bana sırtını dön derdi.
(Bu hadisi İbnu Ebi Şeybe (1/279) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
MESCİD'DE DİREKLERİN ARKASINDA, OTURANLAR DAN DAHA ÇOK NAMAZ KILMAK İSTEYENLERİN HAK SAHİBİ  OLDUKLARI BABI
 Umer (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Namaz kılmak isteyenle r, direkleri n arkasında oturanlar dan daha çok orada hak sahibidir ler.
(Bu hadisi Buharı (502) ve Beğavi (2/453) Ta 'likan İbnu EbiŞeybe (2/370) ve Humeydi ( ) Mevsulan sahih birsenedl e rivayet etmişlerdir.)
SÜTREYE DOĞRU NAMAZ KILMAYAN GÖRÜLDÜĞÜ ZAMAN GÖREN TARAFINDA N SÜTREYE DOĞRU   İTİLECEĞİ BABI
9) Muaviyetu'bnu kurre babasından rivayed ederek şöyle dedi. Umer (R.A.)'dan, iki direk arasında namaz kılan birini gördü. Adamı tutarak direğin birisine doğru itti ve ona (direğe) doğru namaz kıl dedi.
(Bu hadisi Buhari (502) ve Beğavi (2/453) Ta'likan ve İbnu Ebi Şeybe (2/370) Mevsulan sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
NAMAZDAKİ SÜTRENİN KEYFİYYETİNİN BEYANI BABI
10) Aişe (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.)'e, namaz kılanın sütresinden soruldu. "Semerin arka kaşı gibidir" buyurdu.
(Bu hadisi Müslim (500) rivayet etmiştir.)
OTURAN VEYA UYUYAN BİR İNSANA DOĞRU SÜTRE KASDI İLE NAMAZ KILINABİLECEĞİ BABI
11) Aişe (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) geceleyin, kendisi ile kıblesi arasında ben, cenazenin uzanması gibi karşısında uzanmış olduğum halde (bana doğru) namaz kılardı.
(Bu hadisi Buharı (512) ve Müslim (512) rivayet etmişlerdir.)
12) Nafi'i (R.A.)'dan, şöyle dedi:
İbnu Umer (R. A.) Mescid'in direkleri nden birisini sütre edinmek için (oraya kadar gitme) imkânı bulamayınca, "Bana sırtını dön" derdi.
(Bu hadisi İbnu EbiŞeybe (1/279) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
HAYVANA DOĞRU SÜTRE KASDI İLE NAMAZ KILINABİLECEĞİ BABI
13) İbnu Umer (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) devesine doğru namaz kılar idi. Ravilerde n İbnu Numeyr: "Resûlullah (S.A.V.) bir deveyi karşısına alarak namaz kıldı" dedi.
(Bu hadisi Müslim (502) rivayet etmiştir.)
NAMAZ KILANIN SUTREYE YAKIN OLACAĞI BABI
14) Sehl İbnu Sa'd es-Saidi (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V. )'in musallası (yani secde ettiği yer) ile (kıble cihetinde ki) duvar (veya sütre edindiği şey ile) arasında bir davar geçebilecek kadar yer olurdu.
(Bu hadisi Buhari (496) ve Müslim (508) rivayet etmişlerdir.)
İMAMIN SÜTRESİNİN CEMAATİN SÜTRESİ OLDUĞU BABI
15) İbnu Abbas (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) Mina'da insanlara namaz kıldırdığı sırada dişi bir merkebe binerek karşıdan geldim. Ben o zaman buluğ yaşına yaklaşmıştım. Safın önünden geçtim. Merkebi otlasın diye salıverdim, ondan sonra safa girdim, bu yaptığıma kimse ses çıkarmadı.
(Bu hadisi Buharı (493) ve Müslim (504) rivayet etmişlerdir.)
NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇENİN GÜNAHKÂR   OLDUĞU BABI
16) Bize Yahya İbnu Yahya tahdis edip dedi ki:
Malik'in huzurunda okudum. O da, Ebu'n-Nadr'dan, o da Busr İbnu Said'den: Busr İbnu El-Hadramiyi Zeyd İbnu Halid El-Cuheni, namaz kılanın önünden geçen kimse hakkında Resûlullah 'dan ne duyduğunu haber vermesi için Ebu Cuheym El-Ensari'nin yanına gönderdi. Ebu Cuheym'de şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Namaz kılanın önünden geçen kimse, üzerine ne kadar (günah aldığını) bilse idi. O namaz kılanın önünden geçmektense kırk (bilmem ne kadar zaman, yerinde) durması daha hayırlı olur."
Ravi Ebu Nadr dedi ki: Kırk gün mü, ay mı yoksa sene mi dedi bilmiyoru m.
(Bu hadisi Buharı (510) ve Müslim (507) ve Malik (1/154) rivayet etmişlerdir.)
NAMAZ   KILANIN   ÖNÜNDEN   ISRARLA   GEÇMEK İSTEYENİN ŞEYTAN OLDUĞU BABI
17) Ebu Said el-Hudri (R.A.)'dan,
Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "İçinizden birisi namaza durduğu zaman, önünden geçecek olan hiç bir kimseyi bırakmasın. Gücü yettiği nisbette onun geçmesine mani olsun. Eğer dinlemezs e onunla doğuşsun. Çünkü o ancak bir şeytandır."
(Bu hadisi Buharı (509) ve Müslim (505) rivayet etmişlerdir.)
NAMAZ  KILANIN  ÖNÜNDEN  GEÇMEK  İSTEYENİ   MEN ETME BABI
18) Bize İbnu Hilal (yani Humeyd) tahdis edib şöyle dedi: Ben ve bir arkadaşım beraberce hadis müzakere ettiğimiz sırada hemen Ebu Salih es-Semman: Ben Ebu Said'den işittiğimi ve gördüğümü sana tahdis edeyim, dedi şöyle anlattı: Ben Ebu Said ile beraber bulunduğum sırada bir cum'a günü Ebu Said kendisini gelenden geçenden setr edecek bir şeye doğru namaz kılıyordu. Birden bire Ebu Muayt oğullarından genç bir adam geldi ve Ebu Said 'in önünden geçmek istedi. Ebu Said 'de göğsüne dokunub onu def etti. O genç etrafına
bakındı fakat Ebu Said'in önünden başka geçecek (yol bulamadı. Dönüb yine (önünden) geçmeğe davrandı. Ebu Said birinci defakinde n daha şiddetli bir surette onu göğsünden iterek def etti. Bu sefer karşısına dikilip Ebu Said'e sövdü. Sonra insanları sıkıştırarak çıkıb gitti. Mervan'ın yanına girdi. Ebu Said'in yaptığı muamelede n şikâyet etti. Arkasından Ebu Said'de Mervan'ın yanma giı;di. Mervan ona: Şu kardeşin oğlu ile ne alıb veremiyor sun? Geldi senden şikâyet ediyor, dedi. Bunun üzerine Ebu Said şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)'den işittim, buyuruyor du ki: "İçinizden biri kendisini gelenden geçenden koruyacak bir sütreye karşı namaza durub da biri önünden geçmeye davranaca k olursa onu göğsüne dokunarak def etsin, dinlemezs e onunla doğuşsun etsin. Çünkü o ancak bir şeytandır.
(Bu Hadis Buharı (509) ve Müslim (505) rivayet etmişlerdir.)
SÜTRE MEVZULUND A NAKL OLUNAN ZAYIF RİVAYETLER BABI
19) Abdullah İbnu abbas (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Uyuyan ve konuşanın arkasında namaz kılmayın."
(Bu Hadisi Ebu Da vud (694) ve İbnu Mace (959) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.)
Bu rivayetin zayıf oluşunun sebebi şudur ki: Ebu Davud'un rivayetin in senedinde iki ravi Mecburdur .
İbnu Mace'nin rivayetin de ise Ebu'l-Mikdam Hişam İbnu Ziyad vardır ki, Hadis'de Metruk'dur.
Ayrıyeten bu mevzuda yani uyuyan veya başka birisinin arkasında namaz kılınabileceğine dair Resûlullah (S.A.V.)'hı amelinden Buhari ve Müslim'de delilimiz vardır. Bu Hadis'i Şerifi II numarada zikr ettik.
20) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Sizden biriniz namaz kılacağında yüzü cihetine sütre edinmek için bir şeyler koysun. Eğer, koyacak bir şey bulamazsa, bir asa diksin. Eğer yanında asa'sı da yoksa, bir hat çizsin. Sonra önünden gelib geçenler
ona zarar veremez."
(Bu Hadisi Ebu Davud (689) ve îbun Mace (943) ve Abdurrezz ak (2286) ve Bey haki (2/271) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.
Bu rivayetin zayıf olmasının sebebi ise, senedde Ebu Umer İbnu Muhammed İbnu Haris ve dedesi vardır ki: İkisi de Hadisde Mecburdur .
İbnu Kudame "EI-Muharrer" isimli eserinde bu rivayetin senedi Muddarib'dir diyor.
SAFLARI TESVİYE ETMENiN VUCUBİYYETİ BABI
1) Enes İbnu Malik (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) "Saflarınızı düzeltiniz. Çünkü saffın düzgünlüğü namazın tamammdadır" buyururdu .
Buhari 723,Muslum 433,Ebu Davud (668) İbnu Mace (993) rivayet etmişlerdir.
2) Ebu Hureyre (R. A.) 'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Safı ikame ediniz. Çünkü safın ikamesi, namazın güzelliğindendir."
(Bu Hadisi Buharı (722) ve Müslim (435) rivayet etmişlerdir.)
SAFLARDAK I DÜZGÜNSÜZLÜĞÜN MÜSLÜMANLAR ARASINDAKİ İHTİLAFLARIN SEBEBLERİNDEN OLDUĞU BABI
3) Ebu Mes'ud (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namazdan evvel omuzlarımıza dokunarak şöyle derdi: "Doğru durunuz, ayrı ayrı hizalarda durmayınız ki, kalblerin iz birbirine muhalefet etmesin. Akıl ve ilim sahibleri hemen arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar", buyurdu. Ebu Mes'ud: "Siz ise bugün son derece ihtilaf üzeresiniz" buyurdu.
(Bu Hadisi Müslim (432) rivayet etmiştir.)
4) Nu'man İbnu Beşir R. A dedi ki:
Resûlullah S.A.V i şöyle buyururke n işittim: Ya saflarınızı düzeltirsiniz, ya da Allah 'u Teala'nın yüzlerinizi ayrı ayrı şekillere çevireceğini muhakkak biliniz.
Bu Hadisi Müslim (436) rivayet etmiştir.
CEMAATIN SAFLARI TESVİYE ETMESİNİ ÖĞRENENE KADAR İMAMIN SAFLARI TESVİYE EDECEĞİ BABI
5) Simak îbnu Harb'dan, (dedi ki:) Nü'man İbnu Beşir (R.A.)'dan işittim şöyle diyordu: Resûlullah (S.A.V.) saflarımızı, bir okçu yaptığı okları nasıl dümdüz ederse öylece dümdüz bir hale getirirdi . Bunu ta biz anlayıp layıkıyla öğreninceye kadar yaptı durdu. Nihayet günün birinde yine namaz kıldıracağında tam tekbir getirecek ti ki, göğsü saf dan dışarıya çıkmış birini gördü. Bunun üzerine: Ey Allah'ın kullan! Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allah'u Teala'nm yüzlerinizi ayrı ayrı şekillere çevireceğini biliniz" buyurdu.
(Bu hadisi Müslim (436) rivayet etmiştir.)
SAFLARI DÜZELTİRKEN İMAMIN CEMAATE YÜZÜNÜ DÖNMESİ BABI
6) Enes (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Namaz için kamet getirilmişti, Resûlullah (S.A.V.) yüzünü bize döndü: "Saflarınızı dosdoğru ve sımsıkı tutunuz. Hakikat ben sizi, arkamdan da görüyorum" buyurdu.
(Bu hadisi Buharı (719) rivayet etmiştir.)
İMAMIN, ARKA SAFLARI TESVİYE ETMESİ İÇİN BİRİSİNİ TAYİN ETMESİ BABI
7) Nafi'den, (şöyle dedi:) Umer (R.A.) (namaza durmadan önce) safların tesviyesi ni emrederdi . Kendisine safların düzeltildiğim gelip haber verdikler i zaman tekbir alır (namaza dururdu.
(Bu hadisi Malik (1/158) sahih bir senedle rivayet etmiştir.
 Malik'in amcası Ebu Süheyl İbnu Malik babasından, şöyle rivayet ediyor. Şöyle dedi: "Usman İbnu Affan ile beraber olduğum bir sırada namaz için kamet getirildi . Ben ise Usmanla konuşuyordum. Bana da ayrıyeten "Sen de safta düzgün dur" desin diye. Ben usmanla konuşmaya devam ediyordum, o da nialleri ile taşları düzeltiyordu. Ta ki safları tesviye etmek için tayin ettiği kimseler gelib safların tesviye olunduğunu haber verdiler. Ve bana da saf da düzgün dur dedi ve tekbir getirdi."
(Bu hadisi Malik (1/158) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
BİRİNCİ SAFIN FAZİLETİ BABI
9) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Ön safdaki olan; (hayrı) bilse idiniz, veya bilselerd i. Kur'a atmak zaruri olurdu".
ve Buharı (721) rivayet etmişlerdir.
10) Cabir İbnu Semure (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) bizim yanımıza çıkmıştı. Buyurdula r ki: "Melekleri n Rableri huzurunda saf tuttukları gibi, saf tutmaz mısınız?" Biz: "Ey Allah'ın Resulü, melekler Rableri huzurunda nasıl saf tutarlar?" dedik. Resûlullah (S.A.V.) "Önceki safı tamamlarl ar ve sık tutarlar" buyurdu.
(Bu hadisi Müslim (430) ve İbnu Mace (992)
11) Ebu Hureyre (R. A.) 'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Erkekleri n en hayırlı saflan ilkleri, sevabı en az olanları da geridekil erdir. Kadınların en hayırlısı safları geridekil erdir, sevabı en az olanları da öndekilerdir."
(Bu hadisi Müslim (440) Ebu Davud (678) Tirmizi (224) ve Nesei (2/93) rivayet etmişlerdir.
12) Ebu Said El-Hudri (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) sahabeler inin namaz saflarında gerileyişlerini gördü de onlara hitaben şöyle buyurdu: İlerleyin de bana uyun. Sizden sonrakile r de size uysunlar. Bir takım kimseler vardır ki, (birinci saf dan) geri kala kala nihayet Allah'u Teala da onları geriletir .
(Bu hadisi Müslim (438) ve Ebu Davud (678) rivayet etmişlerdir.)
BİRİNCİ SAFA İLİM VE AKIL SAHİHLERİNİN DURMAĞA DAHA ÇOK HAK SAHİBİ OLDUKLARI BABI
13) Ebu Mes'ud (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namazdan evvel omuzlarımıza dokunarak şöyle derdi: "......... ......... ......... Akıl ve ilim
sahibleri hemen arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar" buyurdu.
(Bu hadisi Müslim (432) rivayet etmiştir.)
İLİM SAHİBİNİN BİRİNCİ SAFDAKİ BİRİSİNİ GERİYE ÇEKİP YERİNE DURABİLECEĞİ BABI
14) Kays İbnu Ubad 'dan, (şöyle dedi:)
Bir defasında ben, mescidde ilk saf da bulunuyor dum. Arkamdan bir adam bini sertçe geriye çekti. Sonra benim yerime geçti. Nasıl namaz kıldığımı bilemedim . Namaz bitince birde ne göreyim beni geriye çeken adam Ubeyy İbnu Ka'b imiş. Bana şöyle dedi: "Delikanlı, Allah seni kötülüklerden korusun. Benim bu hareketim Resûlullah (S.A.V.)'in bize bir emridir. Bize kendi arkasına durmamızı emrederdi . .........
(Bu hadisi Nesei (2/88) hasen bir senedle rivayet etmiştir. Ayrıyeten Şeyh Elbani Nesei'nin sahihinde (778) tahric etmiştir.)
SAFIN DÜZGÜN OLMASI NAMAZIN TAMAMINDA N OLDUĞU BABI
15) Enes İbnu Malik (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) saflarınızı düzeltiniz. Çünkü safların düzgünlüğü namazıa tamammdadır.
(Bu hadîsi Buharı (732) Müslim (433) E bu Da vud (668) ve İbnu Mace (993) rivayet etmişlerdir.)
SAFIN DÜZGÜN OLMASI NAMAZIN GZELLNDEN OLDUĞU BABI
16) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.)'den, buyurdu ki: "Saffi ikame ediniz. Çünkü safın ikamesi, namazın güzelliğindendir."
(Bu hadisi Buhari (722) ve Müslim (435) rivayet etmişlerdir.)
SAFLARIN NASIL TESVİYE EDİLECEĞİ VE İLK YAPILACAK İŞİN SAFDAKİLERİN AYNI HİZADA OLACAĞI BABI
17) Ebu Mes'ud (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namazdan evvel omuzlarımıza dokunarak şöyle derdi. "Doğru durunuz, ayrı ayrı hizalarda durmayınız.".'......... ......... ......... ......... ......... ......... ....
(Bu hadisi Müslim (436) ve Ebu Davud (664) rivayet etmişlerdir.)
SAFLARIN TESVİYESİNDE GÖĞÜSLERİNDE AYNI HİZADA OLACAĞI BABI
18) Simak İbnu Harb'dan, (dedi ki:) Nu'man İbnu Beşir (R.A.)'dan, işittim şöyle diyordu: Resûlullah (S.A.V.) saflarımızı bir okçu yaptığı okları nasıl dümdüz ederse öylece dümdüz bir hale getirirdi . Bunu ta biz anlayıp layıkıyla öğreninceye kadar yaptı durdu. Nihayet günün birinde yine namaz kıldıracağında tam tekbir getirecek ti ki, "göğsü saf dan dışarıya çıkmış" birini gördü. Bunun üzerine: "Ey Allah'ın kulları! Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allah 'u Teala'nın yüzlerinizi ayrı ayrı şekillere çevireceğini biliniz buyurdu.
Bu hadisi Müslim (436) rivayet etmiştir.
 SAFLARIN SIKLAŞTIRILIP BOYUNLARI NDA AYNI HİZADA TUTULACAĞI BABI
19) Enes İbnu Malik (R.A.)'dan (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Saflarınızı sıklaştırm. Aralarını yakınlaştırm. Boyunlarınızı bir hizaya koyun. Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, ben safın boş kalan aralıklarından şeytanın hazef gibi girdiğini görüyorum.
Hazef : Hicaz taraflarında yetişen bir nev'i koyundur.
(Bu hadisi E bu Da vud (667) ve Nesei (2/92) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
SAFLARIN TESVİYESİNDE OMUZLARIN DA AYNI HİZADA OLACAĞI BABI
20) Abdullah İbnu Umer (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Saflarınızı ikame ediniz. "Omuzlarınızı hizalayın." Aralıkları kapatın. ......... ....."
(Bu hadisi Ebu Da vud (666) Nesei (819) ve İbnu Huzeyme (1549) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
SAFLARIN TESVİYESİNDE OMUZLARI, DİZ KAPAKLARI VE AYAK TOPUKLARI NI BİRBİRİNE BİTİŞTİRME BABI
21) Enes (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Saflarınızı dosdoğru tutunuz, hakikat ben sizi, arkamdand a görüyorum."
(Enes şöyle dedi:) Her birimiz omuzunu, yanındakinin omuzuna, ayağını yanındakinin ayağına yapıştırırdı.
(Bu hadisi Buhari (725) rivayet etmiştir.)
22) Ebu Kasım El-Cedeli, Nu'man İbnu Beşir'i şöyle derken işittiğini rivayet ediyor:
Resûlullah (S.A.V.) yüzünü insanlara döndürerek şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, ya saflarınızı dosdoğru tutarsınız, ya da Allah kalblerin izi birbirine çevirir. Nu'man
İbnu Beşir (bu ikazdan sonra insanların) bmuzımu, arkadaşının omuzuna, dizini arkadaşının dizine, topuğunu arkadaşının topuğuna yapıştırdığım gördüm" dedi.
(Bu hadisi Ebu Davud (662) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
SAFLARI BİTİŞTİRENE ALLAH'IN VE MELEKLERİN DUA ETTİĞİ BABI
23) Aişe (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Allah'u Azze ye Celle ve Melekleri, saflar daki aralıkları bitiştirenlere dua ederler."
(Bu hadisi İbni Huzeyme (1550) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)
SAFLARI BİTİŞTİRENLERE RESÛLULLAH (S.A.V.) DUA EDİP BİTİŞTİRMEYENLERE DE BEDDUA ETTİĞİ BABI
24) Abdullah İbnu Umer (R. A.) 'dan, şöyle dedi;
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Saflarınızı ikame ediniz. Omuzlarınızı hizalayın. Aralıkları kapatın. Safa girmek isteyen kardeşlerinize yumuşak olunuz. Şeytanın girmesi için aralıklar bırakmayın. Ve kim safları bitiştirirse Allah ona rahmet etsin. Ve kim de bitiştirmez ise Allah 'da ondan rahmetini kessin.
(Bu hadisi Ebu Da vud (666) Nesei (819) ve İbnu Huzeyme (1549) sahih senedle rivayet etmişlerdir.)
ERKEĞİN TEK BAŞINA SAF OLAMAYACAĞI VE SAPSIZ OLARAK KILMIŞ OLDUĞU NAMAZIN İADE ETTİRİLECEĞİ BABI)
25) Vabise (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) saff gerisinde tek başına namaz kılan birini gördü. Ona namazını iade etmesini emretti.
(Bu hadisi Ebu Davud (682) Tirmizi (230) İbnu Mace (1004) Ahmed (4/23) İbnu Hibban (401) ve Beyhaki (3/105) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
KADINLARI N TEK BAŞINA SAF OLABİLECEĞİ BABI)
26) Enes İbnu Malik (R.A.)'dan, şöyle dedi:.
Ben ve yetim bizim evimizde Resûlullah (S.A.V.)'ın arkasında namaz kıldık. Annem -Ümmü Seleym de-arkamızda yalnız başına (saff) yapmıştı.
(Bu hadisi Buhari (727) rivayet etmiştir.)
BİR VEYA İKİ KİŞİ HALİNDE İMAMIN NERESİNE DURULACAĞI BABI
27) Cabir (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)'den şöyle nakletti: ......... ..Hadis'in burasına uzunca zikrettik ten sonra şöyle dedi
....... Sonra gelib Resûlullah (S.A.V.)'in sol tarafında namaza
durdum. Resûlullah (S.A.V.) eliyle beni tuttu ve sağ yanında dikeltinc eye kadar döndürdü. Takiben Cebbar İbnu Sahr geldi ve abdest aldı. Sonra gelib Resûlullah (S.A.V.)'in solunda namaza durdu. Resûlullah (S.A.V.) ikimizind e ellerimiz i tutarak bizi arkasında dikeltinc eye kadar geriye itti. ......... .
(Bu hadisi Buharı (726) muhtasara n ve Müslim (3010) rivayet etmişlerdir.
28) Ubeydulla h İbnu Abdullah (R.H.)'dan şöyle dediği rivayet olundu: Gündüz ortası Ömer İbnu'l-Hattab'ın nafile
namaz kıldığı bir esnada yanına girdim ve bende arkasında namaza durdum. Beni sağ hizasına getirince ye kadar kendisine yaklaştırdı. (Sonra kölesi) Yer f e gelince ben geriye doğru çekildim beraberce (Yerfe'yle Ömer'in) arkasında saf yaptık.
(Bu eseri Malik (1/154) ve Beğavi Şerh de (3/384) rivayet etmişlerdir. İsnadı ise sahihdir.)
İLLETE BİNAEN İMAMIN YANINA DURULABİLECEĞİ BAB
29) Aişe (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) hastalığı sırasında Ebu Bekre insanlara namaz kıldırmasını emretti. Ebu Bekr namaz kıldırıyordu ki: (Urve şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) nefsinde bir hafiflik bularak (cemaata) çıktı. Ebu Bekr insanlara namaz kıldırıyordu. Ebu Bekr Resûlullah (S.A.V.) geldiğini görünce yerini terkedere k gerilemeğe Vaşladı. Resûlullah (S.A.V.) yerinde kalması için işaret etti. Resûlullah Ebu Bekr'in hizasmdav yam başına oturdu. Ebu Bekr Resûlullah'm namazını kılıyor, insanlar da Ebu Bekr'in namazını kılıyorlardı.
(Bu hadisi Buharı (683) rivayet etmiştir.)
DUVAR VEYA PERDE ARKASINDA NDA İMAMA İKTİDA OLUNABİLECEĞİ BABI
 
