Kuran ve Sünnet

Allah a İman

Allah'a İman
-Allaha iman edin- -Allaha iman edin- Allah'a iman, Allah azze ve celle'nin varlığına ve birliğine tam bir tasdik ile inanmak; uluhiyyetinde, rububiyyetinde, isim ve sıfatlarında Allah'ı birlemektir.
*****************************************************************************
Uluhiyyet Tevhidi:
Uluhiyyet Tevhidi, söz veya fiil ile yapılan gizli ve aşikar tüm ibadetlerde Allah azze ve celle'yi birlemek; Allah'tan başka -kim ve ne olursa olsun- hiç kimseye ve hiç bir şeye ibadet etmemektir. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Rabbin, sadece kendisine ibadet etmenizi kesin bir şekilde emretti) (17/el-İsrâ/23) Ve şöyle buyurur: (Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın) (4/en-Nisa/36)
Uluhiyyet Tevhidi,
"La ilahe illallah"ın anlamında vardır. "La ilahe illallah", "La ma'bude bihakkın illallah / Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur" anlamındadır.
Uluhiyyet Tevhidi'nin zıddı şirktir. İbadeti Allah'tan başkasına yapmaktır.
Şirk, kişiyi İslam'dan çıkaran büyük şirk ve İslam'dan çıkarmayan küçük şirk olarak ikiye ayrılır.
Örneğin; Allah'tan başkasını Allah'ı sever gibi sevmek, Allah'tan başkasına dua edip ancak Allah'ın kudretinin yetebileceği bir şeyde ondan yardım istemek büyük şirktir.
Büyük şirk derecesine ulaşmamış riyâ ve Allah'tan başkası adına yemin etmek de küçük şirke örnektir.
Mümin, küçük ya da büyük şirkin her türlüsünden kaçınmalıdır. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın) (18/el-Kehf/110)
*********************************************************************************
Rububiyyet Tevhidi:
Allah azze ve celle'nin her şeyin rabbi, meliki ve yaratıcısı olduğunu; her şeyi dilediği gibi yönettiğini kesin bir şekilde tasdik etmektir. O'nun mülkünde hiçbir ortağı yoktur. Bir şey dilediği zaman O'nu engelleyecek de yoktur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." O halde de ki: "O'nu bırakıp da kendilerine fayda yada zara verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?" De ki: "Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu?" Yoksa O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: "Allah her şeyi yaratandır. O, birdir ve karşı durulamaz güç sahibidir) (13/er-Ra'd/16)3
Rububiyyet Tevhidi'ni geçmişteki dehriler ile bugünün ateistleri hariç diğer dinlere ve milletlere mensup olanlar da kabul ederler. Kur'an-ı Kerim'de Mekke müşriklerinin Allah'ı rabb olarak bir kabul ettiklerine fakat uluhiyyette O'na ortak koştuklarına işaret edilir. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Andolsun ki onlara (müşriklere) "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki: "(Öyleyse) hamd de yalnız Allah'a mahsustur". Ama onların çoğu bilmezler) (31/Lokman/25)
Rububiyyet Tevhidi'nin zıddı; mahlukatın idaresinde -herhangi bir şeyde; varetmede, yoketmede, yaşatmada ve öldürmede, fayda ya da zarar vermede, kısacası rububiyyet ifade eden her şeyde- Allah ile birlikte başka birinin gücü ve etkisi olduğuna inanmak veya Allah azze ve celle'ye ait yüce sıfatlardan birini başkasına vermektir. Örneğin; bir kimsenin her şeyi görüp gözettiğini, her konuşmayı işittiğini ya da gaybı bildiğini ileri sürmek
Rububiyyet Tevhidi'ne aykırıdır. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse O'nun keremini geri çevirecek de yoktur) (10/Yunus/107)
**********************************************************************************
İsim ve Sıfat Tevhidi:
Allah azze ve celle'ye kendisini Kitabı'nda vasfettiği ve Rasulü'nün O'nu vasfettiği güzel isimleri ve yüce sıfatları ile inanmak tevhidin bu kısmını oluşturur. Allah azze ve celle'nin isimlerine ve sıfatlarına nasıllığını sormadan, kullarınkine benzetmeden ve tevil yapmadan olduğu gibi iman etmek gerekir.
Allah azze ve celle şöyle buyurur: (O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, Semi' (işiten) ve Basîr (gören)'dir) (42/eş-Şûrâ/11)
Bu ayette isim ve sıfatlar konusunda sapıklığa düşenlerin hepsine cevap vardır. (O'nun benzeri hiçbir şey yoktur) cümlesinde Allah'ın sıfatlarını kulların sıfatlarına benzetenlere ve nasıllığını soranlara cevap vardır. (O, Semi' (işiten) ve Basîr (gören)'dir) cümlesinde ise Allah azze ve celle'nin sıfatlarını tevil ve tahrif edenlere açık bir reddiye vardır. Allah Teâlâ'nın isim ve sıfatlarının ifade ettiği anlamlar nasıllığını bilmemekle birlikte bizler için malumdur. İşitmek ve görmek nasıl birbirinden farklı ise istivâ ve nuzül de birbirinden farklıdır.
İsim ve Sıfat Tevhidi'nin zıddı, Allah azze ve celle'nin isim ve sıfatlarını inkardır.
Bu da üç çeşittir:
1. Müşriklerin yaptığı gibi Allah azze ve celle'nin isimlerini putlarına vermek..."İlah" anlamına "Lât", "Aziz" anlamına "Uzza" ve "Mennan" anlamına "Menât" ismini vermeleri gibi...
2. Allah'ın sıfatlarını mahlukatınkine benzetenlerin inkarı...Bu müşriklerin küfrünün tam tersi bir küfürdür. Onlar, Allah'ın isimlerini ve sıfatlarını putlarına verirler. Bunlar da mahlukatın sıfatlarını Allah'a verirler.
3. İsim ve sıfatları kabul etmeyenler...
Bunlar da iki kısımdır:
(a) Allah azze ve celle'nin isimlerini ve sıfatlarını tamamen inkar edenler...
(b) Mahlukatın sıfatlarına benzer korkusuyla anlamını kabul etmeyenler...
Bu şüpheyle Allah azze ve celle'nin isim ve sıfatlarını inkar eden kimse aslında kendisi kafasında bir benzetme yapmış ve bunun üzerine inkar ihtiyacı hissetmiştir.