Kuran ve Sünnet

Rüya ile edinilen Bilgi

Keşif ve rüya ile elde edilen bilgi delil olur mu?
Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, odasının kapısında bir münakaşa işitmişti. Yanlarına çıkıp:
"Ben bir beşerim. Bana ihtilaflılar gelir. Bunlardan biri, diğerine nazaran daha belâgatlı (ikna edici) olur. Ben de onun doğru söylediğini zanneder, lehine hükmederim. Ancak kime bir müslümanın hakkını vermiş isem, bunun ateşten bir parça olduğunu bilsin. O ateşi ister yüklensin, ister terketsin (kendisi bilir)" buyurdular."
Sahiheyn'in bir rivayetinde hadis şöyledir: "Ben de sizin gibi bir insanım. Siz dâvalarınızın halli için bana geliyorsunuz. Bazınızın hüccet yönüyle, diğer bazısından daha ikna edici olması, böylece benim, işittiğime dayanarak onun lehine hükmetmem mümkündür. Kimin lehine, kardeşinin hakkından bir şey hükmetmişsem (bilsin ki), onun için cehennemden bir ateş parçası kesmiş oluyorum."[1]
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu hadis ile hükmü, işitilen şeylerin gereğine ve diğer şeylerin terkine bağlamıştır. Rasulullah aleyhissalatu vesselam, kendisine arzedilen hükümlerin pek çoğunun aslına vakıf bulunuyor, onların haklı ya da haksız olduklarını biliyordu. Buna rağmen o, ancak duyduğuna göre hükümde bulunuyor, bilgisi doğrultusunda hüküm vermiyordu.[2] Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, münafıklar kendisine vahiyle bildirildiği halde, işleri zahirdeki görünüşe göre yürütüyordu.
Allah Azze ve Celle, bu dini tamamladığını beyan etmiştir.(Maide 3) şu halde keşif veya ilham ile elde edilen bilgi bu dinde bulunmayan bir şey getiriyor olamaz. Öyle olursa bunun şeytanî olduğu kesin olarak ortaya çıkar. Keşfe veya ilhama muhatap olan kişi bunu Kitap ve sünnetin hükümlerine arz etmek mecburiyetinde olup, bunlara muhalif olursa ona asla itibar edilemez. Mesela gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Kimin keşfi gaybî unsurlar içeriyorsa, işte o şeytanî bir keşiftir. Şunu da unutmamalı ki, masum olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dışındaki herkesin keşfine şeytan mutlaka müdahale eder.
Şeyhlerin iddialı sözleri hakkındaki hüküm nedir?
Kim herhangi bir şeyhin müridlerini kıyamet gününde azaptan kurtaracağını iddia ederse kendi şeyhinin, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den üstün olduğunu iddia etmiş olur. Bunu söyleyen tevbeye çağrılır. Allah Azze ve Celle buyurur ki; “O gün hiç kimsenin kimseye faydası olmayacak! O gün emir Allah’ındır.”(Bakar 48)
Sahih hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma’ya şöyle demiştir; “Ey Fatıma! Seni hiçbir şekilde Allah’ın azabından kurtaramam. Ey peygamberin halası Safiye! Sana Allah’ın azabına karşı hiçbir faydam olmaz. Ey peygamberin amcası Abbas! Senin için Allah’a karşı hiçbir şey yapamam. Ama kendi malımdan dilediğinizi benden isteyin.”[3]
Yine sahih bir hadiste zekat vermeyenler hakkında şöyle buyrulmuştur; “Kıyamet günü sakın içinizden biriniz, omzunda böğüren bir deve olduğu halde karşıma çıkıp; Yetiş ey Allah’ın Rasulü diye medet istemesin. Çünkü o vakit ben ona derim ki; “Allah’ın azabından seni hiçbir şekilde kurtaramam. Dini sana tebliğ etmiştim.”[4]
[1] Buhari, Şehâdât 27, Mezâlim 16, Hiyel 9, Ahkâm 20, 29, 31; Müslim(1713) Muvatta(2/719) Ebu Dâvud(3583, 3584) Tirmizi(1339) Nesâi(8/233)
[2] bkz.: Şatıbi el Muvafakat(2/267-270)
[3] Buhari(vesaya 11)
[4] Buhari(zekat 3, cihad 189) Müslim(imaret 24,26,28) Darimi(zekat 31) Ahmed(3/426,5/228,285)