30) Aişe (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) geceleyin odasında namaz kılıyordu. Odanın duvarı alçak olduğundan dışarıdan insanlar Resûlullah (S.A.V.)'in namaz kıldığım gördüler. Bazıları gelib Resûlullah iktida edip namaz kılmaya başladılar. Sabahleyi n bunu herkese anlattılar. Bunu duyanlard a ikinci gece gelib, Resûlullah (S.A.V.)'m arkasında namaza durdular. Bunu iki veya üç gece yaptılar. Bundan sonra Resûlullah (S.A.V.) ayakta namaz kılmayı terkedere k oturdu. Sabahleyi n Resûlullah (S.A.V.) neden böyle yapıldığı soruldu. De ki: Gece namazının üzerinize farz olmasından korktuğum için yaptım dedi.
(Bu hadisi Buhari (729) rivayet etmiştir.)
İKİ DİREK ARASINDA SAF TUTMANIN YASAK OLDUĞU BABI
30) Muaviyetu'bnu Kurre, babasından şöyle rivayet etti: Kurre (R. A.) dedi ki: Biz Resûlullah (S.A.V.) zamanında (safları kestiği için) direkler arasına saf tutmaktan nehy olunurduk . (Tutan görüldüğü zaman da) şiddetle uzaklaştırılırdık.
(Bu hadisi İbnu Mace (1002) İbnu Huzeyme (1567) İbnu Hibban (400) Hakim (1/218) Beyhaki (3/104) Tayalisi (1073) ve Taberani kebirde (19/31) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.
NİYYET BABI
1) Umer İbnu'l-Hattab (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Ameller (in kıymeti) ancak niyyete göredir. Bir kimsenin niyyet ettiği ne ise eline geçecek olan da ancak odur. Artık herkimin hicreti Allah'a ve Resulü 'nün rızasına yönelmiş ise, onun hicreti Allah'a ve Resûlü'nedir. Her kim de nail olacağı bir dünyalığa veya evleneceği bir kadından dolayı hicret etmişse, onun hicreti de hicretine sebeb olan şeyedir.
(Bu hadisi Buharı (l ) ve Müslim (l 907) rivayet etmişlerdir.)
İZAH
Bu hadis 'i şerif niyyetin, bütün ibadetler de birer rükn olduğunun delilidir . İmam'ı Safi' ve onun gibi bazı imamların ifadesi ile niyyet İslâm'ın üçte biridir, bazılarına göre de dörtte biridir denilmiştir.
Niyyet; Halik 'ı Kainat 'a takdim edilen ibadetin ruhudur. Mahalli ise kalbdir. Lisan ve cevarihin amelleri ne olursa olsun, itibar kalbdeki niyyetedi r. Hadis'i şerifin mânâsı ve varid oluş sebebi bunu açıkça ifade etmektedi r.
 'Muhacir 'i Ümmü Kays"u denilen şahsın sevmiş olduğu kadın Mekke'den Medine'ye hicret edince, o da Ümmü Kays denilen bu kadınla evlenebil mek için, Mekke'den Medine'ye
hicret eder. Zahiren Allah ve Resulü için hicret eder görünen bu şahsın kalbindek i niyyeti ise, Ümmü Kays ile evlenmekt i. Her ne kadar, Mekke'den Medine'ye gelerek birçok meşakket çekmiş ise de Allah ve Resulü için hicret edenlerde n olamamıştır. Esas niyyeti açığa çıktıktan sonra, herkes ona "Muhacir'i Ümmü Kays" demeğe başlamıştır.
Niyyet; Allah'a takdim edilen ibadettek i, kalbin nasibidir . Kalb bundan mahrum edilir ve bu amel lisanla yapılmağa kalkışılırsa lisana vazifesi olmayan bir ibadet yüklenilmiş olur. Tabi' lisan bunu beceremiy eceği için ibadeti ifsad edecektir .
Niyyet; yapılacak ibadetin keyfiyeti ile zihni meşkul etmektir. Böylelikle yapılan ibadetten mütelezziz olunsun.
Niyyetin keyfiyeti: Telef f uz etmeden, kalbden eda edilecek ibadetin keyfiyeti ni düşünerek bütün azalan bu ibadete hazır etmektir.
Niyyetin telef f uz edilmesi bid' attır. Onun sünnet olduğu kabul etmekte başka bir bid 'attır. Musallini n namaza başlarken lisanla yapmış olduğu ilk amel, Allah'u Ekber lafzı ile namaza başlamaktır. Tekbir bahsindek i Aişe hadisi buna delildir.
Şakik (R.H.) İbnu Mes'ud (R.A.)'nun şöyle dediğini rivayet etti. Kim bir şey taleb ederek hicret ederse ona taleb ettiği vardır (ve sonra devam ederek) dedi ki; adamın birisi Ümmü Kays denilen bir kadınla evlene bilmek için
(Bu esiri Taberani kebirde (8540) rivayet etmiştir. HeysemiMe cmau 'z-Zevaid'de 3/102 bu eserin ra vileriSah ih 'İn ricalidir demiştir.)
İFTİTAH TEKBİRİNİN VUCUBİYETİ BABI
3) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) (namazını beceremey en adama, namazı ta'rif ederken) şöyle dedi: "Namaza kalktığın vakit ihram tekbirini al....... .,..."
(Bu hadisi Buhari (793) Müslim (397) Tirmizi (303) Nesei (2/123) ve îbnu Mace (1060) rivayet etmişlerdir.)
4) Aişe (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namaza Allah 'u Ekber (lafzı) ile, başlardı.
(Bu hadisi Müslim (498) rivayet etmiştir.)
Bu hadis 'i şerifler musallini n namaza başlarken telef f uz ettiği ilk kelimenin Allah 'u Ekber lafzı olduğuna delildir.
5) Ali (R.A.)'dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Namazın anahtarı taharetti r. Tahrimi tekbirdir . Ve tahlili de teslimdir ."
(Bu hadisi Ahmed (1/123/129) Ebu Davud (61) Tirmizi (3) îbnu Mace (275) Safi (1/69) Darimi (1/138) Hakim (1/132) Tahavi (1/161) ve Beyhaki (2/173) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
(Tahrimi tekbirdir) sözünden maksad, A 11 ah 'u Ekber lafzını söyledikten sonra namazın haricinde ki hareketle r musalliye haram olur.
(Tahlili 'de teslim 'dir) sözünden maksad, selam verdikten sonra tekbirle musalliye haram olan her şey helal olur.
TEKBİRDE ELLERİN NE ZAMAN KALDIRILA CAĞI BABI
Resûlullah (S.A.V.) ellerim, bazen "tekbirle beraber" kaldırırdı.
6) Malik İbnu'l-Huveyris (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) tekbir aldığı vakit ellerini kulakları hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı.
(Bu hadisi Müslim (391) rivayet etmiştir.)
Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazen "tekbirden önce" kaldırdı.
7) Abdullah İbnu Umer (R. A.) şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namaza durduğu vakit ellerini omuzları hizasına vardırmcaya kadar kaldırır, sonra tekbir alırdı.
(Bu hadisi Müslim (390) ve Ebu Davud (722) rivayet etmişlerdir.)
Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazende "tekbirden sonra" kaldırırdı.
 Ebu Kılabe, Malik İbnu'l-Huveyris'i, namaz kılarken gördüğünü haber vermiştir: Malik İbnu'l-Huveyris namaza durduğu zaman tekbir alır, sonra ellerini kaldırırdı. ......... ...
Sonra işte Resûlullah (S.A. V.) böyle yapardı diye tahdis etti.
(Bu hadîs Buharı (739) veMusUm (391) rivayet etmişlerdir.)
ELLERİN KALKIŞ ESNASINDA Kİ HALİNİ BEYAN BABI
9) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) (tekbir alıp) namaza girdiği vakit ellerini dik olarak kaldırırdı.
(Bu hadisi Ebu Davud (735) ve Tirmizi (239) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
10) Said İbnu Sem* an' dan, şöyle dedi:
Biz Verik oğullarının mescidind e iken yanımıza Ebu Hureyre (R. A.) çıka geldi. Ve şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) üç şey yapardı ki, insanlar bunları terkettil er. Resûlullah (S.A.V.) namaza kalktığı zaman, (ravi) Ebu Amir (Ebu Hureyre (R.A.)'nun nasıl gösterdiğini ta'rif ederken) eliyle işaret ederek sövle dedi: fTekbir için ellerini kaldırdığında) parmaklarını ne çok açardı. Ve ne de çok bitiştirirdi. Ve (sonra) dedi ki: Ebu Zi'bu da bize böyle gösterdi.
(Bu hadisi Nesei (2/95) îbnu Huzeyme (459) Beyhaki (2/27) ve Hakim Müstedrekinde sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
ELLERİN NEREYE KADAR KALDIRILA CAĞI BABI
Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazen "omuzlan hizasına" vardırıncaya kadar kaldırırdı.
11) Abdullah İbnu Umer (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) 'in (namaz kılışını) gördüm. Namaza durduğu zaman, ellerini omuzları hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı.
(Bu hadisi Müslim (390) ve Ebu Davud (722) rivayet etmişlerdir.)
Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazen "kulakları hizasına" vardırıncaya kadar kaldırırdı.
12) Malik İbnu'l-Huveyris (R.A.)Man, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) tekbir aldığı zaman, ellerini kulakları hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı.
(Bu hadisi Müslim (391) ve Ebu Davud (726) rivayet etmişlerdir.)
Resululla h (S.A.V.) ellerini, bazen de "kulakları üstü' hizasına vardırmcaya kadar kaldırırdı.
13) Katade'nin rivayetin de ise şöyledir. Malik İbnu'l-Huveyris (R.A.) Resululla h (S.A.V.)'i namaz kılarken görmüştür. Malik burada: Resululla h (S.A.V.) ellerini kulaklarının üstü hizasına vardırmcaya kadar kaldırdı demiştir.
(Bu hadisi Müslim (391) ve Ebu Davud (745) rivayet etmişlerdir.)
ELLERİ KALDIRIRK EN PARMAKLAR I KULAK MEMELERİNE DEYDİRME RİVAYETİNİN ZAYIFLIĞI BABI
Elleri kaldırırken baş parmak uçlarını kulak memelerin e deydirmen in, Resululla h (S.A.V.)'in sünnetinde yeri yoktur. Sahih olan ise yukarıdaki hadislerd e zikredile n üç şekildir. Baş parmak uçlarını kulak memelerin e deydirenl erin delili ise, senedi "Münkatı" olan, aşağıda zikredeceğimiz "Zayıf Rivayetti r.
14) Abdu'l-Cebbar İbnu Vail'den: Babasının şöyle rivayet ettiğini haber verdi: Babası dediki: Resululla h (S.A.V.) namazda (el kaldırdığında) baş parmak uçlarım kulak memelerin e değdirdiğini gördüm.
(Bu hadisi Ebu Davud (737) ve Nesei (2/123) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.)
İZAH
Bu rivayetin zayıf olmasının sebebi, rivayetin ravilerin den olan, "Abdu'l-Cebbar, İbnu Vail'in babasından hadis işitmeyişidir. İbnu Hacer "Takrib"de Abdu'l-Cebbar için babasından rivayeti Mürsel'dir diyor.
Ehlince ma'lumdur ki: Zayıf rivayet dinde hüccet değildir. Yani "Zayıf Rivayef'le amel olunmaz.
NAMAZIN KIYAMINDA SAĞ ELİ SOL KOL ÜZERİNE KOYMANIN VUCUBİYETİ BABI
15) Sehl İbnu Sa'd (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
(Resûlullah (S.A.V.)'in zamanında) insanlar namazlarında, sağ ellerini sol kollarının üzerine koymakla emrolunur lardı.
(Bu hadisi Buharı (740) ve Malik (1/159) rivayet etmişlerdir.)
16) İbnu Abbas (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Biz Enbiya'lar topluluğu, suhur'u geciktirm ekle, iftarda acele etmekle ve namazda da sağ ellerimiz le sollarımızı tutmakla emrolundu k.
(Bu hadisi İbnu Hibban (1761) ve Taberani Evsatta (1/100) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.) . 54
17) İbnu Mes'ud R. A. dan, (şöyle:) (bir gün) sol elimi sağ elimin üstüne koyduğum bir halde namaz kılıyordum Resululla h beni (bu halde) görünce, sağ elimi alıp sol elimin üzerine koydu.
Bu Hadisi 'Ahmed () ve Ebu Da vud (755) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.
NAMAZDA ELLERİ SAĞ SOLUN ÜSTÜNDE GÖĞSÜN ÜZERİNE KOYMA BABI
18) Hulbu't-Tai (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resululla h (S.A.V.)'i namazdan çıkarken, önce sağına sonra soluna selam verdiğini ve bunları (yani elleirini) göğsünün üzerine koyarken gördüm. Yahya bunu, sağı solun üstünde mafsal üzerine koymak olarak tavsif etti.
(Bu hadisi Ahmed (5/226) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)
19) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) ile namaz kıldım. Sağ elini, sol elinin üstünde göğsünün üzerine koydu.
Bu hadisi İbnu Huzeyme (479) Bey haki Süneninde (2/30) ve Bezzar hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.
20) Tavus mürsel olarak Resûlullah (S.A.V.) 'den şöyle rivayet ediyor. Resûlullah (S.A.V.) namazda sağ elini sol çilinin üstünde sıkıca tutarak, göğsünün üzerine koydu.
(Bu hadisi Ebu Davud (759) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)
ELLERİN GÖĞSÜN ÜZERİNDEKİ KEYFİYETİNİN BEYANI BABI
20) Sehl İbnu Sa'd (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
(Resûlullah (S.A.V.)'in zamanında) insanlar namazlarında, sağ ellerini sol kollarının üzerine koymakla emrolunur lardı.
(Bu hadisi Buharı (740) ve MaliK (1/159) rivayet etmişlerdir.)
22) Asım İbnu Kuleyb'den, şöyle dedi: Babam bana tahdis etti ki: Ona da Vail haber vermiş. Vail İbnu Hucr şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)'in nasıl namaz kıldığını görmek için ona baktım. Namaza kalktı. Ellerini kulakları hizasına kadar kaldırarak tekbir getirdi. Sonra sağ elini sol elinin üzerine, bileğinin üzerine ve dirseğine yakın olarak koydu.
(Bu hadisi Ahmed (4/318) Nesei (2/126) ve İbnu Huzeyme (480) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
NAMAZDA ELLERİ GÖBEĞİN ALTINA BAĞLAMANIN SAHİH OLMADIĞI BABI
Namazda elleri göbeğin altına bağlama ameli, senedi zayıf olan bir rivayete dayanmakt adır. Hanef ilerin ameli bu zayıf rivayet üzeredir. Halbuki Hanefi ulemasından, Umdet'ul-Kari sahibi Ayni ve Nasbıı'r-Raye sahibi Zeyle'i (R.H.) bu rivayetin isnadının sahih olmadığına kaildirle r. İleride zikredeceğimiz gibi hadis ulemasının cumhuru da bu rivayetin zayıflığında ittifak etmişlerdir. Resûlullah (S.A.V.) sabit olan amel, elleri göğsün üzerine koymaktır.
Hanef ilerin delilleri olan zayıf rivayetle r şunlardır.
23) Ebu Cuheyfe'den, (şöyle dedi:)
Ali (R.A.) namazda sünnet olan, sağ eli sol elin üzerinde göbeğin altına koymaktır dedi.
(Bu hadis l Ahmed (1/110) ve Ebu Davud (756) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.)
1) Bu hadis Ebu Davud'un İbnu'l-Arabi nüshasından başka nüshalarında sabit değildir.
Ve senedinde, Abdurrahm an İbnu İshak El-Kufi El-Vasiti vardır. Ebu Davud, ahmed İbnu Hanbel'in İshak için zayıf dediğini işittim dedi. Ebu Talib, Ahmed İbnu Hanbel'den nakledere k İshak hiç bir şey değildir, hadisi münkerdir dedi. Edduri, İbnu Main'den, İshak zayıfdır dedi.
İbnu Saad, Ya'kub İbnu Süfyan, Ebu Davud, Nesei ve İbnu Hıbban, İshak için zayıfdır dediler. Buhari "fihi nazar" (onda şübhe vardır) dedi. İbnu Huzeyme, İshak'ın hadisiyle amel olunmaz dedi. Ebu Hatim, İshak'ın hadisi münkerdir, onunla amel olunmaz dedi. Bey haki, İshak hadis de metruk'tur dedi.
2) Ve yine senedinde, Ziyad İbnu Zeyd El-A'sem El-Kufi vardır ki: Ebu Hatim onun için meçhuldür dedi. Ziyad'in Ebu Davud'da bir tek hadisi vardır. O da yukarıda Ali (R. A.)'dan olan rivayetid ir.
Yine onların delilleri nden başka bir zayıf rivayet.
24) Ebu Vail'den, şöyle dedi Ebu Hureyre (R.A.) namazda ellerin vaziyeti, biri öbürkünün üzerinde göbeğin altına koymaktır dedi.
(Bu hadisi Ebu Davud (758) zayıf bir senedle rivayet etmiştir.)
Bu rivayetin senedinde de Abdurrahm ari Ibun İshak vardır. Terceme'i hâlini yukarıda zikrettik .
Yine onların delilleri nden başka bir zayıf rivayet.
25) İbnu Cerir, babasından Ali (R.A.)'mm sağ eli ile sol bileğini tutarak göbeğinin üzerine koyarken gördüğünü haber verdi.
(Bu hadisi Ebu Davud (757) zayıf bir senedle rivayet etmiştir.)
Bu rivayetin senedinde de Ali (R. A.)' dan rivayet eden Cerir Ed-Dabbi vardır ki. Ali (R. A.)' dan rivayeti bilinmiyo r.
Yukarıda görüldüğü gibi, Meşhur Hadis âlimlerinin ittifiakı ile, Hanefiler in delili olan "göbek altına veya üstüne" el bağlama rivayeti zayıf dır. Ve bu rivayet ile amel edilemiye ceği açık bir gerçektir.
Ebu Hanife (R. H.) tabi olduklarını iddia eden arkadaşlara, İbnu Abidin haşiyesinde, Ebu Hanife (R. H.) isnad edilen şu sözü hatırlatmakta faide görürüz. (1/63) "Hadis sahih oldumu işte benim mezhebim odur.'* Aklı selim olan kişiye, İmam'ın bu sözü kâfidir.
İHRAM TEKBİRİ İLE KIRA'AT ARASINDA NE   OKUNACAĞI BABI
26) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namaz başlangıçlarında iftitah tekbiri aldığı zaman kıra'attan evvel biraz sükut ederdi. Dedim ki: "Yâ Resûlellah! Anam babam sana feda olsun, tekbir ile kıra'at arasındaki şu sukutunda, ne yaptığını bana haber verir misin?" dedim. Şöyle derim buyurdu.
Allahumme baid beyni ve beyne hatayaye kema baadte beyne'l-meşrikı ve'1-mağrib.
Allahumme nakkini min hatayaye kema yımakka's-sevbu'l- /._ ebyadu mine'd-denes.
v /Allahümm'e-ğsilni min hatayaye bi's-selci ve'I-mai ve'1-bered.
~~^ Ey Allah'ım! Benimle hatalarımın arasını uzaklaştır. Tıpkı doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi.
Ey Allah'ım! Beni hatalarımdan temizle. Tıpkı beyaz elbisenin kirden temizlend iği gibi.
Ey Allah'ım! Beni hatalarımdan, karla, su ile ve soğuk su ile yıka.
(Bu hadisi Buharı (744) Müslim (598) Ebu Da vud (781) ve Nesei (2/129) rivayet etmişlerdir.)
Farz namazlard a okunan İftitah dualarından birinde bu duadır ki: Halkın okuya geldiği Subhaneke'nin farzlarda okunacağına hiç bir delil yoktur. Yukarıdaki hadis'i şerifin istidlal vechi ise, Ebu Hureyre (R.A.) Resûlullah (S.A.V.) tekbirden sonra sukut etteğini söylemekle, görmüş olduğu sukutun farz bir namaz olduğu zahirdir. Zira nafile kılmış olsa idi kıra'atı sırrı olurdu 

