Kuran ve Sünnet

Allah'ı Zikretmek

Allah'ı Zikretmek

 

Şeyh Ali b. Abdurrahman el-Huzeyfi

10.02.1422 hicri

 

İzzet ve bekânın yegane sahibi, yerin ve göğün Rabbi Allah'a hamdolsun. İyi ve kötü günde hamd O'nadır. Şehadet ederim ki O'ndan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Saltanat ve azamet sahibidir. Ve şehadet ederim ki; nebimiz, efendimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Nebilerin en üstünüdür. Allah'ım! Kulun ve rasulün Muhammed'e, ailesine ve güzide ashabına salât ve selam eyle; onları mübarek kıl.

Bundan sonra; Allah Teâlâ'dan hakkıyla korkun ve O'na itaat edin. Gazabından ve azabından sakının. Çünkü Allah'ın gazabı şiddetli ve azabı elem vericidir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey Rabbiniz'e gizli kalmaz. 

Allah'ın kulları! Rabbiniz celle ve alâ şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin ve sabah-akşam O'nu tesbih edin.) 

Muhterem müslümanlar! Allah Teâlâ'yı zikretmek; Allah'ın teşvik ettiği, devamlı yapılmasını emrettiği bir iştir. Allah'ı zikretmeyi, kendisine yaklaştırıcı bir vesile kılmış, Allah'ı zikreden için büyük sevap ve azaptan kurtuluş vadetmiştir. Şöyle buyurur: (Allah'ı çokça zikreden erkekler ile zikreden kadınlar için Allah, bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.) 

Zikir, dile kolaydır ama mizanda ağırdır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunun böyle olduğunu ve Allah Teâlâ'yı zikretmenin amellerin en üstünü ve sözlerin en iyisi olduğunu bildirir. Ebu'd Derdâ radıyallahu anh'tan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Amellerinizin en hayırlısını, melikiniz katında en geçerli olanını, dereceleriniz içerisinde en yükseğini, sizin için altın ve gümüşü yığmaktan daha hayırlısını, düşmanla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlısını size bildireyim mi?" Sahabiler, "Bildir ey Allah'ın Rasulü!" dediler. Şöyle buyurdu: "Allah'ı zikretmektir." Bu hadisi; İmam Ahmed, Tirmizi ve Hakim rivayet eder.

Allah Teâlâ'yı zikretmek; Allah azze ve celle'ye isimleri ve kemâl sıfatları ile övgüde bulunmak, O'ndan istemek ve Alllah'ı kendisine layık olmayan şeylerden tenzih etmektir. Allah Teâlâ'yı zikretmek, bedeni ibadetlerde olduğu gibi fiil (davranış) ile olur, dil ile olur ve kalp ile olur. Zikrin en üstünü; kalbin ihlaslı olduğu, fiille ve dille söyleyerek yapılan zikirdir. Namazlar, hacc, Allah yolunda cihad gibi... Sonra dil ile kalbin birlikte yaptığıdır. Sözle yapılan zikrin en faziletlisi Kur'an-ı Kerim okumaktır. Çünkü Kur'an-ı Kerim; kalplerin hayatı ve akılların nurudur. Dosdoğru yoldur. Allah'ın rızasına ve naîm cennetlerine götürür. Şeytandan korur ve Rahman'a yaklaştırır. Kur'an'ı okumak ibadet, anlamını düşünmek ise kurtuluş ve saadettir. 

İbni Mes'ud radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Kim Allah'ın Kitabı'ndan bir harf okursa bununla kendisine bir hasene verilir. Hasene, on misliyledir. "Elif, Lâm, Mîm" bir harftir demiyorum. Diyorum ki; Elif bir harftir, Lâm bir harftir, Mîm bir harftir." Bu hadisi, Tirmizi rivayet eder.

Ebu Saîd el-Hudri radıyallahu anh'tan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Rabb Teâlâ şöyle buyurur: "Kur'an (okumak) kimi, beni zikretmekten ve benden bir şey istemekten alıkoyarsa o kimseye isteyenlere verilenlerin en üstününü veririm. Allah'ın kelamının diğer sözlere üstünlüğü, Allah'ın yarattıkları üzerindeki üstünlüğü gibidir." Bunu, Tirmizi rivayet eder.

