Kuran ve Sünnet

ULUV ARŞ-FARKLI KONULAR

ULUV RİSALESİ
TE'LİF
MÜHAMMED EBU SAİD EL'YARBUZİ





MUHAKKAK Kİ BÜTÜN HAMD'LER ALLAH'ADIR, Bİ -NAEN ALEYH O'NA HAMD EDER, O'NDAH YARDIM İSTER VE MAĞ -FİRET TALEB EDERİZ. NEFİSLERİMİZİN YE KÖTÜ AMELLERİMİ -ZİN ŞERRİNDEN DE ONA SIĞINIRIZ.
ALLAH KİME HİDÂYET EDERSE ONU HİÇ BİR KİMSE SAPITTIRAMAZ. KİMİ DE SAPITTIRIRSA ONA DA KİMSE HİDÂ -YET VEREMEZ. ŞEHÂDET EDERİM KÎ ALLAH'DAN BAŞKA İLÂH YOK­TUR YE ŞERİKSIZ OLARAK BİRDİR. VE YİNE DE ŞEHÂDET EDE -RİM Kİ MUHAKMBD O'NÜN KULU YE RESULÜDÜR.
EY İMÂN EDENLER ALLAH'DAN NASIL KORKULMASI GEREKİYORSA ÖYLECE KORKUN VE MÜSLÜMANLAH OLARAK ÖLME -YE ÇALIŞIN.
EY İNSANLAR SİZİ BİR TEK NEPİSDEN YARATAN, ONDAN DA EŞİNİ VÜCUDA GETİREN, İKİSİNDEN BİR ÇOK ERKEK­LERLE KADINLAR ÜRETEN RABBİNİZ DEN KORKUN VE GÜNAH YAP­MAKTAN SAKININ; VE YİNE KENDİSİNE HÜRMET GÖSTEREREK BİRBİRİNİZDEN, DİLEKLERDE BULUNDUĞUNUZ ALLAH'DAN KORKUN VE AKRABALIK BAĞLARINI KESMEKTEN SAKININ. ŞÜBHESİZ KÎ ALLAH, ÜZERİNİZE GÖZCÜ BULUNUYOR.
EY İMAN EDENLER ALLAH'DAN KORKUNUZ VE DOÎRU SÖZ SÖYLEYİN. KÎ ALLAH SİZE, İŞLERİNİZİ DÜZELTİB MU -YAPPAKİYET VERSİN VB GÜNAHLARINIZI BAĞIŞLASIN. KİM. ALLAH'A.VE RESULUNA ÎTAAT EDERSE, O, GERÇEKTEN BÜYÜK BİR KARA KAVUŞMUŞTUR.
VE SONRA
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Muhterem okuyucu
Silinmesi gerekir ki: Biz müslümanlar, Alemlerin Rabbi olan Subhânehu ve Teâlâyı, "KÎTAB ve SUNNET'TE" isbat olunan, Allahu Azze ve Celle'nin kendi -sini ve Resulünün O'nu vasfetmiîj olduğu kemal sıfatla -rıyl-ı tunır ve b'itlin nekâiaden tenzih ederiz.
Çünkü Subhûnehu ve Teâlânın kendi Zâtı İçİn "KİTAB'INDA ve Resulünün SÜNNET'İNDE" O'nu vasfetmiş olduğu, sıfatlar şanına layık bir şekilde noksanlıktan ve mahlûkun evsafına teşbihden münezzeh ve müberra -
Binaen aleyh bizlerce, "KUR'AN DA ve SÜNNET'-TE" İsbât olunan "İLAHİ SIFATLARA" "TAHRİPSİZ, TA' -TİLSİZ, TERTİPSİZ, ve TEŞBİHSÎZ büyük şanına lâyık bir şekilde isbât edip iman etmeliyiz.
TAHRİF:Nassı manaenve lafzen tağyir etmektir.Misal:cehmiyyenin ve takipçilerinin mahlukun sıfatına teşbih etmeleri gibi.
"RAHMAN ARŞA İSTİVA ETTİ^ Ta'ha 5
Âyet'inde ki »İSTtVAjVsıfatını "RAMANIN HÜKMÜ ARŞI İS­TİL ETTİ" diyerek ^ahrif etmeleri gibi.
TA'TİL: Subhânehu ve Teâla'nın "KİTAB re SUN ' NET'TE" iabât olunan sıfatlarının bazılarını iabât edip iman etmek ve bazılarımda nefyedip inkar etmektir. Misal:"EŞARİ ve MATÜRİDİ'LERİN" Subhânehu ve Teâlâ'nın "SEM* ve BASAR" sıfatlarını iabât edip kabul ederek, "U-LUV ve İSTİVA" sıfatlarını nefyadip inkar etmeleri gibi.
TEKYİF: Nasıldır diye, zikredilen sıfatın keyfiyyeti hakkında soru tevcih ederek izahını istemek­tir. Misal:
ümmü Seleme R.A. dan, (RAHMAN ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETTİ) Âyet'i Kerimesi hakkında şöyle dediği rivayet olundu. "İSTİVA MA'LUM" (onun hakkında) "NASILDIR DEMEK MA'KUL DEĞİLDİR" " OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEK İMANDIR" "İNKAR ETMEK İSE KUFÜRDÜR" .
Bu eser'i İsmail ibnu Abdurrahman Sabuni Akidetu'a -selef rivayet etııiştir.
Ca'fer ibnu süleyman dan, şöyle dedi;
Malik ibnu Enes R H. a "RAHMAN OLAN ALLAH ARŞA İSTlVA ETTİ" Ayet'i Kerime'sinde ki "İSTİVA" kelimesin den, "İSTİVA" nasıldır diye ? soruldu. Malik ibnu E -nes R.H. çöyle cevab verdi. "İSTİVA" ma'lumdur. Nasıl demek ise, ma'kul delildir. "ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN
ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETTİĞİNE İNANMAK İSE VACİBTİR.
Seni . ise "DALALET'TE" olan birisi olarak göruyorum der, ve o kişinin meclisten çıkarılmasını emreder.
Eu Eseri İsmail ibnu Abrur -rahman (18) 'Ebu Said ed -Da rimi er -Reddu Ale'l -Ceh miyye'de (280) ve Beyhaki Es ma'da (430) rivayet etmişler dir.
Yukarıda ki eser'lerde fgörüldüğü ve da­ha ileride de zikrolunucağı gibi, islâm âlimleri kendi­lerinden önce ki "SELEFLERİNİN" sükUt ettikleri mevzu -larda sükût edip, aoru sorulmasını kerih görmüşlerdir. zira Allah Resulü S.A.V. den bu mevzudane,"NASİL di ye bir soru ve nede böyle bir soruyu izah eden bir ce vab varid olmamıştır.
TEŞBİH:Subhanehu ve Tealanın zatına has sıfatlarından birisini,mahlukun sıfatlarına benzetmektir.Misal:Müşebbihe başka bir ismi ile Mücessime,taifesinin Subhanehu ve Tealanın şanına layık ve has olan ‘’YED’’ sıfatını bizim elimiz gibidir diyerek mahlukun sıfatına teşbih etmeleri, gibi.
Halbu ki Subhânehu ve Teala'.nın kendisini ve Resulünün O'nü vasfetmiş olduğu sıfatlarda "TEMBİH" yoktur.
Muhammed ibnu İsmail et -Tirmizi, Nuaym ib-nü Hammad'ı şöyle derken işittiğini rivayet etti.
Nuaym ibnu Hammad dedi ki:
"KiM Kİ ALLAH'I MAHLUKATINA TEŞBlH EDERSE O KAFİR OLMUŞTUR". "ALLAH'IN KENDİ NEFSİNİ VASFETTİĞİ SIFATLARINDAN BİRİNİ İNKAR E-DERSE , YİNE KAFİR OLMUŞTUR" . "ZİRA SUBHÂNEHU VE TEÂ-LA'NIN KENDİ NEFSİNİ VE RESULÜNÜN RABBİSİNİ VASFETTİĞİ SIFATLARIN HİÇ BİRİSİNDE TEŞBİH YOKTUR" .
Bu Eser'i Zehebi Uluv da (217) zikretmiştir.
Muhterem okuyucu , yukarıda zikretmiş ol ~ duğumuz kaide., "EHLİ SÜNNET" cemaatinin "İSİM VE SI -FATLAR " hakkında ki iman esaslarını beyan eder.
EHLİ SUNNET'E muhalefet eden, "KELAM1CILARIN" "KİTAB ve SÜNNET'TEN" ayrılışları ise şöyle olmuştur.
