Kuran ve Sünnet

Şeytanın Hilelerinden Sakının!.

Şeytanın Hilelerinden Sakının!.

 

Şeyh Ali b. Abdurrahman el-Huzeyfi

20.05.1422 hicri

 

Güç ve kuvvet sahibi Allah'a hamdolsun. Yaratma ve emretme O'na aittir. O her nefsin üzerinde gözeticidir. Dileği mutlaka gerçekleşir. Hikmeti latiftir. Kesin delil ancak Allah'ındır. Allah dileseydi hepinizi hidayete erdirirdi. Rabbime hamdeder ve şükrederim. O'na tevbe eder ve O'ndan bağışlanma dilerim. Şehadet ederim ki Allah'dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Buna, gerçek ve şüphesiz bir şehadetle şehadet ederim. Ve şehadet ederim ki, nebimiz ve efendimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. O, güvenilir ve sözüne sadıktır. Allah'ım! Kulun ve Rasulün Muhammed'e, ailesine ve ashabına Kıyamet'e kadar devam edecek salât ve selamda bulun ve onları mübarek eyle!..

Bundan sonra... Gizli ve aşikar hallerinizde Allah'dan hakkıyla korkun ey müslümanlar... Ahiret gününe kavuşmayı dileyin ve bozguncuların yollarına uymayın. Bilin ki ey Allah'ın kulları, her şeyin bir başlangıcı ve her başlangıcın bir sonu vardır. Her yarışın bir hedefi vardır. Muhakkak ki siz, imtihan ve musibet dünyasındasınız. Kıyamet'te ise cennet ve cehennem vardır.

Allah, cennete giden bir yol belirlemiştir. O yol da İslam'dır. (Kim, İslam'dan başka bir din ararsa bilsin ki kendisinden bu asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.) (3/Âl-i Imran/85) İslam'da da helak edici durumlardan kurtaran kötülükleri ve büyük günahları defeden salih ameller belirlemiştir. Nimetler yurdu cennet için salih amel işleyen cennet ehlini yaratmıştır. Ve cennete davet eden davetçiler yaratmıştır. Bu davetçiler, peygamberlerdir. Allah'ın salât ve selamı onların üzerine olsun. Ve peygamberlere tâbi olan; Allah'ın kendilerine nimet verdiği, en üstün derecelere çıkardığı ve hayırlarda öne geçirdiği insanlardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Kim Allah'a ve Rasulü'ne itaat ederse işte onlar , Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîklar, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır! Bu lütuf Allah'dandır ve bilen olarak Allah yeter.) (4/en-Nisa/69-70) Onların yaşantıları iyi olmuş ve kalpleri temiz olmuştur. Amelleri salih olmuştur. Onların yaptıklarını yapan mutlu olur ve ebedilik cennetini kazanır. 

Yine Allah cehennem için cehennem ehlini yaratmıştır. Onlar, cehennem ehlinin amelini işlerler. Allah, acı verici azapta ebedi olarak kalmaya götüren yolları açıklamıştır. Allah Tebârake ve Teâlâ; kötülüklerden ve Allah'ın gazabına neden olan, aşağılığa ve cehenneme sürükleyen haramlardan sakındırmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Kim Allah ve Rasulü'ne karşı gelirse bilsin ki ona, içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.) (72/el-Cinn/23) Allah'ın, içerisinde ebedi ve çeşitli azaplar yarattığı o hayatın da bu dünyada davetçileri vardır. Allah Teâlâ, cehennem ehli hakkında şöyle buyurur: (Onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir. Bu dünyada arkalarına lanet taktık. Onlar, Kıyamet gününde de kötülenmişler arasındadır.) (28/el-Kasas/41-42) Cehenneme davet edenler, günahları güzel gösterirler. Yapanı helak eden günahları işlemeye çağırırlar. Cehenneme çağıran davetçilerin en azılısı, Allah Teâlâ'ya en çok düşman olan nefislerin en kötüsü ve en pis olanı İblis'tir. Allah ona lanet etsin. Bizleri ve tüm müslümanları ondan ve onun zürriyetinden korusun.

