Kuran ve Sünnet

Hevâya Uymak

Hevâya Uymak

 

Şeyh Salâh el-Budeyr

02.03.1422 hicri

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

Göğü ve yeri yaratan, bizleri yoktan vareden ve bize rızık indiren Allah'a hamdolsun. Bitip tükenmeyen nimetleri için O'na hamdederim. Şehadet ederim ki Allah'dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Tüm yaratılmışların sahibidir. Kulları kısımlara ayırmış, hevâsına tâbi olanı alçaltmış ve mutsuz kılmıştır. Ve şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Yaratılış bakımından mahlukatın en şereflisidir. Allah O'na, ailesine ve yok olacağı satıp karşılığında kalıcı olanı alan faziletli sahabilerine salât ve çokça selam eylesin.

Bundan sonra; Allah'ın kulları! Allah'dan hakkıyla korkun. O'ndan hakkıyla korkan mutlu olmuş, O'nun hakkını kendi nefsine ve arzularına tercih eden kazanmış ve O'nun rızasını kendi hevâsından önce gören kurtulmuştur.

(Ey iman edenler! Allah'dan, O'na yaraşır bir şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.)

Ey müslümanlar! Sadık mümin yüce amaçları olan ve yaptığının sonuçlarını idrak edendir. Nefsinin, zincirlerden kurtulması için çalışır. Kurtuluşu arzu eder. Gayesi, ahiret ve dönüş günüdür. Kendisini salih amellerle ona hazırlar ve orası ne güzel bir istirahat yeridir. (İnsanlardan öyleleri var ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini ve malını feda eder. Allah da kullarına şefkatlidir.)

Bu imtihan dünyasında mü'min için korkulan şeylerden biri de onun fitne vasıtalarına binmesidir. Alçaltıcı şehvetlerin tuzağına düşmesi ve sapık görüşlere kapılmasıdır. Bu, felaketlerin ve belaların en büyüğüdür. Büyük bir afettir, büyük bir sorundur. Bir kalbe girerse onu ifsad eder, yerleşirse onu helak eder. 

Ebu Berze radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Şüphesiz sizin için en çok korktuğum şeylerden biri mideleriniz ve fercleriniz konusunda şehvetlere kendinizi kaptırmanız ve fitnelerin saptırmasıdır." Bu hadisi İmam Ahmed rivayet eder. 

Şehvet ve hevâ sebepte ve delâlette birleşseler de hevâ genelde şüpheler ve inançlar için kullanılır. Şehvet ise, şehvetleri ve lezzet veren şeyleri elde etmek için kullanılır. Her şehvet mutlaka bir hevânın sonucudur. 

Ey müslümanlar! Allah; Aziz Kitabı'nda, açık ve öz kelamında bizlerden daha kuvvetli ve daha çok mal-mülk sahibi ümmetler zikreder. Bu ümmetler, hevâlarına ve heveslerine dalıp sapıklıklara düşer ve belalara uğrarlar. Nimetleri ve güçlerini, yaratıcı hükümdar Allah'a karşı isyanda kullanırlar. Yalan ve uydurmalarla din hakkında konuşurlar. Ve onlara azap geldiğinde onlar için Allah tarafından bir koruyucu olmaz. Allah azze ve celle onlar hakkında şöyle buyurur: ((Ey münafıklar! Siz de) sizden öncekiler gibi (yaptınız). Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlatça daha çok idiler. Onlar (dünya malından) paylarına düşenden faydalandılar. İşte sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden faydalandıysalar, siz de payınıza düşenden faydalandınız ve (bâtıla) dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Ve onlar, ziyana uğrayanların kendileridir.) Onlara uymaktan ve yollarından gitmekten sakının ey Allah'ın kulları!

