Kuran ve Sünnet

Namaz öncesi Temizlik

NAMAZ ÖNCESİ TEMİZLİK

Şüphe yok ki namaz ibadeti kalbi bütün kötülüklerden temizleye n bir ibadettir . Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
إِنَّ الصَّلاَةَ تَنْهَى عَنِ الفَهْشَاءِ وَالمُنْكَرِ 
“Muhakkak ki namaz hayasızlıklardan ve kötülüklerden alıkoyar.” (Ankebut:45)

Bildiğimiz gibi bir müslümanı manevi bütün kötülüklerden arındıran namaz ibadetine başlamadan önce maddi bir takım temizlikl eri de yapması lazımdır. Vücudun, elbisenin ve namaz kılınacak olan yerin temiz olması yapılması gereken bu temizlikl erin başında gelir. Dolayısıyla namaz insanı hem maddi ve hem de manevi kirlerden arındıran bir kalkan vazifesi görmektedir. Namaz ile ilgili konumuza tuvalet adabından başlamayı uygun gördük. Zira bu âdâba riayet etmeden gerçek temizlik olmaz, gerçek temizlik olmayınca da namaz olmaz.

TUVALETE ÇIKMA ÂDABI

•   İstinca ve İsticmar:
İstinca; her iki yoldan çıkan pisliğin eserinin su ile temizlenm esi, isticmar ise; taş, mendil, kumaş parçası ve benzeri şeylerle pisliğin hükmen temizlenm esidir.
   İhtiyacını gidermek isteyen kişi bu ihtiyacını göreceyi yere gitmeden önce yanına temizlene ceği su veya taş ve taşa benzer kuru şeyler almalıdır. İhtiyacını gidereceği yerde bunlar varsa buna gerek yoktur. İstinca veya isticmar yaparken sağ eli kullanmak caiz değildir. Bir fıtrat dini olan islam insan fıtratının sevdiği temizlik konusuna büyük önem vermiştir. 
Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
إِنَّ اللهَ يُحِبُّ التَّوَّابِِِِينَ وَيُحِبُّ المُتَطَهِّرِينَ
“Muhakkak ki Allah tevbe edenleri ve temizlene nleri sever.”    (Bakara:222)

فِيهِ رِجَالٌ يُحِبّونَ أَن يَّتَطَهَّرُوا وَاللهُ يُحِبُّ المُطَّهِّرِينَ
“Orada öyle kimseler vardır ki temizlenm eyi severler Allah da temizlene nleri sever.” (Tevbe:108)

Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
«الطَّهُورُ شَطْرُ الإِيمَانِ»
“Temizlik imanın yarısıdır.”
   
Helâya girerken:
«بِسْمِ اللهِ أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الخُبْثِ وَالخَبَائِثِ»
“Bismillah i eûzü billahi minel hubsi ve’l habais” demek müstehaptır.
“Allah’ın adıyla! Pislikten (kötülüklerden) ve pislikler (şeytanlar) den sana sığınırım.”
Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
»سِتْرُ مَا بَيْنَ الجِنِّ وَعَوْرَاتِ بَنِي آدَم إِذَا دَخَلَ الكَنِيفَ أَنْ يَقُولَ بِسْمِ اللهِ »
“Tuvalete girdiği zaman adem oğlunun avret mahalli ve cinler arasındaki örtü o kulun bismillah demesidir”

Kişinin tuvalette n çıkarken ise «غُفْرَانَكَ» “Ğufrâneke” yani (Bağışlamanı dilerim!) demesi müstehaptır. Enes’ten (r.a) şöyle rivayet edilir:
 
«كَانَ رَسُولُ اللهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) إِذَا خَرَجَ مِنَ الخَلاَءِ قَالَ «غُفْرَانَكَ»
“Allah’ın Resûlü (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) helâdan çıktığında «Ğufrâneke» derdi.”   

Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem)’in İbn-i Mâce’nin Enes (r.a) den rivayet etmiş olduğu hadiste heladan çıktıktan sonra şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«الحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنِّي الأَذَى وَعَافَانِي»
“Bana eziyet veren şeyi benden giderip bana afiyet veren Allah’a hamd olsun.” 
Helaya sol ayakla girip, sağ ayakla çıkmak müstehaptır.  Camiye veya eve girerken sağ ayakla girilir. Ayakkabı giyerken sağ ayakla başlanır. Giyecekle ri giyerken sağ ayak veya sağ kolla başlanır.  Bu durum, temiz ve iyi yerlere girerken sağ ayak, kötü pis yerlere girerken sol ayağın kullanılması sünnetine kıyaslanmıştır.
 
