Kuran ve Sünnet

İslami Açıdan Ziyaret ve Âdâbı

İslami Açıdan Ziyaret ve Âdâbı

 

Şeyh Abdulbâri es-Sübeyti

06.05.1422 hicri

 

İnsan, tabiatı gereği başkaları ile diyalog içerisinde olmayı sever. İslam, dostluk ve birliktelik dinidir. İnsanların arasına karışıp onlarla tanışmak İslam'ın temel öğretilerindendir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem insanlarla içiçe yaşayan kimseyi onları terkeden ve onlardan uzak duran kimseye tercih etmiştir: "İnsanların arasına karışıp onların eziyetlerine sabreden mü'minin ecri insanların arasına karışmayan ve onların eziyetlerine sabretmeyen mü'minin ecrinden daha çoktur." Bu hadisi İbni Mace, İbni Ömer radıyallahu anhuma kanalıyla rivayet eder.

Ziyaret, insanların arasına karışmanın bir aracıdır, sürekli diyaloğa yolaçar. Ziyaretle sevgi yayılır, kalpler birbirine ısınır ve bağlar kuvvetlenir. İnsanlar hatırlanır. gafil olan uyarılır ve cahil olan bilgilendirilir. Ziyaretle nefisler rahatlar, dertler ve üzüntüler hafifler. Ziyaretin bilinen daha bir çok faydaları vardır.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in sahabilerinden bir çoğunu ziyaret ettiği sabittir. Ebu Bekr radıyallahu anh'ı sürekli ziyaret ederdi. Urve b. Zubeyr, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eşi Aişe radıyallahu anha'nın şöyle dediğini rivayet eder: "Anne-babama aklım erdiğinde dine (İslam'a) inanıyorlardı. Hiçbir gün geçmedi ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem günün iki ucunda, sabah ve akşam bize gelmesin. Bir ara biz tam öğle vakti Ebu Bekr'in evinde otururken bir kimse "Bu (gelen) Rasulullah" dedi. Daha önceleri gelmediği bir vakitte gelmişti." Bu hadisi, Buhari rivayet eder. Enes b. Malik radıyallahu anh'tan şu rivayet edilir: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ensar'dan bir evi ziyaret etti. Onların yanında yemek yedi. Evden çıkmak istediğinde evin bir yerini emretti ve serginin üzeri temizlendi. Orada namaz kıldı ve onlar için dua etti." Bu hadisi, Buhari rivayet eder.

Ziyaretler çeşitlidir; vacip olanı vardır, müstehap olanı vardır. Ziyaret, bütün insanların üzerinde birleştiği bir hukuktur. Tatil de bu hukuku yerine getirmek ve vakitleri faydalı şeylerle doldurmak için güzel bir fırsattır. Ziyaret çerçevesinde yapacağımız konuşma çekici ve eğlendirice şeylerin baskın gelip bu hukuku unutturmaması için sadece bir hatırlatmadır ve hatırlatma mü'minlere fayda verir. Bilindiği gibi, etrafımızda gerçekleşen olayların baskısı ve parıltısı, içimizden bir çoğunu şaşkınlığa düşürmüştür. Öncelikleri karıştırmıştır. Mubahları, vaciplere ve müstehaplara tercih eder olmuştur. Aynı şekilde basının gürültülü propagandası hayatta hiçbir değeri olmayan işleri büyük göstermektedir. Bunun sonucu olarak da bazı vacip ve müstehap haklar ihmal edilir olmuştur.

Anne ve babayı bütün haklarını yerine getirecek şekilde ziyaret etmenin onlara gösterilmesi gereken iyilikten olduğunu ayrıca söylemeye sanırız gerek yoktur. Onların hallerini sorar, onlara yardım eder ve onlara iyi davranır... Meşguliyetleri ne kadar da çok olursa olsun çocukların anne-babayı yok saymalarına ya da onlara karşı iyiliklerinin geçici bir takım sözler haline dönüşmesine hiçbir bahane yoktur. Allah, onların haklarını yüceltmiş ve onlara ikramı vacip kılmıştır. (Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "Of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz şöyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et!" de.)(17/el-İsrâ/23-24)

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e bir adam gelerek cihada çıkmak için izin ister. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de "Annen ve baban sağ mı?" der. "Evet" deyince "O ikisinin hakları için mücadele et!" buyurur. Bu hadisi Buhari, Abdullah b. Amr radıyallahu anh kanalıyla rivayet eder.