Allah'ın kulları! Şüphesiz cihadın en zoru hevâ ile cihaddır. Çünkü yolu oldukça engebeli, zor ve uzundur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Cihadın en faziletlisi, kişinin nefsiyle ve hevâsıyla mücadele etmesidir." Bu hadisi, Deylemi ve diğerleri rivayet eder. Şeyhulislam İbni Teymiyye rahimehullah şöyle der: "Nefisle ve hevâyla cihad, kafirlerle ve münafıklarla cihadın aslıdır. Çünkü öncelikle nefsiyle ve hevâsıyla onlara karşı çıkmak için mücadele etmeden onlarla cihad edemez. Hevâsını yenen izzetli ve üstün olur. hevâsı kendisine galip gelen ise zelil ve aşağılık olur, helak olur."

Kalpler birer kaptır. En iyisi en çok hayır ve iyilik bulundurandır. En kötüsü ise en çok fesat ve kötülük bulundurandır. Nefisler kötü amaçlara meyleder. Nefse her dilediğini verirsen hevâsına doğru ağzını açar. Nefsini hevâsından alıkoyan dünyadan ve belalarından kurtulmuş ve eziyetlerinden korunmuştur. (Her bir nefse ve onu düzenleyene, sonra da ona hem kötülüğü hem de takvayı ilham edene ki; onu (nefsini) temizleyen muhakkak felah bulmuştur, onu örten kimse de muhakkak ziyana uğramıştır.) Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurur: "İnsanların hepsi çalışır; kimi nefsini satar ve kurtarır, kimi de helak eder." Bunu, Tirmizi rivayet eder.

Ey müslümanlar! Hevânın egemenliği; ona iten ve yolaçan etkenlerin, hevâyı destekleyen ve yardım edenlerin çokluğuyla güçlenir. O; adaletsiz, azgın ve zalim bir hükümranlıktır. Kişi nefsine takva ile gem vurmazsa sonuçta hızla pişman olunacak durumlara doğru gider, başına felaketler ve afetler gelir. Bu durumdan korkan ise ölümden önce gayret gösterir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Cennet hoşlanılmayan şeylerle kuşatılmıştır. Cehennem ise şehvetlerle kuşatılmıştır." Muttefekun aleyh. Hevâya yolaçan ve hevâyı destekleyen şeylerden sakının. Hevâya tâbi olmaktan kaçının. Lezzetleri acı, musibetleri yakıcıdır.

Allah'ın kulları! Sevdiği şeylerin doğruluğu ve istediği şeylerin güzelliği konusunda nefsinize güvenmeyin. Çünkü hevânın gözü kör, kulağı sağırdır. Kur'an'ın ayetlerini huccet ve açıklamalarını delil olarak alın ki anlayamadığınızı anlayın ve göremediğinizi görün. (Ey iman edenler! Eğer Allah'dan hakkıyla korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış (furkan) verir.) Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Ben size iki şey bıraktım, onlardan sonra asla sapmazsınız: Allah'ın Kitabı ve benim sünnetim." Bu hadisi Hakim rivayet eder.

Ey müslümanlar! Hevâ sahibiyle oturmaktan sakının. Çünkü onunla oturmak aşağılık ve arkadaşlık etmek ise musibettir. Onun, hevâsında aceleci olduğunu ve dünyasına sımsıkı sarıldığını görürsün. Hevası için toplar ve şehvetini gidermek için çalışır. Dünyanın özlemini çeker ve dünyalıklar için yanıp tutuşur. Baş olmayı ve yükselmeyi sever. Münafıklık ve aşırılık ile bunu elde etmeye çalışır. Zenginlere kuyruk sallar ve onları oldukça metheder. Fakirleri ise ayıplayıp kötüleyerek küçümser. Görüşleri kötüdür. Hevâları gariptir. Amelleri şüpheli ve tabiatı acayiptir. Ayıpları ve kusurları bitip tükenmez. Allah ne doğru buyurur ve Allah'dan başka daha doğru sözlü kim olabilir: (Hevâ ve hevesini ilah edinen kimseyi gördün mü? O kimseye sen mi vekil olacaksın? Sen onların çoğunu dinler ve akıl erdirirler mi sanırsın? Onlar ancak hayvanlar gibidir; hatta onlar yolca daha da sapıklıktadırlar.) Bu nedenle selef alimleri şöyle derler: "İki sınıf insandan sakının: Hevâsının esiri olmuş hevâ sahibi ve malının kör ettiği mal-mülk sahibi."