Allah’ın Resûlü tuvalet esnasında kıbleyi öne veya arkaya almayı, sağ elle istinca yapmayı, üç taştan azıyla veya pislik veya kemikle istinca yapmayı  yasaklamıştır. Selman’ın (Allah ondan razı olsun) Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem)’e intisap ettiği bir hadiste Peygamber imizden şöyle haber verir:

«لَقَدْ نَهَانَا أَنْ نَسْتَقْبِلَ القِبْلَةَ بِغَائِطٍٍ أَوْ بَوْلٍ، أَوْ نَسْتَنْجِيَ بِاليَمِينِ، أَوْ نَسْتَنْجِيَ بِأَقَلِّ مِنْ ثَلاَثَةِ أَحْجَارٍ، أَوْ نَسْتنجي برجيع أو بعظم»
“Allah’ın Resûlü (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) büyük veya küçük tuvalet esnasında kıbleye yönelmekten veya kıbleyi arkaya almaktan, sağ elle istinca yapmaktan, üç taştan azıyla istinca yapmaktan, kuru hayvan pisliği ve kemikle istinca yapmaktan  bizi menetmiştir.” 
   Helaya oturan kişinin ağırlığını sol ayağının üzerine vermesi müstehaptır. Tabarâni’nin El-Mû’cem’de Sürâka Bin Malik’ten rivayet ettiği hadiste Sürâka şöyle söyler:
«أَمَرَنَا الرَسُولُ  أَنْ نَتَّكِئَ عَلَى اليُسْرَى وَأَنْ نَنْصِبَ اليُمْنَى»
“Allah’ın Resûlü (Sallallah u Aleyhi  ve Sellem) ağırlığımızı sol ayağımızın üstüne verip sağ ayağımızı uzatmamızı emretti.”

Aynı zamanda arazide helaya çıkan kişi kendisini kimsenin görmemesi için gerektiği ölçüde uzaklaşması müstehaptır. Ebu Davud’un Cabir’den rivayet ettiği bir hadiste şöyle haber verilir:
«كَانَ إِذَا أَتَى البُرَازَ أَبْعَدَ حتى لاَ يَرَاهُ أَحَدٌ»
“(Allah’ın Resûlü (Sallallah u Aleyhi ve Sellem)) büyük tuvaletin e çıktığında birileri tarafından görülmemek için ta uzaklara kadar giderdi.”

Yine helaya çıkanın -özellikle alt taraflarının- birileri tarafından görülmesini engelleme k için en azından vücudun alt kısımlarını taş, ağaç, tepe arkası gibi engellerl e gizlemek müstehaptır. Fakat kişi görülme ihtimali yüksek bir konumda ise mutlaka en azından avret yerlerini örtecek önlemleri almalıdır. Ebu Hureyre’den rivayet edilen hadiste:
«مَنْ أَتَى الغَائِطَ فَلْيَسْتَتِر»
“Kim helaya giderse kendini gözlerden saklasın”  buyurulma ktadır.
Arazide helaya giden kişi sidiğin kendisine sıçramaması için kumlu veya yumuşak zeminli bir yer seçmelidir. Evlerde ki tuvalet taşlarının ise sidiğin sıçrama tehlikesi ne karşı derin olması lazımdır. Kişi tuvalette sidiğin kendi üstüne sıçramaması için elinden geldiği kadar bu duruma dikkat etmelidir . Bir hadiste şöyle buyurulur:
 «إِذَا بَالَ أَحَدُكُمْ فَلْيَرْتَدَّ لِبَوْلِهِ«
“İçinizden biriniz bevlettiği zaman sidiğini kendi üzerine sıçratmasın.”
 
