Kuran ve Sünnet

Güzel Ahlak

GÜZEL AHLAK

Şeyh Ali b. Abdurrahman el-Huzeyfi

09.03.1422 hicri

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

Rahman ve Rahim olan, Halim ve Alim olan, Aziz ve Hakim olan Allah'a hamdolsun. Rabbime hamdeder ve şükrederim. O'na tevbe eder ve O'ndan bağışlanma dilerim. Şehadet ederim ki Allah'dan başka ilah yoktur. O, tekdir ve ortağı yoktur. Aliyy ve Azim'dir. Ve şehadet ederim ki, nebimiz ve efendimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür; asil ahlak sahibidir. Allah'ım! Kulun ve rasulün Muhammed'e, ailesine ve doğru yol sahibi sahabilerine salat ve selam eyle; onları mübarek kıl!

Bundan sonra; ey müslümanlar Allah'dan hakkıyla korkun. O'na itaat edin. O'nun cezasından korkun ve O'na isyan etmeyin! Biliniz ki İslam yüce bir amacı gerçekleştirmek için gelmiştir. Önemli bir görevi yerine getirmek için gelmiştir. Bu görev; Allah'ın hakkını ve kulların haklarını eda etmektir. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın; Allah, kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.) Bu gayenin dışındaki; yeryüzünün imarı, hadlerin uygulanması, zulmün önüne geçilmesi ve benzeri görevler ise ana gayeye; Allah'ın hakkını ve kulların haklarını yerine getirmeye tâbidir. Ona götüren bir araç ve onun için bir hazırlıktır.

Güzel ahlak, Allah'ın hakkını ve kulların haklarını yerine getirmenin esasıdır. İman ile birlikte güzel ahlak, Allah'ın hakkına ve kulların hakkına sadık olmanın temelidir. Bununla dereceler yükselir ve günahlar bağışlanır. Aişe radıyallahu anha şöyle der: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitttim: "Şüphesiz mü'min güzel ahlakıyla, gece namazı kılıp oruç tutanın derecesine ulaşır." Bu hadisi Ebu Davud rivayet eder.

Ebu'd Derdâ radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Kıyamet günü mü'min kulun mizanında hiçbir şey güzel ahlaktan daha ağır değildir. Şüphesiz ki Allah, kaba ve ağzı bozuk kişiye buğzeder." Bunu, Tirmizi rivayet eder ve "Hasen sahih bir hadistir" der.

Güzel ahlak, bütün hayırların birleştiği yerdir. Güzel ahlak, şeriata ve akl-ı selime göre övülen tüm sıfatlardır. Alimlerden bazıları şöyle der: "Ahlak, hayır işlemek ve şerden uzak durmaktır." Şöyle denir: "Güzel ahlak, eli açık davranmak ve eziyet vermekten geri durmaktır." Güzel ahlakın genel tanımı ise şudur: "Allah'ın emrettiği her şeyi yapmak ve Allah'ın yasakladığı her şeyi terketmektir." Takva, ihlas, sabır, yumuşak huyluluk, ağır başlılık, hâyâ, iffet, namus, anne-babaya iyilik, akrabaları ziyaret, merhamet, yardımseverlik, cesaret, cömertlik, doğruluk, geniş yüreklilik, dostluk, vefa, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, iyi komşuluk, tevazu, tahammül göstermek, bağışlamak; hilekarlık ve ihanetten, fuhuştan, haram yiyecek ve içeceklerden, yalan ve iftiradan, cimrilik ve eli sıkılıktan, korkaklıktan, riyadan, kibirden ve kendini beğenmeden, zulüm ve düşmanlıktan, kin ve nefretten, hasetten ve benzerlerinden uzak durmaktır.

Güzel ahlak, mü'mine dünyada ve ahirette fayda verir. Rabbinin katında derecesini yükseltir. Onun ahlakından iyi ve kötü herkes faydalanır. Kafire ise ahlakı sadece dünyada fayda verir. Ahlakının karşılığını Allah  kendisine bu dünyada verir. Ahirette ise onun hiçbir nasibi yoktur. Aişe radıyallahu anha'dan şu rivayet edilir: Dedim ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Abdullah b. Ced'an'a ne dersin? Şüphesiz o misafire ikram eder, kimsenin kazandıramayacağını kazandırır ve zamanın sıkıntılarına karşı yardım ederdi. Bunlar ona fayda sağlar mı? Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Hayır. Çünkü o, bir gün bile "Rabbim! Kıyamet günü günahlarımı bağışla" demedi."