Allah Teâlâ'yı zikretmek, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sabit olduğu şekliyle yapılmalıdır. "Subhanallah / Allah'ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim", "Elhamdulillah / Allah'a hamdolsun", "La ilahe illallah / Allah'tan başka ilah yoktur", "Allahu ekber / Allah en büyüktür", "La havle vela kuvvete illa billlahi'l Aliyyi'l Azim / Güç ve kuvvet ancak ulu ve yüce Allah iledir" ve benzeri Sünnet-i Mutahhara'da sabit olan zikir çeşitleri gibi...

Semura b. Cündüb radıyallahu anh'tan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Sözlerin Allah'a en sevimlisi şu dördüdür: "Subhanallah / Allah'ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim", "Elhamdulillah / Allah'a hamdolsun", "La ilahe illallah / Allah'tan başka ilah yoktur", "Allahu ekber / Allah en büyüktür". Hangisiyle başlarsan sana bir zararı yoktur." Bunu, Müslim rivayet eder.

Yine Semura b. Cündüb radıyallahu anh'tan rivayet edilen bir hadiste, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Bunlar; Kur'andan sonra sözlerin en üstünüdür ve bunlar Kur'an'dandır." Bu hadisi, İmam Ahmed rivayet eder.

Ebu Musa el-Eş'ari radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: ""La havle vela kuvvete illa billlah / Güç ve kuvvet ancak Allah iledir" de. Çünkü bu, cennet hazinelerinden bir hazinedir." Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder.

Beşeriyetin efendisi sallallahu aleyhi ve sellem'e salât ve selam getirmek de Allah Teâlâ'yı zikretmektir. Allah Teâlâ'yı zikir, bid'at şekillerle ve sonradan uydurulmuş sözlerle olmaz. Aişe radıyallahu anha'nın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurulur: "Kim, üzerine emrimiz olmayan bir amel işlerse o reddedilmiştir." 

Zikrin bir kısmı belirli sayılara ve vakitlere bağlanmıştır. Namazlardan sonra yapılan zikirler, sabah ve akşam yapılan zikirler ve belirli nedenlerle söylenen zikirler gibi... Zikrin bir kısmı ise herhangi bir sayıya veya vakte bağlanmamıştır. Müslüman, öne geçenlerden olabilmek için her halükarda devamlı Allah Teâlâ'yı zikretmeye gayret etmelidir. Muaz radıyallahu anh'ın şöyle dediği rivayet edilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Ademoğlu, Allah'ı zikretmekten daha çok kendini Allah'ın azabından kurtaracak bir amel işlemedi." Dediler ki: "Allah yolunda cihad etmek de mi?" "Allah yolunda cihad etmek de; ancak kılıcıyla, öldürülünceye kadar savaşması müstesna" buyurdu. Bu hadisi, İbni Ebi Şeybe ve Taberâni rivayet eder.

Müslümanın, büyük sevap kazanmak için sahih yolllardan nakledilen ve bir çok anlamı içerisinde toplayan zikir sözlerine de diğer zikir çeşitleriyle birlikte devam etmesi daha güzel olur. Cuveyriye radıyallahu anha'dan şu rivayet edilir:"Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sabah namazını kıldıktan sonra Cuveyriye radıyallahu anha'nın yanından çıktı. O, Allah'ı tesbih ediyordu. Öğle üzeri o, aynı şekilde otururken Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem geri döndü ve "Hâlâ, seni bıraktığım halde mi duruyorsun?" buyurdu. Cuveyriye "Evet" deyince şöyle buyurdu: "Senden sonra üç kere şu dört sözü söyledim ki, şayet onlar senin gün boyu söylediklerinle tartılsa onlara ağır basardı: Yarattıklarının sayısınca, kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığınca ve kelimelerinin çokluğunca hamdederek Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim." Bu hadisi Müslim rivayet eder.