Erkek bir kişi bevlini yaptıktan sonra, sol elinin baş ve orta parmağı ile  zekerini (tenasül uzvunu) kökünden tutup hafifçe bastırarak başına doğru çekerek zekerin içinde kalan sidiği boşaltması ve bu işlemi üç kez tekrarlan ması iyidir. Fakat Şeyhu’l-islam İbn-i Teymiye bütün bu işlemlerin bidat olduğunu söylemiştir.
Özellikle insanlar tarafından görülme tehlikesi olunan yerlerde daha  eğilmeden elbisesin in kaldırılması mekruhtur . Tuvalette iken konuşmak veya selam almak mekruhtur . Fakat bir kişinin tehlikeye düştüğü görülürse insan tuvalette de olsa onu uyarmalıdır. Tuvalette hapşırası gelen kişi, hapşırdıktan sonra içinden “elhamdülillah” der. Kara parçası üzerinde herhangi bir deliğe veya yarığa veya boş bir kabın içine bir zaruret olmadığı müddetçe bevletmek mekruhtur . Zira bu durum  bu gibi yer ve kapları mesken edinmiş olan böcek ve sürüngen hayvanlar a eziyet verecekti r. Bevlederk en kişinin tenasül uzvunu sağ eli ellemesi mekruhtur . Yine istinca ve isticmard a sağ eli kullanmak mekruhtur . Ebu Gatâde’den rivayet edilen hadiste şöyle buyurulur:

«لاَ يَمْسِكَنَّ أَحَدُكُمْ ذَكَرَهُ بِيَمِينَهُ وَهُوَ يَبُولُ، وَلاَ يَتَمَسَّحُ مِنَ الخَلاَءِ بِيَمِينِهِ»
“İçinizden hiç  bir kimse bevlini yaparken sağ eli ile zekerini tutmasın ve tuvalette sağ elini kullanara k silinmesi n.”       
Kişinin ihtiyacını giderirke n aya veya güneşe doğru yönelmesi mekruhtur . Zira bunlarda Allah’ın nuru vardır. İhtiyaç giderirke n -binaların içinde olmak hariç- kıbleye doğru yönelmek veya kıbleye arka dönmek haramdır. Ebu Eyyûb’un Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem)’e intisap ettirerek  rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulur:
«فَإِذَا أَتَيْتُمْ الغَائِطَ فَلاَ تَسْتَقْبِلُوا القِبْلَةَ وَلاَ تَسْتَدْبِرُوهَا، وَلَكِنَّ شَرِّقُوا أَوْ غَرِّبُوا»
“Tuvalete çıktığınızda kıbleyi arkanıza veya önünüze almayın. Fakat doğuya veya batıya dönün.” 
Kıbleden hafif bir şekilde başka bir yere dönmek yeterlidi r. Kişi ile kıble arasında belli bir engelin olup olmaması bu hükmü değiştirmez. İstinca yaparken kıbleye dönmek mekruhtur . Tuvalette gereksiz yere beklemek caiz değildir. Zira avret mahalli gereksiz olduğu halde açık tutulmuş olunmakta dır. Bu durumun aynı zamanda da tıbbî açıdan zararlı olduğu uzmanlar tarafından ifade edilmiştir.

Kullanılan yol veya insanların gölgelendiği, güneşlendiği veya toplandığı yerlere, meyveli bir ağacın dibine ve su kaynaklarına küçük veya büyük ihtiyacı gidermek caiz değildir. Her ne kadar taş ve benzeri kuru şeylerle temizlenm ek yeterli olsa da taşlarla silindikt en sonra suyla yıkamak daha uygundur. Zira Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) taşla silindikt en sonra suyla yıkanır ve bunu müminlere tavsiye ederdi. Fakat dışkılanan madde normal bölgenin haricinde diğer yerlere yayılmışsa bu durumda taş ve benzeri şeylerle silinmek yeterli olmayıp mutlaka su gerekir.
   İsticmar yapılan maddeleri n taş, odun, kumaş v.b. şeylerden olması, temiz ve temizleyi ci olması ve kullanılması mübah olan şeylerden olması gerekmekt edir. Temiz de olsa kemik, hayvan pisliği, yiyecek, ilim kitapları veya bir hayvanın cismine birleşik durumda olan kuyruk ve tüy ile isticmar yapılması haramdır.
Silme sayısı en az üç olmalıdır, yani  kullanılacak taşların adedi en az üç olmalıdır. Fakat kullanılan taşın kenarları üç kenarlı veya daha fazla olurda bu kenarların kullanımı ile temizlik sağlanabilmiş olursa bu taş üç taş yerine geçer. Zira burada önemli olan silme sayıları olup taşların adedi değildir. İsticmar temizlenm esi ancak su ile mümkün olabilece k seviyeye gelene kadar silme işlemiyle temizlik yapma gayretidi r.
Üç taş ile temizlik mümkün olmazsa beş taş, beş yeterli olmazsa yedi kullanılmalıdır. Yani kullanılan taşların adedi daima tek sayılı olması sünnettir. Her iki dışkılama yolundan yellenme haricinde çıkan her türlü madde için su veya taş v.b. şeylerle istinca (temizlik) yapmak farzdır. Bunları yapmadan alınan abdest veya alınan teyemmüm geçerli olmaz. Buhari ve Müslim’de Migdâd’dan rivayet edilen hadis şöyle buyurulur:
«يَغْسِلُ ذَكَرهُ ثُمَّ يَتَوَضَّأُ»
“O önce zekerini (tenasül uzvunu) yıkar daha sonra abdest alırdı.”
Dışkılanan maddeler şayet normal yollardan gelmezse bu durum da istinca yapmadan da abdest alınabilir.