Allah; itaat edenle isyan eden bilinsin, ceza ve sevap verilecekler ortaya çıksın diye onunla imtihan etmiştir. Şöyle buyurur: (Andolsun ki İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular. Halbuki şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inananı şüphe içinde kalandan ayırdedip bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gerçekten herşeyi koruyandır.) (34/es-Sebe'/20-21) Ve şöyle buyurur: (Ey Ademoğulları! Size "Şeytana ibadet etmeyin, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır. Ve bana kulluk edin, doğru yol budur" demedim mi?) (36/Yâsin/60-61) 

Her türlü kötülüğe ve günaha çağıran bu azılı mahluka Allah, aşamayacağı belirli bir güç vermiştir. Mü'mine de onun kötülüğünü defedecek bir silah, onu mağlup edecek bir destek vermiştir. Allah; İblis'e vesvese verme, kalbe çirkin düşünceler atma ve batıl fikirleri akla getirme gücü vermiştir. Önce günahı arzuya, sonra isteğe, sonra da eyleme dönüşmesi için bunları tekrar eder. Çünkü her eylemin başlangıcı, o eylemin kalpten geçmesidir. 

Yine Allah; İblis'e, günahları güzel gösterme gücü vermiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi.) (6/el-En'am/43) Fakat Allah, İblis'e bir şeyi sevdirme gücü vermemiştir. Bir şeyi sevdirmeye yalnızca Allah azze ve celle'nin gücü yeter. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Bilin ki içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinizde süslemiştir. Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.) (49/el-Hucurât/7)

Ayrıca Allah; bu azılı yaratığa, kafirleri günahlara teşvik etme ve kışkırtma gücü vermiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Görmedin mi; biz kafirlerin üzerine kendilerini iyice (isyankarlığa) sevkeden şeytanları gönderdik. Öyle ise onlar hakkında acele etme! Biz onlar için teker teker sayıyoruz.) (19/Meryem/83-84) 

Allah, İblis'e öfkeye sevketme ve bir tür dürtü gücü de vermiştir. Yine Allah bu açık düşmana kalbe vesvese verme, tahrik etme gücü vermiştir. Üfürüp şişirme gücü vermiştir. Allah'ın haber verdiği, şeytanın bütün bu hileleri zayıf hilelerdir. Şeytanın ameli, iman ve Allah'a sarılma ile yokolur ve erir gider. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Şüphe yok ki şeytanın hilesi zayıftır.) (4/en-Nisa/76) Ve Allah, bu düşman hakkında şöyle buyurur: (Gerçek şu ki; iman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak koşanlaradır.) (16/en-Nahl/99-100) Allah'a tevekkül eden mü'minler karşısında hiçbir gücü ve kudreti yoktur.

Bu açık düşmanın varlığına inanır, etkisini biliriz. Kötülüğünün sonuçlarını da açıkça görürüz. Allah bizleri ve tüm müslümanları ondan korusun. Bu düşman, her hayırlı yolun başına ondan geri çevirmek için oturmuştur. Hayır yolunun tersine davet eder. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (İblis dedi ki: "Öyle ise beni azdırmana karşılık and içerim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım. Ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulamayacaksın.") (7/el-A'raf/16-17) 

Ancak Allah Teâlâ'ya sarılarak İblis'in kötülüğünü defedebilir ve hilelerini boşa çıkarabiliriz. Saptırmasından ve fesadından kurtulabiliriz. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.) (3/Âl-i Imran/101) Şeytandan kurtuluş; Kur'an ve Sünnet ile amel etmekle, insanları buna çağırmakla olur.

