Kuran ve Sünnet

Uhud Zaferdir, Hezimet Değil!.

Uhud Zaferdir, Hezimet Değil!.

 

Şeyh Abdulmuhsin el-Kâsım

01.04.1422 hicri

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 

Muhakkak ki hamd Allah'adır. O'na hamdeder, O'ndan yardım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa ona hidayet verecek yoktur. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah O'na, ailesine ve ashabına salât ve çokça selam eylesin.

Bundan sonra... Allah'dan hakkıyla korkun ey Allah'ın kulları! Şüphesiz Allah'dan hakkıyla korkmak nimetleri artırır ve azabı ortadan kaldırır. 

Ey müslümanlar!

Allah peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i peygamberlerin gelmesinin kesintiye uğradığı bir dönemde; dünya, cahilliğin ve sapıklığın karanlığıyla doluyken peygamber olarak gönderdi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem beraberinde Sahabe-i Kiram'ı olduğu halde bu dini ufuklara yaymaya başladı. Kafirler ve inatçılar ise davetine karşı çıktı. O'na karşı kılıçlarını çektiler. Bedir'de karşı karşıya geldiler ve Allah'ın emriyle zafer gerçekleşti. İslam sancağı yükseldi. Müşrikler feryat ederek Mekke'ye döndüler. Hepsi ölüsüne ağlıyor, başına gelen musibetten şikayet ediyordu. Bu musibet onlara çok ağır geldi. Bunun üzerine Kureyş, müslümanlarla yeniden karşılaşmak için hazırlanmaya karar verdi. Tam bir yıl hazırlık ile geçti. Kuvvetleri toplandı ve orduları, hicri üçüncü senenin Şevval ayında Bedir Savaşı'nın intikamını almak için Medine'ye yöneldi. Uhud Dağı yakınlarında, vadinin kıyısında konakladılar.

Müslümanlardan bazıları Bedir Savaşı'nı kaçırdıkları için üzgündü. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e onlarla karşılaşmak için çıkmayı önerdiler. Müslümanlar, onlarla savaşmaya karar verdi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, Cuma günü insanlara namaz kıldırdıktan sonra evine girdi, savaşa hazırlanmış ve zırhını giymiş olarak dışarı çıktı. Ve şöyle buyurdu: "Zırhını giyen bir peygambere, Allah onunla düşmanları arasında hükmünü verinceye kadar onu çıkarması yakışmaz."  Sonra bin kişi ile yola çıktılar. Medine ile Uhud arasına gelince münafıkların başı Abdullah b. Ubeyy ordunun üçte biri ile müslümanları yarı yolda bıraktı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onları bırakarak yoluna devam etti. Uhud'da, vadinin dağ tarafındaki kenarına konakladılar. Karargahını ve ordunun sırtını dağa doğru verdi. Müşriklerin ordusu, müslümanlar ile Medine arasında kalmıştı. Elli kişiden oluşan bir okçu grubunu okçular tepesine yerleştirdi ve başlarına Abdullah b. Cubeyr'i emir tayin etti. Onlara, yerlerinde kalmalarını ve kuşlar onları kapıyor görseler bile yerlerinden ayrılmamalarını emretti. Şöyle buyurdu: "Bizim öldürüldüğümüzü görseniz bile bize yardım etmeyin. Bizim ganimet topladığımızı görseniz bile bize katılmayın."

Cumartesi günü sabah olunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem savaş için hazırlandı ve üst üste iki zırh giyerek ortaya çıktı. Gençlere baktı ve küçük gördüklerini savaştan geri çevirdi, diğerlerine izin verdi. İzin verdikleri arasında Semura b. Cundüb ve Râfi' b. Hadîc de vardı ve onlar onbeş yaşında idiler.

Kureyş de savaş için hazırlandı. Müşrikler, ikiyüzü atlı olmak üzere üçbin kişi idiler. Onlara Ebu Süfyan komuta ediyordu. Allah'ın nurunu söndürmek ve kulları saptırmak istiyorlardı. Müslümanlar yediyüz kişi idiler. Zafer ve şehadet arzuluyorlardı. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sahabilerini savaşa teşvik etti. Sabretmeye ve mücedeleye yöneltti. Nihayet iki ordu karşı karşıya geldi ve saflar birbirine yaklaştı. Kılıçlar çekilmiş, mızraklar doğrultulmuş ve oklar çıkarılmıştı. Bir yanda Rahman'ın taraftarları, diğer yanda şeytanın taraftarları...