MİSVAĞIN ÖNEMİ

            Sivak ve misvak, ağız temizliğinde kullanılan bir çeşit ağaç köküne verilen addır. Sivak; hem erak, zeytin, urcun v.b. güzel kokulu ağaç köklerine verilen ismin, hem de bu kökü kullanara k yapılan ağız temizliği işlemine verilen isimdir. Her hangi bir vakitte misvak kullanmak sünnettir. Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:     
 «السِّوَاكُ مُطََهَّرَةٌ لِلْفَمِ وَمَرْضَاةٌ لِلرَّبَِ.»
“Misvak kullanmak ağzı temizler ve Rabbin rızasını kazandırır.”
Özellikle gece veya gündüz uykusunda n kalkıldığında misvak kullanmak sünnettir. Huzeyfe’den rivayet edilen hadiste şöyle buyurulur:
«كَانَ رَسُولُ اللهِ  إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يشوص فَاهُ بِالسِّوَاكِ.»
“Allah’ın Resûlü (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) gece namazına kalktığında ağzını misvakla fırçalardı.”

Uzun süre konuşulduğunda, uzun süre açlık ve susuzluk durumlarında misvak kullanmak müstehaptır. Zira bu durumlard a misvak ağızda meydana gelecek kokuları giderecek tir.
   Abdest almadan önce veya namazdan hemen önce misvak kullanmak müstehaptır. Bu konuda Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği hadis şöyledir:

«لَوْ لاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ بِالسِّوَاكِ عِنْدَ كُلِّ الوُضُوءِ.» 
“Ümmetime zor geleceğinden korkmasay dım onlara her abdest öncesi misvak kullanmal arını emrederdi m.”
Kuran okumaya başlamadan önce de misvak kullanmak müstehaptır. Hz.Ali’den merfû olarak rivayet edilen hadiste şöyle buyurulur:
«إِنَّ أَفْواَهَكُمْ طُرُقِ القُرَآنِ فَطَيِّبُوهَا بِالسِّوَاكِ.»
“Ağızlarınız Kur’anın yollarıdırlar onları misvakla güzel kokulu yapınız.»
Başka bir hadiste şöyle buyurulur:

«إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ يُصَلِّي فِي اللَّيْلِ فَلْيَسْتَك، فَإِنَّ أَحَدُكُمْ إِذَا قَرَأَ فِي صَلاََتِهِ وَتَضَعُ مَلَكٌ عَلَى فِيهِ، وَلاَ يَخْرُجُ مِنْ فِيهِ شَيْءٌ إِلاَّ دَخَلَ فِي جَوْفِ المَلَكِ.»
“Sizden biriniz gece namaza kalktığınızda misvak kullansın, zira; o  kişi namazda okumaya başladığında bir melek gelip ağzını bu kişinin ağzına dayar ve onun ağzından dökülen her şey (Kur’an ve zikirler) o meleğin karnına girer.”