Ey müslümanlar!. Allah Teâlâ bizlere, bu düşmanın insanı helaka sürüklediğini, sonra da onu terkedip onunla alay ettiğini bildirir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Allah'a andolsun ki, senden önceki ümmetlere de peygamberler göndermişizdir. Fakat şeytan onlara amellerini güzel gösterdi de iman etmediler. İşte o, bugün onların velisidir. Onlar için elem verici bir azap vardır.) (16/en-Nahl/63)

Nuh'un kavmine, Âd ve Semud kavimlerine, İbrahim'in kavmine ve Ashab-ı Medyen'e şirki, küfrü ve günahları güzel göstermiştir. LÛt'un kavmine fuhşu, isyankar nesillere günah ve isyan çeşitlerini güzel göstermiştir. Başlarına Allah'ın azabı gelince de pişmanlıkları hiçbir fayda sağlamamış ve şeytan onlara hiçbir fayda sağlamamıştır. ((Münafıkların durumu) tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana "İnkar et!" der. İnsan inkar edince de "Ben senden uzağım. Çünkü ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'dan korkarım" der. Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateş olacaktır. İşte bu zalimlerin cezasıdır.) (59/el-Haşr/16-17)

Ahirette ise bu şeytan, yüksek bir ateşten tepenin üzerine çıkarak kendisine uyanlara seslenir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Hesapları görülüp iş bitirilince şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vadetti. Ben de size vadettim ama yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım ve siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Kuşkusuz daha önce ben, beni ortak koşmanızı reddettim. Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.) (14/İbrahim/22) Geriye ancak inleme ve hıçkırma, pişmanlık, ağlama ve feryat etme kalır. Allah onlara şöyle der: (Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın artık) (23/el-Mü'minûn/108)

Müslümanın, kendisiyle bu açık düşmanın hilesini boşa çıkarabileceği şeylerden biri de Allah'a sığınmaktır. Allah'a sığınmanın anlamı O'nun himayesine girme, O'na tutunma ve O'nun korumasına başvurmadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çünkü O; işitendir, bilendir.) (41/Fussilet/36) (Ve de ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!") (23/el-Mü'minûn/97-98)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında iki adam birbiriyle atışır. Onlardan birinin yüzü öfkeden kıpkırmızı kesilir ve boyun damarları şişer. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Ben bir söz biliyorum. Şayet onu söylerse hissettiği şey (öfke) gider: "Eûzu billahi mineşşeytânirracim / Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım."

Şeytanın hilesini ve kötülüğünü defeden şeylerden biri de cemaatle namaza devam etmektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Şüphesiz namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.) (29/el-Ankebût/45) Ve İblis hakkında şöyle buyurur: (Şeytanın adımlarına uymayın, çünkü şeytan şüphesiz ki hayasızlığı ve kötülüğü emreder.) (24/en-Nûr/21) Bir hadis-i şerifte Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kim sabah namazını cemaatle kılarsa o kimse akşam oluncaya kadar Allah'ın zimmetindedir."

Yine, şeytanın şerrini defeden şeylerden biri de Ayetu'l Kürsi'yi; İhlas, Felak ve Nâs surelerini her namazın arkasında okumaktır. Müslüman mescide girince "Bismillah, vessalâtu vesselamu alâ rasulillah / Allah'ın adıyla, salât ve selam Rasulullah'ın üzerine olsun" der. Kur'an-ı Kerim'i çokça okumak da şeytanın şerrini uzaklaştıran etkenlerdendir. Kur'an'ın, şeytanı uzaklaştırmada özel bir ayrıcalığı vardır. Kul ne kadar çok Kur'an okursa, kovulmuş şeytandan nefsini o kadar korur.

Allah'ın, kendisiyle şeytanın şerrini defettiği şeylerden biri de zekat ve sadaka vermek, hayır yollarında harcama yapmaktır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Sadaka, suyun ateşi söndürmesi gibi günahı söndürür." Müslüman günahtan korunursa büyük bir kötülükten kurtulmuş olur. İyilik yapmak, kötülüğe düşmeye mani olur.

Şeytanın hilesini uzaklaştıran şeylerden biri de Allah'ı tesbih ederek, hamdederek, tekbir ve kelime-i tevhid getirerek, istiğfar ederek Allah'ı zikretmektir. Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de, Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan rivayet edilen bir hadiste Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Mü'min, günün başında yüz kere "Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike lehu, lehu'l mülku ve lehu'l hamdu vehuve alâ kulli şey'in kadîr /Allah'dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Mülk O'nundur ve hamd O'nadır. Ve O, her şeye gücü yetendir" derse bu ona o gününde şeytana karşı bir korunma olur. On köle azad etmiş gibidir. Allah ona yüz sevap yazar."