Allah azze ve celle Yüce Kitabı'nda her yüce ahlakı emretmiş ve her kötü ahlaktan da menetmiştir. Sünnet-i Nebeviyye de bu şekilde, her övülmüş sıfatı emreder ve her çirkin sıfatı yasaklar. Bu anlamdaki ayetler gerçekten pek çoktur. Şu ayetler buna örnek olarak yeter:

Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın.) Ve şöyle buyurur: (Onlar (takva sahipleri) bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.) Allah şöyle buyurur: (Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.) Ve şöyle buyurur: (Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir.) Ve şöyle buyurur: (İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.) Şöyle buyurur: (Sana uyan mü'minlere (merhamet) kanadını indir.) Allah azze ve celle şöyle buyurur: (İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. Akibet takva sahiplerinindir.) Ve şöyle buyurur: (Rahman'ın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında "selam!" derler (geçerler). Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler. Ve şöyle derler: "Rabbimiz! Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır. Orası gerçekten ne kötü bir yerleşme ve ikamet yeridir." Harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Yine onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler.) Ve şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Akitleri yerine getiriniz.) Yine şöyle buyurur: (Peygamber size ne verirse onu alın ve neyi yasaklarsa ondan da kaçının.)

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurur: "Ahlakı güzel olan için cennetin en tepesinde bir eve ben kefilim." Bunu, Ebu Davud Ebu Ümame radıyallahu anh'tan sahih bir isnad ile rivayet eder. İbni Mes'ud radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Size, cehenneme haram olan ya da cehennemin kendisine haram olduğu kimseyi haber vereyim mi? İnsanlara karşı yakın ve yumuşak başlı davranan ve kolaylık gösteren her kimseye haram olur." Bunu, Tirmizi rivayet eder ve "hasen bir hadis" olduğunu söyler. Aişe radıyallahu anha, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Şüphesiz rıfk (nezaket) bir şeyde bulunursa ancak onu süsler. Bir şeyden söküp alınırsa da bu o şeyi kötü yapar." Bu hadisi, Müslim rivayet eder. Nevâs b. Sem'an radıyallahu anh, şu rivayet edilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e iyilik ve kötülükten sordum. Şöyle buyurdu: "İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise, vicdanını rahatsız edip de insanların bilmesini istemediğin şeydir." Bu hadisi, Müslim rivayet eder.

Güzel ahlak, sahibine ve topluma bereket getirir. İyilik ve gelişmedir. Allah katında yüksek bir mertebedir. Kulların kalplerinde sevgi ve değerdir. Göğüs ferahlığı ve sükunettir. İşlerin kolaylaşmasıdır. Dünyada güzel bir şekilde anılma ve ahirette güzel bir sonuçtur. Kötü ahlak; kötülüktür, bereketin ortadan kalkmasıdır. Kulların nefretine ve kalplerde karanlığa yolaçar. Bu dünyada mutsuzluk ve ahirette kötü sondur.

Ey müslümanlar! Güzel ahlak ile ahlaklanan Selef-i Salih'i örnek alın! Onların bu haline Allah azze ve celle şu kavliyle şehadet eder: (Muhammed Allah'ın rasulüdür. Beraberinde bulunanlar da kafirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükuya varırken ve secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir.) Ve şöyle buyurur: (Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirirsiniz. Siz Allah'a da iman edersiniz.) Onlar, insanlara için en hayırlı insanlardır. Allah şöyle buyurur: (Mü'minler arasında Allah'a verdikleri sözde içtenlikle sebat gösteren nice erkekler vardır. Onlardan kimisi adağını yerine getirdi. Kimisi de beklemektedir. Onlar hiçbir şeyi değiştirmemişlerdir.)

Sahabeden her biri -Allah onlardan razı olsun- güzel ahlakta ve değersiz işlerden uzak durmada başlı başına bir ümmet idi. Bu onların hayatında ve yaşantılarında açıkça görülmektedir. Her yüce ahlakta ve övülmüş sıfatta en üstün örnek, beşeriyyetin efendisi efendimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'dir. O, her şeyde tam bir örnek teşkil etmektedir. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Andolsun ki sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü ümit eden ve Allah'ı çokça anan kimseler için, Rasulullah'da güzel bir örnek vardır.)

O'nu Rabbi terbiye etmiş ve terbiyesini en güzel bir şekilde gerçekleştirmiştir. O da -sallallahu aleyhi ve sellem-, ümmetinin her tür övülmüş huy ve olgun davranış üzere terbiyesine büyük bir özen göstermiştir. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Ben ancak, salih ahlakı tamamlamak üzere gönderildim." Bunu İmam Ahmed rivayet eder.

