Kuran ve Sünnet

Şahitlik

ŞAHİTLİK

 

Şeyh Hüseyn Âlu'ş Şeyh

26.01.1422 hicri

 

İslam kardeşleri!

İslam'ın en belirgin hedeflerinden biri de adaletin gerçekleşmesi ve yerleşmesi, her türlü çeşidiyle ve şekliyle zulmün önlenmesidir. Eşitlik ve adalet, Risalet-i Muhammediyye'nin; hatta bütün peygemberlerin risaletinin amacıdır. (Andolsun ki biz, peygemberlerimizi apaçık delillerle gönderdik. Onlarla birlikte insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye Kitab' ı ve mizanı (ölçüyü ve adaleti) indirdik.) Hayatın tüm alanlarını düzenleyen, yaratıcının ve yaratılmışların haklarını içerisinde bulunduran, her tür davranışı, sözü ve fiili kapsayan bir adalet... Her alanda ve her insan için adalet... (Muhakkak ki Allah; adaleti, ihsanı ve akrabalara yardımı emreder.) Şüphesiz İslam dini, hukuk ilkelerini tayin ederek ıslahın kurallarını belirler ve hayır yollarını tesis eder. Bu hayırlı prensiplere ve ıslah yollarına ulaştırıcı ve bunların selametini garanti altına alan vasıtaları da beraberinde getiren bir dindir. 

Adaleti gerçekleştirmenin en belirgin faktörlerinden ve eşitliğin en önemli dayanaklarından biri de şahitlik yapmak, şahitliğin önemini ve rolünü bilmek, şahitliğin gereğini yerine getirmek ve hakkını gözetmektir. Şahitlik, hak ile batılın ayrılması için bir ölçüdür. Doğru iddiaları yalanlarından ayırır. Bazıları şöyle der: "Şahitlik, hukuk için ruh gibidir. Allah, nefisleri ruhlarla ve hakları da doğru şahitlik ile yaşatmıştır." Şahitlik; toplumsal hayatın ve toplum içerisinde gerçekleşen  olayların, ailevi ilişkilerin düzeni için zaruridir. Şüreyh rahimehullah şöyle der: "Hüküm vermek bir hastalıktır. Şahitler ise şifadır. Öyleyse, şifayı hastalığın üzerine boşalt!"

İslam kardeşleri! 

Şahitlik görevini hakkıyla yerine getirmek, yapılması gereken bir yükümlülük ve zorunlu bir ödevdir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Şahitliği Allah için dosdoğru yapın) Şahitlik görevini yerine getirenler, hayır ve ihsan ehlindendir. Fazilet ve iman sahibi kimseler grubundandır. Allah Teâlâ, kendilerine ikram edilmiş kulların sıfatlarını anlatırken şöyle buyurur: (Onlar ki, şehadetlerini dosdoğru yerine getirirler.) İmanın gereklerinden biri de kendi nefsi veya en yakın akrabası aleyhine de olsa doğru şahitlik yapmaktır. (Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan; kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun.) 

Allah'ın kulları! Şahitlik görevini yerine getirmek; anlaşmalara ve olaylara şahit olmak ve bunları mahkemede hakimler önünde dile getirmektir. Alimler şöyle der: "Bir anlaşmaya ve kulların haklarıyla ilgili bir olaya şahit olmaya çağrılan ve kendisinden başka bu görevi yerine getirecek kimse bulunmayan kişinin çağrıldığı şeye şahit olması vacip olur. Değilse, menduptur. Şahit olmaya teşvik edilmiştir. Şahitlik, herkes için farzı kifayedir. Bütün bunlar, şahit olma ile ilgili kurallardır. Şahit olunan bir şey hakkında şahitlik yapmaya gelince bu konuda da alimler şöyle der: Şahitlik yapmak farzı kifayedir. Yeterli miktarda kimse şahitlik yapınca diğerlerinin üzerinden sorumluluk düşer. Herkes şahitlik yapmaktan kaçınırsa hepsi birlikte günaha girerler. Bu şahitlerin dışında hüküm vermeyi sağlayacak başka şahitler bulunmaz ve kişinin hakkının zayi olmasından korkulursa şahitler için şahitlik yapmak farzı ayn olur. (Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin.) Bu, insanlar arasındaki hukukta böyledir. Şer'i hadlerde ise efdal olan gizlemektir. 

