Kuran ve Sünnet

Kulların Hakları

KULLARIN HAKLARI

 

Şeyh Hüseyn Âlu'ş Şeyh

23.03.1422 hicri

 

İslam kardeşleri! Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şeriatının genel ve detaylı hükümlerini inceleyen bir kimse şeriatın temel amacının ümmetin düzenini ve hayatını korumak olduğunu görür. Ümmetin; inanç ve amel doğruluğundan başlayıp insanların durumlarının ve işlerinin her çeşidiyle tam bir düzen içerisinde bulunmasına kadar düzenin ve doğruluğun devam etmesi olduğunu anlar. Bunlar; düzenin sağlanması ve yaygınlaşması, kötülüğün uzaklaştırılması ve azaltılması içindir. Şeriatın bunu gerçekleştirmeye yönelik yollarından biri de kulların haklarına itibar ve özen göstererek en yüksek değeri vermesi, büyük bir ihtiram ve takdire layık görmesidir. Bu nedenle şeriat, hak sahiplerinin ve faydalanma şekillerinin belirlenmesinde nefsin rahatsızlık duymayacağı ve hükmünde bir haksızlık hissetmeyeceği fıtrata uygun kurallar koymuştur. İslam'ın yüce öğretileri ve yüksek değerleri bu noktadan hareketle, kulların haklarını takdir edip korumaya ve onlara hürmet etmeye özen gösterir. Öyle ki, alimler şu meşhur kaideyi zikrederler: "Kulların hakları darlık ve kesinlik üzerine bina edilir. Allah'ın hakları ise kolaylaştırma ve müsamaha üzerine bina edilir."

Mevlâ azze ve celle Kitabı'nda iki yerde, kulların haklarına değer vermeye dikkat çeker. Şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yere yemeyin.) Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de buna işaretle şöyle buyurur: "Müslüman bir kimsenin malı ancak onun nefsinin rızası ile helal olur." Bu hadisi, İbni Hibban ve Hakim rivayet eder. Yine şöyle buyurur: "Muhakkak ki kanlarınız, mallarınız va ırzlarınız; bu ayınızdaki ve bu beldenizdeki bu gününüzün haramlığı gibi size haramdır." Şu veciz kavliyle de bu anlamı destekler: "Ele, aldığını ödemesi ödeyinceye kadar vaciptir." Bu hadisi; İmam Ahmed ve sünen sahipleri rivayet eder; Hakim sahih olduğunu söyler. Yine bu hadis, "Sana emanet edene emaneti geri ver ve sana ihanet edene sen ihanet etme!" hadisiyle desteklenmektedir. Bunu da Ebu Davud ve Tirmizi rivayet eder. Tirmizi hasen olduğunu, Hakim ise sahih olduğunu belirtir. Muhakkık alimler de sahih olduğunu söylemişlerdir.

Allah'ın kulları! İslam'ın; temellerini sağlamlaştırdığı ve kurallarını belirlediği, belirli esaslar ve garantiler koyarak emniyet altına aldığı kul haklarının kapsadığı konulardan biri de insanlara olan borçlar konusudur.

Evet; İslam, borcun ödenmesinde gevşek davranmaktan, borcu erteleyip geciktirmekten ya da sözünü yerine getirmeyip ihmal etmekten şiddetle sakındırmıştır. İslam'ın nazarında insana olan borç, yüce bir emanet ve büyük bir sorumluluktur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Şüphesiz ki Alah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.) Buhari, Sahihi'nde "Borçların Ödenmesi Bâbı" adıyla bir bâb açar ve bu ayetin tamamını zikreder. Allah celle ve alâ kullarına kesin bir şekilde emrederek şöyle buyurur: (Birinize bir emanet bırakılırsa, emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin.) (Ey iman edenler! Akitleri yerine getirin.)  

Bu hakların çiğnenmemesi ve ihlal edilmemesi konusunda şeriat, şiddetle uyarıda bulunmuştur. Buhari'nin rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kimin yanında kardeşinin zulüm olarak alınmış bir hakkı varsa; dinar ya da dirhemin olmadığı ve onun sevaplarından kardeşi için alınmadığı (bir günden) önce ondan hakkını helal etmesini istesin. Eğer onun hasenâtı olmazsa kardeşinin günahlarında alınarak onun üzerine atılır."