ABDEST

Abdest, küçük ve büyük tuvalete çıkmak yellenmek veya derin uykuyla uyumak gibi küçük olaylarda n sonra her müslümanın belli ibadetler için yapması gerekli olan bir temizlikt ir.
Namaz kılmak isteyen kişinin öncelikle maddi ve manevi pislikler den uzak olmalıdır. Maddi pislikler insanın bedeninde veya  elbisesin de olan pislikler dir. Manevi  olanı ise insanın abdestsiz olduğu hal veya cünüplük, hayız, nifas halleridi r. Bu hüküm Kur’an, Sünnet ve icmâ ile sabittir. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:

يَاأَيُّهَا الذِّينَ آمَنُوا إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاَةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى المَرَافِق وَامْسَحُوا بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الكَعْبَينِ، وَإِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُوا وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مِّنْكُمْ مِنْ الغَائِط أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ مِنْهُ 
“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, elleriniz i dirsekler inize kadar yıkayınız, başlarınızı mesh edip ayaklarınızı topuklarınıza kadar yıkayınız. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alınız. Eğer hasta veya yolculuk halinde bulunursa nız yahut biriniz tuvalette n gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsi temasta bulunmuşsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz topraklar la teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirsekler e kadar) elleriniz i onunla meshedin…” (Maide:6) 

Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
«لاَ يَقْبَلُ اللهُ صَلاَةَ بِغَيْرِ طَهُورٍ»
“Allah temiz olmayanın namazını kabul etmez.” (Müslim rivayet etmiştir.)
«لاَ يَقْبَلُ اللهُ صَلاَة أَحَدِكُمْ إِذَا أَحْدَثَ حَتَّى يَتَوَضَّأَ»
“Allah içinizden abdestini bozacak bir fiil yapanın namazını abdest alıncaya kadar kabul etmez.”             (Buhari ve Müslim rivayet  emiştir.)

Allahu Teâlâ az önce zikredile n âyeti kerimesin de temizliğin iki çeşidi olduğunu ifade etmiştir: Birincisi; asıl olan temizlik, ikincisi; onun bedeli olan temizlikt ir. Asıl olan temizlik su ile yapılır, bedeli ise su olmadığı zaman gündeme gelen teyemmümdür.
   Allahu Teâlâ bu âyette su ile yapılan temizliğin (abdestin) iki kısma ayrıldığını beyan etmiştir: Bunlar büyük ve küçük temizlikl erdir. Su bulunmaya n durumlard a Teyemmüm yapmak her iki temizliğin hükmen gerçekleşmesi için yeterlidi r.

ABDEST NASIL ALINIR?

1.   Abdest alacak kişi önce abdest almaya  niyet eder. Niyet kalpten yapılır ve asla dille söylenmez. Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) ne abdest almaya başlarken, ne de namaza başlarken dil ile niyet etmemiştir. Zira Allahu Teâlâ kalpte olan niyetleri bilmekted ir ve dolayısı ile O’nun bildiğini yine O’na haber verme ihtiyacı yoktur.

2.   Daha sonra “Bismillah” denerek besmele çekilir.

3.   Daha sonra eller üç defa yıkanır.  (Şekil:1)
   
4.   Ağza üç defa su verilerek çalkalanır. Buruna üç defa su çekilerek sümkürülür. (Şekil:2-3-4)

5.   Daha sonra yüz üç defa yıkanır: Yüz boyuna cephedeki tüy bitiminde n çene altına kadar, enine kulaktan kulağa yıkanmalıdır.(Şekil:5)
فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ
      “Yüzlerinizi yıkayınız.”

6.   Daha sonra eller ve kollar sağdan başlamak üzere dirsekler i ile beraber üçer defa yıkanır. (Şekil:6)
 وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى المَرَافِق
“Elleriniz i de dirsekler inize kadar yıkayınız”

7.   Daha sonra eller ıslatılır ve başın ön tarafından arkasına doğru  saçlar üzerine mesh edilir ve daha sonra da aynı şekilde geriye getirilir . (Şekil:7-8)
وَامْسَحُوا بِرُءُوسِكُمْ
“      Başlarınızı mesh ediniz.”

8.   Başın bütünü mesh edilir. Ancak başta sarık sarılı ise sacın başın açıkta kalan kısmını mesh edip kapalı kısımları mesh yapılabilir. Bazı alimler başın bir kısmını meshetmen in yeterli olduğu söylemişlerdir. Örneğin İmam-ı Ebu Hanife başın dörtte birinin meshedilm esinin yeterli olduğunu ifade etmiştir.