Ebi Umame radıyallahu anh'tan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Sana, gündüzle beraber gece zikretmekten ve geceyle beraber gündüz zikretmekten daha üstün ve daha çok olanını haber vereyim mi? Şöyle demendir:"Yarattıkları sayısınca Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Yarattıkları dolusunca Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Yerde ve gökte olanların sayısınca Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Yerde ve gökte olanların dolusunca Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Kitabı'nın saydığı sayı kadar  Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Her şeyin sayısınca Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Her şeyin dolusunca Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim." Elhamdu lillah'ı da aynı şekilde söylersin." Bunu, Nesai ve İbni Hibban rivayet eder. Taberâni'de ise "Aynı şekilde tekbir getirirsin" buyurur.

Ey müslüman! Şüphesiz sen Allah'ı ne kadar zikredersen zikret, O'na ne kadar övgüde bulunursan bulun; O'na olan övgüyü sayamazsın ve O'nu -subhanehu- gerektiği gibi zikredemezsin. Ulvi ve süfli alemlerin Allah Teâlâ'yı daima zikrettiğini ve tesbih ettiğini hatırla. Öyleki, ancak insanların ve cinlerin kafirleri bu kulluğun şerefinden ve izzetinden uzak durur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki, siz onların tesbihini anlamazsınız. O; halîmdir, bağışlayıcıdır.)

Ey Allah'ın kulu! Zikredenlerden ve hayırda öne geçenlerden ol! Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an ve gafillerden olma.)

Allah beni ve sizi yüce Kur'an ile mübarek eylesin...

Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun. O, Rahman ve Rahîm'dir. Din gününün sahibidir. Rabbime hamdeder ve O'na şükrederim. O'na tevbe eder ve O'ndan bağışlanma dilerim. Şehadet ederim ki, Allah'dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Apaçık hak hükümdardır. Ve şehadet ederim ki, nebimiz ve efendimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Vadinde doğrudur ve güvenilirdir. Allah'ım! Kulun ve rasulün Muhammed'e, ailesine ve tüm ashabına salât ve selam eyle; onları mübarek kıl.

Bundan sonra; Allah'dan hakkıyla korkun ey müslümanlar! Hevâ ve heveslerinizin sizi saptırmasından sakının. Bilin ki ey Allah'ın kulları; Allah azze ve celle'yi zikretmeye Rabbimiz, sayıların sayamayacağı ve kelimelerin anlatamayacağı kadar sevap vermiştir. Mü'min, Allah'ı zikretmenin sonucunu dünyada görür. Ahiretteki mükafatı ise daha büyük ve kalıcıdır. Allah Teâlâ'yı zikretmenin bir karşılığı da, Allah'ın kendisini zikredeni melekleri yanında zikretmesidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Öyle ise beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.) Ve Allah, zikredenlerle beraber olur. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Ben kulumun hakkımdaki zannındayım. Beni zikrettikçe onunlayım. Beni kendi nefsinde anarsa ben de onu kendi nefsimde anarım. Beni bir toplulukta anarsa ben de onu onlardan daha hayırlı bir toplulukta anarım."" Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder.

Zikrin bir mükafatı da kalbin huzura kavuşması, sabit ve yakin üzere olmasıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Bunlar iman edenlerdir, gönülleri Allah'ın zikri ile huzura kavuşanlardır. Haberiniz olsun ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.)

Zikrin bir başka sonucu ise kalpte Allah sevgisini yeşertmesi ve imanın artmasıdır. Onunla işler kolaylaşır ve gönüller ferahlar. Müslüman, onunla kendini şeytanın hilelerine karşı korur. Hâris b. el-Hâris el-Eş'ari radıyallahu anh'tan, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Allah; Yahya b. Zekeriyya'ya, İsrailoğullarına emretmesi için beş söz emretti. Onlardan biri, Allah Teâlâ'yı zikretmekti. Şüphesiz bu, düşman peşinden hızla gelen bir adam örneğinde olduğu gibidir. Sağlam bir kaleye gelince kendini onlardan korur. Kul da böyledir. Kendini şeytandan ancak Allah Teâlâ'yı zikretmekle koruyabilir." Bu hadisi, Tirmizi ve İbni Hibban rivayet eder.

Zikrin bir müfatı da günahlara keffaret olması ve sıkıntıları ortadan kaldırmasıdır. Genel olarak söylemek gerekirse, zikrin sevabı sayılamayacak kadar çoktur. 

Allah'ın kulları! (Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin)...