Kuran ve Sünnet

MERAKEŞ FETAVASI

Allah'ın sıfatlarını bilmek gerekli midir?:

İlimler dünyasının ve devrinin eşsiz âlimi Ahmed İbn Teymiye'ye soruldu:
İki adam Allah'ın sıfatlarını kabul etme ve O'nun Arş üzerinde oluşunun kesinliği konusunda tartıştılar. Biri şöyle dedi: «Bunu kişinin bilmesi ve araştırması gerekmez. Bu mekruhtur. Nitekim İmam Mâlik bunu soran adama: «Seni kötü bir adam olarak görüyorum» demiştir. Kişinin bilmesi ve inanması gereken, Allah'ın mülkünde eşsiz bulunduğu, her şeyin Rabbi, yaratıcısı ve hâkimi olduğudur. Bu konuda kim konuşursa o, mücessime ve Haşeviye'dendir». Bu sözleri söyleyen isabet mi etmiştir, yanılmış mıdır? Yanılmış ise, Allah'ın sıfatlarının varlığına ve Arş -ki yaratıkların en üstünüdür - üzerinde oluşuna inanmaları ve bilmeleri gerektiğine ilişkin delil nedir? Tecsim ve haşvin anlamı nedir? Bu iki mes'elede şüpheleri giderecek ve sadra şifa olacak şekilde bizi aydınlatın. Allah size mükâfatınızı versin(1).
Cevap: Allah'a hamdolsun, insanların Hz. Peygamber'in getirdiği şeyleri kabul etmesi vâcibtir. Kur'ân-ı Kerim'in ve bilinen sünnetin getirdiği şeyleri bir bütün olarak, tafsili bilindiği zaman da tafsili olarak kabul etmek insanlara vâcibtir. Hz. Peygamber'in getirdiklerini kabul etmedikçe kişi mü'min olamaz. Bu da *Lâ ilahe illallah Muhammedün Resûlüllah»ın gerçekleşmesi demektir.
Hz. Peygamber'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet eden kimse, onun Allah'tan getirdiği şeyler konusunda doğru olduğuna şehadet ediyor demektir. Şüphesiz bu, risaleti kabul etmenin gerçeğidir. Çünkü yalancı, söylediği yalanlarla peygamber olamaz. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: «Eğer Muhammed bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, biz onu sağımızla yakalardık, sonra onun şahdamarını koparırdık»(2).Bu islâm'ın zorunlu olarak bilinmesi gereken ilkelerindendir ve burada üzerinde durmaya gerek yoktur. O da Kur'ân-ı Kerîm'in ve Hz. Peygamber'in bildirdiğidir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: «Andolsun ki Allah, inananlara, âyetlerini okuyan, onları arıtan, onlara kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Halbuki onlar önceleri apaçık sapıklıkta idiler(3), «Nitekim biz size, aranızdan âyetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size Kitab'ı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir Peygamber gönderdik»(4), 'Allah'ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitab ve hikmeti anın. Allah'tan sakının. Allah'ın her şeyi bildiğini bilin»(5), «Biz her peygamberi ancak Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik(6), «Hayır, Rabbine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar»(7), "Ey inananlar! Allah'a itaat edin, Peygamber'e ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve Peygamber'e bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir»(8).
Hz. Peygamber'in bildirdiği şeylerden biri de, önceliği kazanan ve kıyamet gününe kadar onlara iyilikle uyan mü'minlerden hoşnut olmasıdır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: «İyilik yarışında önceliği kazanan muhacirler ve Ensâr ile onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur. Onlar da Allah'tan hoşnutturlar. Allah onlara içinde temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır»(9),
Hz. Peygamber'in bildirdiği şeylerden biri de, yüce Allah'ın dini şu buyruğuyla tamamladığını bildirmesidir: «Bugün size dininizi tamamladım, üzerinize olan nimetimi bütünledim ve din olarak size İslâm'ı beğendim»(10).
Hz. Peygamber'in getirdiği şeylerden biri de, Allah'ın apaçık tebliğ ile tebliğ etmesini emretmesidir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Peygambere düşen, sadece tebliğdir»(11), «Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kur'an'ı indirdik. Belki düşünürler»(12), «Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur(13).Hz. Peygamber'in risaleti tümüyle tebliğ ettiği ve ondan hiçbir şey gizlemediği kesin olarak bilinmektedir. Zira Allah'ın kendisine indirdiklerini gizlemek risaletin gereğiyle çelişmektedir.
Hz. Peygamber'in, risaletten bir şey gizlemekten ve ona kendinden yalan şeyler katmaktan münezzeh olduğu İslâm'ın zahirî bilgilerindendir. Risaleti Allah'ın kendisine emrettiği gibi tebliğ ettiğine ve kendisine Allah'tan gelenleri açıkladığına bütün ümmet şahittir. Yüce Allah da dini tamamladığını bildirmiş ve bu tamamlanış Hz. Peygamber'in tebliğiyle yerini bulmuştur. Çünkü din ancak onun tebliğ etmesiyle bilinmiştir. Böylece yüce Allah'ın kulları için teşri ettiği dinin tamamını tebliğ ettiği anlaşılmıştır. Nitekim Resûlüllah şöyle buyurmaktadır: "Sizi gecesi ile gündüzü bir olan apaçık, bir cadde üzerinde bıraktım. Benden sonra him ondan saparsa helak olur»(14) Yine şöyle buyurmuştur: «Cennete yaklaştıracak her şeyi size anlattım. Cehennemden uzaklaştıracak her şeyi de size açıkladım»(15).
E b û Zer şöyle demiştir: «Resûlüllah gökte uçan kuş hakkında bile bize bilgi verdikten sonra vefat etmiştir».
Bu açık olunca, her müslümanın Allah'ın isim ve sıfatları konusunda bildirdiği şeyleri, Kur'an ve Sünnet'te bu konuda varid olan hususları tasdik etmesi vâcibtir. Önceliği kazanan Muhacir ve Ensâr'ın ve onları iyilikle izleyenlerin, Allah'ın kendilerinden razı olduğu ve kendileri de Allah'tan razı olan bu insanların bunları tasdik ettiği gibi her müslümanın da tasdik etmesi vâcibtir.
 

Dip Notlar:
1)    Buna *el-Kaidetu'l-Merâkeşiyye* adı verilir.
2)    69 Hakka, 44-46
3)    3    Âl-i imran, 164
4)    2    Bakara, 151
5)    2    Bakara, 231
6)    4    Nisa, 64
7)    4    Nisa, 65
8)    4    Nisa, 59
9)    9 Tevbe, 100
10)  5 Muide, 3
11) 24 Nûr, 54
12) 16 Nahl, 44
13) 5 Mâide, 6714    İbn Mâce, Mukaddime, 1, 6
15) Benzer rivayetler için bkz. İbn Abdilberr, Câmiu Beyani'l-İlm ve Fadlihi, 11/233; M. Nâsıruddin el-Elbânî, et~Tevessül, 128