9.   Daha sonra kulaklar bir defa olmak üzere mesh edilir: İşâret parmakları kulak delikleri ne sokularak kulak içleri, baş parmaklar la da kulağın dış kısmı mesh edilir.  (Şekil:9)

10.   Daha sonra sağdan başlamak üzere ayaklar üç defa topuklar ve iki taraftaki şişkin kemiklere kadar yıkanır. (Şekil:10)
وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الكَعْبَينِ
      “Ayaklarınızı topuklarınıza kadar yıkayın.”

CÜNÜP BİR KİŞİ NASIL TEMİZLENİR?

Gusül, cünüplük ve hayız gibi büyük hadeslerd en  sonra alınması gereken boy abdestidi r. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
وَإِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُوا
“Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın.” (Maide:6)
Alınış Şekli:
1.   Öncelikle kalpten gusül abdesti almaya niyet edilir.
2.   Daha sonra “Bismillah” diyerek besmele çekilir.
3.   Daha sonra tam bir namaz abdesti alınır.
4.   Daha sonra başdan aşağıya doğru üç defa su dökülür.
5.   Daha sonra hiç bir kuru yeri kalmayıncaya kadar  bütün vücut yıkanır.



TEYEMMÜM

Teyemmüm, suyun olmadığı veya su olmasına rağmen kullanılmasının mümkün olmadığı durumlard a toprakla yapılan ve abdest veya gusül abdesti yerine  geçen vacip bir temizlikt ir. Allahu Teâlâ şöyle  buyurur:
وَإِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُوا وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مِّنْكُمِّ مِنْ الغَائِط أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا  طَيِّبًا  فَامْسَحُوا  بِوُجُوهِكُمْ  وَأَيْدِيكُمْ مِنْهُ 
“Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Eğer hasta veya yolculuk halinde bulunursa nız yahut biriniz tuvalette n gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsi temasta bulunmuşsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz topraklar la teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirsekler e kadar) elleriniz i onunla meshedin…”         (Maide:6)

Teyemmüm Nasıl Yapılır?

Teyemmüm alacak kişi öncelikle normal abdest için mi, yoksa gusül abdesti için mi teyemmüm yapacağına niyet eder. Sonra toprağa veya toprak cinsinden bir şeye iki elinin içi ile vurarak bununla yüzünü ve ellerini mesh eder. (Şekil:11-12-13-14) Bazı alimlere göre eller kollarla beraber mesh edilmelid ir. Fakat âyette elleriniz manasına gelen “eydikum” lafzı geçmektedir. Başka bir âyette:
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَا
“Erkek veya dişi hırsızın ellerini kesin.”
 
buyurulma ktadır. Ayette “ellerini kesin” manasına gelen “eydiyehum a” lafzı geçmektedir. Hırsızın ellerinin bileğinden kesileceği konusunda şüphe yoktur. Öyleyse ellerden kasıt kollar olmayıp sadece kolların el bilekleri ne kadar olan kısmıdır.
Teyemmüm, suyun olmadığı veya kullanılmasının mümkün olmadığı durumlard a namaz abdesti ve gusül abdesti için yeterlidi r. Zira Allahu Teâlâ küçük ve büyük temizliği zikrettik ten sonra:
فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا
“Temiz toprakla teyemmüm edin.” buyurmakt adır.
Allahu Teâlâ âyette şöyle buyurur:
مَا يُرِيدُ اللهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلَكِنْ يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ
“Allah size bir güçlük çıkarmak istemez fakat sizi tertemiz kılmak ister.”  (Maide:6)
Bazı alimler teyemmümün temizleyi ci değil sadece ibadeti mübah kılıcı olduğunu ifade etmişlerdir. Fakat teyemmüm mübah kılıcı değil hükmen temizleyi cidir.

