Kuran ve Sünnet

Hüküm ve Yargı

     
 
 

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

Hüküm ve Yargı

 

Yüce Allah, hüküm ile ezeli takdirin arasını ayırmış, geçerliliği hüküm için ve adaleti de ezeli takdir için belirlemiştir. Çünkü O'nun hükmü, hem şer'i bakımdan hükümlerini, hem de kainat için koyduğu (kevnî) yasayı içerir.

Bu her iki husus, kul hakkında hem geçerlidir, hem de devam etmektedir. Kul, bu iki hükme boyun eğmiştir. Hem onun hakkında devam etmesiyle, hem de kabul ya da reddetmesiyle...

İnsanın kevnî olan hükme muhalefet etmesi mümkün değilken, şer'i olana bazen muhalefeti söz konusu olabilmektedir.

Ezeli takdir konusu, tamam edip eksiksiz olmayı gerektirir ve kul hakkında geçerli olması ve nüfuz etmesinden sonra ortaya çıkar. Bundan sonra kul, "Ezelî takdirinin sonucu, adaletlidir." der. Yani tam kıldığın, eksik etmediğin ve kulun hakkında nüfuz ettiğin hüküm, senin ondaki adaletini ortaya koyar.

Hükme gelince; bu, Allahu Teâlâ'nın kulu hakkında verdiği hükümdür. İsterse kulunda gereğini yerine getirir, isterse getirmez.

Şayet din hakkında verdiği bir hüküm ise, bu, kul hakkında geçerli olur.

Yok, kevnî hükmü ise, bu da, şayet Allah yürürlüğe koyarsa kul hakkında geçerli olur; yürürlüğe koymazsa, geçerli olmaz ve Allahu Teâlâ ezelî takdiri gereğince hükmü verir ve devam ettirir. Şüphesiz ki O, hem takdir ettiğini yerine getiren, hem de bunu devam ettirendir.

"Ezelî takdirinin sonucu, adaletlidir." sözüne bakarsak; her yönüyle kulunda bulunan ilâhî takdirlerin hepsini içerir. Hastalık, sağlık, fakirlik, zenginlik, afiyet, elem ve sıkıntı, hayat, ölüm, ceza ve mükâfat gibi her şeyi içerir.

Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

"Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak, ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki, insan çok nankördür." (Şura, 48)

 İşte görüldüğü gibi kulu hakkında verdiği bütün takdirlerinde Allahu Azze ve Celle adaletini ortaya koymuştur