Ey müslümanlar! İnsanları İslam'dan ve İslam'ın yüce güzelliklerinden başka bir şeye çağıran herkes hevâ ve kötülük sahibidir. Kitab'a, Sünnet'e ve ümmetin icmasına muhalefet eden; yenilik ve çağdaşlık, açıklık ve dünya ile bütünleşme adı altında insanları tağuti kanunlara, bid'at amellere, fikir hürriyetine ve batılı yaşamın kurallarına çağıran kimse bid'at ve bozuk inanç sahibidir. Bu kimseye itaat etmek ve tâbi olmak caiz değildir. Allah celle ve alâ, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e şöyle buyurur: (Sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma!) (Onların arzularına uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister. İnsanların bir çoğu da zaten yoldan çıkmışlardır.) Ve Allah Tebârake ve Teâlâ şöyle buyurur: (Ben sizin arzularınıza uymam. Aksi halde sapıtırım da hidayete erenlerden olmam.) Ve yine şöyle buyurur: (Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan işte o zaman sen zalimlerden olursun.)

Ey müslümanlar! Sonradan uydurulmuş bid'atlarla ve vehimlerle, safsatalar ve bozuk anlayışlarla  Kur'an ve Sünnet'in naslarını reddeden bid'at, hevâ ve cedel ehlinden sakının! Akılcılık başlarını döndürmüş ve felsefeler zihinlerini istila etmiştir. Yakinen bilinen gerçeklere ve kesin kurallara karşı gelmişlerdir. Onlar, Allah'ın isim ve sıfatları hakkında hadlerini aştılar ve cüretkar davrandılar. Sahih naslara zayıf dediler, anlamlarını değiştirdiler ve bozdular. Naslarla ilgili düşüncelerinde hatadan hataya saptılar. Bu, tasavvurlarının bozukluğuna şahitlik etmekte ve akıllarının eksikliğini dile getirmektedir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne kadar doğru buyurmuştur: "Ümmetimden bir takım insanlar çıkacak ve bu hevâlar (bid'atlar), kuduz hastalığının hiçbir damar ve eklem bırakmadan girerek sahibini sarması gibi onları saracak." Bu hadisi Ebu Davud rivayet eder. Bâtıllardan ve kötü düşüncelerden Allah'a sığınırız.

Allah Tebârake ve Teâlâ Kitab-ı Mübin'de şöyle buyurur: (En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde eğriliğe sapanları terkedin. Onlar yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.) Allah'ın Kitabı'na ve sahih sünnetlere tâbi ol! Uyarsan işte bu hidayettir. "Niçin" ve "nasıl" diye sorma! Çünkü bu, basiret sahiplerinin körlüğe sürükleyen bir kapıdır.

Ey müslümanlar! Kendisine tâbi olunan hevâlardan biri de inançlarda ve ibadetlerde sonradan uydurulan amellerle ve bid'atlarla Allah'a yaklaşmaktır. Bunlar, kulu Rabbinden sadece uzaklaştırmaya yarayan ameller ve davranışlardır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şu sözüne kulak verelim: "Sünnetime ve hidayete ermiş raşid halifelerin sünnetine sarılın. Ona sarılın ve azı dişlerinizle (sımsıkı) tutunun. Sonradan uydurulan amellerden sakının. Çünkü sonradan uydurulan her amel bid'at ve her bid'at sapıklıktır." Bu hadisi Ebu Davud rivayet eder. Ve şu sözüne kulak verelim: "Kim bizim bu emrimize (dinimize) onda olmayanı sokarsa o, reddedilmiştir." Müttefekun aleyh. Başka bir rivayette ise "Kim üzerine emrimiz olmayan bir amel işlerse o reddedilmiştir" şeklindedir. Bu; hevâsından konuşmayan ve konuştuğu ancak vahiy olan Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in sözüdür. Ona ancak çarpık görüşlü olan karşı çıkar. Abdullah b. Mes'ud raduyallahu anh şöyle der: "Biz karşı çıkmaz uyarız. Bid'at uydurmaz tâbi oluruz. Emre sarıldığımız sürece sapıtmayız.