Yunan felsefesine aid mantık kitablarının arab-caya terceme edildiği devirlere rastlayan hicri ikinci asrın başlarına kadar, müslumanlar İSİM ve SIFATLAR hak­kın kendilerine sahabe den,ne rivayet olunmuş ise öyle­ce kabul edip iman ederlerdi. Eğer onlar bu mes'elele-rin üzerinde nassa dayalı olarak konuşmuşlar ise ümmet­te konuşurdu. Değilse, sükût ederlerdi.
Hicri ikinci asrın başlarında, Beni Umeyye devletinin sonlarına doğru, arabcaya terceme edilen yunan felsefe­sine aid mantık kitablarının te'şirinde kalan, Hişam ibnu Abdul -Melik'in hilafeti samanında i'tikadına se -beb katledilen Ca'd ibnu Dirhem'in talebesi hicri yüz yirmi sekiz senesinde, katledilen, Cehm ibnu Safvan et -Tirmizi'ye müntesib İlâhi sıfatları inkar eden CEHMÎYYE denilen sapık bir taife zuhur etmişti. Bu taife "KİTAB've SÜNNET'TE" isbat olunan bütün ilahı sıfatları zahiri ile kabul edip inanmak Subhânehu ve Tealayı mah -luka teşbih olacağı iddiası ile tahrif edip inkar et -mislerdir.
Bunların zıddına olarak da "MÜSEBBİHE" diye bü tün İlâhi sıfatları kabul ederek iman eden, yalnız bu İlahi sıfatları mahlukun sıfatlarına benzeten bir taife daha sıkmıştı.
Ahmed ibnu Hanbel ve emsali gibi "HADİS EHLİNİN" imamları olan zevat'ı kiram bu sapıkların ensesine zül-fikar misali inerek "günlerce eserleriyle bunları sustur-) muşlardır.^Tabi'i ki bu ilim ehlinin bazıları, bu bozuk i'tikada sâhib çıkan idariciler tarafından katledilmiş lerdir. Fakat bu taifenin câhil halk Üzerinde ki te'siri-de yok edilmişti.
Hicri dördüncü asrın başlarında ise "HALEFİYYUN tesmiyye edilen "KELAMCILAR i'tikad da "EŞ'ARİ ve MATÜ-RİDİ" adı altında iki mezheb kurarak "CEHMİYYE'NİN" in­kar ettiği sıfatların bazılarını kabul ve bazılarınıda redd ederek, o sapık fikrin tekrar canlanmasına Ve za­manımıza kadar ayakta kalmasına sebeb olmuşlardır.
Risalemizin mevzu'u olan, "ULUV ve İSTİVA" mes'eleleride, bu iki mezhebin zamanımıza kadar ge -tirdikleri, "CEHMİYYE" denilen sapık fırkanın inkar et mis olduğu iki »SIFAT»I İLAHİ-DIR".
Zamanımızda "KİTAB ve SÜNNET'E" avdet hareke tini ihya etmeğe çalışan bizlerde, bu risalemizde, inkar edilen bu iki "SIFAT'1 İLAHI'Yİ" "KİTAB ve SÜN NET'LE" isbat ederek hak yolda bir şeyler yapmağa ça lıştık.
Risalemiz üzerinde, tashih ve tenkitleri muhte rem okuyuculardan hasseten rica ediyoruz.
Duanıza muhtaç kardeşiniz.
Muhammed Ebu Said el - Yarbuzi
I9/5a'ban/1405
ZÂTI İLAHİNİN SEMÂDA OLDUĞUNA DELÂLET EDEN ÂYET»İ KERİMELER
I) Allah, O'dur ki, gökleri, yeri ve ara -aındakileri altı giinde yarattı» Sonra "ARŞA İSTlVA ETTİ" . Sizin, ondan başka hiç bir yardımcınız yok, hiç bir şefaatçiniz da yoktur. Artık nasihat almı -yormuşunuz.
"ALLAH SEMADA» BÜTÜN DÜNYA İŞLERİNİ İDARE EDER". Sonra ameller, bir gUnde O'na yükselir ki, (o gUnün) mikdarı, sizin saydıklarınızdan (ya'ni dün­ya yılıyla) bin yıldır.
Secde 4/5
2) »RAHMAN ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETTİ» bu -tün gökte olanlar, bütün arzdakiler, bütün bu ikisi -nin arasındakiler ve bütün yerin dibindekiler hep 0'-nundur. "SEN SESİNİ YÜKSELTSENDE VEYA SEZSİZDE SOY -LESEN, HATTA KALBİNDEN GEÇENLERİDE^BİLİR".
Ta'Ha 5/6/7
3) "SEMÂDA OLAN^ALLAH^IN" , BİZİ yerin dibine geçirmesinden emin mi oldunuz ? O vakit bir de bakaramız ki , arz çalkalanıp duruyor.
MUlk 16
 
4) Yoksa "SEMADA OLAN(ALLAH')lN" Uze -rinize taş yağdıran bir rüzgar göndermesinden emin mi oldunuz ? O zaman anlarsınız, korkutmam nasıl olur -muş.
MUlk 17
5) Göklerde ve yerde olan canlılarla Me lekler, kibirlenmeden hep Allah'a secde ederler. "ÜSTLERİNDE Kİ RABLERİNDEN KORKARLAR" ve emrolun dukları her şeyi yaparlar.
Nahl 49/50
6) firavn veziri olan Hâman'a şöyle dedi Ey Hâman Bana yüksek bir kule yap, belki bazı yollara muttali »olurum. Göklerin yollarına muttali o lurum da, "MUSA'NIN İLAHINI" görürüm. ÇUnkU ben mu sa'nın (söylediğinin ya'ni, davet ettiği "SEMÂDA Kİ İLAH" iddiasının] yalan olduğunu zannediyorum.
Mu'min 36/37
7) Her kim izzet isterse bilsinki bütün izzet Allah'ındır. Güzel kelimeler ancak "O'NA YÜKSELİR" salih amelide güzel kelimeleride yükseltir .
Fatır 10
8) O vakit Allah'u Azze re Celle şöyle buyurdu: Ey İsa Şübhe yok ki seni ecelin bitince öldUrecegim ve "SENi BANA YÜKSELTECEĞİM".
Al İmran 55
9) Doğrusu "ALLAH, ONU (ya'ni İsa as’ı) KENDiSiNE YÜKSELTMİŞTİR" .Allah Aziz ve Hakim'dir
Nisa 158
Aİlahu Azze ve Celle'nin Kitab'ın dan zikretmiş olduğumuz bu Ayet'i Kerimeler, Sub hanehu ye Teala'nın kendi Zatı için iabat etmiş ol düğü "ULUV ve İSTİVA" aıfatlarını beyan eder. biz de Bu Ayet'i Kerimelerin izahı olarak, "ULUV ve İS TİVA" sıfatlarını isbat eden Hadis'i Şeriflere geç meden, bu babı Subhanehu ve Teala'nın şu kavli ile bi tiriyoruz.
Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir.
Nisa 87
ZÂTI İLÂHlNlN SEMÂDA OLDUĞUNA DELÂLET EDEN HADlS'l SERİF'LER
I) Muâviye't -ubnu'l -Hakem es -SUlemiyy n R.A. dan, şöyle dedi: Benim, Uhud ve Cevvaniyye ta -raflarında koyunlarımı güden bir cariyem vardı.Bir gün yanına çıkıb vardım.Birde ne göreyim, gUttügü koyunlardan birisini kurt kapmış. Ben de Adem oğullarından biriyim, onların öfkelendiği gibi bende öfke-
lenib esef ettim. Lakin ben o cariyeye bir şamar vurdum. Akabinde Reaûlullah^S.A.V.e gelip (cariyeye yap­tığımı haber verdim), (cariyeye vurduğum) Bu şamarı aleyhime çok büyüttü. Bende, Ya Resûlellah: (yaptığım bu zulme karşılık) cariyeyi azad edeyim mi ? dedim. Onu bana getir buyurdu. Bende cariyemi Reaûlullah S.A.V.e getirdim. Resûlullah S.A.V. cariyeye hitaben "ALLAH NEREDEDİR" ? diye sordu. Câriye: "SEMADADIR" dedi. Tekrar, "BEN KİMİM" ? buyurdu. Câriye:"SEN ALLAH'­IN RESULÜSÜN", dedi. Bunun üzerine Resûlullah S.A.V. bana: Onu azad et, çünkU o bir "MU'MİNE"dir buyurdu.
Bu Hadia'i Müslim (537) Ebu Davud (930) Buhâri CUz'Un de (64) Neaei (3/15) Ahmed (5/447) Beyhaki (7/ 387) İbnu Huzeyme Tevhid'de (121) Ebu Said ed -Darimi fi'r -Reddi ale'l -Cehmiyyeti'de (271) İbnu Ebi Şeybe İman'da (84) İbnu Ebi Asım SUnen'de (489) Beyhaki Es-ma'da (422) ve Ebu Hanife Müsne-din'de (3) rivayet etmişlerdir.