Sıla-i rahim, bağların devamı, onların hallerinin araştırılması ve onlara maddi-manevi yardımda bulunmak amacıyla akrabaları ziyaret etmek gerekir. Allah, sıla-i rahimi kendisi ile bağ kurma olarak tanımlamıştır. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Yüce Allah yaratacağı mahlukların ne hal üzere bulunacaklarını takdir edip onlara ait kazayı tamamladığı zaman akrabalık ayağa kalkıp "Ya Rabb! Burası akrabalık ilişkilerini kesmekten sana sığınanların makamıdır" dedi. Allah da, "Evet öyledir. Sen; seninle bağlarını koruyanlarla benim de bağımı korumama, seninle bağlarını koparanlarla benim de bağımı koparmama razı olmaz mısın?" buyurur. Akrabalık da "Olurum ya Rabb!" der ve Allah "Bu hüküm sana aittir" buyurur." Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Dilerseniz şu ayeti okuyun: (Geri dönerseniz yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mısınız?)(47/Muhammed/22)

Ziyaretlerin bir çeşidi de; hallerini öğrenip onlara yardım etmek, acılarına ve sevinçlerine katılmak amacıyla komşuları ziyaret etmektir. Komşu hakkının büyüklüğü ve komşunun konumu nedeniyle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Cebrail bana komşuyu o kadar çok vasiyet etti ki, onu mirasçı kılacak zannettim." Bu hadisi Buhari ve Müslim, İbni Ömer radıyallahu anhuma kanalıyla rivayet eder.

Hastaları ziyaret etmek müslümanın, müslüman kardeşi üzerindeki haklarındandır. Bu ziyaretin hasta üzerinde iyi etkileri vardır. Hastanın kalbini mutmain kılar, yüreğini ferahlatır. Ona hastalığını unutturur. Özellikle ziyaretle birlikte zikir ve dua yapılırsa bu onun acılarını hafifletir. Hasta ziyaretinde tembellik yapmakAllah'ın haklarından bir hakkı ihmal etmek demektir. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Allah azze ve celle Kıyamet günü şöyle seslenir: "Ey ademoğlu! Ben hasta oldum da sen beni ziyaret etmedin?" Kul, "Ya Rabb! Sen Alemlerin Rabbi olduğun halde ben nasıl sana hasta ziyareti yapabilirim?" der. Allah, "Sen bilmez misin ki, benim falanca kulum hasta olmuştu da sen onu ziyaret etmemiştin? Yine bilmez misin ki, eğer sen onu ziyaret etseydin beni onun yanında bulacaktın?" buyurur. Allah "Ey ademoğlu! Ben senden yiyecek istedim fakat sen bana yiyecek vermedin?" buyurur. Kul da "Ya Rabb! Sen Alemlerin Rabbi iken ben sana nasıl yiyecek verir de doyururum?" der. Allah, "Bilmez misin ki, falan kulum senden yiyecek istemişti de sen ona yiyecek vermemiştin? Bilmez misin ki, şayet onu doyursaydın bunu benim yanımda bulmuş olacaktın?" buyurur. Yine "Ey ademoğlu! Ben senden su istedim de sen bana su vermedin?" buyurur. Kul da "Ya Rabb! Sen Alemlerin Rabbi iken ben sana nasıl su verebilirim?" der. Allah da "Falan kulum senden su istemişti de sen ona su vermemiştin. Bilmez misin ki, eğer sen ona su vermiş olsaydın bunu benim yanımda bulacaktın" buyurur." Bu hadisi, İmam Müslim rivayet eder.

Bütün bunlardan sonra hasta ziyareti yaparak Allah'ın rahmetine dalmaktan ve bunun, günahlarının bağışlanmasına sebep olmasından geri durabilir misin?.