Allah, nebisi sallallahu aleyhi ve sellem'e en üstün övgülerle övgüde bulunmuştur. Bu övgüyü melekler ile insanlardan ve cinlerden mü'min olanlar okur ve zamanın uzunluğu onu unutturmaz. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.) (Ve, şahit olarak Allah yeter.) Aişe raduyallahu anha'ya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ahlakı sorulur ve şöyle cevap verir: "O'nun ahlakı Kur'an'dı."

İbni kesir rahimehullah şöyle der: "Kur'an'a; emir ve yasaklarına uymak O'nun tabiatı ve kişiliğini oluşturan ahlakı olmuştu. yaradılışdan gelen tabiatını terketmişti. Allah'ın kendisine verdiği hâyâ, cömertlik, cesaret, bağışlama ve her türlü güzel ahlaka ilave olarak, Kur'an ne emrederse yapmış ve neyi yasaklarsa onu terketmişti."

Kendisine peygamberlik gelmeden önce dahi, düşmanlarının çokluğuna ve yoğun propagandalarına rağmen hiçbir hatası ve kusuru olmamıştır. Kendisine beklemediği bir anda vahiy gelince Hatice radıyallahu anha'ya "Kendimden korktum" der. Hatice radıyallahu anha da şöyle der: "Asla! Allah'a yemin olsun ki, Allah hiçbir zaman seni utandırmaz. Muhakkak sen, akrabana bakar, doğru söyler, herkesin ağırlığını yüklenir, misafiri ağırlar ve hak yolunda başa gelenlerde yardım edersin." Bu hadisi, Buhari ve Müslim, Aişe radıyallahu anha'dan rivayet eder.

Bu O'nun peygamberlikten önceki yüce ahlakından bir kısımdır. Allah, peygamberlikten sonra O'na olan nimetini ve güzel ahlakını tamamlamıştır.

Muhterem müslümanlar! Nebiniz sallallahu aleyhi ve sellem'in doğru dinine sarılarak, yüce şeriatı ile amel ederek ve Allah'ın sizleri muvvaffak kılması ölçüsünce O'nun yüce ahlakıyla ahlaklanarak O'nu örnek alın. Allah azze ve celle'ye karşı ihlaslı olun. Sünnetine uyarak ve O'nun dininde bid'at işlemeyerek nefislerinizi O'nun yoluna yönlendirin. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, çok bağışlayıcı ve merhamet sahibidir.)

Bilin ki ey Allah'ın kulları; insanları idare etmek güzel ahlaktandır. İki yüzlülük ise kötü ahlaktandır. İnsanları idare etmek; güzel sözle veya güzel davranışla kötülüğü defetmek ve hakkı en uygun bir şekilde tebliğ etmektir. İki yüzlülük ise; hakkı söylememek veya günaha muvafakat etmektir. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Rüku edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin. Umulur ki kurtulursunuz.)

Allah beni ve sizleri Yüce Kur'an ile mübarek kılsın...

Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun. O, takva sahiplerinin velisidir. Her şeyi ilmi ile; rahmeti ve müsamahası ile kuşatmıştır. Sayılamayacak nimetleri için O'na -subhanehu- hamdederim. Şehadet ederim ki, Allah'dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. En güzel isimler O'nundur. Ve şehadet ederim ki; Muhammed O'nun kulu ve seçtiği rasulüdür. Allah'ım! Kulun ve rasulün Muhammed'e, ailesine ve takva ehli sahabilerine salât ve selam eyle, onları mübarek kıl!

Bundan sonra; emrettiği gibi Allah'dan hakkıyla korkun! Yasakladığı ve kızdığı şeylerden uzak durun. Allah şu ayetinde sizlere şöyle emreder: (Şüphesiz Allah; adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emreder. Fuhuşu, kötülüğü ve haddi aşmayı yasaklar. Tutasınız diye size öğüt verir.) Bu, her yüce ahlakı içeren ve her kötü ahlaktan sakındıran bir ayettir.

Muaz b. Cebel radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Nerede olusan ol Allah'dan kork! Kötülükten sonra iyilik yap ki onu silsin. İnsanlara güzel ahlak ile muamele et." Bu hadisi, Tirmizi rivayet eder.

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle der: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem insanların cennete girmesine en çok vesile olan şeyden soruldu. Şöyle buyurdu: "Allah'dan hakkıyla korkmak ve güzel ahlak." Ve insanların cehenneme en çok girmesine vesile olan şeyden soruldu. Şöyle buyurdu: "Ağız ve ferc (cinsiyet organı)." Bunu Tirmizi rivayet eder ve hasen-sahih bir hadis olduğunu belirtir.

Dininizin ahlakına sarılın ve nebiniz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoluna koyulun ki dünya ve ahiret mutluluğuna erişesiniz.

Allah'ın kulları! (Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin)...