Bu Hadis'1 Şerif'den istifade edilen, Uç mühim mes'ele vardır:
1) "ALLAH NEREDEDİR" ? sorusunun cevazını beyân eder.
2) Sorulan aorunun musbet cevâbı olan "SE­MADADIR" denilmesinin vucûbiyyetini beyân eder.
3) Sorulan soruların cevablarının mUsbet oluşuna binâen, cariyeye "MU'MİNE" isminin ıtlakını be­yân eder.
Muhterem okuyucu görUyorsun ki Resûlullah S.A.V. den rivayet edilen bu Hadis'1 Şerif, istediğin kişiye bu mevzuda ki itikadını bilmek için "ALLAH NEREDEDİR" aorusunun aorulabileceğine delalet ettiği gi­bi, cevâb olarakda muhakkak "SEMÂDADIR" denilmesi gerektiğini beyân ediyor.
"ALLAH NEREDEDİR" ? sorusuna müsbet olan "SEMADADIR" cevâbını verene "MUMİN" isminin ıtlak edildiği gibi, mUsbet olarak cevâb vermeyenede ya'ni "SEMADADIR" cevâbından gayrı cevâb verenede aynı "MUMİN" isminin ıtlak edilemiyeceğide aşikardır.
2) Enes ibnu Malik R.A. dan, şöyle dedi: Zeyneb bintu Cahş R.A. Reaûlullah S.A.V. in şâir zevcelerinin yanlarında şöyle iftihar ederdi. Derdi ki Sizi Reaûlullah S.A.V. ile aileleriniz evlendirdi. Beni ise, "YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDEN ALLAH EVLENDİRDİ'
Bu Hadis'i Buhâri (7420) Tirmizi (3213) Ahmed (3/2 İbnu Sa'd (fl/I03) ve Neae (2/76) rivayet etmişlerdi
3)Ebu Hureyre R.A. dan, (şöyle dedi:) Nebiyyu Muhterem S.A.V. şöyle dedi: Allah'u Azze ve Celle mahlukâtı yarattıktan sonra, "YANINDA ARŞINI ÜSTÜNDE" şöyle yazdı. RAHMETİM GADABIMI geçti.
Bu Hadis'i Buhâri (7422) Ahmed (2/25H) rivayet etmislerdir.
4) Abdullah ibnu Amr R.A. dan, şöyle dedi: Resulullah S.A.V. buyurdu ki: Merhametli olanlara , "RAHMAN" olan Allah'u Azze ve Celle'de merhamet eder. Dünya ehline merhamet edin ki» "SEMADA Kİ RAHMAN OLAN ALLAH'DA" size merhamet etsin.
Bu Hadis'1 Ebu Dâvud (4941) Tirmizi (1924) Ahmed (2/160) Humeydi (591) Hâkim (4/159) re Hatib (2/260) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.
TENBİH:
Kitab ve Sünnet itikadından uzak olan bazı muharrifler yukarıda ki Hadis'i şerif'de zikrolunan "SEMADA Kİ RAHMAN" lafzını, semada ki Melek­ler diye ma'na verib terceme ediyorlar. Bu hareketleriyle KİTAB ve SÜNNET'e muhalefet edenler, Sahabe ve Selefi Salihinin yolundan ayrılarak CEHMIYYE denilen itikad'da bozuk bir mezhebin yolunu tutmaktadırlar. Zira onlardan başka, bu Ümmetin evvelinde bu sözü (yani Allah her yerdedir) söyleyen gelmemiştir. Bütün Ummet Allah'u Azze ve Celle'nin semada olduğunda nasla ittifak etmişlerdir. Binaen aleyh bu itikada sahib olanlar, bu ve emsali Ayetleri ve Hadis'lere devamlı yanlış ma'na vererek , Allah'ın ve Resulünün kelamını tah­rif etme yolunu tutmuşlardır.
Halbu ki, yukarıda ki Hadis'i Şerif'de geçen "RAHMAN" ismi, Subhanehu ve Teala'nın doksan dokuz isminden birisidir. Zira "SEMADA Kİ MERHAMET EDECEK OLAN RAHMAN ODUR". Bu mevzumuzun daha da açıklık getiren başka bir Hadis"i Şerif'de şöyle buyurulmaktadır
Cerir ibnu Abdullah R.A. dan, şöyle dedi: Resulullah S.A.V. şöyle buyurdu: İnsanlara merhamet etmeyene Allah'da merhamet etmez.
Bu Hadis'i Tirmizi (1922) sahih bir senedle rivayet etmiştir.
Bu Hadis'i Şerif'den istifade edilen şudur ki. Mevzumuz olan "DÜNYA EHLİNE MERHAMET EDİN Ki. SEMADA Kİ OLANDA SİZE MERHAMET ETSİN" rivayetine getir -diği açıklıktır.
Hem Kur'an -ı Kerim'de buna bir çok Ayet'i Kerime'siyle açıklık getirmektedir. Bunlardan bir tanesi şudur.
"RAHMAN ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETTİ".Ta'ha-5
Ayet'i Kerime'de görüldüğü gibi, dünya ehline merhamet edecek kişilere, merhamet edecek olan , "RAHMAN YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDE ARŞIN ÜZERİNE İS -TİVA ETMİŞTİR" demek ki semada ki olan "RAHMAN" Allah dır. Allah'dan başka, semada "RAHMAN" arayan kişi
başka bir Hadis "i Şerif 'de şöyle buyurulmnktadır.
Cerir ibnu Abdullah R.A. dan, şöyle dedi: Resûlullah S.A.V. şöyle buyurdu» İnsanlara merhamet etmeyene Allah'da merhamet etmez.
Bu Hadis'i Tirmizi (1922) sahih bir se -nedle rivayet etmiştir.
Bu Hadis'i Şerif'den istifade edilen şudur ki. Mevzumuz olan "DÜNYA EHLİNE MERHAMET EDİN Kİ. SEMADA Kİ OLANDA SİZE MERHAMET ETSİN» rivayetine getir diği açıklıktır.
Hem Kur'an-ı Kerim'de buna bir çok Ayet1: Kerime'siyle açıklık getirmektedir. Bunlardan bir tanesi şudur.
"RAHMAN ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETTİ".
Ta'ha-5
Ayet'i Kerime »de görüldüğü gibi, dünya ehline merhamet edecek kişilere, merhamet edecek olan , "RAHMAN YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDE ARŞIN ÜZERİNE İS -TİVA ETMİŞTİR" demek ki semada ki olan "RAHMAN" Allah dır. Allah'dan başka, semada "RAHMAN" arayan kişi
Rabbu’l_-izzet’ten_başka RAHMAN edindiği için, Allah'ı şerik ittihaz etmiştir".
5) Sa'd ibnu Ebi Vakkaa R.A. dan, şöyle dedi! Resulullah S.A.V. Sa'd ibnu Muâz R.A. nün, Beni Kureyza hakkında vermiş olduğu hükme binaen söyle dedi»
"YEDi KAT SEMANIN ÜSTÜNDEN MELİK'lN VERDİĞÎ HÜKÜM İLE HÜKÜM VERDİN"
Bu Hadis'i Nesei ( ) Beyhaki Esma'da (420) sahih bir' senedle rivayet etmişlerdir.Zehebi'de el -Uluv'da (15) zikretmiştir.
6) Ebu Said el -Hudri R.A. dan, şöyle dedi: , Resûlullah S.A.V. buyurdular ki: .................... '
. Banâ'İ'timâd etmiyormusunuz ? ben, "SEMADA OLÂN ALLAH'IN EMİNİYİM" sabah ve akşam bana gökyüzünün haberi ' geliyor.
Bu Hadis'i Buhari (4351) ve Müslim (1064) rivayet etmişlerdir.
7) İbnu Abbas R.A. dan, (şöyle dedi:) Resulullah S.A.V. Mi'raç da semâya götürüldüğünde, gü­zel bir koku hisseder. Ve dedim ki diyor. Ya Cibril bu güzel koku nedir ? dedim . Dedi ki: Bu güzel koku, fir'avn'nun kızının hizmetçisinin ve evladlarının kokusudur. Hizmetçi bir gün fir'an'nün kızının saçlarını tararken, tarağı elinden düşürür ve binaen
aleyh"BİSMlLLAH" der. Kız bunu işitince (ne o senin babam degilmi? dar.Hizmetcide cevaben derki:Benimdede babanın'da "RAB'Bİ ALLAH'DIR". Kız- da, bunu muhakkak babama haber vereceğim der. Hizmetcide git haber verebilirsin diye ceyab verir, Kız meseleyi fir'avn'na haber verdikten sonra,firavn kadını huzuruna çağırarak der ki. Senin Rabbin kimdir ? yoksa benden başka senin Rabbin'mi var diye çıkışır. Hizmetçi de benim "RABBİM'DE senin RABBiN DE SEMADA Kİ ALLAH'DIR" der. Bunu işiten fir'avn hemen adamlarına bakırcıdan bir kazan getirmeleri! emreder, derhal kazan kaynatılıp aonra da kadını çocuğu getirtip ikisinide içine attırır.