27) Aişe (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namaz başlangıçlarında iftitah tekbiri aldığı zaman şöyle derdi:
"Subhaneke'llahumme ve bihamdike ve tebareke'smuke ve teala cedduke ve la ilahe ğayruk."
Ey Allah'ım! Seni hamdin ile teşbih ve tenzih ederim. İsmin mübarektir. Azemetin yücedir. Ve senden başka ilah yoktur.
(Bu hadisi Ebu Davud (776) kirinizi (243) Nesei (2/132) İbnuMace (804) Ahmed (3/50) Hare Kutni (1/1 12) ve Hakim (1/235) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
28) Enes (R.A.)'dan, (şöyle demiştir:)
Bir zat, (yapmış olduğu hareketli yürüyüşten) nefesi sıkıştırmış olarak geldi ve safa dahil oldu. Müteakiben: "Elhamdu lillahi hainden kesiran tayyiben mübareken fih"
Allah'a, hayrı çok ve devamlı bol bol hamd olsun, dedi: Resûlullah   (S.A.V.)  namazını  bitirince:   "Şu  kelimeler i söyleyen kim?Cemaat sukut etti.Resu lullah  sav tekrar “O sözleri söyleyen hanginizd i?” Zira kötü bir şey değil buyurdu.B unun üzerine cemaatten birisi?Cemaata yetişmek için hızlı yürüdüm) Beni nefesim sıkıştırdı da (soluyarak) geldim ve (cemeata yetiştiğim için) o  kelimeler i söyledim dedi.Resu lullah sav:”Vallahi on iki melek gördüm ki,bu sözü hangisi Hakkın huzuruna çıkaracak diye birbirler iyle yarış ediyorlar dı.”buyurdu.
(bu hususta Muslum 600,ve Ebu Davud 763, rivayet etmişler.
KIRAAT’TAN ÖNCE TEAVVÜZ’ÜN VUCUBİYYETİ BABI
29) Kuran okuyacağın zaman ,o kovulmuş şeytandan Allah a sığın
30) Ebu Said El Hudri ra dan,şöyle dedi;Resululla h sav gece namazına (rivayette namaza) kalktığı zaman tekbir alır: Sonra (iftitah duasının okur ve kıraatten önce)….Euzu billah’s-semi’i-l-alimi min’e-ş-şeytan’i-r-racim min hemzihi ve nefhihi ve nefsih derdi.Hak kın rahmetind en kovulmuş şeytandan, onun vesvesesi nden, kuruntusu ndan, büyüsünden, Semi 'i (her şeyi işiten) ve Alim (her şeyi bilen) Allah'a sığınırım.
(Bu hadisi Ebu Davud (775) Tirmizi (242) İbnu Mace (807) İbnu Hibban (1771) Dare-Kutni (1/298) ve Hakim (1/235) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)
BESMELENİN GİZLİ OKUNACAĞI BABI
31) Enes İbnu Malik (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S. A. V.) Ebu Bekr, Umer ve Usman ile namaz kıldım hiç birisinin Besmele'yi açıktan okuduğunu duymadım.
(Bu hadisi Buhari (743) Müslim (299) Tirmizi (244) Ahmed (3/264) ve Nesei (2/264) rivayet etmişlerdir.)
Aişe (R.A.)'dan (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) kıraatini El -Ha m d u Lillah ile açardı.
(Bu hadisi Abdurrezz ak Cami 'inde () rivayet etmiştir. El Kenz (22050))
Besmeleni n sırrı gizli okunma mes'elesi Şafi'iler hariç bütün mezhebler arasında ittifak edilmiş bir mes 'eledir. Bununla beraber, bazıları bazı rivayetle re dayanarak Besmeleni n sesli okunacağı kanaatini savunmakt adırlar. Biz burada bunun münakaşasını yapacak değiliz. Sadece faideli gördüğümüz birkaç noktayı zikretmey i münasib gördük.
Ma'lumdur ki: Enes (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)'in Medine'ye gelişinden vefatına kadar, Resûlullah (S.A.V.) 'e hizmet etmiş. Kadarda ve seferde, hatta haceti için bile gittiği
vakit yanında su götürerek Resûlullah (S.A.V.)'den ayrılmamıştır. Hicabdan önce hane'i saadete bile rahatlıkla girib çıkardı. Enes (R. A.) 'nün bu refakatına rağmen hiç mümkün müdür ki, Resûlullah (S.A.V.)'in besmeleyi cehrettiğini duymasın. Ve yine Ebu Bekr, Umer ve Osman (R.A.)'un arkalarında namaz kıldığını da ifade etmesi mes'elemizi ayrıca te'yid eder.
İbnu Teymiye (R. H.) diyor ki: İlim ehli ittifak etmişlerdir ki, Besmeleni n açıktan okunacağına dair sahih bir nas yoktur. Fakat senedi sahih olmayan rivayetle r mevcuddur . Sa'lebi diyor ki: Dare Kutni (R. H.) 'a Besmeleni n cehri söylenib söylenmeyeceğine dair sorulduğunda, şöyle cevab verdi. Besmeleni n açıktan söyleneceğine dair Resûlullah (S.A.V.) sahih bir rivayet varid olmamıştır. Fakat sahabeler den ise sahih olanda vardır zayıf da.
(Sülasiyatı müsnedi îmam Ahmed 204)
32) İbnu Abbas (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Allah Resulü (S.A.V.) Bismillah irrahmani rrahimi (sesli) okuduğu zaman müşrikler alay ederek Muhammed Yemame'nin efendisin i (Müseyleme'yi) anıyor, Müseyleme er-Rahman, er-Rahim ismiyle tesmiye olunuyord u. Bu âyet indikten sonra Allah Resulü Besmele'nin açıktan okunmamasını emretti.
(Bu hadisi Taberani Kebirde () ve Evsafta rivayet etmiştir. H ey s em i Mecmauz'Zevaid'de (2/108) ravileri sağlam, raviler demiştir.)
33) Aişe R.A.  dan (şöyle dedi:) Rasululla h (S.A.V.) kıraatma El-Hamdu Lillah ile açardı.
(Bu Hadis'i Abdurrezz ak Cami 'inde ( ) rivayet etmiştir. El-Kenz (22050))
HER REK'ATTE FATİHA'YI OKUMANIN VUCUBİYYETİ BABI
34) Ubade't-îbnu es-Samit (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resululla h (S.A.V.) buyurdu ki: "Her kim ki, "Fatiha't-ul-Kitab'ı" okumazsa önün namazı yoktur."
(Bu hadisi Buharı' (756) Müslim (394) Ebu Davud (822) Tirmizi (247) Nesei (2/137) ve Ibnu Mace (837) rivayet etmişlerdir.)
35) Ubade't-İbnu es-Samit (R.A.)'dan, şöyle dedi: Bir sabah namazında Resûlullah (S.A.V.)'in arkasında idik. Resûlullah (S.A.V.) Kur'ân okurken, kıra'ati ona ağırlık verdi. Namazdan bitince (cemaata hitaben) zanneders em sizler
imamınızın arkasında (Kur'ân) okuyorsun uz dedi? Biz de evet ya Resûlellah hızlıca (size yetişe bilmek için okuyoruz) dedik. Resûlullah (S.A.V.) imamınızın arkasında "Fatiha'dan" başka bir şey okumayın, zira "Fatiha'yı" okumayanın namazı yoktur" dedi.
(Bu hadisi Ahmed (5/316/322) Ebu Davud (823) Tirmizi (311) Nesei (2/141) Buharı Cüz'ünde (60/226) Dare Kutni (1/318) İbnuHibban (l 776) Hakim (1/238) Beyhaki Süneninde (2/164) ve Kıra 'atta (98) îbnu Ebi Şey be (1/373) ve Taha vi (1/215) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)
36) Reca İbnu Hayve'den, şöyle dedi:
Bir gün Ubade't-İbnu es-Samit (R.A.)'nun yanı başında namaz kılıyordum ki, imamın arkasında (Fatiha'yı) okuduğunu duydum. Namazı kıldıktan sonra, dedim ki: "Ya Eba Velid, sen imamla olduğun halde arkasında (Fatiha'yı) okuyor musun? dedi ki: Yazıklar olsun sana (Fatiha'sız) namaz yoktur (bilmez misin?)
(Bu hadisi Abdurrazz ak (2771) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)
Ubade't-İbnu es-Samit İbni Kays İbni esrani İbni Fihr İbni Sa'lebe el-Ensari el-Hazreci: Birinci ve ikinci akabe biatmda hazır bulunanla rdandır. Bedr, Uhud ve Hendek dahil Resûlullah (S.A.V.)'in iştirak ettiği bütün gazalarda hazır bulunmuştur.
Muhammed İbnu Ka'b el-Kurazi, Allah Resûlü'nün zamanında Ensar'dan beş kişi Kur'ân'ı ezberlemişlerdir.
Bunlar Muaz İbnu Cebel, Ubade't-İbnu es-Samit, Ubey İbnu Ka'b, Ebu Eyyub ve Ebu'd-Derda (R. A.) diye haber vermiştir.
Aynı zamanda Ubade't-İbun es-Samit (R. A.) Resûlullah (S.A.V. )'in zamanında, Eshab'ı Suffa'ya Kur'ân öğretirdi.
Müslümanlar, Şam'ı feth edince Hz. Umer (R.A.) kendisim müslümanlara Kur' ân ve Fıkıh öğretmesi için Şam'a yollamıştır.
Evzai (R. H.) Filistin'e tayin olunan ilk kadı Ubade't-İbnu es-Samit (R.A.)'dır dedi.
Sahih olan kavle göre, Ubade't-İbnu es-Samit (R.A.) Filistin'in Rumeyle kasabasında hicri otuz dört senesinde yetmiş iki yaşında iken vefat etmiştir.
37) Enes İbnu Malik (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) (bir gün) ashabına namaz kıldırdı. Namazdan bitince, yüzünü ashabına çevirerek dedi ki: İmam okuduğu halde siz de (arkasında) namazlarınızda okuyor musunuz? Hepsi sukut ettiler. Resûlullah (S.A.V.) bu sorusunu üç kere tekrar etti. Birisi dedi ki: Veya birkaçı dediler ki: Evet Yâ Resûlullah biz bunu yapıyoruz. Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Bunu yapmayın. Sizden biriniz imamın arkasında, içinden olmak üzere sadece "Fatiha'yı" okusun.
Bu hadisi Buharı Cüz'ünde (224) Dare-Kutni (1/340) Taha vi (1/218) Abdurrezz ak (2765) BeyhakiKi tab 'ul-Kıra 'atta (121) Süneninde(2/166)Hatib(13/176)Ebu Ya'la ve TaberaniE vsafta Mec-Mauzzevaid (2/110) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
Enes İbnu Malik (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)'in Medine'ye hicretle şeref verdikler inde, annesi Ummü Suleym tarafından Allah Resulüne hediye olarak verilir. Hatta rivayette naklonulm aktadır ki: Resûlullah (S.A.V.) Medine'ye şeref verdikler inde her kes Allah Resulü'ne (S.A.V.)'e bir hediye takdim eder. Hediye edecek hiç bir şeyi olmayan Ummü Suleym ise, Enes'i kolundan tutarak Allah Resûlü'nün huzuruna varır der ki: Yâ Resûlullah benim başkaları gibi size takdim edecek hiç bir şeyim yok. Fakat bu oğlum Enes'dir kendisini hizmetini ze kabul buyurun der.
Enes (R.A.) o esnalarda on yaşlarında bulunuyor du. Allah Resûlü'nün âhirete irtihalin e kadar, hadarda, seferde, haceti için bile gittiğinde yanında su taşıyarak yanından ayrılmadan Sahib'i Risalete hizmet etmiştir.
38) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Fatiha" okunmayan namaz yeterli değildir. Dedim ki: (Peki Yâ Resûlullah) eğer imamın arkasında olursam? dedi ki: Elimden tutarak "Fatiha'yı" içinden (kendi kendine) oku buyurdu.
(Bu hadisi 'İbnu Huzeyme (490) ve İbnu Hibban (1780) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
39) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, ^öyle dedi:
Resûlullah (S. A. V.) buyurdu ki: Her kim ki namaz kılarda o namazında "Ümmü'l-Kur'âıTr' okumazsa, _o namaz güdüktür sonra güdüktür, (yani) tamam değildir dedi. (Müslim'in rivayetin de ise bu sözü üç kere tekrar etti şeklinde gelmiştir.)
(Ravi diyor ki:) Bunun üzerine dedim ki: "Ya Eba Hureyre! İmam sesli okuduğunda nasıl yapayım? "Fatiha'yı" içinden okursun" dedi.
Zira ben Resûlullah (S.A.V.) işittim ki: Şöyle buyurdu. Allah'u Teâla buyurdu ki: Ben "Fatiha'yı" benimle kulum arasında yarı yarıya taksim ettim. (Yarısı benim yarısı kulumundu r.) Ve kulumun istediği onundur.
"Kul,   Elhamdu   lillahi   Rabbi'I-alemin   dediği   zaman
Allah'da: Kulum bana hamd etti der. Kul, Errahmani rrahim dediği zaman, Allah'da: Kulum beni sena etti der. Kul, maliki yevmiddin dediği zaman, Allah'da: Kulum beni temcid etti (ve bir defada: Kulum bana tefyiz eyledi) dedi. (Ve buraya kadar benim.) Kul iyyake na'budu ve iyyake neste'in dediği zaman, Allah: Bu kulumla benim aramda ve kulumun istediği hakkıdır der. Kul İhdma's-sırata'l-mustekim sıratallezine en'amte aleyhim ğayri'l-meğdubi aleyhim ve-la'd-da-lin dediği zaman, Allah: İşte bu kulumundu r ve kulumun istediği hakkıdır" buyurur.
(Bu hadisi Müslim (395) Ebu Da vud (821) İbnu Mace (838) Malik (1/84) İbnu Huzeyme (489) İbnu Ebi Şeybe (1/375) İbnu Hibban (1775) Buharı Cüz f ünde (15/68/65/72) Abdurrezz ak (2767) Ebu Avane (2/138)Beyhaki Süneninde (2/38) veKibul Kıraat 'da (52) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
40) İbnu Umer (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Her kim ki "Fatiha't-ııl-Kitab'ı" okumazsa onun namazı yoktur."
(Bu hadisi Beyhaki Kitab'ul, Kıraatta (86/87/88) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
41) İbnu Cureyc'den, şöyle dedi: Bana Nafi'i, İbnu Umer (R.A.)'nun farz namazlarından "Fatiha" okumadık hiç bir rek'at bırakmadığını haber verdi.
(Bu hadisi Abdurrezz ak (2625) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
42) Abdullah İbnu Amr (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Fatiha't-ul-Kitab'ın okunmadığı her namaz güdüktür, güdüktür.
(Bu hadisi İbnu Mace (841) Ahmed (2/204/215) Buhari Cüz'ünde (14) ve Beyhaki Kitab 'ul-Kıraat 'ta (84/85) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)
43) Abdullah İbnu Amr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) (ashabına hitaben) benim arkamda olduğunuz halde (Kur'ân) okuyor musunuz diye sual etti? (Sahabeler) dediler ki: Evet Yâ Resûlullah sür'atli bir şekilde okuyoruz. (Bu cevab üzerine) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: (İmamın arkasında) "Fatiha'dan" başka bir şey okumayın.
(Bu hadisi Buhari Cüz'ünde (57) ve Beyhaki Kitab 'ul-Kıraatta (l38) hasen bin senedle rivayet etmişlerdir.)
44) Yezid İbnu Şerik'den, (şöyle dedi:)
Umer İbnu'l-Hattab (R.A.)'ya dedim ki: İmam'ın arkasında iken "Fatiha'uI-Kıtab'ı" okuyabili r miyim? Evet okursun
dedi. Ve tekrar dedim ki: Sen okuduğun halde de mi Yâ Emir'el-Mu'minin? dedi ki: "Evet ben okusam da" buyurdu. (Bu hadisi Buhar i C üz'ünde (45) Bey haki S ü nen'inde (2/167)Hakim (l/239)DareKutni(1/218) Tahavi(1/218) ve Abdurrezz ak (2776) Hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)
45) Abdullah İbnu Abbas (R.A.)'dan, (Tavus'a) şöyle dediği (nakledild i) imamın arkasında, sesli veya sessizde okusa, sakın "Fatiha't-ul-kitabV okumayı bırakma dedi.
(Bu hadisi İbnu Ebi Şeybe (1/373) Abdurrezz ak (2773) ve Beyhaki Kitab'ul-Kıraat'ta (175) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir).
Sahabeler den ve Tabi 'inden ehli ilmin ekserisin in ameli bu hadisler üzeredir.
Sahabeler den, Umer İbnu'l-Hattab, Ali İbnu Ebi Talib, Aişe Bintu Ebi Bekr, Ebu Hureyre, Enes İbnu Malik, İbnu Abbas, İbnu Umer, İbnu Mes'ud, Muaz İbnu Cebel, Ubey İbnu Ka'b, Ubade't-İbnu es-Samit, Abdullah İbnu Amr (R.A.) daha isimlerin i zikretmed iğimiz birçok sahabe vardır ki, onları rivayetle ri ile * 'Fatiha" hakkındaki, risalemiz de zikrettik .
Mezheb imamlarından: Malik İbnu "Enes, Abdullah İbnu'l-Mübarek, Şafi'i, Ahmed ve İshak, imamın arkasında "Fatma'nın" okunacağı görüşündedirler.
Hatta hadis imamlarından, Buhari ve Beyhaki kitaplarındaki hadislerl e iktifa etmeyerek bu mevzuda müstakil birer risale yazmışlardır. Bu risaleler in ikisi de, Pakistan'da basılmıştır
Hanefiler den, Umde'tu-1-Kari sahibi "Ayni" diyor ki: Arkadaşlarımızdan bazıları, ihtiyaten bütün- namazlard a "Fatiha'nın" okunmasını hoş görmüşlerdir. Bazıları da sadece sırri olan namazlard a okunacağı görüşündedirler.
Hidaye sahibinin naklettiğine göre, Ebu Hanife'nin talebeler inden, Muhammed İbnu Hasen eş-Şeybani'den de imamın arkasında sırri olan namazlard a Fatiha'nın okunacağına dair rivayet vardır.
Bu hadisi şerifler "Fatiha'nın" namazın rükünlerinden bir rüknü olduğuna delildir. Ve hadis umumi ifadesiyl e münferiden, imam ve me'mum olarak namaz kılan her kişiye şamildir. Hadisi şeriflerde de görüldüğü gibi mes'elenin münakaşa götürecek hiç bir tarafı yoktur, zira sahabeler in Resûlullah (S.A.V.) naklettik leri ve kendileri nin nasıl anlayıb amel edişleri yukarıda zikredild i. Bu gün gibi açık nasların karşısında daha hâlâ taassub göstererek itirazda bulunmak Resûlullah'ı kendisine imam edinen kişiye yaraşmasa gerek.
Maa'zalike Mezheb ulemasından bazısı içtihad ve meselemiz ile alakası olmayan deliller getirerek, sahih delile ve bununla amel eden ehli ilme muhalefet etmişlerdir.
Muhalefet edenlerde n bazısı, "Fatiha'nın" sadece imamın arkasında sırri olan namazlard a okunacağına kaildir. Bazısı da sırri ve cehri imamın arkasında kılınan namazların hiç birisinde de okunmayac ağına kaildirle r.
Biz burada nasıl ve ne şekilde ihtilaf edildiğini anlatacak değiliz. Bize düşen nassları serdetmek ti, bu mevzuda fazla ma'lumat isteyen "Fatiha" hakkındaki risalemiz e müracat edebilirl er
FATİHAYI AYET ÂYET KESEREK OKUMA BABI)
46) Ummu Seleme (R.A.)'dan, şöyle dedi: (Veya bunun gibi bir kelime söyledi).
Resûlullah (S.A.V.)'in kıra'at-i (şöyle idi) Bismillah irrahmani rrahim - Elhamdu lillahi rabbilale min -Errahmanirrahim - Maliki yevmiddin - diye âyet âyet keserek (okurdu).
(Bu hadisi 'Ebu Davud (4001) ve Sehmı 'tarih Cürcanda (104) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
47) Ummu Seleme (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) kira'atini (âyet âyet) kesik ederdi. Elhamdu lillahi rabbilale min der durur, sonra Errahmani rrahim der durur ve Meliki yevmiddin olarak okurdu.
(Bu hadisi Tirmizi (1466) ve Ahmed (6/302) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
TEMMİN BABI
48) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "İmam âmin dediği zaman arkasından sizde âmin deyiniz. Çünkü her kimin âmin demesi melekleri n âmin demesine muvafakat ederse geçmiş günahları mağfiret olunur.
Hadisin ravilerin den olan İbnu Şihab: Resûlullah (S.A.V.) âmin derdi, demiştir.) ^ s
Bu hadis'i Buhari (780) Müslim (410) ebu Davud (930 ve Tirmizi (250) rivayet etmişlerdir.
Bu hadisi şerif, imam ve me'mum'un cehri olan namazlard a âmin lafzını sesli olarak söyleyeceklerini beyan eder.
AMİN DERKEN SESİN YÜKSELTİLİB VE UZATILACAĞI BABI
49) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) Ve'lad-daalliin i okuduktan sonra âmin derdi. Ve (derken) sesini de yükseltirdi.
(Bu hadis ı Ebu Davud (932) Tirmizi (248) ve İbnu Mace (855) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
50) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.)'i ^Gayri'l-mağdubi aleyhim ve 'la'd-daallin"i okuduktan sonra âmin dedi. Ve (âmin derken) sesini uzattığını işittim.
(Bu hadisi Buhari Cüz'ünde (209) Tirmizi (248) veAhmed (4/316) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
ÂMİN DERKEN AMİN SESİNDEN MESCİDİN İNLEYECEĞİ BABI
51) İbnu Cureyc, Ata' dan (rivayet ediyor ki:) Ata'ya dedim ki: İbnu Zübeyr fatihadan sonra Amin dermiydi? Ata dedi ki: Evet derdi. Arkasında olanlarda derdi. Hatta Amin sesinden mescid inlerdi dedi. Ve sonra şübhesiz Amin duadır dedi. Ebu Hureyre, İmam kendisind en evvel kalkmış olarak mescide girdiğinde, (İmama seslenere k) beni Amin' de geçme derdi.
Bu hadisi Buhari ta'likan (bab/IH) Abdurrazz ak (2640) Safi (1/76) ve Beyhaki (2/59) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir
YAHUDİLERİN   İMAM'IN   ARKASINDA   SÖYLEDİĞİMİZ AMİNİ HASED ETTİKLERİ BABI
52) Aişe R. A. dan, (şöyle dedi:)
Nebiyyu S.A.V. buyurdu ki: Yahudiler sizin hiç bir şeyinize hased etmemişlerdir, selam ve âmin sözüne hased ettikleri gibi.
Ahmedin rivayetin de ise: İmamın arkasında söylediğimiz, âmin sözüne (hased ettikleri gibi.)
(Bu hadisi Buharı Cüz'ünde (988) Ahmed (6/1 35) ve Ibnu Mace (856) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
FATİHA'DAN SONRA Kİ KIRAAT'IN BEYANI BABI
53) Ebu Hureyre (R. A.) şöyle dedi:
Her namazda kıraat vardır. Resûlullah (S.A.V.)'in bize duyurdukl arını biz de sizlere duyuruyor uz, bizden gizlice okuduklarını biz de sizlerden gizli okuyoruz. Her kim Ummu'l-Kur'ân'ı okursa bu, ona yeter.
-----------------------------------------------------------

