Kuran ve Sünnet

NAMAZIN KAZASI OLUR MU ?

NAMAZIN  KAZASI  OLUR MU ?

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

 

    İslam’da  ameli  olarak  Allah’a  takdim  edilen en azim ibadet şüphesizki namazdır.

Bundan dolayıdırki İslam, namazın üzerinde çok ciddi bir şekilde durmuş ve kulun kıyamet günü ilk hesabını vereceği amelinin de namaz olduğunu haber vermiştir.

 

"..... عن عبد الله  بن قرْط رضي الله عنه قال :  قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : أول ما يحاسب عليه  العبد  يوم القيامة  الصلاة ، فإن صلحت صلح سائر عمله وإن فسدت فسد سائر عمله

 

{ …… Resulullah s.a.v şöyle buyurdular :  Kulun, kıyamet gününde ilk hesabını vereceği ameli  “ namazıdır “ . Eğer namazından salah bulursa, sair amellerin-den de salah bulur. Eğer namazı ifsad olmuş ise, sair amelleri de ifsad olur. }                                                                                                                                        

                                                                                                 TABERANİ . KEBİR :  10435.N

                                                                                                                                  AHMED . MÜSNED  :     4 / 103 

                                                                                                                                   S . SAHİHA     : 1358 – 1748.N 

                                                                                                                                  SAHİH’İ  TERĞİB      :     376.N

 

   Bunun yanı sıra namazı bilinçli bir şekilde terk edenlerin de islam’dan çıkacağını birçok delillerle haber vermiştir…… İslam’ın bu konuda dile getirmiş olduğu Ayet ve hadisleri,konuyla ilgilenenler çok iyi bilirler.

 

   Ama ne yazıkki bu kadar delillere rağmen meseleyi sulandıran ve namaz gibi çok önemli bir ibadeti, “ Nasıl olsa kaza ederim “ diyerek terk eden ve hatta bu terk ettikleri namazları seneler sonra kaza etmeye çalışan insanlar yaygınlaşmıştır.

 

   Acaba gerçekten onların iddia ettiği gibi, namazı bilinçli olarak vaktinden çıkarıpta onu başka bir zamanda eda edebilir mi bir Müslüman ?.

 

   Veya, - yine bu insanların iddia ettikleri ve yaptıkları gibi – 10 – 15 sene namaz kıl-mayıpta, seneler sonra bu namazları kaza edebilir mi bir insan ?

 

   İşte bu yazımızda bu konudan bahsedip ve meselenin Kur’an ve Sünnet çizgisinde meşru olup olmadığına bakacağız.  Çünkü biraz önce de ifade ettiğimiz gibi , bu konu çok hassas ve önemli bir konudur.

 

  Değerli kardeşlerim ! meseleye namazın terkiyle alakalı bilinen gerçekleri hatır-latarak girecek olursak, konu dahada güzel anlaşılacaktır inşaallah . O gerçeklerden bir tanesi de bilindiği gibi, bir vakit de olsa namazı terk eden bir kimsenin bütün amel-lerinin iptal olacağıdır.

 

  وقال أبو الدرداء‏ :‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏ :" ‏من ترك الصلاة متعمداً فقد حبط عمله‏ "‏‏

رواه أحمد ورجاله رجال الصحيح‏.‏

 

{ …. Ebû'd-Derda r.a'dan. O şöyle dedi : Allah Resulü S.A.V. buyurdu ki : " Her kim ki bilerek namazı terkederse bütün amellerini ibtal etmiştir." }

 

Bu Hadis'i Ahmed Müsned'in de rivayet etmiştir. Heysemi. Mecmau'z-Zevaid de bu  rivayetin ravileri Sahih'in ravileridir demiştir.