İslam'ın borca bakışı büyüktür. Öyle ki, günahlara keffaret olan ve onları silen şeylerin kapsamından çıkarılmıştır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Borç hariç Allah şehidin her günahını bağışlar." Bunu, Müslim rivayet eder. Yine İmam Müslim'in rivayet ettiği bir başka rivayette ise, "Allah yolunda öldürülmek borç hariç her şeye keffâret olur" buyurur. Ebu Katâde radıyallahu anh'dan rivayet edilen bir hadiste ise şu zikredilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onların arasında ayağa kalkarak, Allah yolunda cihadın ve Allah'a imanın amellerin en faziletlisi olduğunu zikreder. Bir adam kalkarak şöyle der: "Ne dersin, Allah yolunda öldürülürsem bu benim günahlarıma keffâret olur mu?" Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Sabreder ve karşılığını Allah'dan beklersen, ileri saldırırsan ve geri kaçmazsan evet; ancak borç hariç, çünkü Cebrâil aleyhisselam bana böyle söyledi." Bunu, Müslim rivayet eder.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu rabbani metoddan hareketle, borçlu olanın cenaze namazını kılmazdı. Cabir radıyallahu anh şöyle der: Bizden bir adam vefat etti. Onu yıkadık ve kefenledik. Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e geldik ve "Namazını kıldırır mısın?" dedik. Birkaç adım attı ve sonra "Borcu var mı?" dedi. Bizde "İki dinar" dedik. Geri döndü. Borcu Ebu Katâde üstlendi ve O'na tekrar geldik. Ebu Katâde "İki dinarı ben ödeyeceğim" dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Alacaklı hak etti ve ölü ondan kurtuldu" buyurdu ve namazını kıldırdı. Bu hadisi, İmam Ahmed, Ebu Davud ve Nesâi rivayet eder; İbni Hibban ve Hakim sahih olduğunu söyler. 

Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e vefat etmiş ve borçlu olan bir kimse getirildiğinde "Borcunun ödenmesi için bir şey bıraktı mı?" diye sorduğu, borcunun karşılığını bıraktığı söylenirse namazını kıldırdığı, değilse "Arkadaşınızın namazını kılın" buyurduğu zikredilir. Nihayet Allah kendisine bir çok fetihler müyesser kılınca "Ben bütün mü'minlere kendi öz nefislerinden daha yakınım. Artık her kim üzerinde bir borç varken ölürse, o borcu ödemek bana aittir." Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder.

İlim ehli şöyle der: "Bundan kaçınması, O'nun -sallallahu aleyhi ve sellem- namazının şefaat olması nedeniyledir. Şefaati makbûldür, reddedilmez. Borçtan ise ancak ödemekle kurtulunur."

İslam kardeşleri! Borcu ödeme noktasında zenginin oyalama yapması çirkin bir zulümdür. Varlık durumunda hakkın ödenmesini erteleme ve geciktirme, iğrenç bir haksızlıktır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Zengin kişinin borcunu ödemeyi geciktirmesi bir zulümdür. Sizin biriniz(in talep ettiği şeyin edâsı) bir zengine havâle edildiğinde (havâleyi kabul ederek ona) müracaat etsin." Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder.

Ebu Davud ve Nesâi'de muttasıl, Buhari'de ise muallak olarak zikredilen ve Feth'ul Bâri'de hasen olduğu belirtilen bir hadiste ise şöyle buyurur: "Gücü yettiği halde borcunu vermeyip geciktirenin aleyhinde konuşulması ve cezalandırılması helal olur."

İlim ehli şöyle der: Hadiste kastedilen, ödemeye gücü yeten kimsenin, hiçbir özür olmaksızın hakedilen ödemeyi geciktirmesidir. 

İslam kardeşleri! Borç konusunda, faraziyeleri değil gerçekleri yansıtan; iyilik, merhamet ve şefkat prensibinden yola çıkan, genişlik ve kolaylık gösterme esasına dayanan bir takım rabbani öğütler ve nebevi tavsiyeler vardır. Bunların ilki şudur: Kişi; ihtiyaç durumunda aldığı borcu güzel amaçlara kullanmalı, ödeme vadinde sadık olmalı ve ödemeye niyetli olmalıdır. Kötü niyet beslememeli ve çirkin amaçlar gütmemelidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kim ödemek isteyerek insanların mallarını alırsa Allah onun adına öder. Kim de telef etmek isteyerek alırsa Allah onu telef eder." Bunu, Buhari rivayet eder. 

İlim ehli şöyle der: "Allah'ın onun adına ödemesi, dünyada ona ödemeyi kolaylaştırmasını, dünyada ödemesi mümkün olmaz ise ahirette borçlu olduğu kimseyi Allah'ın dilediği şeylerle razı ederek onun adına ödemesini kapsar."

İbni Mâce, İbni Hibbân ve Hakim şu hadisi rivayet ederler: "Hangi müslüman bir borç alır da Allah onun ödemek istediğini bilirse muhakkak Allah onun adına dünyada ve ahirette o borcu öder." Ödememek gibi kötü bir niyet beslemekten ve çirkin bir amaç gütmekten sakının. Böyle bir duruma düşen nefsini, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadiste "Kim de telef etmek isteyerek alırsa Allah onu telef eder" kavliyle zikrettiği helaka uğratmış olur. 