Bu Hadia'i Ebu Said ed -Darimi fir-Reddi Ale'l -Cehmiyyeti'de (273) hasen bir senedle rivayet etmiştir.
8) Ebu Zer R. A. dan, şöyle dedi: Bir gün tam güneşin batacağı esnada Resulullah S. ile beraber mescid'de bulunuyordum. Bana hitaben bili yormuşun güneş nereden batıyor, Ya Eba Zer dedi: de Allah ve Resulü en iyi bilendir Ya Resûlellah dedim: Devam ederek, "MUHAKKAK Kİ O ARŞIN ALTINDA RABBlSlNlN ÖNÜNDE SECDE ETMEĞE GİDİYOR" dedi.
Bu Hadis'i Buhâri (48O2 Ahmed (5/152) ve İbnu Mendeh (1012) rivayet etmiş -lerdir.
9) Câbir ibnu Abdullah R.A. dan, şöyle dedi: Resulullah S.A.V. Veda haccın'da Arefe gUnü vermiş olduğu hutbede şöyle buyurdu: Ben vazifem olan tebliği yaptımmı ?(ne diyorsunuz.) (Sahabelerde) evet Ya Resulellah hakkx ile yaptın diye oevab yerdiler. Resülullah S.A.V. de şehâdet parmağını "SEMAYA DOĞRU KALDIRIP İNSANLARA KARŞI İNDİREREK ALLAH'IM ŞAHİD OL DiYE ÜÇ KERE TEKRAR ETTi» .
Bu Hadis'i Buhâri (1739) Muslim (1218) Ebu Davud (1905) ve Ahmed (1/447) rivayet et­mişlerdir.
Bu babda zikredilecek daha bir çok Hadis'i Şerif olmasına rağmen, Risalemizin hacmini büyütmemek için, bu kadarıyla iktifa ederek babımıza şu Ayet"i Kerime ile son veriyoruz.
0,bizim Resulümüz kendilisinden hiç bir şey söylemez. O ne söyler ise, kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
en -Necm ¾
ZÂTI İLÂHlNlN SEMÂDA OLDUĞUNA DELÂLET EDEN SAHABE KAVİLLERİ
Ebu Bekr R.A. dan, vârid olan rivayet:
I) Abdullah^ibnu Umer R.A. dan, şöyle dedi Resulullah S.A.V. vefat ettiğinde, (münafıklardan bazıları müslümanların aralarını karıştırmak için nasıl olur böyle bir Resul ölürmü diye laflar konuşmaya başlamışlardı) Binâen aleyh Ebu Bekr R.A. Müslümanlara hitaben bir hutbe irad ederek şöyle dedi:
"EY lNSANLAR EĞER.İBÂDET ETTiĞiNiZ İLAH MUHAMMED İDİYSE O ÖLDÜ. EĞER İBADET ETTİĞİNİZ İLAH SEMÂDA Kİ ALLAH ÎDİYSE O ÖLMEMİŞTİR"
ve sonra şu Ayet'i Kerimeyi sonuna kadar okudu. (Muhammed A.S.V. ancak bir Resuldür. O: dan önce bir çok Resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz dininizi terkmi ? edeceksiniz. ...................................Ali imran 144.
Bu Eseri Ebu Said ed -Darimi er -Reddu ale'l -cehmiye nam kitab'ın da (274) hasen bir senedle rivayet etmiştir.
Bu eserden istifade edilen meseleler şunlardır.
a) Ebu Bekr R.A. nün, hitâb attigi insanların cemi'sinin ashabı kiram olduğu.
b) Hitâb ettiği kişilerin sahâbe olmaları dolayısıyla sâhib oldukları ilimle, Ebu Bekr R.A.nün, eğer ibâdet ettiğiniz ilah "SEMÂDA Ki ALLAH" ise, sözüne sukût ederek kabul edişleri söylenen sözün hak olduğuna delâlet etmesi.
c) Hayatta iken Cennet'le müjdelenen, Resûlullah'ın arkadaşı olarak Kur'anda zikredilen, Re­sulü ekremin Halifesi olan Ebu Bekr sıddık R.A. nün, "ALLAH'U AZZE VE CELLE'NlN SEMADA" olduğuna itikad ettiğini beyan eder.
Eğer Ebu Bekr Sıddık R.A. Kitab ve Sünnet'e muhalif olarak bir konuşma yapmış olsaydı bu kadar sahabenin böyle bir hataya sükût edeceklerini ne akıl kabul eder ve nede nakil.
Ibnu Mes'ud R.A. dan, vârid olan rivayeti
2)Abdullah ibnu Mes'ud R.A. dan, şöyle dedi Dünya semâsı ile ondan sonra ki gelen semânın arası beşyüz senedir. Her iki semânın arası böylece beşyüz senedir. Kürsi ile suyun arasıda beşyüz senedir Arş ise suyun Üstündedir. "ARŞIN ÜSTÜNDE'DE ALLAH'U TEBAREKE VE TEALA VARDIR SiZiN MEŞKUL OLDUĞUNUZ AMELLERl ORADAN BiLiR".
Bu Eseri Ebu Said ed -Dârimi Reddu alel -Cehmiyye nam kitabın da (275) İbnu Huzeyme Tevhid de (105/106) ve Beyhaki Esma (401) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.
Abdullah ibnu Abbas R.A. dan, vârid olan rivayet:
3) Aişe R.A. nın kapıcısı Zekvan dan,
(şöyle dedi:) Abdullah ibnu Abbas R.A. Âişe R.A. vefat edeceğinde yanına geldi. Aişe'ye hitaben şöyle dedi» Sen Resûlullah S.A.V. in kadınlarından kendisine en sevgili olanı idin. Allah Resulü S.A.V. ise temiz olandan başka bir şeyi de sevmez. " HEM SUBHA NEHU VE TEALA YEDi KAT SEMÂNIN ÜSTÜNDEN SENiN BE -RAATINI iNDlRDl» Ve Allah'u Azze ve Celle'nin zikredildiği hiç bir mescid yok ki senin beraatını bil­diren Ayet gece ve gündüz orada okunmasın.
Bu Eseri Ebu Said ed -Dari-mi er -Reddu Alel -Cehmiyyeti'de (275) sahih bir se­nedle rivayet etmiştir.
Abdullah ibnu Umer R. A. dan, vârid olan rivayet:
4) Zeyd ibnu Eslem R.A. dan, şöyle dedi: Abdullah ibnu Umer bir çobanın yanına uğradı ve ço -bana kesilmeye elverişli bir şeyi olup olmadığını sor­du. Çobanda sahibi burada yoktur dedi. İbnu Umer R. A. da, ne olacak sahibin» birini kurt kaptı dersin dedi. Bu söz Üzerine çoban "BAŞINI SEMÂYA KALDIRIP SÖY­LE DEDİ PEKİYİ ALLAH NEREDE YA" ? bu cevabı işiten ib­nu Umer R.A. da, Vallahi Allah'ın nerede olduğunu sormaya ben daha layıkım dedi. Ve sonra çobanı ve ko­yunları sahibinden satın alıp, çobanı azad ederek ko yunları da ona verdi.
Bu Eseri Zehebi Uluv'da (95) ceyyid bir senedle zikretmiştir.
Abdullah ibnu Selâm R.A. dan, vârid olan rivayet:
5) Abdullah ibnu Selam R.A. dan, şöyle dedi; Allah'u Azze ve Celle yer yüzünü yaratmaya başlayıp, pazar ve pazartesi günü yedi kat yeri yarattı, salı ve çarşamba günüde onun maişetini takdir etti.Sonra da "SEMAYA İSTİVA ETTi" ve iki günde de semaları yarattı.
Bu Eseri ibnu Mendeh Tevhid'de (K.27/2) sahih bir senedle rivayet etmiştir. Zehebi de Uluv'da (96) zikretmiştir.
Yukarıda ki zikredilen rivayetler, insanlığın en hayırlı tabakası, olan, Allah Resulü sav. in arkndaşlarının, "UI.UV ve İSTİVA" sıfatları hakkında ki itikartlarını beyan eder.
iti'kadi ve ameli bütün mes'elelerini "MEDRESE İ NEBEVİYYEDE" ta'lim eden bu cemaatın hepsinin bir
den, KİTAB ve SÜNNETE" muhalif bir mes'elenin Üzerin­de ittifak etmeleri naklen ve aklen mümkUn değildir.