                                                                                        MECMAU’Z  ZEVAİD : 1 / 295 . 1639.N

 

..... أن أبا المليح حدثه قال : كنا مع بريدة في يوم ذي غيم، فقال: بكروا بالصلاة   فإن النبي صلى الله عليه وسلم قال : من ترك صلاة العصر حبط عمله " 

 

{ … Ebu’l Melih’den,şöyle dedi : Biz Bureyde r.a ile bulutlu bir günde gazada bulunu-yorduk. Bureyde r.a bize hitaben şöyle dedi : İkindi namazını vaktinde kılınız, çünkü resulullah s.a.v buyurdular ki : “ Kim ikindi namazını terk ederse onun bütün amelleri boşa gitmiştir “ }

                                                                                                              BUHARİ  : 2.C.617.S

                                                                                                                                                   NESEİ    :  1.C.473.N

 

   Durum böyle iken namazı bilinçli olarak nasıl terk edebiliriz ki ? … Veya başka bir ifadeyle ; terki olmayan bir şeyin kazası nasıl yapılabilir ki  ? …

 

   Ben Müslüman kardeşlerimin dikkatine şunu sunmak isterim : “ Eğer bir müslü-manın bilinçli olarak terk ettiği namazının kazası olmuş olsaydı,kadınlar ay hali gördüklerinde terk ettikleri namazlarını temizlendikten sonra kaza ederlerdi. Çünkü kadın hastalandığı zaman namazı da orocu da terk eder. “

 

   Ama İslam, kadınların temizlendikten sonra oroçlarını kaza etmelerini emretmiş , namazlarını ise kaza etmelerini emretmemiştir.

 

{ ….. Ebu Said el-Hudri r.a’dan. Resulullah s.a.v : …………..  Kadın hayız gördüğü zaman namaz da kılmaz oruç ta tutmaz ………… }

                                                                                                                                                    BUHARİ:4.C.1820.S

 

{ …. Aişe r.a dan. Şöyle demiştir :Biz,peygamber s.a.v’in yanında iken ramazanda adet görürdük. Temizlendikten sonra bize orucu kaza etmemizi emrederdi. }

                                                                                                

                                                                                                                                              İBNİ MACE :4.C.1670.N

 

{ …. Muaze el-Adevi r.a’dan rivayet edildiğine göre kadının biri Aişe r.a’ya : “ Hayız gören bir kadın namazı kaza edecek mi ? “ diye soru sordu. Aişe r.a : “ Sen haru-rilerden misin ? . Biz Resulullah s.a.v’in yanında hayız gördüyümüz zamanlarda namaz kılmazdık ve kazasıyla da emrolunmazdık “ diye cevap verdi. }

 

                                                                                                                                                    TİRMİZİ  : 1.C.130.N

                                                                                                                                                    NESEİ    : 1.C.381.N

 

   Görüldüğü gibi bu deliller, özür olmadan, bir müslümanın bilinçli - yani iradesine bağlı olarak -  bir vakit de olsa namazı terk edemeyeceğine açıkça delalet etmektedir.

 

   Özür ise, insanların belirlediği şeyler değil , İslam’ın belirlediği şeylerdir. Bunlar da ; kadınlarda hastalanma – yani ay hali - , Umumen kadın ve erkeklerde ise,uyuma ve unutma halidir. Bunların haricinde hiçbir şey,namazın terki için özür kabul edilmez.

 

 

 

 

   Basiretli bir müslüman bu hususta şunu asla unutmaması gerekir. O da ; “ Allah indindeki özrün tayini , insanların seçtikleri ile değil , Allah’ın seçtikleri iledir.”

 

   Yani, bizim özür olarak gördüğümüz veya belirlediğimiz şeyler Allah katında özür kabul edilmez,özür ancak Allah’ın belirlediği şeylerdir.

 

   Öyleyse tekrar altını çizerek ifade edelim ki, bu hususta bir Müslüman için özür ancak, ay hali “ “ unutma hali “ ve “ uyku hali “ dir.

 

   Ay başı olan kadının namazı terk edeceği ve bu halinin de şer’i bir özür olduğu  biraz önce delillerle anlatıldı. Şimdi ise Uyku ve unutma halinin şer’i özür olduğunu anlatan delilleri zikredelim.

 

عن أنس بن مالك ؛ أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال  :من نسي صلاة فليصلها إذا ذكرها. لا كفارة لها إلا ذلك .