Allah'ın kulları! Çirkin işlerden, acı ve kötü gerçeklerden biri de bir çok İslam ülkesinde bid'atların ortaya çıkıp yaygınlaşması, bunlara karşı sükut edilip kabullenilmesi ve yapanların hoş karşılanmasıdır. Bu kötü bir davranış ve çirkin bir durumdur. Her müslümanın bu bid'atları açıklaması ve inkar etmesi, tehlikesini ve zararını ortaya koyması, kötülüklerinden müslümanları sakındırması gerekir. Temim ed-Dâri radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Din nasihattır" "Kimin için ey Allah'ın Rasulü?" dedik. Şöyle buyurdu: "Allah için, Kitabı için, Rasulü için, müslümanların imamları ve geneli için." Bu hadisi, Müslim rivayet eder. Cerir b Abdillah el-Beceli radıyallahu anh ise şöyle der: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e; namazı ikame etmek, zekatı vermek ve her müslümana nasihat etmek (iyiliği ve hayrı öğretmek) üzere beyat ettim." Bu hadisi Buhari rivayet eder.

Ey müslümanlar! Bu nefisleri yola getirin ve onları korkutarak ve teşvik ederek düzeltin. Hevâ çökertir ve alçaltır. Allah korkusu ise, hidayete erdirir ve şifa verir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Üç şey kurtarıcıdır: Gizlide ve alâniyette Allah'dan korkmak, rıza anında ve öfke anında adaletli davranmak, fakirlikte ve zenginlikte tutumlu davranmak. Üç şey ise helak edicidir: Kendisine uyulan hevâ, itaat edilen cimrilik ve kişinin kendisini beğenmesi." Bunu, Taberâni el-Evsat'ta rivayet eder. 

Allah'ın kulları! Fitne meclislerinde ve pis mekanlarda bulunmaktan sakının! Allah'dan sebat dileyin. Hayat ve ölüm fitnelerinden O'na sığının. İbni Abbas radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kendilerine Kur'an'dan bir sure öğretir gibi şu duayı öğrettiğini rivayet eder: "Allah'ım! Cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Mesihu'd Deccâl fitnesinden sana sığınırım. Hayat ve ölümün fitnesinden sana sığınırım." Bu hadisi, Müslim rivayet eder.

Kendi ölüm kılıcını çeken ve nefsinin fitnesi peşinde koşanlardan olma! (Sakın hevâya uyma; sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.)

Ey günah yükü ağır olan, ey nefsinin dizginlerini eğlence meydanlarına salıveren, ey tek gayesi hevâsı olan ve bu durum kendisini kör eden, hastalıklı ve mutsuz eden; ey mevlâsının (Allah'ın) karşısına hoşlanmadığı şeylerle çıkan, ey emrinde O'na muhalefet eden! Hatalarından dön ve tevbe et! Helaka ve zarara uğramadan önce mevlândan (Allah'dan) özür dile! Çünkü Allah tevbe edenin; pişman olup kendisine dönenin tevbesini kabul eder. (Allah'ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim" diyenler ile kafir olarak ölenler için tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.)

Ey kabri gözleriyle gören ve nasihatları kulaklarıyla işiten; uyarıcı kendisine ulaşan ve sözleri kendisine okunan! Vadeden ve tehdit eden, uyaran ve korkutan, sonsuz bir zillet ile tehdit edenden sakın! Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in havzından uzaklaştırılmaktan sakın. Esma binti Ebi Bekr radıyallahu anhuma, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Ben havzın yanında sizlerden yanıma gelecekleri beklerim. Bir kısım insanlar benden uzaklaştırılır. "Ya Rabb! (Onlar) benden ve ümmetimden" derim. Şöyle denir: "Senden sonra onların ne yaptığını bildin mi? Vallahi onlar senden sonra ayak topukları üzerinde dönmekten geri durmadılar." Ben de "Benden sonra (dinini) değiştirenler uzak olsunlar, uzak olsunlar" derim."  Muttefekun aleyh.