Aynen öylede Sahabelerin ittifak ettikleri bir meseleye muhalefet etmek,dalâletin en âlâ mer­tebesi ve "FIRKAYI DALLE'DEN' olmanın alametidir.
Binâenaleyh Resulullah R.A.V. in bir Ha­dis 'i şeriflerini zikrederek babımıza, nihayet veririz.
Abdullah ibnu Amr R.A. dan, şöyle dedi: Resulullah S.A.V. buyurdu ki: İsrail oğulları yetmiş iki Millete (fırkaya) ayrılmışlardır. Benim Ümmetim de yetmiş üç Millete (fırkaya) ayrılacaktır. "BİR GURUB MÜSTESNA) hepsi Cehennemliktir. Sahabeler "O BİR GURUB" hangisidir Ya Resulellah dediler: Resûlullah S.A.V de cevaben, "BENİM VE ASHABIMIN ÜZERİNDE BU­LUNDUĞU YOL ÜZERE BULUNANDIR" dedi.
Bu Hadis'i Tirmizi (2643) sahih bir senedle rivayet etmiştir. Şeyh Albani'de Tergib'de 49) tahric etmistir.
Yukarıdan beri zikretmiş olduğumuz deliller Allah Resulünün ve ashabının yolunu beyan et­mektedir. "ULUV ve İSTİVA" sıfatlarını nefyedenler hangi millet'in yolu üzeredirler acaba ?
ZÂTI İLÂHİNİN SEMÂDA OLDUĞUNA DELÂLET EDEN DÖRT MEZHEB İMAMLARîlfm KAVİLLERİ
Bu mevzuda Ahmed ibnu Hanbel R.H. dan, naklolunan kavil:
I) Ebu Bekr el -Hallâl'ın şeyhi, Yusuf ibnu Musa'1 -Kattan şöyle dedi»
Ebu Abdullah'a (ya'ni Ahmed ibnu Hanbel'' denildi ki (Ne diyorsun ?) Allah'u Azze ve Celle, yarattıklarından ayrı olarak "KUDRETİ VE İLMİ" ile her yerde olduğu halde "YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDE ARŞININ UZERİNDEMİDİR"
Ahmed ibnu Hanbel'de cevaben şöyle dedi: Evet "ALLAH'U AZZE VE CELLE ARŞININ ÜZERİNDEDİR" hiç bir şeyde "İLMİNDEN GİZLİ DEĞİLDİR" .
Bu Eseri Hallal es -Sünen'de (198) rivayet etmiştir.
2) Ebu Talib Ahmed ibnu Humeyd şöyle dedi: Ahmed ibnu Hanbel'e "ALLAH BİZİMLEDİR" deyip şu Ayet'i (Herhangi bir üç sırdaşın, bir fısıltısı oluyor mu, mutlak "ALLAH DÖRDÜNCÜLERİDİR") okuyan bir adamdan sordum. Dedi ki muhakkak o "CEHMİ" olmuştur. Ayetin evvelini bırakarak sonunu alıyorlar dedi. Ben de Ayet'i evveliyle beraber okudum. ( "BİLMİYORMUSUN ? ALLAH HEM GÖKLERDEKÎNİ HEM YERDEKİNİ HEP BlLİR. HERHANGİ BİR UÇ SIRDAŞIN, BİR FISILTISI OLUYORMU,MUTLAK ALLAH DÖRDÜNCÜLERİDİR.BEŞ KİŞİNİN OLUYOR MU, MUTLAK ALLAH ALTINCILARIDIR BUNLARDAN DAHA AZ, DAHA ÇOK OLUYOR MU, MUHAKKAK ALLAH, HER NEREDE OLSALAR, ONLARLA BERABERDİR SONRA BUTUN YAPTIKLARINI, KIYAMET GÜNÜ, KENDİLERİNE HABER VERİR. HABERİNİZ OLSUN Kİ, ALLAH, HER ŞEYİ BİLİR" (Ayet'in nihayetinde Ahmed ibnu Hanbel şöyle dedi:) İlmi onlarla beraberdir. Ve sonra (KAF) Suresinden şu Ayet'i okudu. "NEFSİNİN ONA NE VESVESELER VERDİĞİNİ DE BİLİRİZ. BİZ ONA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ" (KAF Suresi 16) Ve sonra "İLMİ ONLARLA BERABERDİR" dedi:
Bu Eseri Hallal es -Sünen'de (199) rivayet etmiştir.
3) Mervezi R.H. şöyle haber verdi: Ebu Abdullah'a (ya'ni Ahmed ibnu Hanbel'e) dedim ki Bir insan ki, ben Allah'ın Kur'an da dediği gibi diyorum. Allah da diyor ki. "HER HANGİ BİR ÜÇ SIRDAŞIN, BİR FISILTISI OLUYOR MU, MUTLAK ALLAH DÖRDÜNCÜLERIDİR" . (Mücadele 7 ) Bunu derim bundan başka birşey demem diyor, (ne dersiniz bu adama ?) Dedi ki: "CEHMİYYELERIN" sözüdür. Bilakis "ALLAH'IN İLMİ ONLARLA BERABERDİR" .
Bu Eseri İbnu Buta İnabe'de rivayet edip Zehebi'de Uluv'da (228) tahric etmiştir.
Ahmed ibnu Hanbel R.H. dan, naklolunan kavillerden istifade edilen mes'eleler şunlardır
1) Ehli SUnnet'in bayraktarı olan, Ah med ibnu Hanbel R.H. a sorulan, "ALLAH YEDİ KAT SE
MANIN ÜSTÜNDE ARŞININ UZERİNDEMİDİR" ? sorusuna,eve
"AlLAH'U AZZE VE CELLE ARŞININ ÜZERİNDEDİR" hiç bir şey de "İLMİNDEN GİZLİ DEĞİLDİR", diye cevab vermes temsil etmiş olduŞu "EHLİ SÜNNET İTIKADINI"beyan t der.
2) "ÜÇ KİŞİNİN DÖRDÜNCÜSÜ ALLAH'DIR" A yet'inde hurafilerin yaptıkları tahrifi beyan eder "SELEF'İ SALİH'İN" anlayışını açıklar.
3) "ALLAH HER YERDE ZATIYLA BİZİMLEDİR sözilnitn "EHLİ SÜNNET İTİKADINDAN" de»il de "FIRKA'İ DALLE" olan "CEHMİYYENİN" sözü olduğunu beyan eder.
Bu mevzuda tmam'ı Şrafi'i R.H.dan, nakloluna kavil»
4) Şeyhu'l -İslam Ebu1l -Hakkari ve Ha-fiz Ebu Muhammed el -Makdesi, Ebu Sevr ve Ebu Şuayb'a ref ettikleri^isnadlarıyla ikiside, SUnnet'in yardımcısı İmam'ı Şâfi'i R.H. dan, şöyle rivayet ettiler.
imam'ı Şâfi'i R.H dedi ki:
İmam'ı Malik, SUfyan ve daha onlardan başka Ehli Sün­net önderlerinden gördüğüm ve benim de üzerinde oldu­ğum hak olan kavil şudur. "ALLAHDAN BAŞKA İLAH OLMA­DIĞINA VE MUHAMMED A.V.S. İN ALLAH'IN RESULÜ OLDUGU.NA ŞEHADET EDİP, VE ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN DE SEMA -SINDA ARŞININ ÜZERİNDE OLDUĞUNU , İSTEDİĞİ GİBİ KULLA­RINA YAKLAŞIP VE İSTEDİĞİ GİBİ DE DÜNYA SEMASINA İNDİ­ĞİNİ İKRAR ETMEKTİR" .
Bu Eseri Zehebi Uluv'da (196) tahric etmiştir.
Bu mevzuda İmam'ı Malik R.H. dan, varid olan kavil:
5) Abdullah ibnu Ahmed ibnu Hanbel R.H.dan, er -Reddu ale'l -Cehmiyyeti isimli kitnb'ında,babası Ahmed'den oda Abdullah ibnu Nafl'den oda Malik ibnu E-nes R.H. dan şöyle dediğini rivayet ediyor.
İmam'ı Malik R.H. şöyle dedi:
"ALLAH'U AZZE VB CELLE SEMÂDADIR , İLMl İSE HER YERDE­DİR, İLMİNDEN DE HİÇ BİR ŞEY GİZLİ KALAMAZ".
'Bu Eseri Ebu Davud Mesail'de (263) Abdullah er -Reddu A-le'l -Cehmiyye de (5) ve Aciri Şeria da (289) rivayet et­mişlerdir.