 

{ …. Enes İbni Malik r.a’dan. Resulullah s.a.v buyurdular ki : Her kim bir namazı kılmayı unutursa onu hatırladığında kılsın.Onun bundan başka kefareti yoktur. }

 

                                                                                                                                                                     BUHARİ : 2.C.648.S

                                                                                                              MÜSLİM : 2.C.684.N

 

  …. عن أنس بن مالك  قال: قال نبي الله صلى الله عليه وسلم  " من نسي صلاة أو نام عنها ، فكفارتها أن يصليها إذا ذكرها

 

{ …. Enes İbni Malik r.a’dan. Resulullah s.a.v buyurdular ki : Her kim bir namazı kılmayı unutur veya onu uyuyarak kaçırırsa, artık o namazın kefareti, hatırladı-ğında – veya uyandığında – onu kılmasıdır. }

                                                                                                     MÜSLİM : 2 . C. 684 / 315.N

 

{ … Ebu Katade r.a dedi ki : Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : “ …………. Dikkat edin ! şu muhakkak ki uyku ile namaz kaçırmakta bir taksirat yoktur.Taksirat ancak diğer bir namaz vakti girinceye kadar namazını kılmayan için vardır. Binaenaleyh her kim vakti çıkana kadar bir namazdan uyku sebebiyle gafil olursa, uyandığında bu namazı kılsın. Ertesi gün olduğunda ise, o namazı kendi vakti içerisinde kılsın …….. “ . }

                                                                        MÜSLİM        :  2.C.681.N      TİRMİZİ :  1.C.177.N

                                                                                                EBU DAVUD : 1.C.437.  N     NESEİ   :  1.C.615.N

                                                                                                İBNİ  MACE   : 2.C.698.  N     AHMED :  5  /  298

 

    Bu delillerde de açıkça görüldüğü gibi, Allah resulü s.a.v uyku ve unutmayı şer’i özür kabul etmiş ve bu sebeplerden dolayı kılınamayan namaza da, uyanmayı ve hatırlamayı vakit tayin etmiştir.

 

ALLAH’U  TEALA  SAVAŞTA  BİLE  NAMAZ  KILMAYI  EMRETMEKTEDİR

 

   Değerli Müslümanlar ! unutmayalım ki Allah’u Teala savaş gibi ölüm korkusunun yaşandığı en şiddetli ortamlarda bile Müslümanlara cemaatle namaz kılmalarını emretmiştir.

 

   Rabbimiz bu hususta kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

 

 

وَإِذَا كُنتَ  فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلاَةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُواْ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُواْ  فَلْيَكُونُواْ مِن وَرَآئِكُمْ  وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ  أُخْرَى  لَمْ يُصَلُّواْ  فَلْيُصَلُّواْ مَعَكَ  وَلْيَأْخُذُواْ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ  وَدَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ  لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم  مَّيْلَةً وَاحِدَةً  وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ  إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم  مَّرْ ضَى أَن  تَضَعُواْ  أَسْلِحَتَكُمْ  وَخُذُواْ حِذْرَكُمْ  إِنَّ  اللّهَ  أَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَاباً مُّهِيناً

 

“ İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsın ; böylece onlar secde ettik-lerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da korunma araçlarını ve silahlarını yanlarına alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız – yani,erzak ve mühimmatınızdan - ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azab hazırlamıştır. “

                                                                                                                     NİSA : 102.AY.

 

   Yeri gelmişken sormak gerekir ; acaba bugün namazlarını terk edenlerin bundan daha önemli bir mazeretleri olabilir mi ?.

 

   El cevap : elbette ki olamaz….. Öyleyse düşünmemiz gerekmez mi ? . Allah’u Teala savaş gibi vahim bir ortamı dahi namazı terk etmek için bir mazeret kabul etmezken,bizler nasıl olurda havadan sudan şeyleri  kendimize mazeret kabul ederek namazı terk ederiz.

 

   Acaba bizim mazeret diye öne sürdüğümüz şeyleri Allah’u Teala mazeret olarak kabul eder mi ?.  Elbette ki etmez. Neden ? . Çünkü Rabbimiz nelerin mazeret ola-cağını Resulünün dili ile beyan etmiştir. Onları da biraz önce zikrettik.