Ey Allah'ın kulları! Allah'ın dininde değişiklik yapmaktan sakının! Her türlü haramı emreden ve cehennemin kıyısında duran, sapıklığa davet eden cahillerden olmaktan sakının! Kadının hürriyetine çağıran, kadının açılıp saçılmasını isteyen, insanlara şarkı ve türküyle seslenip kadının ortaya dökülmesini isteyen, ümmetin batılılaşmasına ve üstlendiği rolü yerine getirememesine çalışan; Allah'ın bizleri Kitabı'nda kendilerinden sakındırdığı bozuk fikirli insanlardan sakının! (Allah size (helal ve haramı) açıkça bildirmek, sizi sizden öncekilerin sünnetlerine iletmek, tevbelerinizi kabul etmek ister. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.)

Müjdeci ve uyarıcı, aydınlatıcı bir ışık olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kim hidayete davet ederse ona, kendisine tâbi olanların sevabı kadar sevap verilir ve onların sevaplarından bir şey eksilmez. Kim de bir sapıklığa çağırırsa ona, kendisine tâbi olanların günahı kadar günah verilir ve onların günahlarından bir şey eksilmez." Bu hadisi Müslim rivayet eder.

Ey müslümanlar! Ebedi mutsuzluğa yolaçacak zararlı davranışlardan kaçının. İslam akidesine sımsıkı sarılın. Şüphelere yaklaşmaktan kendinizi alıkoyun. Bilin ki dünya yılanların zehiridir. Dünya ehli ise ya ölümü haber veren ya da ölümü haber verilendir.sabahın yok ettiği bir karanlık, sonucu kâr veya zarar olan bir alışveriştir. Yolcuların bir çölde konaklamasından başka bir şey değildir. Dünyada kuvvetinize ve gençliğinize aldanmayın. Sıhhat ancak acıya götüren bir vasıta, gençlik ise yaşlılığın bir vesilesidir. Dinlenmeden sonra mutlaka iyi bir menzile veya kötü bir menzile yolculuk vardır. Allah Tebârake ve Teâlâ şöyle buyurur: (Haddi aşıp dünya hayatını tercih edene gelince hiç şüphe yok ki cehennem varılacak yerin ta kendisidir. Rabbinin huzuruna varmaktan korkup nefsini hevâdan alıkoyana gelince hiç şüphe yok ki cennet varılacak yerin ta kendisidir.)

Allah beni ve sizleri Kur'an ve Sünnet ile mübarek eylesin. Onlardaki ayetler ve hikmetler ile beni ve sizleri faydalandırsın. Bu işittiklerinizi söylüyorum ve Allah'dan bağışlanma diliyorum...

İhsanı için Allah'a hamdolsun. Başarılı kılması ve nimetlendirmesi nedeniyle O'na şükürler olsun. Allah'dan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur, şânı yücedir. Şehadet ederim ki; Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah'ın rızasına davet edendir. Allah; O'na, ailesine,ashabına ve din kardeşlerine salât ve çokça selam eylesin.

Allah'ın kulları! Allah'dan hakkıyla korkun ve O'nu gözetin. O'na itaat edin ve isyan etmeyin.

(Ey iman edenler! Allah'dan hakkıyla korkun ve doğrularla birlikte olun!)

Ey müslümanlar! Başkalarına hükmederken, tartışan kişilerin arasını ayırırken ve kavgalı kimseler hakkında şahitlik yaparken hevâya uymaktan sakının. (Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun. Çünkü o, takvaya daha yakın olandır. Allah'dan korkun. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.)

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle der: "Altmış yılının başında emanet ganimet, sadaka ceza, şahitlik iyilik ve hüküm hevâ ile olur." Bunu, Hakim rivayet eder.

Ey yetimlerin velileri! Ey vakıf yöneticileri ve kendilerine vasiyet bırakılanlar! Emaneti yerine getirin; hainlik etmekten ve hevâ ile davranmaktan sakının. Gerçeklerin ortaya çıkacağı, sırların ve gizli kalan yönlerin ilan edileceği günü hatırlayın. Kıyamet günü her hıyanet eden için bir sancak kaldırılır ve "bu falan oğlu falanın hıyanetidir" denilir. (Adaletten vazgeçerek hevâya uymayın. Eğer dilinizi eğip büker veya yüz çevirirseniz şüpheniz olmasın ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.)