Hastanın yanına girince ona hastalığını hafif göster. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ziyaret ettiği bir hastanın yanına girince "Zararı yok! İnşaallah (günahlarını) temizler" buyururdu. Bunu Buhari, İbni Abbas radıyallahu anhuma kanalıyla rivayet eder.

Hastanın ümidini sadece Allah'a bağlamasını sağla! Ona şifa verenin Allah olduğunu hatırlat. Kendisine isabet edenin yanlışlıkla başına gelmediğini, kendisine isabet etmeyecek olan bir şeyin de başına gelmeyeceğini,sabrın faziletini, Allah'ın kaza ve kaderine rıza göstermeyi hatırlat.

Cenaze sahiplerini de taziye amacıyla ziyaret etmek gerekir. İbni Mace, Amr b. Harâm kanalıyla, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Kardeşine bir musibet dolayısıyla taziyede bulunan hiç bir mü'min yok ki, Allah subhânehu Kıyamet günü kendisine asâlet elbisesi giydirmesin."

Ziyaretin bir çeşidi de yetimleri ziyaret edip onlara sevgi göstermektir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şu kavlini iyi düşün: "Ben ve yetimin kefili cennette şöyleyiz." Orta parmağını ve işaret parmağı işaret etti ve ikisinin arasını bir miktar ayırdı. Bu hadisi Buhari, Sehl b. Sa'd radıyallahu anh kanalıyla rivayet eder. Nevevi şöyle der: "Yetimin kefili, onun işlerini görendir."

Faydalı ziyaretlerden biri de alimleri, iyilik ve takva ehlini ziyaret etmektir. Onların ibadetlerinden, zühdlerinden, vakar ve huşularından etkilenilir. İbni Mübarek "Fudayl'a bakınca hüzünlenir ve nefsimi kötülerdim" der ve ağlar. Çağdaş alimleri ziyaret etmekle birlikte geçmişte yaşayan alimleri de onların hayat hikayelerini anlatan kitapları okuyarak ziyaret edebilirsin!..

Müslümanların Allah için birbirlerini ziyaret etmesi kalplere sevinç doldurur. Bu, Allah'ın kulu sevme sebeplerinden biridir. Ebu Hureyre radıyallahu anh Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Bir kimse diğer bir beldede bulunan bir kardeşini ziyaret etti. Allah, o kimsenin geçeceği yol üzerine gözcü bir melek oturttu. O kimse meleğin yanına gelince melek "Nereye gitmek istiyorsun?" diye sordu. O kimse "Şu beldede bulunan bir kardeşimi ziyaret etmek istiyorum" dedi. Melek "Onun üzerinde sana ait, kendin için geliştirebileceğin bir menfaat var mı?" dedi. O kimse "Hayır yok. Ben onu Allah azze ve celle için seviyorum" dedi. Melek de "Ben Allah'ın sana şu haberi iletmek için gönderdiği elçisiyim: Senin o kimseyi Allah için sevdiğin gibi Allah da seni sevmiştir" dedi." Bu hadisi, Müslim rivayet eder. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Sizden cennet ehli olan kimseleri haber vereyim mi? Nebi cennettedir. Şehid cennettedir. Sıddîk cennettedir. Çocukken ölen cennettedir. Şehrin uzak bir köşesindeki kardeşini ziyaret eden adam cennettedir." Bu hadisi, Dârakutni ve Taberâni rivayet eder.

Allah Teâlâ, kudsi bir hadiste şöyle buyurur: "Benim için birbirini sevenlere, benim için birlikte oturanlara, benim için birbirini ziyaret edenlere ve benim yolumda infak için birbirleriyle yarışanlara sevgim vacip olmuştur." Bu hadisi, İmam Malik ve İmam Ahmed, Ebu İdris el-Havlâni kanalıyla Muaz b. Cebel radıyallahu anh'tan rivayet eder.

İşte bu Allah'ın vadettiğidir. Ve Allah, bir kardeşini Allah için ziyaret ettiğinde sana sevgisini bağışlama vadine muhalefet edecek değildir.