 

   Eğer Allah resulü s.a.v’in Hendek savaşında  birkaç namazı güneşin batımından sonra kılmasını, namazın kaza edileceğine delil sayanlar varsa, bunların bu iddia-larına birçok yönden reddiye vardır.

 

BİRİNCİSİ : Her şeyden önce bu namazların vaktinin dışında kılınma sebebi ihmal değil savaşın şiddetidir.

 

   Bundan dolayıdır ki Allah resulü s.a.v o gün onlara şu şekilde beddua etmiştir :

 

 " ملأ الله قبورهم وبيوتهم نارا. كما حبسونا وشغلونا عن الصلاة الوسطى . حتى غابت الشمس".

 

 

 

  Allah onların kabirlerini ve evlerini ateş doldursun . Zira onlar, ta güneşin batışına kadar bizi hapsettiler ve ikindi namazını kılmaktan alıkoydular. “

 

                                                                                                              MÜSLİM : 2.C.627.N

 

İKİNCİSİ : Korku namazı ile ilgili Ayet henüz nazil olmamıştı.Yani,Müslümanlar savaşta dahi olsalar namazlarını mutlaka kılmaları gerektiğini anlatan Ayet henüz  inmemişti. Bundan dolayıdır ki,bu  Ayet’lerin inzalinden sonra Allah resulü s.a.v ve onun ashabı, savaşta dahi namazlarını kılmışlar ve onu vaktin dışına bırakmamışlardır.

 

{ …. Resulullah s.a.v ile beraber Zatu’r Rika gününde korku namazı kılanlardan Sehl İbni Hamse şöyle anlatıyor : “ Askerin bir kısmı Resulullah s.a.v ile beraber namaz için saf bağladı.Öbür kısmı da düşmanın karşısında saf bağladı. Resu-lullah kendisi ile beraber bulunanlara bir rekat kıldırdı.Sonra Resulullah s.a.v ayakta sabit kaldı.Kendisi ile beraber bir rekat kılanlar kendi başlarına kılarak tamamladılar.Sonra çekildiler ve düşmanın yüzüne karşı saf bağladılar.Ve öbür taife gelip Resulullah’ın geri kalan bir rekat namazını onunla birlikte kıldılar. Sonra Resulullah s.a.v oturmakta devam etti. Cemaat da bir rekat kendi baş-larına kılıp tamamladılar. Sonra Resulullah bunlarla beraber selam verdi.” }

 

                                                                                                              MÜSLİM : 2.C.842.N

 

ÜÇÜNCÜSÜ : Bu olay, savaş sebebiyle kılınamayan namazın kaza edileceğine de delil olamaz. Neden ? ….. Çünkü ümmet ilk defa böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya gelmek-tedir. Dolayısıyla,böyle anlarda namazı nasıl eda edeceklerini de bilmiyorlardı. Ne zaman ki Allah’u Azze ve Celle bu gibi durumlarda namazın nasıl kılınacağını Resu-lüne vayyetti , artık bundan sonra vahyin doğrultusunda hareket edilmiştir.

 

{ ….  Ebî Sa'îd el-Hudrî'den,O da babasından haber verdi ki, O şöyle dedi : Hendek Savaşında, geceden uzun bir zaman geçinceye kadar - namaz kılmaktan - alıkonulduk. Nihayet bize kifayet edildi, - yani bize elverildi, savaştan kurtarıldık -  Bu, yüce Allah'ın şu sözünde - açıklanan durumdadır - : " Allah savaşta – yardımıyle – müminlere yetti.Allah güçlüdür,üstündür " Bunun üzerine Peygamber s.a.v Bilâl'i çağırdı ve O'na emretti de, O kamet getirdi de öğle namazını kıldırdı ve onu, vaktinde kıldırdığı gibi güzelce edâ etti. Sonra O'na emretti de ikindi namazı için kamet getirdi, O da onu kıldırdı. Sonra O'na emretti de akşam namazı için kamet getirdi, O da onu kıldırdı. Sonra  O'na emretti  de yatsı namazı için kamet getirdi, O da onu kıldırdı. Bu - olay - ; " Fakat bir tehlikeden korkarsanız, yaya yahut  binmiş olarak kılın " âyetinin inmesinden önce olmuştu. }

