Kuran ve Sünnet

Salihler Hakkında Aşırılık Şirk Sebebidir

Salihler Hakkında Aşırılık Şirk Sebebidir
 
 
Bu olaydan anlıyoruz ki, salihler hakkında aşırı muhabbet, insanoğlunun şirke düşmesine sebep olabilir. Buradaki aşırılıktan murad, söz ve itikatla onları tazimde aşırı (ifrata) gitmektir .
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Ey kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında gerçek olmayan şeyleri söylemeyin. Meryemoğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın elçisi ve O'nun Meryem'e yönelttiği kelimesid ir." (Nisa: 4/171)
Yani tazimde aşırı giderek onu, Allah'ın (c.c.) ona verdiği dereceden daha fazla yüceltip, Allah'tan (c.c.) başkasına layık olmayan makama koymayın.
Buradaki hitap her ne kadar ehli kitaba ise de, umumidir ve bütün ümmetlere şamildir. Allah (c.c.) onları, Hristiyan ların İsa (a.s.) ve Yahudiler in Uzeyir (a.s.) hakkında düştükleri gibi bir hataya düşmemeleri için sakındırmıştır.
Ömer'den (r.a.) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Hristiyan ların İsa'yı överek göklere çıkardıkları gibi, siz de beni övüp göklere çıkarmayınız. Ben ancak bir kulum, benim için Allah'ın kulu ve Resulü deyiniz." (Buhari; Enbiya: 44, Darimi; Rikaak: 68, Ahmed; 1/23-24, 47.)
Yani beni överken haddi aşmayı, sonra beni Allah'ın (c.c.) bana verdiği derecenin üstüne çıkarmış, hristiyan larıh yaptığını yapmış olursunuz . Nitekim hristiyan lar İsa (a.s.) hakkında böyle yaptılar ve sonunda onu ilah edindiler .
Bu uyarıya rağmen, cahiller ve hurafecil er Rasululla h'ın (s.a.v.) emirlerin e karşı gelerek, onun yasakladığını yaptılar. Hristiyan ların aşırılığının ve şirklerinin benzerini uygulayar ak, evliya ve salihleri n kabirleri üzerine kubbeler ve mescitler yaparak, oralarda namaz kıldılar. Bu namazlar her ne kadar Allah (c.c.) için olsa da bununla kabir sahipleri ni tazim etmek istediler, kabirleri ni tavaf ettiler, sıkıntılarını gidermek üzere onlardan yardım dilediler, ihtiyaçlarını gidermeyi istediler, evliyaların türbelerinde kılınan namazları mescitler de kılınan namazlard an daha faziletli olarak gördüler.
Aişe (r.a.) Rasûlullah'tan (s.a.v.) şöyle rivayet etmiştir:
"Peygamber (s.a.v.) son hastalığa yakalandığında yüzünü benekli bir peçe ile örter, nefesi daralınca açardı. Böylesine sıkıntılı bir esnada şöyle buyurdu:
"Allah'ın laneti Yahudiler ve Hristiyan lar üzerine olsun. Onlar peygamber lerinin kabirleri ni mescit haline getirdile r."
"Böylece ümmetini onların yaptıklarından sakındırdı. Eğer öyle olmasa idi, onun kabri açık tutulurdu, fakat mescit edinilmes inden korkuldu." (Buhari; Namaz: 55, Müslim; Mesacid: 22, Nesai: Mesacid: 13.
Rasululla h (s.a.v.) peygamber lerin ve salihleri n kabirleri nin mescit, kilise ve mabed edinilmes ini yasaklaya rak böyle yapanları lanetledi . Bunu yaparlark en her ne kadar mescit edinme gayesiyle yapmasala r bile itibar isme değil manayadır. Peygamber lerin ve salihleri n kabirleri üzerine kubbe ve mescit yapanlar lanetlenm iştir. Burada "Alim ve salihleri n diğerlerinden ayırt edilmemel eri için, onların kabirleri üzerinde böylesi binalar yapmak caizdir" diyenleri n sözleri de reddedilm iş oluyor. Peygamber lerin kabirleri üzerinde mescit yapılması lanetleni nce, diğerleri öncelikle lanetlenm iş olur. (Teysir el-Aziz el-Hamid))
Cahiller bu konuda o kadar aşırı gittiler ki, Allah'tan (c.c.) başkasından istenmesi açıkça şirk olan bazı talepleri ni, şiir ve edebi sözlerle, peygamber den ve salihlerd en istemeye başladılar. Onların gaybı bildikler ini söylediler. Bazıları o kadar ileri gittiler ki;
"Rasûlullah'ın (s.a.v.) dünyadan ayrılmadan önce olmuş ve olacak her şeyi biliyordu" dediler. Böylece Kur'an-ı Kerim'in açık naslarına muhalefet ettiler.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Gaybın anahtarla rı O'nun katımladır. O'ndan başkası onu bilmez..." (En'am: 6/59)
"Saatin (Kıyametin ne zaman kopacağının) ilmi muhakkak Allah'ın yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerd e olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. (Her şeyi) bilen, (her şeyden) haberi olan, yalnız Allah'tır." (Lokman: 31/34)
Allah (c.c.) peygamber lerinden haber verirken şöyle buyurmuştur:
"Eğer gaybı bilseydim, elbette çok hayır (mal ve menfaat) elde ederdim ve bana kötülük dokunmazdı..." (A'raf: 7/188)
"De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez." (Neml: 27/65)
Bu ayette görüldüğü gibi gaybı Allah'tan (c.c.) başka kimse bilemez.
Onun için Aişe (r.a.):
"Herkim Muhammed, gaybı biliyor diye iddia ederse, Allah'a (c.c.) en büyük iftirayı yapmıştır." (Müslim; İman: 77.) demiştir. Resûlullah'ın bazı gaybi bilgileri bildirmiş olması ancak Allah'ın (c.c.) vahyi ile olmuştur.
Yeryüzünde şirk, ilk olarak salihler hakkında aşırı sevgi yüzünden ortaya çıkmıştır. İlkinden sonuncusu na kadar bütün peygamber ler, insanları onları yaratanın Allah (c.c.) olduğu inancına değil yalnız Allah'a (c.c.) ibadete davet etmişlerdir. Çünkü daha önceden belirttiğimiz gibi, müşrikler herşeyin yaratıcının Allah (c.c.) olduğunu bilmektey diler.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Sen bize babalarımızın ibadet ektikleri ni terkedere k yalnız Allah'a ibadet edelim diye mi geldin." (A'raf: 7/70)
Büyük şirk: Secde, adak vb. ibadet çeşitlerinden herhangi birini Allah'tan (c.c.) başkasına yapmaktır
Küçük şirk ise, riya, tazim kastı olmaksızın yaratıklardan birinin adına yemin etmek gibi ibadet seviyesin e ulaşmamış amelleri Allah'tan (c.c.) başkası için yapmaktır.
Şair Ahmed Muharrem şöyle demiştir:
Şirkin fitnesi var ya, fitneler içinde yoktur benzeri.
Allah'tan başka kuvvetler içinde bir ilah yok ki, ona ibadet edilsin ve ondan korkulsun .
O, mülkün malikidir, O'nun şanına ibadet edilir ortağı, olmaktan münezzehtir.
Hayatta olan bir kişinin yine hayatta olan başka birisinde n, yaratılanların yapabilec eği bir şeyi istemesin de veya yardım talep etmesinde ise bir sakınca yoktur.