 

 

FATİHA'DAN SONRA Kİ KIRAAT'IN BEYANI BABI
53) Ebu Hureyre (R. A.) şöyle dedi:
Her namazda kıraat vardır. Resûlullah (S.A.V.)'in bize duyurdukl arını biz de sizlere duyuruyor uz, bizden gizlice okuduklarını biz de sizlerden gizli okuyoruz. Her kim Ummu'l-Kur'ân'ı okursa bu, ona yeter. Her kim bundan fazla okursa o, daha faziletli dir.
(Bu hadisi Buhari ' (772) ve Müslim (396) rivayet etmişlerdir.)
İLK İKİ REK'ATTE FATİHAMDAN SONRA BİRER SURE VE SON İKİ REK'ATTE İSE SADECE FATİHA'NIN   OKUNACAĞI BABI
54) Abdullah İbnu Ebi Katade babası Ebu Katade'den, (şöyle demiştir:) Resûlullah (S.A.V.) öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rek'atlarmda Fatihatu'l-Kitab ile birer sure okur idi. Ve bazen (gizli okuduğu) âyeti bize işittirir di. Son iki rek'atlarda ise (yalnız) Fatihatu'l-Kitab'ı okurdu.
(Bu h adi si Buharı (776) ve Müslim (451) rivayet etmişlerdir.)
BİRİNCİ REK'ATİN İKİNCİ REK'ATTEN DAHA UZUN   OLACAĞI BABI
55) Abdullah İbnu Ebi Katede babası Ebu Katade'den, (nakledere k şöyle demiştir.) Resûlullah (S.A.V.) öğle namazının ilk iki rek'atlarmda "Fatihatu'l-Kitab" ile birer sure okur idi. Son iki rek'atlarda ise (sadece)
"Fatihatu'l-Kitab'ı" okurdu. (Bazen gizli okuduğu) âyet'i bize işittirirdi. Birinci rek'atını ikinci rek'atından daha uzun yapardı. İkindi ve sabah namazıda böyle olurdu. (Bu Hadisi Buhari (776) ve Müslim (451) rivayet etmişlerdir.)
YALNIZ NAMAZ KILARKEN REK'ATLARIN HEPSİNDE FATİHA'DAN SONRA SURE OKUNABİLECEĞİ BABI
56) Nafi'i den, İbnu Umer (R.A.)'nun, yalnız namaz kıldığı zaman namazın dört rek'atmın hepsinde, "ÜMMÜ'L-Kur'ân'ı" ve akabinde Kur'ân'dan bir sure okuduğunu haber verdi.
(Bu Hadisi Malik (1/79) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
KUR'ÂN'I EZBERLEYE MEYEN KİŞİNİN NASIL YAPMASI   GEREKTİĞİ BABI
57) Abdullah İbnu Ebi Evfa R.A. dan, şöyle dedi: Resululla h S.A. V. e birisi gelib şöyle dedi: Ya Resulella h ben kur'an'dan hiç bir şey ezberleye miyorum bana kıraatimin yerine geçecek birşey öğret ondan. Resululla h S.A.V.
buyurdu ki: Sübhanallah, ve'l- hamdu lillah, ve la ilahe illallahu ve'llahu ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billah'il - aliyyi'l - azim, dersin, dedi..... .
(Bu Hadisi Ebu Da vud (832) ve İbnu Huzeyme (544) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)
ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARI NDAKİ KIRAAT BABI
58) Ebu Katade (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resululla h (S.A.V.) Öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rek'atlarmda "Fatihatu'I-KitabV ve birer sure okur, bazen de bize (sırren okuduğu) ay et 'i duyururdu . Son iki rek 'atlar da ise sadece "Fatihatu'l-Kitab'ı" okurdu.
(Bu hadisi Beğa vi (592) Buharı (759) ve Müslim (451) rivayet etmişlerdir.)
59) Ebu Said El-Hudri (R.A.)'dan, (şöyle dedi:) Resululla h (S.A.V.) öğle namazının ilk iki rek'atının her
bir rekatında otuz âyet kadar okur idi. Son iki rek'atlarda ise on beşer âyet kadar yahud bunun yarısıkadar. İkindi namazının ilk iki rek'atının her bir rek'atında on beş âyet kadar okurdu. Son iki rek'atlarda ise bunun yarısı kadar okurdu.
(Bu hadisi Müslim (452) rivayet etmiştir.)
ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARI NIN KIRAATLAR ININ    SİRRİ OLACAĞI BABI
60) Ebu Ma'mer den, şöyle dedi: Habbab İbnu'1-Eret (R.A.) ya dedim ki: Resululla h (S. A.V.) öğle ve ikindi namazlarında okur muydu? "Evet" dedi: Ona "Peki okuduğunu neyden anlardınız!" dedim. "Sakalının oynamasından" dedi.
(Bu hadisi Buhari (761) rivayet etmiştir.)
AKŞAM NAMAZINDA Kİ KIRAAT VE ONUN CEHRİ    OLACAĞI BABI
61) Abdullah İbnu Abbas (R.A.)'dan, şöyle dedi: (Bir defa anam) Ümmü'1-Fadl bintu'l-hadis, Ve'1-Murselati Urfen sûresini okuduğumu işitti. Bana dedi ki: "Ey yavrucuğum! Bu sûreyi okumakla bana Resûlullah (S.A.V.)'in bir akşam namazında en son olarak işittiğim okuyuşunu hatırlattın."
(Bu hadisi Buharı (763) ve Müslim (462) rivayet etmişlerdir.)
62) Muhammed İbnu Cubeyr İbni Mut'im den, o da babası Cubeyr (R.A.)'dan, rivayet etti. Cubeyr (R.A.) şöyle dedi: Ben Resûlullah (S.A.V.)'in akşam namazında Ve'tturi sûresini okuduğunu işittim.
YATSI NAMAZINDA Kİ KIRAAT VE ONUN CEHRİ  OLACAĞI BABI
63) Abdullah İbnu Bureyde den, o da babası Bureyde (R.A.)'dan, şöyle rivayet etti. Bureyde (R.A.) şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) yatsı namazında, Veşşemsi ve Duhahe'yı veya onun gibilerin i okurdu.
(Bu hadisi Tirmizi (309) Nesei (2/173) ve Ahmed (5/355) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)
CEMAATE NAMAZ KILDIRILA CAGINDA NAMAZIN HAFİF TUTULACAĞI BABI
64) Cabir İbnu Abdullah (R.A.)'dan, şöyle dedi: Muaz İbnu Cebel her defa Resululla h'ın arkasında (yatsı) namazını kılar sonra kavmine (yâni Seleme oğullarına) gelir, onlara imamlık yapardı. Bir gece Resululla h (S.A.V.) ile beraber yatsıyı kıldı. Sonra kavmine gelib, onlara imam oldu. Suretu'l-Bakara'dan başlayıp okumaya girişti. Bunun üzerine cemaatten bir kimse selam verib ayrıldı, sonra namazı yalnız başına kılıb çıktı. Namazdan sonra o kimseye: Ey fulan! Sen münafık mı oldun? dediler. O da: Hayır, münafık değilim. (Hele sabah olsun) Vallahi, Resululla h (S.A.V.) huzuruna muhakkak gideceğim ve ona mutlaka bunu haber vereceğim dedi. Ertesi gün Resululla h (S.A.V.)'e geldi ve şunları söyledi. 'Yâ Resululla h! Biz su çeker develer sahibiyiz . Bütün gün işimiz başında didiniriz, (yatsı olunca gelib namaz kılarız) ) Muaz sizinle birlikte yatsıyı kıldı sonra geldi ve bize imam olup Suretu'l-Bakara'dan başlayıb okumağa kalktı." Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Muaz'a dönüb: "Yâ Muaz! Sen dinden nefret ettirici misin! Fulan sûreyi oku, f ulan sûreyi oku!" buyurdu.
Sufyan der ki: Amre: Ebu'z-Zubeyr bize Cabir'den tahdis etti ki: Resûlullah (S.A.V.) Veşşemsi ve Duhahe'yı, Ve'dduha'yı, Ve'I-leyli iza yağşe'yı, Ve sebbih isme Rabbike'I-a'la'yı oku buyurmuştur, dedim. Bunun üzerine Amr: İşte bunlar gibi sûreler, cevabını verdi.
(Bu hadisi Buharı (701) ve Müslim (465) rivayet etmişlerdir.)
Bazıları bu hadis'i şerif de zikredile n kıyamda ki tahfifi ruku'da, ruku'dan sonra ki i'tidal'da, secde'de ve iki secde arasında da yapılacağını zannedere k namazlarını ibtal edib başkalarını da ibtal ettirmekt edirler. Binaenale yh, din düşmanlarının namaz bir idmandır diyerek bu azim ibadetle istihza etmelerin e sebeb olunmakta dır. Zira o şekilde kılınan namaz da beden eğitiminden de başka bir şey değildir.. İleride rüku ve secde bahsinde bu mevzuya temas edilecekt ir.

SABAH NAMAZINDA Kİ KIRAAT VE ONUN CEHRİ
OLACAĞI BABI

65) Ebu Berze (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) sabah namazında altmış ile yüz âyet kadar okurdu dedi.
(Bu hadisi Müslim (461) rivayet etmiştir.)
66) Cabir İbnu Semure (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah     (S.A.V.)     sabah     namazında,     Kaf
ve'1-Kur'ânı-mecid sûresini okurdu. Sabah namazından
sonraki namazlarını daha hafif kıldırırdı.
(Bu hadisi Müslim (458) rivayet etmiştir.)

 İMAMA RUKUDA YETİŞENİN REKATININ OLMADIĞI BABI

67) Ebu Hureyre (R.A.)'dan:
Resûlullah (S.A.V,) buyurdu ki: "Namaz için kamet getirildiğinde sakın namaza koşarak gelmeyin. Namaza yavaş yavaş sekinette n ayrılmayarak geliniz. İmama (kavuştuğunuz yerde ona uyun) yetişebildiğinizi onunla kılın, yetişemediğiniz kısımda (kendiniz) tamamlayın."
(Bu hadisi Buhari (636) ve Müslim (602) rivayet etmişlerdir.)
Bu hadisi şerif imama nerede yetişilirse yetişilsin yetişemediği kısmın memun tarafından tamamlana cağına delalet eder. A'rac (R.H.) Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini rivayet etti: imama kıyamda kavuşmadan (ki yapılan rüku o rekatın için) yetirli değildir.
(Bu eseri Buharı kıraatu helfel-1-imam isimli cüzünde (131) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)

69) Abdurrahm an İbnu Hürmüz (R. H.) 'dan, şöyle dedi:
Ebu Said el-Hudri dedi ki: Sizden biriniz Ummu'l-Kur'an'ı
(Fatihayı) okuman rüku etmesin (zira o rekat tamam değildir).
(Bu eseri Buhari kıraatu halfel-İmam isimli eserinde (133) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)

RUKU'YA GİDİLECEĞİ ZAMAN ELLERİ OMUZLAR HİZASINA VARDIRINC AYA KADAR KALDIRMA BABI

70) Salim babası Abdullah (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.)'i namaza başladığı zaman, rüku'a gitmezden evvel ve birde rüku'dan doğrulduğu zaman ellerini omuzlan hizasına vardırmcaya kadar kaldırdığını gördüm. İki secde arasında (ellerini) kaldırmazdı.
(Bu hadisi Buhari (735) Müslim (390) Ebu Davud (721) Tirmizi (255) Nesei (2/126) ve îbnu Mace (858) rivayet etmişlerdir.)
Ruku'a giderken ve ruku'dan kalkarken el kaldırma hadisi Resûlullah (S.A.V.)'den sabit olan bir ameldir. Bu Ümmetin âlim'lerinin cemi'si bu amelin subutunda ve tatbikind e ittifak etmişlerdir. Sadece Ehli-Rey muhalefet ederek bütün Ümmetin ittifakından ayrılmışlardır.
Bu hadisi Allah Resûlullah'dan elliye yakın sahabe rivayet etmişlerdir. Buhari Ehli Rey'in bu muhalefet ine dayanamıyarak bu mevzuda "Refu'l-yedeyn fi'ssalet" namazda elleri kaldırma diye bir risale te'lif etmiştir. Bu Risale Pakistan'da basılmıştır.
Bu hadisi rivayet eden sahabeler den bazıları şunlardır. İbnu Umer, Malik İbnu'l-Huveyris, Enes İbnun Malik, Vail İbnu Hucr, Ebu Hureyre, ebu Humeyd es-Saidi, Ebu Bekr, Umer İbnu'l-Hattab, Usman İbnu Af f an, Ali İbnu Ebi Talib, Sehl İbnu Sa'd, Muhammed İbnu Mesleme, Ebu Katade, Cabir İbnu Abdullah, İbnu Abbas, Umeyr İbnu Habib, Ebu Musa el-Eşari, Ebu Useyd, Abdullah İbnu Zubeyr, Ebu Said, Ümmü Darda, bizim şu ana kadar toparlaya bildiğimiz bu kadar Allah nasib ederse bu mevzuda bir risale yazmayı düşünüyoruz.

RUKU'DA ELLERİN DİZKAPAKLARIN ÜZERİNE KONULACAĞI VE BUNUN EMİR OLDUĞU BABI

71) Ebu Ya'fur, Mus'ab İbnu Sa'd-ı şöyle derken işittiğini rivayet etti:
Babamın yanında namaz kıldım, (rüku'da) avuçlarımı bir birine bitiştirib iki baldırımın arasına koydum. (Bu hareketim i gören) babam beni bundan nehyetti. Dedi ki: Biz bunu yapıyorduk. Fakat sonra bunu yapmaktan nehyolund uk. Ve ellerimiz i dizkapakl arın üzerine koymakla emrolundu k.
(Bu hadisi Buharı (790) ve Müslim (535) rivayet etmişlerdir.)

72) Abbas İbnu Sehl'den, şöyle dedi:
"Ebu Humeyd, Ebu Useyd, Sehl İbnu Sa'd ve Muhammed İbnu Mesleme toplanara k Resûlullah (S.A.V.)'in namazım müzakere ettiler. Ebu Humeyd dedi ki: "Resûlullah (S.A.V.)'in namazını en iyi bileniniz benim. Resûlullah (S.A.V.) ruku'a vardı, dizkapakl arını tutar gibi ellerini dizkapakl arının üzerine koydu. Kollarını gerdi ve koltuklarını kaldırdı."
(Bu hadisi Ebu Davud (734) ve Tirmizi (260) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

RUKU'DA EL PARMAKLAR ININ DİZKAPAKLARIN ÜZERİNDE AÇILACAĞI BABI
73) Alkame't-İbnu Vail babasından şöyle rivayet etti: Resûlullah (S.A.V.) Ruku'a gittiği zaman (dizkapakl armm üstünde) parmaklarını açardı.
(Bu hadisi Hakim (1/224) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)

 RUKU'DA BELİN DÜMDÜZ TUTULACAĞI BABI

74) Raşid, Vabisa (R.A.)'yu şöyle derken işittiğini rivayet ediyor: Resûlullah (S.A.V.)'i namaz kılarken gördüm. Ruku'ya gitiği zaman belini dümdüz yaptı. Öyle ki üzerine su dökülse belinde eyleşirdi.
(Bu Hadisi İbnu Mace (872) TaberaniK ebirde (12781) ve Sağırda (1/31) Ahmedin oğlu Abdullah 'da Müsnedin zevaidind e sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

RUKU'DA BAŞ'IN BEL İLE BERABER DÜMDÜZ
TUTULACAĞI BABI

75) Ebu Humeyd Essaidi (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namaza durduğu zaman .... (Hadisin burasını
zikrettik ten sonra şöyle devam etti). Sonra rüku 'ya gitti ve ellerini
dizkapakl armm üstüne koydu. Sonra başinı ne aşağı sarkıttı ne de
yukarı kaldırdı. (Yani beli ile başını aynı hizada dümdüz tuttu.)
(Bu hadisi Ebu Davud (730) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)

RUKU'DAKİ ZİKRİN BEYANI BABI

76) Huzeyfe (R.A.)'dan, Resûlullah (S.A.V.) ile namaz kılıp, Resûlullah (S.A.V.)'in rukusunda, "Subhane Rabbiye'1-Azim" dediğim rivayet etti.
(Bu hadisi Ebu Davud (871) ve Tirmizi (262) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

77) Aişe (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) rukıTunda ve sucudunda: "Subhaneke ellahumme! Rabbena ve bihamdike ellahumme-ğfirli." Teşbih ve istiğfarını çokça söylerdi. (Resûlullah bunu demekle) Kur 'ân 'a imtisal ediyordu.
(Bu hadisi Buhari (794) Müslim (484) Ebu Davud (877) ve Nesei (2/190) rivayet etmişlerdir.)