Ziyaretin bir takım âdâbı vardır. Bunlar, birlikteliğin sağlıklı temeller üzerine kurulmasını sağlar. Bunlarla ziyaretin; sevgi ve merhamet ruhunun yayılması, sevap ve fayda elde edilmesi şeklindeki hedefleri gerçekleşir.

Ziyaret âdâbının en belirgini uygun vaktin ve uygun günün seçilmesidir. İzin almaksızın evlere hücum etmek İslam âdâbına ters düşer. Vacip olan ziyaretlerin dışında sürekli ve uzun ziyaretler bıkkınlığa, vaktin boşa harcanmasına yolaçar. Ziyaretçiyi bir yük haline getirir ve aradaki sevgiyi yokedebilir. İyi şeyler konuşmak ve güzel karşılanmak çok ve uzun konuşmaya gerekçe değildir. Bu, özellikle alimler ve benzeri sorumluluk sahipleri ile birlikte olunduğu zaman daha önemlidir. Yüklerinin çokluğu nedeniyle onların zamanları dardır. Vakitleri kıymetlidir ve hayatlarının dakikaları bile değerlidir. Hayrın tamamı orta yollu olmadadır.

Amaçsız yapılan çok ziyaret gevezeliğe, dedikoduya, gıybete ve laf taşımaya, haram oyunlar oynamaya dönüşür. Bazı aile ziyaretlerinde kadın-erkek birlikte oturma yayılmış; karı-koca ve akrabalar arasında örf ve adet haline gelmiştir. Bu, fitne ve fesada yolaçar. Şeytana geniş kapılar açar.

Allah'ın mü'min kullarına öğrettiği şer'i âdâptan biri de izin isteme âdâbıdır. Bu, evlerin hürmetini korumak ve nefisleri arındırmak içindir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sahabilerine izin isteme âdâbını öğretirdi. Benî Âmir kabilesinden bir adam Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bir evdeyken yanına girmek için izin ister ve "Giriyorum" der. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hizmetçisine "Şunun yanına çık ve ona izin istemeyi öğret. Ona "Esselamu aleykum, girebilir miyim?" demesini söyle" der. Adam bunu duyar ve "Esselamu aleykum, girebilir miyim?" der. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de ona izin verir ve içeri girer. Bu hadisi, Ebu Davud rivayet eder.

Evlerin hürmeti; evin içerisine bakanın gözünün kör edilmesi durumunda kör edilen gözün boşa gitmiş sayılması şeklinde tehdit edilmesi derecesine ulaşmıştır. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'den şunu işittiğini rivayet eder: "Bir adam izinsiz olarak sana muttali olsa (evinin içine baksa) ve ona bir taş atsan da gözünü çıkarsan senin üzerine hiçbir suç yoktur." Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder. İzin isteme evlerin hürmetini korur ve ev halkının ansızın zor durumda kalmasını engeller.

Ziyaret âdâbından biri de ziyaretçinin kapıyı yavaşça çalmasıdır. İzin isterken rahatsızlık vermez. Gelişiyle eziyet vermez ve kapının önünde durmaz. Kapı açılıp içeriye girmesine izin verilmeden önce içeriye göz atmaz. Bütün bunlar, evlerin korunması, insanların bilinmesini istemedikleri ve mahrem durumlarının muhafazası içindir.

Ziyaretçi üç kere izin ister. Kendisine izin verilirse girer, değilse geri döner. Sahih-i Buhari'de Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Sizden biriniz üç kere izin isteyip de kendisine izin verilmezse geri dönsün." Bu hadisi, ebu Said el-Hudri radıyallahu anh kanalıyla Buhari ve Müslim rivayet eder. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Eğer size, "Geri dönün" denilirse hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır.)(24/en-Nûr/28)

Kendisine izin verilmezse ziyaretçinin geri dönmesi gerekir. Bu daha hayırlı ve daha nezih bir davranıştır; ziyaretçinin memnun bir şekilde dönmesini sağlar. Çünkü Allah azze ve celle (Sizin için daha nezih bir davranıştır) buyurmaktadır. Kapı açılmadığı için sinirlenmeye, üzülüp kederlenmeye gerek yoktur. İnsanların sırları ve özürleri vardır. Bu; insanlar arasındaki toplumsal hayatın seyrini düzenleyen, onların arasına en seçkin duyguları, en ince hissiyatları ve en doğru ahlaki değerleri yerleştiren İslami bir terbiyedir.