6) Ca'fer ibnu Meytmun dan, şöyle dedi Mâlik ibnu Enes R.H. a " RAHMAN OLAN ALLAH ARŞA İSTİVA ETTİ" Ayet'i Kerimesinde ki "İSTİVA" kelimesi den,"İSTİVA" nasıldır diye ? soruldu. Mâlik ibnu enes R.H. şöyle cevab verdi "İSTİVA" ma'lumdur. nasıl demek ise ma'kul değildir. "ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN
ARŞIN ÜZERİNE.İSTİVA ETTİĞİNE İNANMAK İSE VACİBTİF
seni ise "DALÂLET"TE" olan birisi olarak görüyorum der,ve o kişinin meclisinden çıkarılmasını emreder
Bu Eseri İsmail ibnu Abdur rahman (18) Ebu Said eddarimi er -Reddu Ale'l -Cehmiye'de (28») ve Beyhaki Esmada (4®8) rivayet etmişleri
Bu mevzuda Ebu Hanife R.H. dan, naklolunan kavil:
7) Fıkhu'l -Ekber isimli meşhur kitab'ın sa­hibi Ebu Muti'i -l -Hakem ibnu Abdullah el -Belhi-den bize şöyle bir haber ulaştı.
Ebu Hanife R.H. a, "RABBİMİN SEMADA MI YERDE Mİ OLDUĞUNU" bilmiyorum diyen bir adamın hUkmiln sordum . "ŞÜBHESİZ O KAFİR OLMUŞTUR" Çünkü Allah» u Azze ve Celle söyle buyuruyor. "RAHMAN ARŞIN ÜZERİ -NE İSTİVA ETMİŞTİR" "ARŞIDA YEDİ KAT- SEMANIN ÜSTÜNDE -DİR" dedi. Bende dedim ki: O adam diyor ki tamam "AR­ŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETMİŞTİR" diyorum lakin "ARŞIN SEM­DA MI YERDE Mİ OLDUĞUNU" bilmiyorum, Tekrar Ebu Hanife R.H, cevaben şöyle dedi."ARŞIN SEMADA OLDUĞUNU İNKAR ETTIMİ ŞUBHESİZ Kİ O KÂFİR OLMUŞTUR" .
Bu Eseri Zehebi Uluv'da (118) zikretmiştir.
8) Kâdi İmam Tacuddin Abdu'l -Halik ibnu Ulvan R.H. dan, şöyle dedi:
El -Mukni nam eserin mülellifi Ebu Muhammed ibnu Ahmed el -Makdesi R.H. ı şöyle derken işittim. Di­yordu ki: Ebu Hanife R.H dan, Bize şöyle dediği habe­ri ulaştı. Her kim ki "ALLAH'U AZZE VE CELLE'NIN SEMA­DA OLDUĞUNU İNKAR EDERSE MUHAKKAK Kİ O KİŞİ KAFİR OLMUŞTUR".
Bu Eseri Zehebi Uluv'du (119) zikretmiştir.
İmam'ı şâfi'i, Mâlik ve Rbu Hanife R.A.E. den, naklolunan kavillerden istifade edilen mes'eleler şun­lardır.
1) İmam'ı Safl'i R.H kendisinin ve kendisin den önce ki »SELEF ALİMLERİNİN" Üzerinde bulunduklar itikadı beyan ediyor.
2) Hak olan kavlin "ALLAH'U AZZE VB CELLE' NİN SEMÂDA OLDUĞUNUN İKRAR EDİLMESİ OLDUĞU»
3) Allah'u Azze ve Celle'nin sıfatlarından birisini delil ikame olduktan sonra reddetmenin "KÜFÜR" olduğunu_beyan eder.
4) İsim ve sıfatlara aid olan ilmin,akılla, görmekle veya düşünmekle elde edilemiyeceğini beyan eder.
5) İmam'ı Malik R.H.ında "ALLAH'U AZZE VE CELLENİN ZATININ SEMÂDA OLUP İLMİNİN'DE HER YERDE OLDDUĞUNU" ikrar ettiğini beyan eder.
6) "İSTİVANIN KEYFİYETİ HAKKINDA SORU SORMANIN BİD'AT" olduğunu beyan eder.
7) Ebu Hanife R.H.ında "ALLAH'U AZZE VE CEI LE'NİN SEMADA OLDUĞUNU" kabul ettiğini isbat eder.
6) "ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN SEMÂDA OLDUĞUNU KABUL ETMEYENİ KAFİR GÖRDÜĞÜNÜ" bayan eder.
9) "ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN SEMÂDA OLDUĞUNU KABUL ETMEYEN KİŞİYE KAFİR DENİLME SEBEBİNİN,Allah Azze ve Celle'nin semâda olduğuna delâlet eden Ayeti reddetmet olduğundan icab ettiğini beyan eder.
10) Bu mevzu ile alakalı olmamasına rağmen çok ehli ilmin bilmediği bir mes'ele olduğu için açıklamayı münasib gördük. Ebu Hanife R.H. a nisbet edilen meşhur "FIKHU'L -EKBER" kitab'ının onun değilde talebelerinden Abdullah el -Belhi'ye aid olduğu yukarıda ki rivayette tasrih olunmaktadır.
Zikredilen bu Eserler .meşhur dört mezheb imamının "ULUV ve İSTİVA" sıfatları mevzuunda ki i'tikadlarını beyan ettiği gibi, zamanımızda kendileri ni dört mezheb mUntesibi olarak "EHLİ SUNNET'TEN" sayan kişilerin bilakis "FIRKA'1 DALLE'DEN" oldukla­rını isbat eder.
ZATI İLÂHİNİN SEMÂDA OLDUÖUNA DELÂLET EDEN İSLÂM ÂLİMLERİNİN KAVİLLERİ
I) Sadaka R.H. Suleyman et -Teymi R.H. ı şöyle derken işittiğini haber verdi. "EĞER BANA ALLAH NEREDEDİR DİYE SORULSAYDI SEMADADIR DERDİM" .
Bu Eseri Buhâri Ef'al'ul İbad'da (71) ve Zehebi Uluv'da (114) rivayet et mislerdir.
2) Hasen ibnu Muhammed el -Haris R.H dan, şöyle dedi: Ben de işitir olduğum halde, Ali ibnu el -Medini'ye "EHLİ SUNNET VE’L -CEMAAT'İN" kavli nedir di­ye soruldu. O da şöyle cevab verdi. "EHLİ SÜNNET VE'L CEMAAT", Ahirette Allah'u Azze ve Celle'yi göreceklerine, Allah'ın Musa ile konuştuğuna ve "YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDE'ARŞININ ÜZERİNE İSTİVA ETTİĞİNE" inanırlar dedi.
Bu Eseri Zehebi Uluv»da (225) tahriç etmiştir
3) Ebu'l -Abbas es -Sirac dan, şöyle dedi: Kuteyb't -ibnu Said'i şöyle derken .işittim. Bu (soylediğim) islam alimlerinden Ehli Sünnet ve'l -Cemaat'-in kavlidir. "BİZ RABBİMİZİ YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDE ARŞIN ÜZERİNDE BİLİRİZ" Subhanehu ve Teâla'nın buyurduğu gibi "RAHMAN ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETMİŞTİR".
Bu Eseri Zehebi Uluv'da (225) tahriç etmiştir.
4) Ebu İshak es -Sa'lebi R.H. dan, şöyle dedi:
Evzâi R.H.a "SONRA ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETTİ" kavli Subhanisinden soruldu. Q da şöyle cevab verdi. (Evet) "SUBHÂNEHU VE TEÂLA ZATI CELALİNİ VAS-FETTİGİ GİBİ ARŞIN ÜZERİNDEDİR" .
Bu Eğeri Aciri eş -Şeria'da (102) ve Zehebi Uluv'da (122) tahric etmişlerdir.
5) Ali ibnu'l -Hasen R.H. dan, şöyle dedi: Abdullah ibnu'l -Mubarek'e "RABBİMİZİ NASIL BİLECEĞİZ" diye sordum. O da. "ALLAH'U AZZE VE CELLE YARATTIKLARINDAN AYRI OLDUĞU HALDE YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDE AR­ŞININ ÜZERİNDEDİR" biz "CEHMİYYENİN" dediği gibi "ALLAH İŞTE ŞURADA YERYÜZÜNDEDİR DEMİYORUZ" dedi.
Bu Eseri Buhari halku'l ef’al'da (120) Ebu Said ed -Darimi er -Reddu Ale'l Cehmiyye'de (295) ve Abdullah ibnu
Ahmed es -SUnne'de (25) rivayet etmişlerdir. Zehebide Uluv'da tahric etmiştir.