78) Aişe (R.A.) şöyle haber verdi:
Resûlullah (S.A. V.) ruku'sunda ve sucudımda: Subbuhun kuddûsun. Rabbul melaiketi ve'r-ruh derdi.
(Bu hadisi Müslim (487) E bu Davud (827) Nesei (2/224) rivayet etmişlerdir.)

RUKU'DA Kİ İTMİ'NAN-IN FARZİYYETİNİN BEYANI BABI
79) Enes (R.A.)'dan, (şöyle dedi):
Resûlullah (S.A.V.) "Ruku'u ve sucud'u tastamam yapınız. Allah'a yemin ederim ki rüku, ettiğinizde ve secdeye vardığınız zaman ben sizleri muhakkak arkamdan da görüyorum" buyurdu.
(Bu hadisi Buhari (741) ve Müslim (425) rivayet etmişlerdir.)

 RUKU'NUN VE SUCUD'UN NASIL TAMAM OLDUĞU BABI
80) Bera İbnu Azib (R.A.)'dan, şöyle dedi: Muhammed (S.A.V.) ile birlikte kılınan namazı gözetleyip dikkat ettim. Kıyamını, rüku 'unu, rüku 'dan sonraki itidalini, secdesini, iki secde arasındaki oturuşunu, tekrar secdesini ve selam vermekle kalkıp gitmesi arasındaki oturuşunu takriben müsavi buldum.
(Bu hadisi Müslim (471) rivayet etmiştir.)

RUKU'SUNU VE SUCUD'UNU TAM YAPMAYAN ADAMA RESÛLULLAH'IN NAMAZINI İADE ETTİRMESİ BABI

81) Ebu Hureyre (R. A.) 'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) mescide girdi derken biride girip namaz kıldı. Sonra Resûlullah (S.A.V.)'e gelip selam verdi. Resûlullah (S.A.V.) selamını aldıktan sonra: Adama "Dönde namazını yeniden kıl." Çünkü sen namaz kılmadın buyurdu. O kimse namazını yeniden kılıp Resûlullah 'in yanına gelip selam verdi. Resûlullah (S.A.V.) selamını aldıktan sonra tekrar adama "Namazını yeniden kıl çünkü sen namaz kılmadın" buyurdu. (Bunu üç kere tekrar etti.) Nihayet o kimse: Seni hak ile yollayan Allah'a yemin ederim ki, bunun başka türlüsünü bilmiyoru m. Bana (doğrusunu) öğret dedi.
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Namaza durduğun vakit ihram tekbirini al, sonra ne kadar kolayına gelirse o kadar Kur'ân oku. Sonra ruku'a varıp ta mut'main oluncaya kadar dur. Sonra başını kaldırıp ayakta doğruluncaya kadar dur. Sonra secdeye var ve mut'main oluncaya kadar kal. Sonra başını kaldırıp ta mut'main oluncaya kadar otur. Sonra tekrar secdeye var ta mut'main oluncaya kadar kal. Sonra bunu namazının hepsinde (böyle) yap."
(Bu hadisi Buhari (793) Müslim (397) Ebu Davud (856) Tirmizi (303) Nesei (2/124) ve îbnun Mace (1060) rivayet etmişlerdir.)

RUKU'SUNU VE SUCUD'UNU TAM YAPMAYANI N NAMAZININ
BATIL,   KENDİSİNİNDE  MİLLET'İ-   MUHAMMED'DEN
GAYRI BİR MİLLET ÜZERE ÖLECEĞİ BABI

82) Süleyman, Zeyd İbnu Vehb'i şöyle derken işittiğini rivayet ediyor:
Huzeyfe (R. A.) Rüküşünü ve sucudunu tam yapmayan bir adam gördü. Adama, sen namaz kılmadın. Eğer (bu halinle yani bu namaz kılışınla) ölmüş olsaydın, Allah'ın Resulünü yaratmış olduğu fıtrattan gayrı bir fıtrat üzere ölürdün dedi.
(Bu hadisi Buhari (791) rivayet etmiştir.)
Ahmed İbnu Hanbel'in rivayetin de ise şöyle bir ziyadelik vardır. Huzeyfe (R.A.) (Rüküşünü ve sucudunu tam yapmayan) adama şöyle dedi: Ne zamandan beri bu namazı böyle kılıyorsun? Adam kırk seneden beri böyle kılıyorum (diye cevab) verdi. Huzeyfe yeniden adama sen kırk seneden beri lamaz kılmamışsın.Eğer bu namaz kılışınla ölmüş olsaydın, Muhammed (S.A.V.) yaratıldığı fıtrattan gayrı bir fıtrat üzere ölürdün dedi.
(Bu hadisi Ahmed (5/384) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)

83) Ebu Abdullah El-Eş'ari (R.A.)'dan, (şöyle dedi:) Resûlullah   (S.A.V.)   Ruku'sunu   tam   yapmayan   ve sucud'unu tavuğun mısır tanelemes i gibi yapan birini gördü.
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Eğer bu adam şu hali (yâni namaz kılışı) üzere ölseydi, Millet'i-Muhammed'den gayrı bir millet üzere ölürdü." Ve sonra şöyle dedi: "Ruku'sunu tam yapmayan, sucud'unu tavuğun mısır tanelemes i gibi yapanın misali, aç birisinin bir veya iki tane hurma yemesi nasıl açlığını gidermez ise, (rüku'sunu ve sucud'unu tam yapmayan da namaz kılmamıştır.)"
Ravi Ebu Salih dediki: Ebu Abdullah'a bu hadisi Resûlullah'dan kendisine kimin rivayet ettiğini sordum. Dediki: Umeraul-Ecnad (yani Filistin, Ürdün, Humus, Kansirin, Şam) vilayetle rinin emirleri olan Amr İbnu'l-As, Halid İbnu'l-Velid, Şurahbil İbnu Kasene, Resûlullah'dan işitmişler dedi.
(Bu hadisi İbnu Huzeyme (665) Beyhaki Sünende (2/89) Taberani Kebirde Ebu Ya 'la Musnedin 'de hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)

RUKU'DAN   KALKARKEN   "SEMİALLAH'U  LİMEN HAMİDEH" DENİLECEĞİ BABI

84) Malik İbnu'l-Huveyris (R.A.)'dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) Ruku'dan başını kaldırdığı zaman "Semiallah'u limen hami d eh" derdi.
(Bu hadisi Müslim (391) rivayet etmiştir.)

RUKU'DAN KALKARKEN ELLERİN OMUZLAR HİZASINA VARINCAYA KADAR KALDIRILA CAĞI BABI
85) Salim babası Abdullah 'dan, şöyle dedi: * Resûlullah (S.A.V.)'hı namaz kılışını gördüm. Resûlullah (S. A. V.) namaza başladığı zaman, rüku 'a gitmeden evvel ve birde rüku 'dan doğrulduğu vakit ellerini omuzları hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı. İki secde arasında ise kaldırmazdı.
(Bu hadisi Buhar i (735) Müslim (390) E bu Davud (721) Tirmizi (255) Nesei (2/126) ve İbnu Mace (858) rivayet etmişlerdir.)

İMAM'LA NAMAZ KILANIN YALNIZ "ELLAHUMME RABBENA VE LEKE'L-HAMD DİYECEĞİ BABI

86) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: İmam (başını rukudan kaldırırken) Semi'allahu limenhami deh dediği zaman, sizde Ellahumme rabbena leke'l-hamdu deyiniz. Zira kimin bu kavli, Melekleri n kavline muvafakat ederse yapmış olduğu günahlar mağfiret olunur.
(Bu Hadisi Buharı (796) ve Müslim (409) rivayet etmişlerdir.)

RUKU'DAN BELİNİ DOGRULTMA YANIN NAMAZININ YETERLİ OLMADIĞI BABI
87) Ebu Mesude'l-Ensari (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Ruku'dan ve secde'den
belini doğrultmayanm namazı yeterli değildir."
(Bu hadisi Ebu Da vud (855) Tirmizi (265) İbnu Mace (870) İbnuHibban (501) ve Ahmed' (4/122)sahih bir senedle rivayet
etmişlerdir.)

BAŞI İMAMDAN ÖNCE KADIRMANI N YASAK
OLDUĞU BABI

88) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Muhammed (S.A.V.) buyurdu ki: "Başını imamdan evvel kaldıran, Allah'ın onun başını eşek başına tahvil etmesinde n korkmaz mı?"
(Bu hadisi Buhari (691) ve Müslim (427) rivayet etmişlerdir.)

RUKU'DAN KALKTIKTA N SONRA ELLERİ TEKRAR GÖĞÜSÜN ÜZERİNE KOYMA BABI

89) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.)'i namaz için tekbir aldığı vakit, ellerini kulakları hizasına kadar kaldırdığını ve sonra ruku'ya giderken ve sonra Semiallah u limen hamideh deyip rukudan kalkarken de aynı şeyi yaptığını ve kıyamda da sağ eliyle sol elini tuttuğunu gördüm.
Bu hadisi Ahmed (4/318) hasen bir senedle rivayet etmiştir.

izah
Bu Hadis'i Şerif, Resûlullah (S.A.V.)'in "iftitah" tekbirind en ve "ruku'dan" sonraki "kıyam" halinde ellerini göğsünün üzerine bağladığını ifade ediyor. Zira göğsün üzerine el koyma, "iftitah" tekbirind en sonraki kıyama hass olsaydı, hemen iftitah tekbirind en sonra ellerini göğsünün üzerinde bağladı diye ifade etmesi gerekirdi . İftitah tekbirind en sonra zikretmey ip, rüku' dan sonra bu hareketi tek isim altında, ruku'dan kalktıktan sonra "kıyam'da" sağı ile solunu tuttuğunu gördüm demesi, çok sarih bir ifade'i kelamdır.
Zira asıl olanda budur. Hem rukudan kalktıktan sonra eller salıverilecek diye zayıf da olsa bir rivayet mevcud değildir. Resûlullah (S.A.V.)'den gelen hadisleri n cemi'si namazda kıyam halinde ellerin göğsün üzerine konulacağına delalet ediyor.

RESÛLULLAH (S.A.V.)'İN ZAMANINDA İNSANLARIN
KIYAMDA ELLERİNİ GÖĞÜSLERİNİN ÜZERİNE
KOYMAKLA EMROLUNDU KLARI BABI
90) Sehl İbnu Sa'd (R.A.)'dan, (şöyle dedi:) (Resûlullah (S.A. V.)'in zamanında) İnsanlar namazlarının
(kıyamında) sağ ellerini sol kollarının üzerine koymakla
emrolunur lardı.
(Bu hadisi Buharı (740) ve Malik (1/159) rivayet etmişlerdir.)
91) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S. A. V.)'i namazda kıyamda iken, sağ eliyle sol elini kabzettiğini gördüm.
(Buhadisi Ahmed(4/316) ve Nesei (2/125) sahih birsenedl e rivayet etmişlerdir.)

RUKU'DAN KALKTIKTA N SONRAKİ DUA BABI

92) İbnu Ebi Evfa (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) belini ruku'dan kaldırdığı zaman (şu sözleri) söylerdi: Semiallah u limen hamideh. Ellahumme! Rabbena leke'1-hamd. MiPu-s-semavati ve ımTu-1-ard. Ve mir u ma şi'te min şeyin ba'd. Ellahumme! Tahhirni bi's-selci ve'1-beredi ve'1-mai'l-barid. Ellahumme! Tahhirni mine'z-zunubi ve'1-hataye kemayunek ka's-sevbu'l-ebyadu mine'l-vesahi.
Ey Allah'ım! Hamd sana mahsustur . Hem gök dolusu, yer dolusu ve bunlardan öte ne yaratmayı diledinse hepsinin dolusu hamd!
Ey Allah'ım! Beni kar ile dolu ile ve soğuk su ile tertemiz eyle!
Ey Allah'ım! Beni günahlardan ve hatalarda n, beyaz kumaş kirden nasıl temizleni rse öyle temizle.
(Bu hadisi Müslim (476) rivayet etmiştir.)
93) Ebu Said El-Hudri (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) başını ruku'dan kaldırdığında şöyle derdi. Rabbena leke'I-hamd. MiFu-s-semavati ve'l-ard. Ve mil'u ma'şite min şey'in ba'd. Ehle's-sena'i ve'1-mecd. Ehakku ma kale'1-abdu ve kulluna leke abdun. Ellahumme! La mani'a limâ a'teyte ve la mu'tiye limâ mena'te. Ve la yenfe'u ze'1-ceddi mine'l-ceddu.
Ey Rabbimiz olan Allah! Hamd sana mahsustur . Hem gökler dolusu, yerler dolusu ve bunlardan öte ne yaratmağı diledinse hepsinin dolusu hamd. Senaya, mecde layık olan Allah'ım! Her hangi bir kulun -ki hepimiz de sana kuluz- en muhik olarak söylediğisöz: Allah'ım! Verdiğine mani' olacak yok, vermediğini verecek yok. Taat ve rızana bedel hiç bir bahtiyara kendi bahtının yar olacağı yok.
(Bu hadisi Müslim (477) rivayet etmiştir.)
94) Refa'at İbnu Rafi'i (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Biz bir gün Resûlullah (S.A.V.)'in arkasında namaz kılıyorduk. Başını rukudan kaldırdığında, Semiallah u limen hamideh dedi. Arkasından birisi "Rabbena ve leke'1-hamd, hamden kesiran tayyiben mubareken fih" dedi. Namazdan bittikten sonra konuşanın kim olduğunu sordu. O kelimeler i söyleyen adam, benim dedi. Resûlullah (S.A.V.) buyurdula r ki otuz küsur tane melek gördüm ben evvel yazacağım diye birbirler iyle yarış ediyorlar dı.
(Bu hadisi Buhari (799) ve Ahmed (4/316) rivayet etmişlerdir.)
RUKUDAN KALKTIKTA N SONRAKİ İ'TİDALIN KEYFİYYETİ BABI
95) Enes (R.A.)'dan,
Resûlullah (S.A.V.)'i bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem sizede öylece namaz kıldırmaktan vazgeçmeyeceğim dedi:
Enes'in namazını ta'rif eden ravi sabit İbnu Eşlem El-Bunani şöyle dedi: Enes (R. A.) sizi yaparken görmediğim bir şey yapardı ki: Başını ruku'dan kaldırdığı vakit gören secde etmeği unuttu diyecek kadar ayakta dikilirdi . Başını secdeden kaldırdığı vakit iki secde arasında gören (ikinci secdeye gitmeyi) unuttu diyecek kadar dururdu.
(Bu hadisi Buharı (800) ve Müslim (472) rivayet etmişlerdir.)
İMAMA MÜTABAAT ETMEK VE HAREKETLE Rİ İMAMDAN SONRA YAPMAK BABI
96) Bera İbnu Azib (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) ile beraber namaz kılardıkta hiç birimiz, onu secdeye varmış olarak görmemize kadar belini bükmezdi.
(Bu hadisi Buharı (8 11) ve Müslim (474) rivayet etmişlerdir.)
İMAM OTURARAK NAMAZ KILDIĞINDA CEMAATIND A OTURACAĞI BABI
97) Zuhri dedi ki: Enes İbnu Malik 'ten işittim şöyle diyordu: Resûlullah (S.A.V.) bir gün beygirden düştü de sağ yanı sıyrıldı. Biz hasta ziyareti yapmak için huzuruna girdik. Derken namaz vakti geldi. Resûlullah (S.A.V.) bize oturarak namaz kıldırdı. Biz de onun arkasında oturarak namaz kıldık. Namazı bitirdiği vakit şöyle buyurdu:
İmam ancak kendisine uyulsun diye imam yapılmıştır. Öyle olunca o tekbir aldığı zaman sizde tekbir alınız. O secdeye vardığı vakit siz de secdeye varınız. O kalktığında sizde kalkınız. O Semi Allahu limen hamideh dediği zaman sizler, Rabbena leke'1-hamd deyiniz. O oturduğu halde namaz kıldığı vakit hepiniz oturarak kılınız.
(Bu hadisi Buharı (688) ve Müslim (41 1) rivayet etmişlerdir.)
SECDEYE GİDİŞ BABI
98) Rifaa İbnu Rafi'i (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: İnsanlardan hiç birisinin namazı tamam olmaz ......... .. Sonra rüku eder ta mafsalları
mutmain oluncaya kadar (rukuda kalır) sonra Semi Allahu limen hamideh diyerek ta doğruluncaya kadar dikilir. Ve Allahu ekber der sonra secde eder mafsalları mutmain oluncaya kadar (secdede kalmadıkça) ......... ..
(Bu HadisiEbu Davud (857) ve Hakim sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
99) Ebu Bekr İbnu Abdurrahm an dan, Ebu Hureyre (R.A.)'yu şöyle derken işittiğini haber verdi.
Ebu Hureyre (R. A.) dedi ki: Resûlullah (S.A.V.) secdeye gideceğinde tekbir getirirdi .
(Bu hadisi Buhari (803) ve İbnu Huzeyme (624) rivayet etmişlerdir.)
SECDEYE GİDERKEN ELLERİN OMUZLAR HİZASINA KADAR KALDIRILA CAĞI BABI
100) Malik İbnu Huveyris (R.A.)'den: O, Nebi (S.A.V.)'in, namazında, rüku ettiğinde, başını ruku'dan kaldırdığında ve secde ettiğinde, ......... ... ellerini kulakları hizasına kadar
kaldırdığını görmüş.
(Bu hadisi Nesei (1085) ve Dare Kutni (   ) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
Kıyamdan secdeye giderken, secdeden kalkarken, tekrar secdeye giderken, birinci ve üçüncü rek'atlardan kıyama kalkarken elleri tekbirle kaldırma hareketi Resûlullah (S. A. V.)' den, sabit olan bir ameldir. 64 numaralı İbnu Umer Hadisiyle aralarında tenakuz varmış gibi görünmesine rağmen, İbnu Umer dahil on tane sahabeden naklonulm uştur. Bu rivayet mütenakız değil bilakis İbnu Umer 'in rivayetin in ziyadesid ir. Hadis İlmin 'de ma'lum olduğu üzere sika'nın ziyadesi makbul' dur.
SECDEYE GİDERKEN ELLERİN DİZLERDEN ÖNCE      KONULACAĞI BAB
101) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Sizden biriniz secde ettiği
vakit, devenin çöktüğü gibi çökmesin. Önce ellerini, sonra
dizlerini koysun."
(Bu hadisi Ahmed (2/381) Ebu Da vud (840) Nesei (2/207) Darimi (1327) D ar e Kutni (1/345) Tahavi (1/245) Beyhaki (2/99) ve Buharı Tarihinde (1/139) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
102) İbnu Umer R.A. dan. (şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) secde ettiği vakit ellerini dizlerind en önce koyardı. (Bu hadisi Buharı Ta 'likan (803) îbnu Huzeyme (627) Dan' Kutni (1/344) Tahavi (1/254) ve Hakim sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

DİZLERİ ELLERDEN ÖNCE KOYMA HADİSİNİN ZAYIF OLDUĞU BABI

103) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) secdeye gittiği vakit, dizlerini ellerinde n önce koyardı. (Secdeden kıyama) kalktığı zamanda ellerini dizlerind en önce kaldırırdı.
(Bu hadisi Ebu Davud (838) Tirmizi (268) ve îbnu Mace (882) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.)
Ebu İsa (Tirmizi) bu hadis hasen garib'dir. "Şerik "den bu hadisi başka birinin rivayet ettiğini bilmiyoru z dedi.
Dare Kutni'de Sünenin'de "Şerik" rivayetin de teferrüd ettiği zaman onun rivayeti zayıf dır aedi.
Yukarıda görüldüğü gibi Vail' in hadisi seneden zayıf dır. Ma'lum olduğu gibi zayıf hadis 'le amel etmek caiz değildir. Sahih olan Ebu Hureyre ve İbnu Umer hadisidir .

YEDİ AZA ÜZERİNE SECDE ETME BABI

104) İbnu Abbas (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: Alın, (eliyle burnu üzerine işaret etti) eller, dizler ve ayak uçları olmak üzere yedi aza üzerine secde etmekle emrolundu m. (Namaz kılarken) elbiseyle saç toplamakt an neyh olundum.
(Bu hadisi Buharı (809) ve Müslim (490) rivayet etmişlerdir.)

KÖPEK OTURUŞU GİBİ SECDE YAPMANIN YASAK
OLDUĞU BABI
.
105) Enes İbnu Malik'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) "Secdede i'tidal üzere bulununuz . Hiç biriniz kolunu (secdede) köpek yayışı gibi yaymasın" buyurdu.
(Bu hadisi Buharı (822) Müslim (493) Ebu Davud (897) ve Tirmizi (276) rivayet etmişlerdir.)