                                                                                                      AHMED    : 3 / 67 . 11250.N

                                                                                                                                        DARİMİ     :        3.C.1532.N

                                                                                                                                        TİRMİZİ     :          1.C.179.N

 

DÖRDÜNCÜSÜ : Bilindiği gibi ibadetlerde asıl olan taabbudiliktir. Yani,bir ibadet Allah’ın istediği ve Resulünün de gösterdiği şekilde yapılır. Dolayısıyla, namaz husu-sunda her şey en ince ayrıntısına varana kadar tarif edilmişken,insanların kendi kafa-larına göre öne sürdükleri tarifler kabul edilemez.

  

   Özellikle namazın terki için kabul edilen özürler İslam tarafından anlatılmışken,hiç kimse kendi kafasına göre özür tayin edip, namazını terkedemez.

 

 

BEŞİNCİSİ : Sohbetimizin başında da zikrettiğimiz gibi ; “ Allah indindeki özrün ta-yini, insanların seçtikleri ile değil , Allah’ın seçtikleri iledir.”

 

   Yani, bizim özür olarak gördüğümüz veya belirlediğimiz şeyler Allah katında özür kabul edilmez,özür kabul edilecek şeyler ancak Allah’ın belirlediği şeylerdir.

 

   Öyleyse tekrar altını çizerek ifade edelim ki, bu hususta bir Müslüman için özür ancak, ay hali “ “ unutma hali “ ve “ uyku hali “ dir. Bunun haricinde hiçbir özür, şer’i özür kabul edilmez.

 

   Hulasa, sözü daha fazla uzatmaya gerek yoktur. Benim bu hususta problemi olan insanlara nasihatim şudur :

 

“ …. Unutmayın ki namaz, insanın kıyamet günü hesabını vereceği ilk amelidir.  Eğer namaz hususunda hesabınız kolay olursa, sair amelleriniz hususunda da hesabınız kolay olacaktır. Eğer namaz konusunda sınıfı geçemez iseniz unut-mayın ki,diğer ameller hususunda da sınıfı geçemeyeceksinizdir…. “

 

“ … Öyleyse hiç vakit kaybetmeden Allah’ın Kitabına ve Resulü’nün sünnetine koşun …. Ve sakın bu konularda Radyo ve televizyonlarda şarlatanlık yapanlara da  aldanmayın. Çünkü  bu  zavallı kağıt karalama alimleri, hiçbir delile dayan-madan sizlere - 10-15 sene de olsa – namazın kazasından bahsedeceklerdir … “

 

   Sizler Allah resulü s.a.v’in şu hadisi şeriflerine güvenerek Allah’a yönelin ve nama-zınıza başlayın.

   Eğer namazınızı ara sıra da olsa ihmal ediyor iseniz, sakın bundan sonra nama-zınızı şer’i bir özür olmadan terk etmeyiniz.

 

   Bakınız Allah Resulü s.a.v ne buyurmaktadır :

 

“ Adem oğullarının hepsi günah işler, günah işleyenlarin en hayırlısı ise çokça tevbe edenlerdir “

                                                                                                          İBNİ  MACE : 10.C.4251.N

 

"...  قَالَ رَسثولً اللهِ صلى الله عليه وسلم :   التَّائِبُ مِنَ الذَّنْبِ، كَمَنْ لاَ ذَنْبَ لَهُ .. 

“ Allah Resulü s.a.v yine şöyle buyurmaktadırlar : Günahından tevbe eden kimse, tıpkı günahı olmayan kimse gibidir. “

                                                                                                       İBNİ  MACE : 10.C.4250.N

 

    Öyleyse bu fırsatı kaçırmadan Rabbine yönel,O’na tevbe et ve namazına başla.Ve asla onu terk etme.

 

   Allah’u Azze ve Celle bizlere, hakkı hak bilip ona ittiba eden ve batılı da batıl bilip ondan uzak duran kullarından olmamızı nasip eylesin.

 

 

 

                    VEL HAMDU LİLLAHİ RABBİL ALEMİN

 

 

                                                                                                              TACUDDİN  EL- BAYBURDİ