Sonra Nebi sallallahu aleyhi ve sellem savaşa izin verdi ve taraflar birbirine daha çok yaklaştı. Atlılar birbirine girdi ve çetin bir savaş başladı. Zafer müslümanlarındı ve Allah mü'minler üzerine yardımını indirmişti. Müşrikler ortada kaldı ve sancakları düştü. Geri dönüp kaçmaya başladılar. Okçular, müşriklerin hezimetini görünce onların bir daha dönemeyeceğini sandı. Onlardan bazıları ganimet toplamak için aşağı indi ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in korumalarını emrettiği yerlerini terkettiler. Emirleri onlara yerlerinde kalmaları gerektiğini hatırlattı ama buna rağmen indiler ve geçidi boşalttılar. O gün daha henüz şirk içerisinde olan Halid b. Velid okçular tepesinin arkasına dolaştı ve tepede bulunan okçulardan geriye kalan on kişiyi öldürdü. Müslümanların ordusu arkadan müşrik ordusu ve önden yayaları arasında kalmıştı. Müslümanları kuşattılar. Müslümanlardan bir grup bozuldu ve bir kısmı da dağıldı. Aralarında öldürülenler oldu. Allah onlardan razı olsun ve onları da razı etsin.

Müşrikler sancaklarını yeniden kaldırdılar. Müslümanların safları karıştı. Allah'ın olmasını dilediği oldu. Şehadete erişen şehadete erişti. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in etrafından dağıldıklarında O, sabit kaldı ve onları arkalarından çağırdı. Bazıları geri döndüler. Müşrikler Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e ulaştılar. O'nu öldürmek istiyorlardı. Yüzünü yardılar ve taşla azı dişini kırdılar. Miğferinin halkalarından ikisi yüzüne değdi. Başındaki miğferi taş atarak kırdılar. Fasık Ebu Âmir'in, müslümanları tuzağa düşürmek için kazdığı çukurlardan birine düştü. Ali b. Ebi Talib elinden tuttu ve Talha b. Ubeydullah kucaklayıp çıkardı. Mus'ab b. Umeyr gözleri önünde öldürüldü. Müşrikler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e yetiştiler. Müslümanlardan yaklaşık on kişilik bir grup, öldürülünceye kadar O'nun etrafını sardı. Talha b. Ubeydullah müşrikleri O'nun etrafından uzaklaştırıncaya kadar onlarla dövüştü. Ebu Dücane sırtı ile önüne kalkan oldu ve oklar sırtına saplandığı halde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i korumak için hareket etmiyordu. Şeytan en yüksek sesiyle "Muhammed öldü!" diye bağırdı. Bu müslümanların  bir çoğunun kalbinde olumsuz etki yaptı. Çoğu geri döndü. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdi.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem müslümanlara doğru yöneldi ve O'nu gördüler. Etrafında toplandılar ve O'nunla birlikte daha önce konakladıkları yere çekildiler. Sırtlarını dağa dayadılar. Ali b. Ebi Talib, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in yüzündeki kanı yıkadı ve başına su serpti. Kızı Fatıma, suyun kan akışını artırdığını görünce bir hasır parçası aldı ve yakarak yaraya bastı; kan durdu. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, elinden gelen gayreti göstermişti. Orada bulunan bir kayaya çıkmak istedi de vaziyeti nedeniyle çıkamadı. Talha altına oturdu da çıktı. İnsanlar ölüleri için endişe ettiler. Sonra rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem indi ve şehitleri gördü. En kötü şekilde işkence edilmişlerdi. Amcası Hamza'yı aradı. Vadide; karnı yarılmış, burnu ve kulakları kesilmiş bir halde buldu.

Müşrikler de konakladıkları yere çekildiler. Sakat kalanlar ve can çekişenler vardı. Bütün bunların hepsi Cumartesi günü oldu. Savaş sona ermişti. Savaşın sonucunda müslümanlardan yetmiş şehid ve kafirlerden yirmiiki ölü vardı. Bizim ölülerimiz cennette, onların ölüleri ise cehennemdedir.

Bundan sonra ey müslümanlar!.. Uhud, hezimet değil bir zaferdir. İbretler ve derslerle dolu bir savaştır. Olayları, nesillerin birbirine aktardığı bembeyaz sayfalardır. Allah bu savaşta Kitab-ı Mübini'nden altmış ayet indirdi. Bu savaş Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in nefsinde derin bir iz bıraktı. Vefatı öncesine kadar hatırlardı.

Şüphesiz bu din bizlere sahabilerin şiddetli mücedeleleri sonucunda ulaştı. Geçmişler, musibetlerin ve sıkıntıların acılarını tattılar. Enes b. Nadr bu savaşta seksen küsür yara aldı. Sonra düşmanlar ölüsüne işkence ettiler. Öyle ki, kızkardeşinden başkası tanıyamadı. O da, parmak uçlarından tanıdı. Sa'd b. Rabi' yetmiş yerinden yaralandı. Ya biz dinimiz için ne yaptık?!.