SECDEDE AVUÇLARIN YERE KONULUP DİRSEKLERİN
KALDIRILA CAĞI BABI

106) Bera İbnu Azib (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) "Secde ettiğinde, avuçlarını yere koy ve dirsekler ini kaldır" buyurdu.
(Bu hadisi Müslim (494) rivayet etmiştir.)

SECDEDE KOLLARIN BİR KUZU GEÇEBİLECEK KADAR AÇILACAĞI BABI

107) Meymune (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Nebiyyü (S.A.V.) secdedeye vardığı zaman, ufak bir kuzu istese kolları arasından geçerdi.
(Bu hadisi Müslim (496) Ebu Da vud (898) ve Nesei (2/213) rivayet etmişlerdir.)

SECDEDE DİRSEKLERİN  YANLARDAN  UZAKLAŞ-
TIRILACAĞI BABI
108) Meymune (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) secdeye vardığı zaman dirsekler ini yanlarından o kadar uzak tutardı ki, arkasında bulunan kimse koltuklarının açıklığını (beyazlığını) görürdü.
(Bu hadisi Müslim (497) rivayet etmiştir.)

SECDEDE BURNUN VE ALNIN İYİCE YERE DAYANIP ELLERİNDE OMUZLAR HİZASINDA KONULACAĞI BABI

109) Ebu Humeyd Es-Saidi (R.A.)'dan (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) secdeye vardığında burnunu ve alnını
iyice yere dayar, kollarını yanlarından ayırır ve ellerini de
omuzları hizasına koyardı.
(Bu hadisi Ebu Davud (734) Tirmizi (270) ve Beğavi (647)sahih bir senedle rivayet etmişlerdir).

110) Nafi (R.H.)'dan (şöyle dedi:)
İbnu Umer (R.A.) başında sarık olduğu halde secde edeceği vakit sarığını yukarı kaldırırdı, taki alnı secdece değsin diye.
(Bu eseri Beyhaki Sünende (2/105) rivayet etmiştir.)

SECDEDE BURNUNU YERE DEĞDİRMEYENİN NAMAZININ
OLMAYACAĞI BABI
111) İbnu Abbas (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namaz kılan bir adamın (secdede) burnunu yere değdirmediğini gördü ve şöyle dedi. Burnunu yere değdirmeyenin namazı yoktur.
(Bu hadisi, Dare Kutni (1/348) Taberani (11917) ve Ebu. Nü ay m E h bar u İs f eh an 'da (<Abdurrezz ak (2982) ve B ey h ak i sünende (2/104)" sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

112) İbnu Abbas (R.A.)'dan Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki; "Her kim ki secde ettiği zaman burnu ile alnını yere yapıştımazsa onun namazı yeterli değildir."
(Bu hadisi Taberani Kebir 'de (11917) ve Evsat 'ta (3/7) 'de rivayet etmiştir. HeysemiMe cmauz'Zevaide(3/136)ra vileri sikadır demiştir.)

SECDEDE EL PARMAKLAR ININ BİTİŞTİRİLECEĞİ BABI

113) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Nebiyyu (S.A.V.) secde ettiği zaman el parmaklarını bitiştirirdi.
(Bu hadisi İbnu Huzeyme (642) ve Beyhaki (2/112) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

SECDEDE EL PARMAKLAR ININ KIBLEYE TEVCİH
ETTİRİLECEĞİ BABI
114) Bera İbnu Azib (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) secde ettiği zaman ellerini yere koyar, el ve parmaklarını kıbleye doğru çevirirdi.
(Bu hadisi İbnu Huzeyme (643) ve Beyhaki (2/113) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

SECDEDE AYAK TOPUKLARI NI DİKME VE BUNUN EMİR OLDUĞU BABI

115) Aişe (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Bir gece Resûlullah (S.A.V.)'i yataktan kaybettim . Bunun üzerine kendisini araştırmağa başladım. Derken kendisini mescidde iki ayakları dikilmiş olarak secde halinde iken elim ayaklarının altına değdi. ......... .
(Bu hadisi Müslim (486) İbnu Huzeyme (655) ve Beyhaki (2/116) rivayet etmişlerdir.)

116) Amir İbnu Sa'd (R. A.) babasından şöyle rivayet etmiştir. Resûlullah (S.A.V.) namazda elleri yere koymayı ve ayakların topuklarını dikmeyi emrederdi .
(Bu hadisi Hakim (1/271) ve Abdurrazz ak (2944) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

SECDEDE AYAK TOPUKLARI NIN BITIŞTIRILECEGI BABI
117) Urve't-İbnu Zubeyr, Resûlullah'm ailesi Aişe'nin şöyle dediğim rivayet ediyor: Aişe buyurdu ki: Resûlullah (S.A.V.) (bir gün) benim yatağımda idi ve onu kaybettim . Ve derken aramağa başladım ve onu secdede ayak topukları bitişik bir "halde buldum. ......... ...
(Bu hadisi îbnu Huzeyme (654) ve Beyhaki (2/116) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

AYAK PARMAK UÇLARININ KIBLEYE TEVCİH EDİLECEĞİ BABI
118) Muhammed İbnu Amr bin Ata'nın şöyle dediği rivayet olunuyor. Resûlullah (S.A.V.)'in ashabından bir takım zevat ile beraber otururken, Nebiyyi (S.A.V.)'in namazından bahsettik . Ebu Humeyd-i-s-Saidi dediyki: Resûlullah (S.A.V.)'in namazını en iyi bileniniz ben idim. Gördüm ki. ......... Resûlullah (S.A.V.) secde ettiğinde kollarını yere
yaymaksızın ve bir birine yapıştırmaksızın (yere) koyup ayaklarının parmaklarını kıbleye karşı getirirdi .
(Bu hadisi Buhari (828) ve Ebu Davud (963) rivayet etmişlerdir.)

SECDEDEKİ DUA VE ZİKRİN BEYANI BABI
119) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Kulun Rabbına en yakın olduğu hal, secde ederken ki, halidir. Binaen aleyh duayı çoğaltın."
(Bu hadisi Müslim (482) rivayet etmiştir.)

120) Huzeyfe (R.A.)'dan, Resûlullah (S.A.V.) ile namaz kıldı. Ve secdeleri nde "Subhane rabbiyel-ala" derdi diye rivayet etti.
(Bu hadisi Ebu Davud (871) ve Tirmizi (262) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
121) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, Resûlullah (S.'A.V.yin secdeleri nde şöyle dua ettiğini rivayet etti:
"Ellahumme'ğfirli zenbi kullehu dıkkahu ve cillehu ve evvelehu ve ahirehu ve alaniyete hu ve sırrah."
Ey Allah'ım! Küçük ve büyük, ilkini ve sonuncusu nu, aşikâr ve gizli, (yaptığım) bütün günahlarımı mağfiret et.
(Bu hadisi Müslim (483) ve Ebu Davud (878) rivayet etmişlerdir.)
122) Aişe (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) ruku'unda ve sucud'unda: "Subhaneke ellahumme! Rabbena ve bihamdike ellahumme'ğfirli" teşbih ve istiğfarını çokça söylerdi. (Resûlullah (S.A.V.) bunu demekle) Kur'ân'a imtisal ediyordu.
(Bu hadisi Buhari (794) Müslim (484) Ebu Da vud (877) ve Nesei (2/190) rivayet etmişlerdir.)
123) Mutarrıf İbnu Abdullah, Aişe (R.A.)'nın kendisine şöyle haber verdiğini rivayet etti: Resûlullah (S.A.V.) ruku'sunda ve sucud'unda: "Subbuhun kuddusun. Rabbul'meleiketi ve'r-ruh" derdi.
(Bu hadisi Müslim (487) Ebu Da vud (827) ve:jtesei (2/224) rivayet etmişlerdir.)

SECDEDEKİ İTMİ'NAN-IN FARZİYYETİNİN BEYANI BABI
124) Enes (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) "Rüku'u ve sucud'u tastamam yapınız. Allah'a yemin ederim ki, rüku ettiğinizde ve secdeye vardığınız zaman ben sizleri muhakkak arkamdand a görüyorum" buyurdu.
(Bu hadisi Buhari (741) ve Müslim (425) rivayet etmişlerdir.)

RUKU'NUN VE SUCUD'UN NASIL TAMAM OLDUĞU BABI
125) Bera İbnu Azib (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Muhammed (S.A.V.) ile birlikte kılman namazı gözetleyip dikkat ettim. Kıyamını, ruku'unu, ruku'dan sonraki iti'dalini, secdesini, iki secde arasındaki oturuşunu, tekrar secdesini, selam vermekle kalkıp gitmesi arasındaki oturuşunu takriben müsavi buldum.
(Bu hadisi Müslim (471) rivayet etmiştir.)

RUKU'SUNU VE SUCUD'UNU TAM YAPMA YAN ' ADAM RESÛLULLAH'IN NAMAZINI İADE ETTİRMESİ BABI
126) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) mescide girdi derken biri de girip namaz kıldı. Sonra Resûlullah (S.A.V.) 'e gelip selam verdi. Resûlullah (S.A.V.) selamını aldıktan sonra: Adama "Dönde namazını yeniden kıl. Çünkü sen namaz kılmadın" buyurdu. O kimse namazını yeniden kılıp Resûlullah (S.A.V. )'ın yanına gelip selam verdi. Resûlullah (S.A.V.) selamını aldıktan sonra tekrar adama "Namazını yeniden kıl, çünkü sen namaz kılmadın" buyurdu. (Bunu üç kere tekrar etti.) Nihayet o kimse: "Seni hak ile yollayan (Allah'a yemin ederim ki, bunun başka türlüsünü bilmiyoru m. Bana (doğrusunu) öğret" dedi.
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Namaza durduğun vakit ihram tekbirini al, sonra ne kadar kolayına gelirse o kadar Kur'ân oku. Sonra ruku'a varıp, ta mut'main oluncaya kadar dur. Sonra başını kaldırıp ayakta doğruluncaya kadar dur. Sonra secdeye var ve mut'main oluncaya kadar kal. Sonra başını kaldırıp taa mut'main oluncaya kadar kal. Sonra bunu namazının hepsinde (böyle) yap."
(Bu hadisi Buhari (793) Müslim (397) Ebu Da vud (856) Tirmizi (303) Nesei (2/124) veîbnuMace (1060) rivayet etmişlerdir.)

RUK'SUNU VE SUCUD'UNU TAM YAPMAYANI N NAMAZ-
ININ BATIL, KENDİSİNİN DE MİLLETİ— MUHAMMED-
>DEN GAYRI BİR MİLLET ÜZERE ÖLECEĞİ BABI

127) Süleyman, Zeyd İbnu Vehb'i şöyle derken işittiğini rivayet ediyor.
Huzeyfe (R. A.) ruku'sunu ve sucud'unu tam yapmayan bir adam gördü. Adama, "Sen namaz kılmadın, eğer (bu halinle yani bu namaz kılışınla) ölmüş olsaydın, Allah'ın Resulünü yaratmış olduğu fıtrattan gayrı bir fıtrat üzere ölürdün" dedi.
(Bu hadisi Buhari (791) rivayet etmiştir.)
Ahmed İbnu Hanbel'in rivayetin de ise şöyle bir ziyadelik vardır.
128) Huzeyfe (R.A.) (Ruku'sunu ve sucud'unu tam yapmayan) adama şöyle dedi: "Ne zamandan beri bu namazı böyle kılıyorsun?" Adam "Kırk seneden beri böyle kılıyorum (diye cevab) verdi." Kuzey f e yeniden adama "Sen kırk seneden beri namaz kılmamışsın. Eğer bu namaz kılışınla ölmüş olsaydın, Muhammed (S.A.V.)'in yaratıldığı fıtrattan gayrı bir fıtrat üzere ölürdün" dedi.
(Bu hadisi Ahmed (5/384) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
129) Ebu Abdullah El-Eşari (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) ruku'sunu tam -yapmayan ve sucud'unu tavuğun mısır tanelemes i gibi yapan birini gördü.
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Eğer bu adam şu hali (yani namaz kılışı) üzere ölseydi, millet'i-Muhammed'den gayrı bir millet üzere ölürdü. Ve sonra şöyle dedi: Ruku'sunu tam yapmayan, sucud'unu tavuğun mısır tanelemes i gibi yapanın misali, aç birisinin bir veya iki tane hurma yemesi nasıl açlığını gidermez ise, (rüku 'sunu ve sucud'unu tam yapmayand a namaz kılmamıştır.)
Ravi Ebu Salih dediyki: Ebu Abdullah'a bu hadisi Resûlullah'dan (kendisine) kimin rivayet ettiğini sordum. Dediyki: Ümera 'ul-Ecnad (yani Filistin, Ürdün, Humus, Kansirin, Şam) vilayetle rinin emirleri olan Amr İbnu'1-As, Halid İbnu'l-Velid, Şurahbil İbnu Kasene, Resululla'dan işitmişler dedi.
(Bu hadisi Ibnu Huzeyme (665) Taberani Kebirde Ebu Ya 'la Musnedind e hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)

SECDEDEN KALKIŞ BABI
130) Ebu Bekr İbnu Abddarrah man,  Ebu Hureyre (R.A.)'yu şöyle derken işittiğini rivayet ediyor:
Resûlullah (S.A.V.) namaza kalktığı zaman, ......... ...
Sonra başını (secdeden) kaldırırken tekbir getirirdi .
(Bu hadisi Buharı  (789)  ve Müslim  (392) rivayet etmişlerdir.)
131) Rifaa İbnu Rafi'i (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: İnsanlardan hiç birisinin namazı tamam olmaz.  ......... .....  Sonra secde eder, ta
mafsalları mutmain oluncaya kadar (secdede kalır.) Sonra Allah'u Ekber der, başını (secdeden) kaldırır ta oturur vaziyyete doğrulmadıkca. .........
(Bu hadisi Ebu Da vud (857) ve Hakim sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

SECDEDEN KALKARKEN ELLERİN OMUZLAR HİZASINA KADAR KALDIRILA CAĞI BABI
132) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) ile beraber namaz kıldım.
Resûlullah (S.A.V.) (namaza başlarken) tekbir aldığı vakit ellerini (omuzları hizasına kadar) kaldırdı. ........ Ve başını
secdeden kaldırdığı vakitte ellerini (omuzları hizasına kadar) kaldırdı. ......... ....
(Bu hadisi Ebu Da vud (723) ve Ahmed (3/436) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

İKİ SECDE ARASINDA SAĞ AYAĞIN DİKİLİB SOLUN YAYILARAK ÜZERİNE OTURULACAĞI BABI
133) Rifaa İbnu Rafi (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah  (S.A.V.)  namazını  beceremey en  adama, (namazı ta'rif ederken) şöyle buyurdu:......... .. Secde yaptığın
vakit, secdende mütemekkin ol. (Başını secdeden) kaldırdığın zamanda sol baldırının üzerine otur.
(Bu hadisi Ebu Davud (859) Ahmed (4/340) veîbnuMace (893) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
134) Abdullah İbnu Umer'in oğlu Abdullah, babasından nakledere k şöyle dedi: Sağ ayağı dikib, parmakları kıbleye döndürmek ve sol ayak üzerine oturmak, namazın sünnetindendir.
(Bu hadisi Nesei (1158) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
135) Abdullah İbnu Abdullah'dan, İbnu Umer (R.A.)'yu namazda oturduğunda bağdaş kurarak oturduğunu, gördüğünü haber verdi. Dediyki bende öyle yapmaya başladım. Ve ben daha o zaman yeni gelişmeye başlamış bir delikanlı idim. Abdullah İbnu Umer beni bu hareketim den menetti. Ve şöyle dedi: Namazda sünnet olan, sağ ayağı dikip solu yaymaktır. Bende, sen bağdaş kurarak oturuyors un dedim. O da cevaben, ayaklarım (öyle oturmama) tahammül etmiyorda ondan (öyle oturuyoru m) dedi.
(Bu hadisi Buharı (827) rivayet etmiştir.)

 İKİ SECDE ARASINDAKİ ZİKRİN KEYFİYYETİ BABI
136) İbnu Abbas (R.A.)'dan, (şöyle dedir)
Resûlullah (S.A.V.) iki secde arasında şöyle derdi. Allahumme'ğfîrli, ve'rhamni, ve'cburni, ve'rfa'ni, ve'hdini, ve afini, ve'rzukni.
(Bu hadisi Ebu Davud (850) Tirmizi (284) İbnu Mace (898) ve Hakim (1/262/271) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

İKİ SECDE ARASINDAKİ İ'TİDAL-IN KEYFİYYETİ BABI
137) Enes (R.A.)'dan,
Resûlullah (S.A.V.)'i bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem size de öylece namaz kıldırmaktan vazgeçmeyeceğim dedi:
Enes'in namazını ta'rif eden ravi Sabit İbnu Eşlem el-Bunani şöyle dedi: Enes sizi yaparken görmediğim bir şey yapardı: Başını ruku'dan kaldırdığı vakit gören (secde etmeği) unuttu diyecek kadar ayakta dikilirdi . Başını secdeden kaldırdığı vakit iki secde arasında gören (ikinci secdeye gitmeyi) unuttu diyecek kadar dururdu.
(Bu hadisi Buharı (800) ve Müslim (472) rivayet etmişlerdir.)

İKİNCİ SECDEYE GİDİŞ BABÎ
138) Rifaa İbnu Râfi (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: İnsanlardan hiç birisinin namazı tamam olmaz.... ........ Sonra secde eder, ta mafsalları
mutmain oluncaya kadar (secdede kalır.) Sonra Allahu Ekber der, başını (secdeden) kaldırır, ta oturur vaziyette doğrulur. Sonra Allahu Ekber der ve secdeye varıp ta mafsalları mutmain oluncaya (kadar secdede kalmadıkça)......... ...."
(Bu hadisi Ebu Davud(857) ve Hakim () sahih birsenedl e rivayet etmişlerdir.)

İKİNCİ SECDEDEN KALKIŞ BABI
139) Rifaa İbnu Rafi (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah  (S.A.V.)  buyurdu  ki:   "insanlard an  hiç birisinin  namazı  tamam  olmaz.   ......... ...   Sonra  başını
kaldırarak tekbir getirir bunu yaptığı vakit namazı tamam olur."
(Bu hadisi Ebu Da vud (857) ve Hakim () sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

NAMAZIN TEK REK'ATINDAN KALKARKEN BİRAZ OTURMADAN KALKILMAY AÇAĞI BABI
140)  Malik  İbnu'l-Huveyris  (R.A.)'dan,   Resûlullah (S.A.V.) 'i   namaz   kılarken   gördü.   Resûlullah   (S.A.V.) namazının tek rek'atlerinde n (ikinci veya dördüncü rek'atlere) kalkarken, biraz oturmadan kalkmadığım rivayet etti.
(Bu hadisi Buharı (823) Tirmizi (287) ve İbnu Huzeyme (686) rivayet etmişlerdir.)
İZAH
Hadisden istimbat edilen hüküm: Resûlullah (S.A.V.) namazının tek rek'atlarından (yani birinci ve üçüncü rek'atlerden) bir sonraki rek'ate (yani ikinci ve dördüncü rek'atlere) kalkarken, secdeden doğrulduktan sonra bir müddet oturmadan ayağa kalkmadığını gördüğünü rivayet eden Malik İbnu' 1-Huveyris "beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öylece namaz kılın" hadisinin ravisidir .

NAMAZIN TEK REK'ATINDAN KALKARKEN YERE DAYANARAK KALKMA BABI
141) Ebu Kilabe (R.A)'dan, şöyle dedi:
Malik İbnu'l-Huveyris şu bizim mescidimi ze gelib bize namaz kıldırdı. Ve şöyle dedi: Namaz kılmak arzum olmadığı halde size namaz kıldıracağım. Maksadım Nebiyyi (S.A.V.)'i nasıl namaz kılar gördüysem onu size göstermek istiyorum . Eyyub, Ebu Kilabe'ye onun namazı nasıldı diye sordum. Ebu Kilabe, onun namazı şu şeyhimizin (yani Amr İbnu Seleme'nin) namazı gibi idi dedi: Ve Eyyub, o şeyhimiz tekbiri itmam ederdi dedi: Başını ikinci secdeden kaldırdığı zaman oturur, ve (elleri ile) yere dayanır sonra ayağa kalkardı.
(Bu hadisi Buharı (824) ve İbnu Huzeyme (687) rivayet etmişlerdir.)
Ebu İshak El-Harbi'nin rivayetin de ise şöyledir. Resûlüllah (S.A.V.) secdeden kıyama kalkarken, ellerini hamur yoğurur gibi yapar ve yere dayanarak kalkardı.
Bu hadisin metnini buraya alamamamın sebebi, Ebu İshak'in bu kitabının mahtut olmasıdır. Hadisin ma'nasını Şeyh Elbani'nin te'lifi olan Allah Resûlü'nun namazının sıfatı isimli kitabından naklettim .