6) Abdurrahman ibnu Ebi Hatim R.H. dnn, Babasının şöyle haber verdiğini rivayet etti. Bana Said ibnu Amir'den tahdis olundu ki. Bir gün Cehmiyye -den bahseder ve şöyle der. Onların sözleri (ya'ni "ALLAH HER YERDEDİR" demeleri) Yahudi Ve Hristiyanlardan daha şerlidir. Zira Yahudiler, Hristiyanlar ve din ehli "ALLAH'IN SEMADA OLDUĞUNDA" MUslümanlarla it­tifak etmişlerdir. Onlar ise (ya'ni Cehmiyye )"ALLAH HER YERDEDİR VE HİÇ BİR YERDE DEĞİLDİR DEDİLER"
Bu Eseri Buhâri Halku'l ef-al»da (120) ve Zehebi Uluv'da (183) rivuyet etmişlerdir.
Bu mevzuda, İslam alimlerinden zikredilecek bir çok söz olmasına rağmen, bu kadarıyla iktifa etmemizin sebebi daha öncede söylediğimiz gibi risale nin hacmini büyütmemek içindir. Değilse sadece bu alimlerin isimlerini zikretmekle, risalemimizin hacmini iki misline çıkarabilirdik.
Biz aklı başında olan bir topluluğa bu kadarınında kafi geleceğine inanıyoruz.
Binaenaleyh bu mevzumuzuda subhanehu ve Teala'nın şu kavli ile son veriyoruz
Her kim ki, kendisine doğru yol apaçık olduktan sonra, Peygambere aykırı harekette bulunur ve "MU'MİNLERİN YOLUNDAN BAŞKASINA UYAR GİDERSE, ONU ,DÖN DÜĞÜ SAPIKLIKTA BIRAKIRIZ" Ahirette de kendisini Cehenneme koyarız ki, o, ne kötü bir dönüş yeridir. Nisa 115
Bütün bu delilleri okuyup hakikat kendisi­ne belli olduktan sonra; Daha hala, Allah'a ve Resuluna muhalefet edip, mu'minlerin yollarından ayrıl -mak isteyenin, artık ıslah olacağı tek yer Cehennemdir. O ise "NE KÖTÜ BİR DÖNÜŞ YERİDİR".
ZÂTI İLÂHİNİN SEMÂDA OLDUĞUNU KABUL ETMEYENİN TEKFİRİ
I) Muâviyet 'ubnu'l -Hakem es -Sülemiyy R. A. dan, şöyle dedi:................
Reaûlullah S.A.V. câriye'ye hitaben "ALLAH NEREDEDİR" diye sordu. Câriye de "SEMADADIR" diye oevab verdi. Tekrar, "BEN KİMİM", dedi. Câriye» "SEN ALLAH'IN RESULUSUN",dedi: Bunun Üzerine Resûlullah S.A.V. bana Onu azad et, "ÇÜNKÜ O BİR MÜ'MİNEDİR" buyurdu.
Bu Hadis'i Mualim (537) Ebu Davud (930) Ahmed (5/447) Nesei (3/15) ve daha başka­ları rivayet etmişlerdir.
Bbu Said ed -Darimi R.H. er -Reddu A -Le'l -Cehmiyye nam eserinde şöyle diyor: Reaûlullah S.A.V. in bu Hadis'i Şerifinde, "ZATI İLAHİNİN SEMA DA OLDUĞUNU BİLMEYENİN MU'MİN OLMADIĞINA DELALET VAR DIR". Görüldüğü gibi "ALLAH'U AZZ.E VE CELLE'NİN SE MADA OLDUĞUNU BİLEN CARİYENİN" müsbet olan bu cevabı
Resûlullah S.A.V. tarafından imanının emaresi ola.rak vasıflanmıştır. Aynı zamanda Allah her yerdedir diyerek "EHLİ SÜNNET'TEN" ayrılan "DALALET FIRKASINA" da ifade'i Resul ile reddiye vardır. Eğer Subhanehu ve Taala "ZÂTI İLE SEMÂDA OLDUĞU GİBİ" yer yüzünde'de olsa idi muhakkak cariyenin tam olmayan bu cevabını tashih edecekti.
er -Red Ale'l -Cehmiyye (271)
2) Ummü Seleme R.A. dan, ( RAHMAN ARŞIN UZE RİNE İSTİVA ETTİ) Ayet'i Kerime'si hakkında şöyle de diği rivayet olundu. "İSTİVA MA'LUM" ( onun hakkında) NASILDIR DEMEK MA’KUL DEĞİLDİR" "OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEK İMAN-DIR" "İNKAR ETMEK İSE KUFÜRDÜR"
Bu Eser'i İsmail^ibnu Abdurrahman es -Sâbunî Akidetu'a -Selef'de (18) rivayet etmiştir.
3) Yunus ibnu Abdu'l -A'la dan, (şöyle dedi:) İmam'ı Şafi'i R.H.ı şöyle derken işittim. Diyordu ki »ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN İSİMLERİ VE SIFATLARI VARDIR" Allah'u Azze ve Celle'nin bu "İSİM VE SIFATLARI" kendi­sine isbat edildikten aonra hiç bir kimse bu "İSiM VE SIFATLARIN" reddine gidemez. Muhtasar nam kitabında şöy­le bir ziyadelikle rivayet etti. "HER KİM Kİ.BU İSIM VE SIFATLAR İSBAT EDİLDİKTEN SONRA DELİLE MUHALEFET EDERSE O KAFİRDİR". Hüccet ikame edilmeden önce ise cahillikle ma'zurdur. Zira isim ve Sıfatlar hakkında ki ilimle, akılla, görüşle ve düşünmekle tahsil edilmez. Çünkü bu "SIFATLAR’’ delil ile isbat ve nefyedilir. Ay­nen Subhânehu ve Teâla'nın kendi nefsinden "TEŞBİHİ'nefyettiği gibi. "Onun misli gibi (ya'ni O'na benzer) hiç bir şey yoktur. O Semi'i ve Basir'dir"
Bu Eser1i Hakkari ve Başkaları rivayet etmişlerdir. İbnu Kayyım R.H. Cuyuşu'l islamiyyede (59) tam olarak zikretmiş, Zehebi R.H da el Uluv'da (202) tahrio etmiştir.
4) Fıkhu»! -Ekber isimli meşhur kitab'ın sahibi Ebu Muti'ul - Hakem ibnu Abdullah el -Belhi den şöyle bir haber ulaştı.
Ebu Hanife R.H.a "RABBİMİN SEMADA MI YERDE Mİ OLDUĞUNU" bilmiyorum diyen bir adamın hükmünü sordum. (Cevaben de) "ŞUBHESİZ O KAFİR OLMUŞTUR" dedi.Çünkü, Subhânehu ve Teala şöyle buyuruyor, "RAHMAN ARŞIN
ÜZERİNE İSTİVA ETMİŞTİR" "ARŞI DA YEDİ KAT SEMÂSININ ÜZERİNDEDİR"
dedi . Ben de dedim ki! O adam diyor ki, tamam Subhânehu ve Teala "ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETMİŞTİR" dedim, lakin "ARŞIN SEMADA MI YERDE Mİ OLDUĞUNU" bilmiyorum diyor, Tekrar Ebu Hanife R.h. oevaban şöyle dedi ARŞIN SEMADA OLDUĞUNU İNKAR ETTİMİ ŞÜBHESİZ Kİ O KAFİR OLMUŞTUR".
Bu Eser'i Şeyhu'l -İslam Ebu ismail el -Ensari Faruk da (103) rivayet etmiştir Tahavi de Akide de (322) zikredip Zehebi de Uluv da tahric etmiştir.
5) Kadi İmam Tacuddin Abdu'l -Halik ibnu Ulvan R.H. dan, şöyle dedi:
El -Mukni nam eserin müellifi Ebu Muhammed ibnu Ahmed el — Makdesi R.H.ı şöyle derken işittim. Diyor du ki: Ebu Hanife R.H.dan, bize şöyle dediği haberi ulaşti. Her kim ki "ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN SEMÂDA OLDUĞUNU İNKAR EDERSE MUHAKKAK Kİ O KİŞİ KÂFİR OLMUŞTUR» .
Bu Eser'i Zehebi Uluv da (119) zikretmiştir.
6) Hakim R.H. in, "EHLİ NİSABUR" için cem ettiği,TARİHİN DE ve ULUMU'L -HADİS" nam kitablarında şöyle dediğini işittim.
Ebu Ca'fer Muhammed ibnu Salih ibni Hâni şöyle derken işittim.