Sahabe-i Kiram'ın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile sohbeti ve hayırlarda öncülüğü vardır. Âzâları kesildi ve cesetleri parçalandı. Kadınları dul kaldı. Bu dinin bizlere tam ve mükemmel bir şekilde ulaşması için uğruna canlarını feda ettiler. Onların haklarını takdir et ve bu gayretleri dolayısıyla onlara teşekkür et! Onlardan razı ol! Çünkü, Rableri onları sevmiş, onlardan razı olmuş ve onları razı etmiştir.

Günahlarla devirler döner. Bu savaşta ruhlar bir hata yüzünden teslim edildi. Adem cennetten bir günah yüzünden çıktı. Kadının biri bir kedi yüzünden cehenneme girdi.

İbadete ve kulluğa sımsıkı sarıl ki, zor anlarında elinden tutulsun ve sıkıntıların giderilsin. Amellerini, düşmanını kuvvetlendiren, sana karşı bir asker haline getirme!

Bu savaşta Semura ve Râfi' onbeş yaşında olmalarına rağmen savaştılar. Genç sahabilerin kanları üzerinde yükseldi bu din... Onlar boş vakitlerde eğlenip şehvetlerle vakit geçirmediler. Babaları onların ıslahı için çabaladı ve onların ıslahının meyvelerini aldılar. Ya gençlerimiz dinleri için ne verdi? Gayeleri ve arzuları ne? Çabaları ne için? İlgileri neye?..

Kötü arkadaştan sakın! Çünkü onlar, kendilerine en çok ihtiyaç duyduğun bir anda seni terkederler. Onlar, nimetlerde sana arkadaştırlar fakat sıkıntılarda sana düşmandırlar. Münafıklar, sahabileri en zor durumda yüzüstü bıraktılar. Salih arkadaşlara sarıl! Onlar, varlığında ve yokluğunda seni savunurlar. Senin faydan için çalışır, seni korurlar. Hakkın bir seyri ve batılın bir hamlesi vardır. Sonuç ise takvânındır.

Toplumun ıslahından ve hidayete ermesinden ümidini kesme! Nebi sallallahu aleyhi ve sellem eziyetlere ve yaralara sabretti de sonunda insanlar bölük bölük Allah'ın dinine girdi. Tüm olayların sonucu Allah'ın elindedir.Davet yolunda yürü ve duaya devam et! İnsanların hidayeti İnsanları yaratan Allah'ın elindedir. Ebu Süfyan Uhud'da müşriklere komutanlık ediyordu. Sloganı, "En büyük Hübel" idi. Mekke'nin Fethi'nde ise "Lâ ilahe illallah" diyordu. Vahşi, Hamza'yı öldürdü ve daha sonra müslüman olarak peygamberlik iddiasında bulunan Müseylemetu'l Kezzâb'ı öldürdü. Nefsinin dönmesinden sakın! Kalpler, Rahman'ın parmaklarından iki parmağın arasındadır; onları dilediği gibi çevirir. Allah'dan daima kalıcı sebat dileriz.

Kul isyana garkolmuş olsa ve günahları bulutlara ulaşsa bile tevbe onları siler. Halid b. Velid, kafirlerin atlılarına komutanlık yaptı. Onun eliyle sahabenin en faziletlileri öldürüldü. Allah, göğsünü imana açınca Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek İslam üzere beyat etti ve "Ey Allah'ın Rasulü! Ben hatamın bağışlanmasını şart koşuyorum" dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu: "Ey Halid! Bilmiyor musun ki, İslam kendinden öncekileri yok eder ve tevbe kendinden öncekileri siler."

Nefsini günah bataklığından kurtar ve tevbe ederek Rabbine yönel! İyilikler kötülükleri giderir. Bu dine sarılmaktan geri durma! Çünkü onun etrafında kanlar aktı. Kişi, akrabaları ve yakınları ile imtihan edilebilir. Onlardan gördüklerine karşı sabret. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in akrabaları, mallarını ve yurtlarını terkederek Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile savaşmak için Medine'ye kadar geldiler. Kafirlerin çoğunun yapmadığı şekilde ölülere işkence yaptılar. Oysa onlar O'nun amca çocuklarıydı. Mekke'nin Fethi'nde onları affetti ve bağışladı. Onlara "Sizler serbestsiniz" dedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'i yumuşak huyluluk ve bağışlamada kendine örnek al! Akrabalarını ziyaret et ve sana karşı yaptıkları kötülükleri görmezden gel. Ayrılık ve çatışmada güçler zayıflar. Ülfette ve birlikte ise, kalpler arınır. Bölünmeden ve ayrılıktan sakın; çünkü bunlar hezimettir. (Birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin!) (8/el-Enfâl/46)