BİRİNCİ TEŞEHHÜD'DE SÜNNET OLAN OTURUŞUN BEYANI BABI
142) Muhammed İbnu Amr bin Ata'nın şöyle haber verdiği rivayet olundu. Resûlüllah (S.A.V.)'in ashabından bir takım zevat ile otururken, Nebiyyi (S.A.V.)'in namazından bahsettik .   Ebu   Humeyd   Es-Saidi   dediyki:   Resûlüllah (S.A.V.)'in namazım en iyi bileniniz benidim. Gördüm ki.......
İlk ikinci rek'atta (teşehhüdde) oturduğu vakit, sol ayağının üzerine oturup sağ ayağını dikerdi.. ......... ......... ......... ...
(Bu hadisi Buhari (828) ve Ebu Davud (963) rivayet etmişlerdir
143) Abdullah İbnu Abdullah'dan, İbnu Umer (R.A.)'yu namazda oturduğunda bağdaş kurarak oturduğunu gördüğünü haber verdi. Dediyki bende öyle yapmaya başladım. Ve ben daha o zaman yeni gelişmeye başlamış bir delikanlı idim. Abdullah İbnu Umer beni bu hareketim den menetti. Ve şöyle dedi: Namazda sünnet olan oturuş, sağ ayağı dikip solu yaymaktır. Bende, sen bağdaş kurarak oturuyors un dedim. O da cevaben, ayaklarım (öyle oturmama) tahammül etmiyorda ondan (öyle oturuyoru m) dedi.
(Bu hadisi Buhari (827) rivayet etmiştir).

TEŞEHHUD'DE ŞEHADET PARMAĞINI HAREKET ETTİRMENİN BEYANI BABI
144) Ali İbnu Abdirrahm an El-Muaviyyi, şöyle dedi:
Ben namaz içinde küçük çakıl taşları ile oynarken, Abdullah İbnu Umer (R.A.) bu hareketim i gördü. Namazdan çıkınca beni bu hareketim den menetti: Resûlüllah (S.A.V.) namazda nasıl yapıyordiyse sende öyle yap dedi. Resûlüllah (S.A.V.) nasıl yapardı? dedim. Namazda (teşehhud için) oturduğunda sağ avucuna sağ uyluğu üzerine kordu. Müteakiben bütün parmaklarını yumarak baş parmağı takip eden parmak ile işaret ederdi. Sol avucunuda sol uyluğu üzerine koyardı.
(Bu hadisi Müslim (580) Ebu Davud (987) ve Nesei (3/36) rivayet etmişlerdir).
145) İbnu Umer (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlüllah (S.A.V.) teşehhüde oturduğu vakit, sol elini sol dizi üzerine ve sağ elini de sağ dizi üzerine koyar, elli üç akderek şehadet parmağı ile işaret ederdi.
(Bu hadisi Müslim (580) rivayet etmiştir).
Abdullah İbnu Zubeyr (R. A) dan. (şöyle dedi:)
Resûlüllah (S.A.V.) (namazda) oturduğu vakit teşehhüd duasını okurdu. Oturuşunda sağ elini sağ uyluğu üzerine, sol elini sol uyluğu üzerine kordu. Ve şehadet parmağı ile işaret ederdi. Bunu yaparken de baş parmağını orta parmağı üzerine kordu. Sol elini de sol dizinin üzerine uzatırdı. (Yani sol dizini sol avucu ile avuçlardı, sanki sol dizi sol avucunun bir lokması haline gelirdi.
(Bu hadisi Müslim (579) rivayet etmiştir.)

ŞEHADET PARMAĞINI KIBLEYE TEVCİH VE BAKIŞLARIN ONA DİKİLECEĞİ BABI
147) İbnu Umer (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S. A. V.) namazda (teşehhud için) oturduğunda (şehadet) parmağı ile kıbleye doğru işaret ederdi. Bakışlarını da ona (şehadet parmağına) dikerdi.
(Bu hadisi Ebu A vane (2/246) İbnu Huzeyme (719) ve İbnu Hibban (1938) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
148) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.)'i (namazda teşehhud için oturduğunda) baş ve orta parmağını halka yapıp, şehadet parmağını kaldırıp (onunla) (Allah'ın birliğine şehadet ederek) dua ettiğini gördüm.
(Bu hadisi Ebu Davud (957) İbnu Mace (912) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

İŞARETTEN MAKSAD PARMAĞI HAREKET ETTİRMEK OLDUĞU BABI
149) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi: *
Resûlullah (S.A.V.)'in nasıl namaz kıldığını görmek istedim.   Ve   (şöyle   yaptığını)   gördüm.   ......... ..   Sonra parmaklarından ikisini (yani baş parmak ile orta parmağı) halka yapıp (şehadet) parmağını kaldırdı ve hareket ettirerek onunla (Allah'ın birliğine şehadet ederek) dua ediyordu.
(Bu hadisi Nesei (3/37) Ibnu Huzeyme (714) İbnu Carud (208) ve Beyhaki (2/132) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

PARMAK   HAREKETİNİN   SAHABELERİN   CE'MİSİ TARAFINDA N BİLİNDİĞİ BABI
150) Vail İbnu Hucr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
(Yukarıdaki hadis gibi zikrettik ten sonra şöyle devam etti.) Resûlullah (S.A.V.)'i gördüm ki, (teşehhüde oturduğu vakit şehadet parmağım) hareket ettirerek onunla dua ediyordu. Ve sonra, soğuk bir zamanda geldim. Herkesin üzerinde (kışlık) elbiseler i vardı. (Parmaklarını) elbiseler inin altından hareket ettirdikl erini gördüm.
(Bu hadisiAhm ed(4/318) ve İbnu carud(208) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

PARMAK HAREKETİNİN ŞEYTANA DEMİR KAMÇIDAN DAHA ŞİDDETLİ OLDUĞU BABI
151) Nafi'den, şöyle dedi: Abdullah İbnu Umer (R. A.) namazda (teşehhüd için) oturduğunda, ellerini dizlerini n üzerine koydu. (Şehadet) parmağı ile de işaret ederek bakışları da onu (yani parmağını) takib ediyordu. Ve sonra şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) bu (yani parmak işareti) şeytana demir kamçıdan daha şiddetlidir" dedi.
(Bu hadisi Ahmed (2/119) Bezzar (5631) ve Taberani Kitabu 'd-Dua 'da (642) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)

BU HAREKETİ BİRKAÇ PARMAKLA YAPMANIN YASAK OLDUĞU BABI
152) Saad İbnu Ebi Vakkas (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Ben, (teşehhüdde) parmaklarımla dua (işaret) ederken yanımdan Resûlullah (S.A.V.) geçti (benim bu hareketim i görünce) şehadet parmağını göstererek "Tekle tekle" dedi.
(Bu hadisi Ebu Davud (1499) Tirmizi (3557) ve Nesei (3/38) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

PARMAK HAREKETİNİN BİRİNCİDE OLDUĞU GİBİ İKİNCİ TEŞEHHÜDDE DE YAPILACAĞI BABI
153) Abdullah İbnu Zubeyr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) (namazda) ilk ve son teşehhüd için oturduğunda ellerini dizlerini n üzerine koyar ve sonra (şehadet) parmağı ile işaret ederdi.
(Bu hadısj Beyhaki (2/132) ve Nesei sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

BİRİNCİ TEŞEHHÜDÜN BEYANI BABI
154) İbnu Abbas (R.A.)'dan,"Resûlullah (S.A.V.) bize Kur'ân'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretirdi" dedi.
(Bu hadisi Müslim (403) Ebu Da vud (974) Tirmizi (290) Nesei (2/242/243) ve İbnu Mace (900) rivayet etmişlerdir.)
155) Abdullah İbnu Mes'ud (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.)'in ardında namazda (yani teşehhüdde) Esselamü alellahi, esselamü ala fulanin (Allah'a
selam olsun, fulana selam olsun) derdik. Resûlullah (S.A.V.) günün birinde bize şöyle buyurdu: "Selam Allah'ın" kendisidi r. Herhangi biriniz namazda oturduğunda şöyle desin.
Ettahiyya tu lillahi vesselava tu vettayyib atu esselamü aleyke eyyuhenne biyyu ve rahmetull ahi ve berekatuh u esselamü aleyna ve ala ibadillah i'ssalihin, (Bu, ve ala ibadillah i'ssalihin) sözünü söylediği vakit göklerde ve yerde olan her şey salih kula raci olmuş olur. (Ve sonra) Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammede n abduhu ve resuluh. Bundan sonra istediği duayı seçer.
(Bu hadisi Buharı (831) Müslim (402) Ebu Davud (968) Tirmizi (289) Nesei (2/240) ve İbnu Mace (899) rivayet etmişlerdir.)
İZAH
Resûlullah (S.A.V.)'den, rivayet edilen daha başka teşehhüd duaları da vardır. Biz burada birtanesi ni zikretmek le iktifa ettik. Teşehhüdde illa bu dua okunacak diye bir tahsis yoktur. Peygamber den varid olan herhangi bir teşehhüd duası olabilir. Bu duanın çeşitlerini hadis kitablarına müracaat ederek öğrenebilirsiniz.

TEŞEHHÜDÜ GİZLİ OKUMANIN SÜNNET OLDUĞU BABI
156) Abdullah İbnu Mes'ud (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Teşehhüdü gizli okumak sünnettendir. (Bu hadisi Ebu Davud (986) Tirmizi (291) ve Hakim (1/230) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

TEŞEHHÜDDEN   SONRA   RESÛLULLAH   (S.A.V.)'E SALAVAT GETİRMENİN BEYANI BABI
"Şübhesiz Allah ve Melekleri, Peygamber e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve gönülden teslim olun."
(Ahzab 56)
157) Kaab İbnu Ucre (R. A.) 'dan, şöyle dedi:
Biz dedik ki veya dediler: "Yâ Resûlullah! Sen bize, sana (teşehhüdde) salat ve selâm getirmemi zi emrettin. Selam'ı öğrendik fakat nasıl salat getireceğiz?" ......... .
(Bu hadisi Ebu Davud (976) rivayet etmiştir.
158) Ebu Mes'ud El-Ensari (R.A.)'dan, şöyle haber verib dedi ki: Biz Sa'd'ubnu Ubade'nin meclisind e iken Resûlullah (S.A.V.) bizim yanımıza geldi. Beşir İbnu Sa'd kendisine: "Yâ Resululla hî Allah'u Teâla sana salat okumamızı emretti. Biz sana nasıl salat okuyalım?" diye sordu. Resûlullah (S.A.V.) sukut etti. Hatta biz, Beşir bunu Resûlullah 'a sormasaydı diye temenni ettik. Sonra Resûlullah (S.A.V.): Şöyle okuyunuz buyurdu:
Ellahumme! Salli ala Muhammedi n ve ala ali Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahime inneke hamidun meciid. Ellahumme! Barik ala Muhammedi n ve ala ali Muhammed, kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahime inneke hamidun meciid. (Salavatu şerifeler, Buhari'nin rivayetid ir.)
(Bu hadisi Buharı (3370) ve Müslim (405) rivayet etmişlerdir.)

NAMAZLARI NIN TEŞEHHÜDÜNDE ALLAH RESULÜNÜN KENDİ NEFSİNE SALA VAT GETİRDİĞİ BABI
Kaab İbnu Ucre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) namazın (teşehhüdünde) şöyle derdi: Ellahumme salli âlâ Muhammedi n ve âlâ âli Muhammedi n kema salleyte âlâ İbrahime ve âli İbrahim, ve barik âlâ Muhammedi n ve âli Muhammedi n kema barekte âlâ İbrahime ve âli İbrahime inneke hamidun meçi id.
(Bu hadisi Safi'i el-Ümm (1/117) sahih birsenedl e rivayet etmiştir.)
Bu hadis'i şeriflerin umumi ifadesi, birinci ve ikinci teşehhüdde de Resûlullah (S.A.V.) salavat getirilec eğine delalet ediyor.
İmam'ı Şafi'nin mezhebi de bu kavi üzeredir.

İKİNCİ REK'ATTEN KALKARKEN ELLERİN OMUZLAR   HİZASINA   VARDIRINC AYA   KADAR
KALDIRILA CAĞI BABI
160) İbnu Umer (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) ikinci rek'atten kalkacağı zaman tekbir alır ve ellerini (omuzları hizasına vardırıncaya kadar) kaldırırdı.
(Bu hadisi Buharı (739) E bu Da vud (743) Tirmizi (304) ve Ahmed (5/424) rivayet etmişlerdir.)
Buhari cüz'ünde İbnu Umer'den şöyle rivayet etmiştir.
161) Salim babası Abdullah'ın (namazın oturuşundan) kalkmak istediği vakit ellerini kaldırdığını haber verdi.
(Bu eseri Buhari cüz 'ünde (12) rivayet etmiştir.)
162) Resûlullah (S.A.V.) (ikinci rek'atını) oturuşundan kalkacağı zaman, tekbir getirir sonra kalkardı.
(Bu hadisi Ebu Ya 'la Müsnedin 'de ceyyid bir senedle rivayet etmiştir.)
Bu hadisin tam metnini burada nakledeme memin sebebi kitab'ın aslı (mahtut'dur) yani basılmamıştır. Şu an Pakistan'da arkadaşlarımızdan birisi tarafından tashih edilmekte dir. Seneye basılacağını ümid etmekteyi z.
İKİNCİ TEŞEHHÜD'DE SÜNNET OLAN OTURUŞUN
BEYANI BABI
163) Muhammed İbnu Amr bin Ata'nın şöyle haber verdiği rivayet olundu. Resûlullah (S.A.V.)'in ashabından bir takım zevat ile otururken, Nebiyyi (S.A.V.)'in namazından bahsettik .   Ebu   Humeyd   Es-Saidi   dediki:   Resûlullah (S.A.V.)'in namazını en iyi bileniniz ben idim.   .........
(Namazın) son teşehhüdünde oturduğu vakit, sol ayağını ileri alıp ve diğerini (yani sağ ayağını) dikerek mak'ad' üstüne otururdu.
(Bu hadisi Buharı (828) ve Ebu Davud (963) rivayet etmişlerdir.)
164) Abdullah İbnu Zubeyr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namazda oturduğu zaman sol ayağın, (sağ) uyluğu ile (sağ) baldırı arasına doğru getirir, sağ ayağını da yayardı. .......
(Bu hadisi Müslim (579) rivayet etmiştir.)
165) Ebu Humeydi es-Saidi (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)'i ikinci rek'atlerde oturduğu vakit, sol ayağının üzerine oturduğunu ve sağ ayağını da diktiğini, namazın dördüncü rek'atmda oturduğu vakit ise sol kalçasını yere değdırecek şekilde oturup, ayaklarının uçlarını ise sağ tarafından çıkardığını gördüm!
"    (Bu hadisi Ebu Da vud (965) ve Beyhaki Sünen 'i Kübra 'da (2/128) hasen bir senedi e rivayet etmişlerdir).

TEŞEHHÜD'DE   KADINLARI NDA   ERKEKLER   GİBİ
OTURACAĞI BABI
166) Mekhuldan, (şöyle rivayet olunmuştur):
Ümmü'd-Derda (R. A.) namazının (teşehhüdünde) erkek oturuşu gibi otururdu. Ve kendisi "fakihe" idi.
(Bu hadisi Buharı Sahi hin 'de ta 'likan (827) Tarihi Sağir'da m e vs ulan ve İbnu E bi Şey be Musannef'de (1/270) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
Buraya kadar geçen mevzulard a da görüldüğü gibi erkek ile kadının namazını ayıran hiç bir nass yoktur.
Mezhebler deki değişik ibadet ta'rifleri tamamıyla sünnetten uzak içtihatlardır.
İkinci teşehhüdde de birinci teşehhüdde olduğu gibi tahiyyat ve salavat okunarak aşağıdaki tertip üzere devam edilir.
SELAMDAN ÖNCE YAPILAN DUA BABI

167) Ebu Bekr (R.A.)'dan, bir defa Resûlullah (S.A.V.)'e (Yâ Resûlellah) bana bir dua öğret de onu namazımda okuyayım" dedi. Resûlullah (S.A.V.) de (öyle ise) şöyle de.
"Ellahumme! İnni zalemtu nefsi zulmen kesiran ve la yağfiruz'zunube illa ente fağfirli meğfireten min indike ve'rhamni inneke ente'l-ğafurur'rahim."
(Bu hadisi Buharı (834) ve Müslim (2705) rivayet etmişlerdir.)

SELAMDAN ÖNCE DÖRT ŞEYDEN İSTİAZE OLUNACAĞI BABI
168) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, diyor ki:
Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Her hangi biriniz son teşehhüdü bitirdiği zaman dört şeyden:  Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve ölüm fitneleri nden ve Mesih Deccal'in şerrinden Allah'a sığınsın." (Bu hadisi Müslim (588) rivayet etmiştir.)
169) Resûlullah'ın zevcesi mü'minlerin annesi Aişe (R.A.)'dan şöyle haber verdi: Resûlullah (S.A.V.) namazdın sonunda):
"Allahummeî İnni euzü bike min azabi'l-kabri ve euzü bike min fitnetfl-mesihi'd-deccali ve euzü bike min fitnetfl-mahya ve'I-memat. Allahumme! İnni euzü bike mine'I-me'semi ve'I-mağram" diye dua ederdi. Biri kendisine: "Yâ Resûlullah borçtan ne de çok istiaze ediyorsun" dedi. Bunun üzerine: "İnsan borçlandığı vakit söz söyler de yalan uydurur, söz verir de sözünde durmaz" buyurdu.
(Bu hadisi Buharı (832) ve Müslim (589) rivayet etmişlerdir.)

BU DUAYA İHTİMAMIN BEYANI BABI
170) Müslim İbnu'l-Haccac şöyle dedi:
Bana baliğ oldu ki, Tavus İbnu Keysan kendi oğluna: "Namazında bu kelimeler le dua ettin mi?" diye sordu. Oğlu: "Hayır" dedi. Tavus: "Namazını yeniden kıl. Çünkü hiç şübhesiz baban Tavus bu hadisi üç yahud dört sahabiden rivayet etti, yahut dediği gibi" dedi
(Bu eseri Müslim (590) rivayet etmiştir.)

NAMAZDAN ÇIKIŞ VE SELAM BABI
171) Ali (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki:  Namazın  anahtarı taharetti r: Tahrimi tekbirdir ve tahlili ise teslimdir .
(Bu hadisi Ebu Davud (61) Tirmizi (3) ve İbnu Mace (275) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

NAMAZDAN ÇIKARKEN SELAM VERİRKEN ARKADAN YANAKLARI N GÖRÜLECEĞİ BABI
172) Amir'in babası Sa'd (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Ben Resûlullah (S.A.V.)'i sağ ve sol tarafına selam verirken görürdüm. Hatta (bu sırada arkadan) yanağının beyazlığını görürdüm.
(Bu hadisi Müslim (582) E'bu Davud (996) Tirmizi (295) ve İbnu Mace (914) rivayet etmişlerdir.)

SELAMIN KEYFİYYETİNİN BEYANI BABI
173) Alkame'nin babası Vail (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) ile namaz kıldım. (Namazdan çıkarken) sağına selam verdiğinde esselamü aleyküm ve rahmetull ahi ve berekatuh u, soluna selam verdiğinde ise, esselamü aleyküm ve rahmetull ah, Serdi.
(Bu hadisi E bu Davud (997) İbnu Huzeyme (728) ve Taberani Kebir 'de (10191) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

NAMAZDAN SONRAKİ ZİKİR BABLARI
SELAMDAN   SONRAKİ   DUA  VE   ZİKRİN   BEYANI SELAMDAN SONRA YÜKSEK SESLE BİR KERE TEKBİR GETİRİLECEĞİ BABI
1) İbnu Abbas (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.)'in namazdan bittiğini tekbir'den anlardım.
(Bu hadisi Buharı (842) Müslim (583) rivayet etmişlerdir.)

FARZ NAMAZINDA N SONRAKİ ZİKRİN SESLİ
OLACAĞI BABI
2) İbnu Abbas'ın azadlısı Ebu Ma'bed, İbnu Abbas'm şöyle dediğini haber verdi:
Resûlullah (S.A.V.)'in zamanında, cemaat farz namazından bitince, seslerini yükselterek zikr ederlerdi . İbnu Abbas: "Ben zikir sesini işittiğimde (namazdan) bittikler ini anlardım" dedi.
(Bu hadisi Buhari (841) ve Müslim (583) rivayet etmişlerdir.)