Allah'ın, kendisiyle şeytanın şerrini uzaklaştırdığı şeylerden biri de Allah yolunda cihad etmektir. Hayır ve ilim meclislerinde bulunmak; oyun ve eğlence meclislerinden, batıl ve gaflet meclislerinden uzak durmak da Allah'ın kendisiyle şeytanın şerrini uzaklaştırdığı şeylerden biridir. Çünkü, eğlence ve batıl meclislerinde şeytan hazır bulunur. Aralarına düşmanlık, buğuz ve mutsuzluk sokar. Kötülük, içki içme ve büyük günah işleme noktasına kadar ulaşabilir.

Başında ve sonunda bu şeytanın kötülüğünden kutaracak şeylerden biri de tevhid ve Allah'a tevekküldür. Sadece O'na dayanmak ve bütün ibadetleri yalnızca Allah için yapmaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesnâ.) (15/el-Hicr/42)

Allah'dan hakkıyla korkun ey müslümanlar!.. Şeytanın hilelerinden ve gaflete düşürmesinden, şeytanın adımlarından ve tuzaklarından sakının. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Hep birden barışa girin, sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır. Size apaçık deliller geldikten sonra eğer barıştan saparsanız şunu iyi bilin ki Allah Aziz'dir, Hakîm'dir.) (2/el-Bakara/208-209)

Allah beni ve sizleri Yüce Kur'an ile mübarek eylesin...

Kendisine itaat eden ve kendisinden hakkıyla korkanları izzetlendiren, emrine karşı çıkıp kendisine isyan edenleri ise zillete düşüren Allah'a hamdolsun. Allah'dan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. O'nun dışında bir ilah yoktur. Ve şehadet ederim ki, nebimiz ve efendimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah'ım! Kulun ve Rasulün Muhammed'e, ailesine, ashabına ve O'nun yolundan gidenlere salât ve selam eyle; onları mübarek kıl!.

Bundan sonra... Allah'dan hakkıyla korkun ey müslümanlar!. Ve bilin ki; İblis, ademoğlunu her türlü kötülüğe çağırır. Hiç birini küçümsemeden her hayır yolunun önüne geçer. Ademoğlunu ilk çağırdığı şey küfürdür. O, bu daveti kabul ederse iplerini şeytana teslim etmiş olur. Şeytan da onu, dünya ve ahirette her türlü kötülüğe ve helaka sürükler. Onun küfre davetini kabul etmezse bid'ata çağırır. Çünkü çoğunlukla bid'at sahibi bid'atından dönmez. Çünkü o bid'atı din olarak görür ve şeytan bununla sevinir. Buna da gücü yetmezse onu büyük günahları işlemeye çağırır. Büyük günahlara da çağıramazsa, küçük günahlarda ısrar etmeye davet eder. Buna da gücü yetmezse; onu, müstehapları terkederek mubahlarla uğraşmaya, kendisini ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmaya çağırır. 

Şüphesiz şeytan, nefsi gözetler ve onun isteklerine bakar. Ona, meylettiği yönden ve sevdiği açıdan yaklaşır. Nefsin rağbet ettiği ve istediği yönden ona kötülük kapıları açar. Allah'ın rahmet ettiği hariç nefis de kötülüğü emreder. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ey insanlar! Allah'ın vadi gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi kandırmasın. Çünkü şeytan sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın. O kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır.) (35/Fâtır/5-6)

Muhakkak ki şeytan, kulun küçük gördüğü masiyetlere ve önemsemediği günahlara razı olur. Şeytanın size müdahalesinden sakının ey Allah'ın kulları!. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Şüphesiz şeytan Arap yarımadasında kendisine ibadet edilmesinden ümidini kesmiştir. Fakat aranızı bozmaya çalışır."

Allah'ın kulları! Şüphesiz Allah kendi ismini zikrederek başladığı bir işi size emreder. Şöyle buyurur: (Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin.)(33/el-Ahzâb/56)