Allah; gönlü ve nefsi sağlıklı, duyguları arınmış, kalpleri ve düşünceleri temiz bir ümmet bina etmek istemektedir. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Kim bir hastayı ziyaret eder ya da Allah için bir kardeşini ziyaret ederse bir minadi şöyle seslenir: "Güzel oldun ve yürüyüşün de güzel oldu. Cennette kendine bir makam hazırladın." Bu hadisi, Tirmizi ve İbni Mâce rivayet eder.

Kadınlar hariç erkeklere has müstehap ziyaretlerden biri de kabirleri ziyarettir. Kabir ziyareti kalpleri yumuşatır ve inceltir. Dünyaya karşı zahid kılar. İbret ve ders verir. Gururu kırar. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem mezarlıkları ziyarete teşvik etmiştir. Şöyle buyurur: "Sizi kabirleri ziyaretten alıkoymuştum. Şimdi onları ziyaret edin." Bu hadisi Müslim, Abdullah b. Bureyde ve babası kanalıyla rivayet eder.

Kabir ziyaret ettiğinde ölümü hatırlarsın ve ölülere selam verirsin. Onlar için Allah'a dua edersin. Günlerden bir gün senin de içine yatacağın boş mezarları görürsün.

Kalbin her gafil olduğunda ve nefsin dünya hayatına daldığında mezarlığa git ve dün senin gibi yeryüzünde yaşayan o insanları düşün. Onlar da yiyor içiyor ve eğleniyorlardı. Şimdi nereye gittiler?..Amellerinin esiri oldular. Hayatlarında iken gönderdikleri amellerden başkası kendilerine fayda vermedi!..

Şüphesiz kabir ziyareti insanın ölüm sonrasını düşünmesini ve onun için salih amellerle hazırlanmasını sağlar. Kıyamet günü Allah katında olacakları düşünür. Bütün çabasını nefsini cehennem azabından kurtarmaya yöneltir. İşte o zaman her kusuru ve Allah'a karşı her ihmali için nefsini suçlar...

Bununla beraber kabir ziyareti; onun için yolculuğa çıkmak, toprağına sürünmek, kabir etrafında tavaf etmek ve türbesine el sürüp öpmek, ona adak ve hediyeler takdim etmek, ölülere dua edip onlardan istemek ve onların yanında dua etmek anlamına gelmez. Bütün bunlar, çirkin işlerdir.

İbnu'l Kayyım rahimehullah şöyle der: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kabirlerin ziyaret edilmesini şirke yol açacak kapıları kapatmak için yasaklamıştı. Kalplerine tevhid tamamen yerleşince belirlediği şekilde ziyaret etmelerine izin verdi. Allah ve Rasulü'nün istediğinin dışında meşru olmayan bir şekilde kabirleri ziyaret edenin bu ziyaretine izin verilmemiştir."

Bazı ziyaretçiler ölülerden istekte bulunmak, ihtiyaçlarının giderilmesi ve dileklerinin yerine gelmesi için onları aracı koymak amacıyla giderler. Bu İslam'ın sakındırdığı bir davranıştır. Çünkü tevessül, dua ve dileme Allah'ın haklarından ve O'nun hususiyetlerindendir. Sadece Allah Teâlâ yakındır ve her türlü şikayeti işitir. Duaya icabet etmeye gücü yetendir. Ne ölüler, ne de diriler bunlardan birini yerine getiremez. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadiste şöyle buyurur: "İstediğin zaman Allah'dan iste, yardım dilediğin zaman Allah'dan yardım dile.." Bu hadisi Tirmizi, İbni Abbas radıyallahu anhuma kanalıyla rivayet eder.

Allah'dan başkasından istemek ona dua etmek gibidir ve Allah'a şirk koşmaktır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Dua ibadetin ta kendisidir." Bu hadisi Ebu Davud, Tirmizi ve İbni Mace, Nu'man b. Beşir radıyallahu anh yoluyla rivayet eder.