SELAMDAN SONRA ÜÇ KERE ESTAĞFİRULLAH DENİLECEĞİ BABI
3) Sevban (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) namazdan çıktığı zaman üç defa istiğfar eder ve şöyle derdi: "Allahumme! Ente's-selamü ve minke's-selamü. Tebareket e ya ze'I-celali ve'I-ikram!
Hadisin ravilerin den Velid dedi ki: Evzaiyye: İstiğfarın nasıl olduğunu sordum. "Estağfirullah - estağfirullah dersin" dedi.
(Bu hadisi Buharı () ve Müslim (591) rivayet etmişlerdir.)
-----------------------------------------------------------

SELAM'DAN   SONRA   .(LA   İLAHE   ILLALLAHU VAHDEHU LA ŞERİKE) NİN SONUNA KADAR YÜKSEK SESLE OKUNACAĞI BABI
4) Ebu Zubeyr'den, şöyle dedi:
Abdullah İbnu Zubeyr (R.A.) her namazın selamından sonra şöyle derdi. La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu ve hüve ala külli şey'in kadir. La havle ve la kuvvete illa billah. La ilahe illalah. Ve la na'budu illa iyyah. Lehu'n-ni'metü ve lehü'l-fadlu ve lehü's-senau'l-hasen. La ilahe illallahu muhlisine lehü'd-dine ve lev kerihe'l-kafirun.
Ve Abdullah İbn Zubeyr: Resûlullah (S.A.V.)'in her namazdan sonra bu lafızları tehlil ederdi. (Yani bu kelimeler i yüksek sesle söylerdi) dedi.
(Bu hadisi Müslim (594) rivayet etmiştir.)
5) Muğiret-t'İbnu Şu'be (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) her farz namazın arkasından şöyle derdi. La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu ve hüve ala külli şey'in kadir. Ellahumme la mania Uma a'teyte ve mu'tiye lima mena'te. Ve la yenfeu ze'1-ceddi minke'l-ceddü.
(Bu hadisiBuh ari (844) ve Müslim (593) rivayet etmişlerdir.)
Müslim'in rivayetin de farz namazın arkasında lafzı yoktur.
Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri bu hadisi şerif bu zikrin farz ve nafile bütün namazların akabinde söylenebileceğine delildir.

NAMAZLARI N ARKASINDA N ALLAH'DAN, GÜZEL İBADET YAPABİLMEK İÇİN YARDIM İSTEME BABI
6) Muaz İbnu Cebel (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) bir gün elinden tutarak, "Yâ Muaz Vallahi seni seviyorum ." Muaz da "Yâ Resûlullah anam babam sana feda olsun, bende seni seviyorum ." Resûlullah (S.A.V.) "Yâ Muaz! Her namazın arkasından şöyle demeyi terketmem eni sana vasiyyet ediyorum" dedi.
 Ellahumme e'inni ala zikrike ve şükrike ve husni ibadetike .
(Bu hadisi Ahmed () Ebu Davud (1522) Nesei (3/53) Tebarani Kebir 'de (20/60) ve İbnu Sünni Ameli '1-Yevm de (116) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

SELÂMDAN SONRA HER NAMAZIN AKABİNDE OTUZ ÜÇER KERE TEŞBİH, TAHMİD VE TEKBİR
GETİRMENİN FAZİLETİ BABI
7) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Fakir muhacirle r Resûlullah (S.A.V.)'e gelib, "(Yâ Resûlullah) çok mal sahihleri yüksek yüksek dereceler i alıp gittiler. Ve devamlı ni'metlere sahib oldular" dediler.
Resûlullah (S.A.V.) "Bu nasıl olur?" buyurdu. Cevaben: "Bizim namaz kıldığımız gibi onlarda namaz kılarlar. Bizim oruç tuttuğumuz gibi oruç tutarlar. Ve ziyade olarak onlar sadaka verirler, biz veremiyor uz. Onlar köle azad ederler, biz edemiyoru z" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) ''Size bir şey öğreteyim mi? Onu yaptığınız zaman sizi geçmiş olanlara yetişirsiniz. Sizden sonraya kalanları geçersiniz. Sizin yaptığınız gibi yapanlar müstesna hiç bir kimse sizden daha faziletli olamasın?" buyurdu. "Evet öğretiniz yâ Resûlullah" dediler. "Her namazın akabinde otuz üç kere Subhânellah, otuz üç kere Allahu ekber, otuz üç kere Elhamdu lillah, dersiniz" buyurdu. . '
Ebu Salih dedi ki: Müteakiben fakir muhacirle r Resûlullah (S.A.V.)'e geri gelip: "Yâ Resûlellah çok mal sahibi kardeşlerimiz bizim yaptığımız bu şeyleri işittiler ve onlarda bizim gibi yapmaya başladılar. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) bu Allah'ın bir fadl ve ihsanıdır, onu dilediğine verir" dedi.
(Bu hadisi Buharı (843) ve Müslim (595) rivayet etmişlerdir.)
 Ebu Hureyre (R.A.)'dan, (şöyle dedi):
Resûlullah (S.A.V.) (buyurdu ki:) Kim ki: Her namazın arkasından otuz üç kere subhanell ah, otuz üç kere elhamdülillah, otuz üç kere allahu-ekber der, bunlar ki, doksan dokuz eder. Ve sonra la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. LehıTI-muIku ve huve ala külli şey'in kadir der yüze temam ederse, deniz köpüğü kadar da günahı olsa mağfiret olunur.
(Bu hadisi Müslim (597) rivayet etmiştir )

TEŞBİH, TAHMİD VE TEKBİRİ FARZ NAMAZLARI N AKABİNDE SÖYLEMENİN FAZİLETİ BABI
9) Kaab İbnu Ucre (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Muakkibat (namazın arkasından söylenen güzel sözler) varya onları söyleyen (veya yapan) hiç bir zaman eli boş veya ziyanda olmaz. Her farz namazın ardından otuz üç kere subhanell ah, otuz üç kere elhamdülillah, otuz dört ke're allahu-ekber dersiniz.
(Bu hadisi Müslim (596) rivayet etmiştir.)

NAMAZLARI N AKABİNDE SÖYLENEN TEŞBİH, TAHMİD VE TEKBİRİ SAĞ ELLE YAPMANIN SÜNNET OLDUĞU BABI
10) Abdullah İbnu Amr (R.A.)'dan, şöyle dedi:
"Resûlullah (S.A.V.)'i, teşbihi (zikri) sağ eliyle yaparken gördüm" dedi.
(Bu hadis ı Ahmed (2/160/161/204/205)'Ebu Davud (1502/5065) Tirmizi (3482) Nesei (3/84) veîbnuHibban (2343) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
11) İbnu Umer (R.A.)'dan, şöyle dedi:    -
Resûlullah (S.A.V.)'i namazının akabindek i tesbihat'ı, tahmidat'ı ve tekbirat'ı sağ eliyle yaptığım gördüm.
(Bu hadisi Beğavi Şerh 'i-s-Sünne 'de (5/48) hasen senedle rivayet etmiştir.)
Bu hadisi şerifler, zamanımızda intişar etmiş ve terk edilmez bir sünnet imiş gibi ihtimam gösterilen boncukları, zikrin adedini bilmek için kullanmanın bid'at olduğuna delildir.
İbnu Mes'ud'dan rivayet edilen eserde bunu te'yid etmektedi r.
12) Salet İbnu Behram'dan, şöyle dedi:
Elindeki teşbihle zikreden bir kadının yanından geçen İbnu Mes'ud (teşbihi Kadının elinden alarak) parça parça edip attı. Sonra ufak çakıl taşları ile zikreden bir adamın yanından geçti. Adamı tek meleyerek, "Ne çabuk sapıttınız, böyte kötü bid'atlar ihdas ettiniz. Muhammed (S.A.V.)'in eshabını ilimde geçtiniz" dedi.
(Bu eseri İbnu Vaddah Bid'at ve ondan nehy kitabında (S/ l 2) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)

FARZ VE NAFİLE HER NAMAZIN AKABİNDE AYET'EL-KÜRSİ'NİN OKUNACAĞI BABI
13) Ebu Umame (R.A.)'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) "Kim ki, her namazın arkasından ayet'el-kürsiyi okursa, cennete girmesine tek engel ölümdür" dedi.
(Bu hadisi îbnu Sünni (S/ l 21) sahih senedle rivayet etmiştir.)
14) Ebu Umame (R. A.) 'dan, (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) "Kim ki her farz namazın arkasından ayet'el-kürsiyi okursa, cennete girmesine tek mani ölmesidir" dedi.
(Bu hadisi Nesei (100) Tebarani Kebir'de (3/134) ve Kitabu'd-Duada (675)Amelil Yeman ve Veyl'de ve îbnu Sünni Ameli-Yevm'de (122) ve îbnu Hibban ( ) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

HER NAMAZIN AKABİNDEN MUAVEZAT'IN OKUNACAĞININ EMİR OLDUĞU BABI
15) Ukbe İbnu Amir (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah  (S.A.V.)  bana  her  namazın  arkasından muavezat'ı okumamı emretti. (1)
(Bu hadisi Ahmed (4/155) ve Ebu Davud (1523) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
(1) Muavezat: Felak ve Nas sûrelerine denir.

SABAH VE AKŞAM NAMAZLARI NDAN SONRA ONAR KERE SÖYLENECEK ZİKRİN BEYANI BABI
16) Ebu Hureyre (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) şöyle dedi: "Kim ki sabah namazım kıldıktan sonra on kere la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu'l-mulku ve lehu'I-hamdu ve huve ala külli şey'in kadir
derse Allah-u Azze ve Celle onun için on hasenet yazar. On seyyiatını siler. On derece yükseltir. Bunlar ki, Hz. İsmail'in neslinden iki köle azad etmeye muadildir . Kim ki, bu zikri akşam namazından sonra da söylerse, sabaha kadar şeytanla arasında perde olur. Yani (şeytanın şerrinden emin olur.)
(Bu hadisi Taberani Kebir'de (4015) Hasen İbnu Arefe cüz' ünde sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

NAMAZIN AKABİNDEKİ ZİKRE ŞEYTANIN MANİ*
OLMAK İSTEDİĞİ BABI
17) Abdullah İbnu Amr (R.A.) (şöyle dedi:)
Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "İki haslet veya iki hal vardır ki, müslüman bir kul bunları muhafaza ederse behemehal cennete girer. O iki şey çok kolaydır ama onlarla amel eden azdır. (Her farz namazın) akabinde on defa subhanall ah, on defa elhamdu lillah on defa allahu ekber der. İşte bunlar dilde yüz elli, fakat mizanda bin beşyüzdür. Yatma yerini aldığın vakitte, otuzdört defa allahu ekber, otuz üç defa elhamdu lillah, otuz üç defada subhanall ah der. İşte bunlar dilde yüzdür. Fakat mizanda bindir." Abdullah dedi ki: Resûlullah (S.A.V.) bunları (sağ) elinin parmaklarıyla yaptığını gördüm." Dediler ki: "Bu kadar kolay şeyleri yapan az olur. Sizden biriniz yatacağında şeytan ona gelir uykusunu getirir bunları yapmadan uyur. Ve sizden birinize namazında gelirde ona bazı ihtiyaçlarını hatırlatır. Namazı bitirir bitirmez hemen ihtiyaçlarının peşinden giderde yapamaz."
(Bu hadisi Ebu Davud (4065) Tirmizi (3407) Nesei (3/74) Ahmed (2/205) ve Buharı edebde (1316) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)

FİHRİST
Namaz kılarken sütre ittihaz etmenin vucubiyye ti babı.............................................
Sütreye doğru kılınmayan namazın şeytan, eşek, hayzli kadın ve siyah
köpek tarafından kesildiği babı...................................................................................
Resûlullah S.A.V. sahrada namaz kıldığı vakitte sütre edindiği babı.............. ……..
Mescid dahilinde de sütre ittihaz edinileceği babı........................................................
Mescidin içinde sütre bulamayınca bir asa dikilerek ona doğru namaz kılınabileceği babı................................................................................
Mescidin içinde sütreye doğru yol bulamayınca oturan birisinin
arkasını dörtürterek ona doğru namaz kılma babı.....................................
Mescid'de direkleri n arkasında oturanlar dan daha çok namaz kılmak
isteyenle r hak sahibi oldukları babı.........................................................
Sütreye doğru namaz kılmaya görüldüğü zaman gören tarafından sütreye doğru itileceği babı..............................................................................
Namazda ki sütrenin keyfiyyet inin beyanı babı.........................................
Oturan veya uyuyan bir insana doğru sütre kasdı ile namaz
kılınabileceği babı................................................................................
Hayvana doğru sütre kasdı ile namaz kılınabileceği babı.............................
Namaz kılanın sütreye yakın olacağı babı................................................
İmamın sütresinin cemaatin sütresi olduğu babı........................................
Namaz kılanın önünden geçenin günahkâr olduğu babı..............................
Namaz kılanın önünden ısrarla geçmek isteyenin şeytan olduğu babı.............
Namaz kılanın önünden geçmek isteyeni men etme babı.............................
Sütre mevzu'unda nakl olunan zayıf rivayetle r babı...................................
Safları tesviye etmenin vucubiyye ti babı...................................................
Saflardak i düzgünsüzlüğün müslümanlar arasındaki ihtilafla rın
sebebleri nden olduğu babı.....................................................................
Cemaatın safları tesviye etmesini öğrenene kadar imamın safları tesviye edeceği babı.......................................................................................
Safları düzeltirken imamın cemaate yüzünü dönmesi babı...........................
imamın arka safları tesviye etmesi için birisini tayin etmesi babı..................
Birinci saffın fazileti babı.....................................................................
Birinci safa ilim ve akıl sahibleri nin durmağa hak sahibi oldukları babı.........
İlim sahibinin birinci safdaki birisini geriye çekip yerine durabilec eği babı......
Saffın düzgün olması namazın tamamından olduğu babı.............................
Saffın düzgün olması namazın güzelliğinden olduğu babı............................
Safların nasıl tesviye edileceği ve ilk yapılacak işin safdakile rin aynı
hizada olacağı babı..............................................................................
Akşam namazındaki kıraat ve onun cehri olacağı babı..................:..'......... .
Yatsı namazındaki kıraat ve onun cehri olacağı babı..................................
Cemaate namaz kıldınlacağında namazın hafif tutulacağı babı.....................
Sabah namazındaki kıraat ve onun cehri olacağı babı.................................
imama rukuda yetişenin rekatının olmadığı babı.......................................
Ruku'ya gidileceği zaman elleri omuzlar hizasına vardırıncaya kadar
kaldırma babı.....................................................................................
Ruku'da ellerin dizkapakl arın üzerine konulacağı ve bunun emir
olduğu babı.......................................................................^...............
Ruku'da el parmaklarının dizkapakl arın üzerinde açılacağı babı...................
Ruku'da belin dümdüz tutulacağı babı....................................................
Ruku'da baş'ın bel ile beraber dümdüz tutulacağı babı...............................
Ruku'daki zikrin beyanı babı................................................................
Ruku'daki itmi'nan-ın farziyyet inin beyanı babı........................................
Ruku'nun ve sucud'un nasıl tamam olduğu babı.......................................
Ruku'sunun ve sucud'unu tam yapmayan adama Resûlullah S.A.V.'in namazım iade ettirmesi babı..................................................................
Ruku'sunun ve sucud'unu tam yapmayanın namazının batıl kendisini n de milîet'i Muhammed'den gayrı bir millet üzere öleceği babı........................................................................................
Ruku'dan kalkarken semi allahu limen hamideh denileceği babı...................
Ruku'dan kalkarken ellerin omuzlar hizasına vardırıncaya kadar
kaldırılacağı babı.................................................................................
Imam'la namaz kılanın yalnız allahumme rabbena ve lekel hamd
diyeceği babı........................................~...........................................
Ruku'dan belini doğrultmayamn namazının yeterli olmadığı babı.................
Başı imamdan önce kaldırmanın yasak olduğu babı...................................
Ruku'dan kalktıktan sonra elleri tekrar göğüsün üzerine koyma babı............
Resûhıllah S.A.V.'in zamanında insanların kıyamda ellerini göğüslerinin üzerine koymakla enırolundukları babı....................................................
Ruku'dan kalktıktan sonraki dua babı....................................................
Ruku'dan kalktıktan sonraki i'tidalın keyfiyyet i babı................................
imam'a mütabaat etmek ve hareketle ri imamdan sonra yapmak babı...........
imam oturarak namaz kıldığında cemaatında oturacağı babı......................
Secdeye gidiş babı..............................................................................
Secdeye giderken ellerin omuzlar hizasına kadar kaldırılacağı babı..............
Secde'ye giderken ellerin dizlerden önce konulacağı babı...........................
Dizleri ellerden önce koyma hadisinin zayıf olduğu babı............................
Yedi aza üzerine secde etme babı..........................................................
Köpek oturuşu gibi secde yapmanın yasak olduğu babı.............................
Secde'de avuçların yere konulup dirsekler in kaldırılacağı babı....................
Secde'de kolların bir kuzu geçebilecek kadar açılacağı babı........................
Secde'de dirsekler in yanlardan uzaklaştırılacağı babı.................................
Secde'de bumun ve alnın iyice yere dayanıp ellerin omuzlar

hizasında konulacağı babı....................................................................
Secde'de burnunu yere değdirmeyenin namazının olmayacağı babı..............
Secde'de el parmaklarının bitiştirileceği babı...........................................
Secde'de el parmaklarının kıbleye tevcih ettirilec eği babı...........................
Secde'de ayak topuklarını dikme ve bunun emir olduğu babı.....................
Secde'de ayak topuklarının bitiştirileceği babı..........................................
Ayak parmak uçlarının kıbleye tevcih edileceği babı.................................
Secde'deki dua ve zikrin beyanı babı.....................................................
Secde'deki İtmi'nan-ın farziyyet inin beyanı babı......................................
Ruku'nun ve secde'nin nasıl tamam olduğu babı.....................................
Ruku'sunun ve sucud'unun tam yapmayan adama Resûlullah'm
namazını iade ettirmesi babı................................................................
Ruku'sunu ve sucud'unun tam yapmayanın namazının batıl . kendisini n de millet'i muhammed'den gari bir millet üzere öleceği babı........
Secde'den kalkış babı.................. ......... ......... ......... ......... ......... .......
Secde'den kalkarken ellerin omuzlar hizasına kadar kaldırılacağı babı..........
İki secde arasında sağ ayağın dikilip solun yayılarak üzerine
oturulacağı babı................................................................................
İki secde arasındaki zikrin keyfiyyet i babı................................;......... ......
İki secde arasındaki i'tidal-ın keyfiyyet i babı...........................................
İkinci secdeye gidiş babı......................................................................
İkinci secde'den kalkış babı..................................................................
Namazın tek rek'atmdan kalkarken biraz oturmadan kalkılmayacağı babı....
Namazın tek rek'atmdan kalkarken yere dayanarak kalkma babı................
Birinci teşehhüd'de sünnet olan oturuşun beyanı babı...............................
Teşehhüd'de şehadet parmağını hareket ettirmeni n beyanı babı...................
Şehadet parmağını kıbleye tevcih ve bakışların ona dikileceği babı..............
İşaretten maksad parmağı hareket ettirmek olduğu babı............................
Parmak hareketin in sahabeler i cem'isi tarafından bilindiği babı..................
Parmak hareketin in şeytana demir kamçıdan daha şiddetli olduğu babı........
Bu hareketi birkaç parmakla yapmanın yasak olduğu babı.........................
Bu hareketi birkaç parmakla yapmanın yasak olduğu barn..... ......... ......... ...
Parmak hareketin in birincide olduğu gibi ikinci teşehhüde de
yapılacağı babı....................................................... .......
Birinci teşehhüdün beyanı babı..............................................................
Teşehhüdü gizli okumanın sünnet olduğu babı........................................
Teşehhüdden sonra Resûlullah S.A.V.'e salavat getirmeni n beyanı babı........
Namazları teşehhüdünde Allah Resûlullah'm kendi nefsine salavat
getirdiği babı.....................................................................................
İkinci rek'atten kalkarken ellerin omuzlar hizasına vardırıncaya
kadar kaldırılacağı babı......................................................................
İkinci teşehhüdde sünnet plan oturuşun beyanı babı..................................
Teşehhüd'de kadınlarında erkekler gibi oturacağı babı..............................

Selamdan önce dört şeyden istiaze olunacağı babı....................................
Bu duaya ihtimamın beyanı babı..........................................................
Namazdan çıkış ve selam babı..............................................................
Namazdan çıkarken selam verirken arkadan yanakların görüleceği babı........
Selam'ın keyfiyyet inin beyanı babı........................................................
Selamdan sonra bir kere yüksek sesle tekbir getirilec eği babı........................
Farz namazından sonraki zikrin sesli olacağı babı...........................................
Selamdan sonra üç kere estağfirullah denileceği babı................................
Selamdan sonra la ilahe illallahu vahdehu la şerike'nin sonuna
kadar yüksek sesle okunacağı babı........................................................
Namazların arkasından Allah'dan güzel ibadet yapabilme k için
yardım isteme babı.............................................................................
Selamdan sonra her namazın akabinde otuz üçer kere teşbih
tahmid ve tekbir getirmeni n fazileti babı................................................
Teşbih, tahmid ve tekbiri farz namazların akabinde söylemenin
fazileti babı......................................................................................
Namazların akabinde söylenen teşbih, tahmid ve tekbir'i sağ
elle yapmanın sünnet olduğu babı.........................................................
Farz ve nafile her namazın akabinde ayet'el-kürsinin okunacağı babı...........
Her namazın akabinde muavezatı okumanın emir olduğu babı...................
Sabah ve akşam namazlard an sonra onar kere söylenecek zikrin
beyanı babı.......................................................................................
NaıSıazların akabindek i teşbih, tahmid ve tekbiri söylemeye
şeytanın mani olmak istediği babı.........................................................
Fihrist babı.......................................................................................