Günahın sevinç yönünden gelmeyeceğini sanma! Sevincin tadı üzüntünün acısına karışabilir. Sahabiler ganimet ile sevindiler ve okçular ganimet toplamak için aşağı indi. Bu nedenle onlar, bozguna uğradılar. Dünya bir hal üzere devam etmez. Zorluğa sabret ve nimetleri için Allah'a şükret.

Peygamberler yaratılmış kullardır. Diğer insanların başına gelenler onların da başına gelebilir. Kulluk makamının üzerine çıkarılmazlar ve değerlerinden aşağıya da düşürülmezler. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem iki zırh ve savaş elbisesini giydi. Sahabileri O'nunla beraber mücadele etti. Cebrâil ve Mikâil O'nu korumak için şiddetle savaştılar. Buna rağmen yüzü yarıldı, azı dişi kırıldı. Başında ve sonunda emir Allah'ındır. Yalnızca O -subhânehu-, fayda ve zarar verendir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendi nefsi için bir şeye sahip olsaydı kanı akmazdı. Bu nedenle ibadetini yalnızca Cebbâr olan Allah'a yönelt. Kahhâr olan Allah'ın önünde boyun eğ ki, Allah'ın izniyle senin için sevindirici şeyler gerçekleşsin.

Uhud Dağı'nın toprağıyla teberrük edilmez ve taşları toplanmaz. Orada yetmiş sahabi öldürüldü ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yaralandı. Uhud Dağı bir fayda verseydi bu musibetler olmazdı. İşini Allah'a havale et ve sıkıntıların giderilmesi için O'na sığın.

Faziletli davranış biçimlerinden biri de dine hizmet edeni takdir etmektir. Güzel sıfatlardan biri de sahabilere vefa göstermektir. Uhud şehitlerinin kanları Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in nefsinde vefat ettiği yıla kadar etkisini gösterdi. Sekiz yıl sonra Uhud'da ölenler için onlara veda eder gibi cenaze namazı kıldı.

Bu dinin seçkin insanlarını yücelt. Onların sahabelik haklarına saygı duy ve onların sırlarını koru! Ebu Süfyan şöyle der: "Muhammed'in ashabının Muhammed'i sevdiği gibi insanlardan hiç kimsenin birini sevdiğini görmedim."

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım: (Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz. Allah onları muratlarına erdirecek, gönüllerini şâdedecek ve onları, kendilerine tanıttığı cennete sokacaktır.) (47/Muhammed/4-6)

Allah beni ve sizleri mübarek eylesin...

İhsanı için Allah'a hamdolsun. Başarılı kılması ve nimetlendirmesi nedeniyle O'na şükürler olsun. Allah'dan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Şânı yücedir. Şehadet ederim ki; efendimiz, nebimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah; O'na, ailesine ve ashabına salât eylesin.

Bundan sonra ey müslümanlar!.. Cennet ancak zorluk ve yorgunluk köprüsünden geçerek elde edilir. Yol uzun ve meşakkatlidir. Zorluklar ve engellerle, zafer ve hezimetle imtihanla doludur. Zillet ve boyun eğme izzet ve zaferi beraberinde getirir. Allah -subhânehu- bir kuluna izzet vermek isterse onu önce bozguna uğratır. Sonra yükselişi, bozguna uğraması ve boyun eğmesi ölçüsünce olur. Allah mü'min kullarına cennette, amelleri ile ulaşamayacakları makamlar hazırlamıştır. Onlara ancak musibetler ve imtihanlar ile ulaşırlar. Allah; belalar ve musibetler gibi onlara ulaşacakları sebepler hazırlar. Belalar ve musibetlerle gizliler ve saklılar ortaya çıkar.

Başına gelecek olana rıza göster ve Allah'ın kaderine teslim ol. Seleften bazıları şöyle der: "Musibetler olmasaydı ahirete iflas etmişler olarak giderdik."

Dünyada günler bir hal üzere kalmaz. Zafer ve hezimet, izzet ve zillet, hastalık ve sağlık, fakirlik ve zenginlik olarak döner. Fırsatları değerlendir. Nimetlerin, ahiret için biriktirdiklerindir. Dünyayı tercih eden ise dünyasına ve ahiretine zarar verir.