Ey müslümanlar! Allah'dan bağışlanma dileyin ve sakının! Bilin ki sizler O'na kavuşacaksınız. O'nu hakkıyla takdir edin ve yüceltin. Allah'ı hakkıyla yüceltmenin bir gereği de O'nun sevgisini her sevgiden üstün tutmaktır. O'na ibadeti her arzu edilene tercih etmektir.

Allah'ın kulları! Yüce Rabbinize kavuşmaya hazırlanın ve her tür salih ameli hazırlayın.Nefislerinizi ve ayıplarını düşünün ve işlediği günahlardan dolayı hesaba çekin. Hanginizin nefsi zulmetmedi? Âzâlarınızdan hangisi günah işlemedi? O makamı hatırlayın ve Kur'an ayetleri ve zikirleri dinleyerek, Kur'an ayetlerini tekrar edip üzerinde düşünerek kalplerinizi ıslah edin. Hevânızı kontrol altına alın. İnatçı nefsi mücadele ve gözetim ile engelleyin. Ve selefleriniz gibi olun. Onlara dünyanın perdeleri açıldı ve ayıplarını gördüler. Ahiret onlara göründü ve bilinmeyen yönlerini farkettiler. Batmasından korkarak hayat güneşini değerlendirmede ellerini çabuk tuttular.

Allah'ın kulları! Nefislerinizi hakka feda edin ve dünyaya karşı dikkatli olun! (Azık edinin ve bilin ki azığın en hayırlısı takvâdır.) Bilin ki, dinlemenin meyvesi tâbi olmaktır. Bu nedenle sözü dinleyen ve en iyisine tâbi olanlardan olun! İnsanların en hayırlısı ve beşeriyetin en şereflisine salât ve selam getirin. Çünkü Allah size bunu emrediyor ve şöyle buyuruyor: (Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin)

Allah'ım! Kulun ve rasulün Muhammed'e salât ve selam eyle. Hidayete ermiş imamlar olan Hulafa-i Raşidin'den; Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Ali'den; diğer tüm sahabilerden ve onlara ihsan ile tâbi olanlardan razı ol! Onlarla birlikte bizlerden de ihsanın ve kereminle razı ol ey merhametlilerin en merhametlisi!

Allah'ım! İslam'ı ve müslümanları üstün kıl! Şirki ve müşrikleri zelil kıl! Yahudileri, hristiyanları ve onlara destek olanları yoket!

Allah'ım! Bizleri vatanlarımızda emin eyle! İmamlarımızı ve idarecilerimizi ıslah eyle ve kulların ve ülkenin iyiliğine olan işlerde onları muvaffak kıl. Müslümanların bütün idarecilerini şeriatını uygulamaya ve Rasulün Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in sünetine uymaya muvaffak kıl.

Allah'ım! Bizlerden; özellikle bu ülkemizden ve genel olarak tüm müslümanların ülkelerinden belayı, vebayı, faizi ve zinayı, depremi ve musibetleri, ortaya çıkmış ve çıkmamış kötü fitneleri uzak tut ey Alemlerin Rabbi!

Allah'ım! Her kötülüğü bizden uzaklaştır. Allah'ım! Rahmetinle her kötülüğü bizden uzaklaştır ey merhametlilerin en merhametlisi!

Allah'ım! Filistin'deki, Çeçenistan'daki, Keşmir'deki ve her yerdeki kardeşlerimize yardım et ey Alemlerin Rabbi! Allah'ım! Cihad bayrağını yükselt ve sapıklık, kin ve nefret, şirk ve fesat ehlini engelle! Ey dünya ve ahiretin sahibi ve dönüş kendisine olan! Rahmetini kullar ve ülkeler üzerine yay.

(İzzet sahibi olan Rabbin onların niteleyegeldiklerinden münezzehtir. Gönderilmiş peygamberlere selam olsun. Alemlerin Rabbi Allah'a da hamdolsun.)