Bu ayette teyemmümün temizleyi ci olduğuna işaret vardır. Bu iki söz arasındaki fark şudur: Teyemmüm mübah edicidir diyenler şöyle diyorlar: “Teyemmüm belli bir zaman ve belli bir çeşit için geçerlidir, yani bir insan belli bir namaz için teyemmüm alsa o namazın vaktinin çıkması ile teyemmümü de bozulmuş olur. Yine bir bu görüşe göre; bir insan nafile namaz kılmak için teyemmüm alsa, bu teyemmümle farz bir namaz kılamaz. Zira farz namaz çeşit olarak nafileden farklıdır. Fakat doğru görüşe göre teyemmüm temizleyi cidir ve dolayısıyla nafile namaz için alınan teyemmümle farz namazlar da kılınabilir ve namaz vaktinin çıkması ile teyemmüm bozulmaz. Şayet bir kişi abdesti bozacak bir iş yapmadığı takdir de almış olduğu teyemmümle beş vakit namazın beşini dahi kılabilir.
   Teyemmümden kaynaklan an bu temizlik su bulununca ya kadardır. Su bulunulduğunda teyemmümün sağladığı temizlik ortadan kalkar. Örneğin cünüplükten dolayı teyemmüm yapan biri su bulduğunda hemen gusül almalıdır.
Buhari’de Ümran bin El-Husayn’nin rivayetiy le aktarılan şöyle bir kıssa geçer. Müslümanlar (bir sefer esnasında) susuz kalmışlardır. Sonunda bir müşrik kadının yanında su bulunur Allah’ın Resûlüne getirilir . Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem)’in yanında sahabeler vardır. Hepsi bu sudan içip susuzlukl arını giderirle r ve sonra develerin i de sularlar. (Bu olaydan önce) Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) sahabeler arasından birinin onlarla beraber namaz kılmadığını görür  o kişiye sorar:
«مَا مَنَعَكَ أَنْ تُصَلِّي مَعَنَا؟
“Seni bizimle namaz kılmaktan alı koyan nedir?”
فَقَالَ : يَا رَسُول اللهِ، أَصَابَنِي جَنَابَةٌ وَلاَ مَاءَ.
“Şöyle cevap verir: Ey Allah’ın Resûlü bana cünüplük isabet etti ve gusül almam  için su da yok.”
 فَقَالَ :"عَلَيْكَ بِالصَّعِيدِ، فَإِنَّهُ يَكْفِيكَ.»
“Allah’ın Resûlü der ki:Toprakla teyemmüm yapman senin için yeterlidi r.”
Daha sonra su gelir ondan bir miktar su artar. Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) o kişiye şöyle der:
«خُذْ هَذَا المَاءَ فَأَفْرِغْهُ عَلَى نَفْسِكَ»                                                       
“Bu suyu al ve üzerine dök.”
Burada dikkat çeken bir durumda gusülde tertibin şart olmadığıdır. Zira Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) bu sahabiye önce şunu yap, sonra şunu yap dememiş, sadece suyu alıp üstüne dökmek suretiyle normal olarak yıkanmasını öğütlemiştir.

MEST VEYA ÇORAP ÜZERİNE MEST YAPMAK

Mest, deri ve benzeri maddelerd en yapılmış olup ayağa giyilen bir ayakkabı türünden bir giysidir. Zamanımızda bazı Müslümanlar genelde soğuktan korunmak için bunu giyerler ve temizliğini sağlamak için de mestin üzerine onu koruyacak bir deri, plastik ve benzeri maddelerd en imal edilmiş başka bir ayakkabı daha giyerler. Her ne kadar abdeste mest üzerine, mest edebilmek için bu koruyucu ayakkabı şart olmasa da bazı müslümanlar temizliğinden daha emin olabilmek için bu ikinci ayakkabıyı giymeyi uygun görürler.
Çorap, ayağa giyilen yün, pamuk veya benzeri maddelerd en yapılmış bir ayak giysisidi r.

Mest, çarık ve çorap üzerine mest yapmanın hükmü:     

Ayağa giyilen çarık ve çorap türünden şeylerin üzerine  mesh yapmak Peygamber imiz (Sallallah u Aleyhi ve Sellem)’in sünnetidir. Kim ki bunları abdestli iken giymişse bunların üzerine mest etmesi ayaklarını yıkamasından efdaldır. Buna delil ise Muğire Bin Şûbe’den rivayet edilen şu hadistir:
«أَنَّ النَّبِيَّ  تَوَضَّأَ، قَالَ المُغِيرَة: فَأَهْوَيْتُ ِلأَنْزِعَ خُفَّيْهِ فَقَالَ: «دَعْهُمَا فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَ¯