İlim ehli şöyle der: "Buradaki telef olma, dünyada nefsini helak ederek telef etmesini, iyi yaşantısını kaybetmesini,işlerinin daralmasını ve isteklerinin yerine gelmemesini, bereketinin olmamasını kapsar. Bütün bunlara, ahirette uğrayacağı azap da eklenir."

Allah'ın kulları! Öğütlerden biri de şeriatın borç alana, borç aldığı kişiye borcunu öderken iyilikle ödemesini emretmesidir. Ebu Râfi'den rivayet edilen bir hadiste, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in bir kimseden genç bir deve aldığı rivayet edilir. Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e zekat develerinden bir grup deve gelir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hemen Ebu Râfi'e o kimsenin alacağı olan genç deveyi kendisine ödemesini buyurur. Ebu Râfi' gidip tekrar Rasulullah'ın yanına dönerek "Onun devesinden daha iyi develerden başka bir şey bulamadım" der. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Ona bu iyi deveyi ver. Çünkü insanların en hayırlıları ödemeleri daha güzel olanlarıdır." Bu hadisi, Müslim rivayet eder. 

Muhterem müslümanlar! Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in şeriatının tavsiyelerinden biri de zor durumda olanlara kolaylık göstermek, fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmaktır. İslam'ın vaciplerinden biri de, zor durumda olana borcunu ödemede geniş bir zamana kadar mühlet vermektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Eğer o (borçlu), darlık içinde ise; geniş bir zamana kadar ona mühlet verin.) Darlık (usra), parası olmaması nedeniyle durumunun sıkışık olmasıdır.

İslam kardeşleri! Zor durumda olanlara kolaylık göstermenin fazileti ve ecri büyüktür. Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadiste Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kim darda olana bir kolaylık gösterirse Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir." Kolaylık göstermenin en büyüğü de tamamen veya cüz'i bir miktarda verdiği borcu geri almaktan feragat etmektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Alacağınızı ona sadaka olarak bağışlamanız ise sizin için daha hayırlıdır.) 

Buhari ve Müslim'de, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "İnsanlara borç veren bir tacir vardı. Darda olan bir kimseyi görünce adamlarına "Onun borcunu bağışlayın; belki Allah da bizi bağışlar" derdi. Allah da onu bağışladı." Yine Buhari ve Müslim'de, Huzeyfe ve Ebu Mes'ud el-Ensari'nin, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittikleri rivayet edilmektedir: "Bir adam vefat etti ve ona "Allah seni ne ile affetti?" denildi. "Ben insanlara borç verirdim. Sonra fakir olan borçluya mühlet verir, zengin olana kolaylık gösterirdim" dedi."  

Müslim'de Ebu Katâde'den, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Her kim, Allah'ın Kıyamet günü sıkıntılarından onu kurtarması kendisini sevindirirse bir fakire borcu için mühlet versin ya da borcu ondan kaldırsın." Yine Müslim'de, Ebu'l Yeser kıssasının zikredildiği hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Her kim borçlu olan fakire mühlet verir yahut ondan alacağını bağışlayıp affederse, gölgesinden başka gölgenin olmadığı günde Allah onu kendi gölgesinde gölgelendirir." 

İslam kardeşleri! Ey zenginler! Fakirleri ve borçlu olanları araştırın! Allah'ın size verdiğinden siz de onlara verin ve onlara kolaylık gösterin. Müslim'de, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Her kim bir mü'minin dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse Allah da onun Kıyamet günü sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir." Bu öğütlere uyun ve yolunda yürüyün ki mutlu olasınız ve kazanasınız. Durumlarınız ve toplumunuz düzelsin.

Allah beni ve sizleri Kur'an ile mübarek eylesin...

İslam kardeşleri! 

İslam'ın ısrarla üzerinde durduğu ve önem verdiği; hak edildiği zaman ödemesinin geciktirilmemesini ve ertelenmemesini istediği haklardan biri de çalışanların ve işçilerin ücretleri ve haklarıdır. 

Ebu Hureyre, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Allah azze ve celle şöyle buyurur: "Ben, Kıyamet günü şu üç kişinin hasmı olurum: Benim adıma yemin eden ve aldatan, hür bir kimseyi satıp parasını yiyen, bir kimseyi ücret karşılığı kiralayıp ondan faydalandıktan sonra ücretini vermeyen."

İbni Ömer'den rivayet edilen bir hadiste ise Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Ücretliye ücretini teri kurumadan verin." Bu hadisi, İbni Mâce rivayet eder ve hadis, şevâhidi ile sahihtir.