Oda şöyle haber verdi: Ebu Bekr Muhammed ibnu İshak ibni Huzeyme R.H.ı şöyle derken işittim.Diyordu ki: "HER KİM Kİ SUBHANEHU VE TEALA'NIN YEDİ KAT SEMASININ ÜSTÜNDE ARŞIN ÜZERİNDE OLDUĞUNU SÖYLEMEZSE O Kİ! RABBİSİNE KÜFRETMİŞTİR. KANI HELAL OLMUŞTUR. TEVBE ETTİRİLİR, TEVBE EDERSE NE ALA, İMTİNA EDERSE BOYNU VURULUR VE CİFESİNİN PİS KOKUSUNDAN, MÜSLÜMANLARIN VE AHD SAHİBLERİNİN EZİYYET GÖRMEMESİ İÇİN UZAK BİR ÇÖPLÜĞE ATILR. MALI İSE GANİMET OLUR, HİÇ BİR MÜSLÜMAN MİRASÇISI OLAMAZ ZİRA MÜSLÜMAN KAFİRE MİRASÇI OLAMAZ."NEBİ S.A.V. İN BUYURDUĞU GİBİ.( NE MÜSLÜMAN KAFİRE VE NEDE KAFİR MÜSLÜMANA MİRASÇI OLAMAZ.)
Bu Eser'i Şeyhu'l -İslam Ebu İsmail el -Ensari Akidetu's -Selef de (20) Herevi de Zemmu'l -Kelam da ( ) rivayet etmişlerdir. Zehebi de Uluv da (276) tahric etmiştir.
7) Muhammed ibnu Yusuf R H. şöyle dedi: HER KİM Kİ ALLAH'U AZZE VE CELLE, ARŞININ ÜZERİNDE DE ĞİLDİR DERSE O KÂFİR'DİR" .
Bu Eser'i Buhari Efalu'l -İ bad da (128) rivayet etmiştir.
8) Muhammed ibnu İsmail et -Tirmizi, Nuaym ibnu Hammad'ı şöyle derken işittiğini rivayet etti:
Nuaym ibnu Hammad dedi ki: "KİM Kİ ALLAH'I MAHLUKATINA TEŞBİH EDERSE O KAFİR OLMUŞTUR". .»ALLAH'IN KENDİ NEFSİNİ VASFETTİGİ SIFATLARDANDA BİRİNİ İNKAR EDER­SE YİNE KAFİR OLMUŞTUR" »ZİRA SUBHANBHU VE TEALA'NIN KEN­Dİ NEFSİNİ VE RESULÜNÜN RABBİSİNİ VASFETTİĞİ SIFATLARIN HİÇ BİRİSİNDE TEŞBİH YOKTUR" .
Bu Eser'i Zehebi Uluv da (217) zikretmiştir.
Muhterem okuyucu yukarıda tilavet ettiğin gibi,'İslam alimleri ittifakla "CEHMİYYE" denilen bu sa­pık taifenin itikadına sahib olanları tekfir etmişlerdir. Bu tekfir edişlerinin başlıca sebebleri şunlardır.
1-Subhanehu ve Tealimin kendisini "KİTABI in da ve Resulünün O'nun "SÜNNET’İNDE" vasfetmiş olduğu " ULUV ve İSTİVA" sıfatlarını, nefyedip inkar etmek bunca Ayet ve Hadis'i tahrif ederek reddetmek olduğun dandır.
Zira geçmişteki Ümmetlerde böyle bir belayı düşmüşlerdi.
O zulmeden (Yahudiler varya) emrolundukları (tevbe ettik manasina gelen) "HİTTA" kelimesine denilmeyen BİR NÜN ilave ederek "HINTA" kelimesine) tebdil ettiler.
BİZ de, o zalimlere, yaptıkları fıskın karşılığı olarak, gökten bir azab indirdik.
Bakara 59
Aynende "CEHMİYYE" ve takipçileri Subhanehu ve Tealanın Kur'anda "İSTİVA" olarak zikretmiş olduğu bu ilahi sıfatı denilmeyen bir "LAM" ilave ederek "İSTEV LA" diye tebdil ettiler.
2) böylelikle Subhanehu ve Tealnyı istenil meyen bir sıfatla vanfetmiş oldular. Geçen Ümmetler den de Allah'u Azse ve Celle'yi böyle tlulıi bir Vahy ^ayrinmadan vasfedenler olmuştuda Cubhanehu ve Teala şöyle buyurmuştu.
İzzet sahibi Rabbin onların (müşriklerin uygunsuz) vasıflamalarından münezzehdir.
Sa f f at 180
MUHARRİFLERİN BATIL OLAN DA'VALARINA KULLANMAK İSTEDİKLERİ BAZI AYET«İ KERİMELERİN TEFSİRİ
I) Ebu Tâlib Ahmed ibnu Humeyde şöyle dedi: Ahmed ibnu Hanbel'e "ALLAH BİZİMLEDİR!! (Herhangi bir üç sırdaşın bir fısıltısı oluyormu,mutlak ‘ALLAH DÖRDÜN­CÜLERİDİR’ okuyan bir adamdan sordum Dedi ki muhakkak o CEHMİ olmuştur.(Ayetin evvelini bırakarak SONUNU ALIYORLAR" dedi.Bende ayeti evveliyle beraber) okudum.
"BİLMİYORMUSUN ? ALLAH HEM GÖKLERDEKİNİ HEM YERDEKİNİ HEP BİLİR. HERHANGİ BİR ÜÇ SIRDAŞIN, BİR FISILTISI OLUYORMU, MUTLAK ALLAH DÖRDÜN­CÜLERİDİR. BEŞ KİŞİNİN OLUYORMU , MUTLAK ALLAH ALTINCI­LARIDIR, BUNLARDAN DAHA AZ, VE YA DAHA ÇOK OLUYOR MU -, MUHAKKAK ALLAH, HER NEREDE OLSALAR, ONLARLA BERABERDÎR. SONRA BÜTÜN YAPTIKLARINI, KIYAMET GÜNÜ, KENDİLERİNE HABER VERİR. HABERİNİZ OLSUN Kİ, ALLAH, HER ŞEYİ BİLİR"
Ayet'in nihayetinde Ahmed ibnu Hanbel şöyle dedi:) .ilmi onlarla beraberdir, Ve sonra (KAF) Suresinden ,şu Ayet'i okudu. "NEFSİNİN ONA NE VESVESELER VERDİ­SİNİ DE BİLİRİZ. BİZ ONA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ" 'KAF Suresi 16) Ve sonra şöyle dedi: "İLMİ ONLARLA - . BERABERDİR"
Bu eser'i Hallal es -sunen'de (199) rivayet etmiştir .
2) Mukatil ibnu Hayyan dan. şu Ayeti kerime hakkında soruldu: "HERHANGİ BİR ÜÇ SIRDAŞIN, BİR FI- SILTISI OLUYORMU, MUTLAK ALLAH DÖRDÜNCÜLERİDİR" cevaben de, "O ARŞININ ÜZERİNDEDİR. İLMİYLE DE ONLARLA BERABERDİR’’dedi
Bu Eser'i ."'Ebu Duvud Mesailin de 263, Ahmed sünne de (7T) Aciri Şeria da (289) re Beyhaki Esma da (430)
Rivayet etmişlerdir.
3) Hasen ibnu Muhammed ibni'l -Haris, şöyle dedi: benim de duyar olduğum bir halde Ali ibnu'l -Medineye, "EHLİ SÜNNETİ VE'L -CEIJIAATIN» itikadından soruldu: Oda şöyle dedi: "EHLİ SUNNET'ÎN I'TİKADI" Allah'u Azze ve Celle'yi Ahirette göreceklerine, Allah'u Azze ve Celle'nin Musa A.S. ile konuştuğuna ve Zâtı İlâhi nin "YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDE ARŞININ ÜZERİNE ISTlVA ET TlĞİNE İNANIRLAR"
Binaen aleyh şu Ayet'i Kerimeden, " HER HANGi BiR ÜÇ SIRDASIN, BÎR FISILTISI OLUYORMU, MUTLAK ALLAH DÖRDÜNCÜLERİDİR" sordular. Ali ibnu'l -Medinede cevaben, "AYET'İN BAŞINI OKUSANA" (ne diyor bak) "BİL MlYORMUSUN ? ALLAH HEM GÖKLERDEKlNl HEM YERDEKlNl HEP BiLiR" .
Bu Eser'i Zehebi Uluv -da (225)de zikretmiştir.
4)Ma’dan dan şöyle dedi:Süfyan es-sevri R.H.a,Subhanehu ve Tealanın şu kavli ‘’NEREDE OLURSANIZ O SİZİNLE BERABERDİR’’ hakkında sordum.Cevaben’’İLMİ İLE BERABERDİR’’ dedi.
Bu Eser'i Abdullah ibnu Ahmed Sünne de (72) Aciri şe-ria da (289) tahric etmişlerdir