Şahitlik yapmanın hükmü bu şekilde olunca, bunun aksi bir davranış olan şahitliği gizleme de şeriatça kötülenmiş çirkin bir iştir. (Şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, muhakkak onun kalbi günahkardır.) Bazı alimler şöyle der: Allah, (muhakkak onun kalbi günahkardır) kavliyle şahitliği gizleyeni tehdit ettiği gibi hiçbir şeyi tehdit etmemiştir. şahitliği gizlemek açık bir günah ve büyük bir suçtur. Allah Teâlâ vasiyete şahitlik edenlerden bahsederken şöyle buyurur: (Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde muhakkak günahkarlardan oluruz.) İbni Abbas şöyle der: "Yalancı şahitlik en büyük günahlardan biridir. Şahitliği gizlemek de böyledir."

Muhterem müslümanlar! 

Bu yüce hakikatler anlaşıldıktan sonra bilmek gerekir ki, şahitliği had cezalarının isbatı için esas ve hakların ortaya çıkması için bir yol kılan İslam şeriatı; şahitliği, hedeflerini gerçekleştirecek şekilde kuşatır ve amacına ulaştıracak kurallara uygun olarak belirler. Hedeflerine ve amaçlarına ters düşecek bir konuma sapmasını önleyici esaslar ve prensipler çerçevesinde yapılmasını ve yerine getirilmesini sağlar. Buna binaen şeriatta asıl olan, şahitliğin bilgi ve açıklama üzerine bina edilmiş olmasıdır. Kaynağı güvenilir ve emin olmalıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır.) Ve Yusuf aleyhisselam'ın kardeşlerini anlatırken şöyle söylediklerini bildirir: (Biz bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik.)

Alimler şöyle der:"Asıl olan şahitliğin, görme ve müşahede ile olmasıdır. Şahitliğin dayanağı, bilme yollarının en kuvvetlisi olmasıdır. Şahidin mutlaka görmesi gereken öldürme, hırsızlık, gasp, süt anneliği, zina ve benzeri durumlarda gözüyle görmeden şahitlik yapması sahih değildir. Şahidin duyması gereken anlaşmalar, nikah, satış, kiralama, boşama ve benzeri durumlarda da duymadan ve söyleyeni teşhis etmeden şahitlik yapması sahih olmaz.

İslam kardeşleri! Yukarıda zikrettiklerimizden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: İnsanın bilmediği bir şeye şahitlik etmesi veya bildiğinin tersine şahitlik etmesi büyük bir suçtur. Evet, nasıl böyle olmasın ki?! Bu, yalancı şahitliğin ta kendisidir. Alimler, yalancı şahitlik hakkında şöyle demişlerdir: Nedenleri ve onu yapmaya sevkeden etkenler ne olursa olsun, doğrulukla alakasız bir şekilde yalan yere şahitlik yapmaktır." Hafız İbni Hacer şöyle der: ""Zûr", bir şeyi olduğunun tersi bir şekilde nitelemektir. Söze nisbet edilirse, yalanı ve batılı içine alır. şahitliğe nisbet edilirse, yalancı şahitlik için özel bir isim olarak kullanılır." Bazıları şöyle der: ""Zûr", doğru sanılması için görünüşü düzeltilen ve güzelleştirilen şeydir."

Allah'ın kulları! 

Yalancı şahitlik, en büyük günahlardan ve en büyük suçlardan biridir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Yalan söylemekten kaçının.) Tirmizi ve diğer alimler, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in insanlara hitap etmek üzere ayağa kalkarak şöyle dediğini rivayet eder: "Ey insanlar! Yalancı şahitlik yapmak Allah'a şirk koşmakla denk sayılmıştır." Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şu ayeti okur: (O halde pisliğin ta kendisi olan putlardan ve yalan söylemekten de kaçının.) Bu, güzel bir senetle mevkuf olarak İbni Mes'ud'dan da rivayet edilir. 

Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: " Bunu, üç kere tekrar eder. "Evet, ey Allah'ın Rasulü" derler. "Allah'a şirk koşmak ve anne-babaya kötülük etmek" buyurur. Sonra yaslandığı yerden doğrularak oturur ve "Dikkat edin! Yalan yere şahitlik yapmak" buyurur. Râvi şöyle der: "Bunu o kadar tekrar eder ki, "Keşke sussa!" dedik."

Yalancı şahitliğin zararı gayet açıktır ve sonuçları kötüdür. Yalancı şahitlik, şahitliği olması gerekenden başka bir yöne çevirir ve batıla dayanak haline getirir. Gerçeği tersyüz eder. Adalet yerine zulme yardımcı olur. Nasıl olmasın?!. Yalancı şahitlik, insaf ölçülerinin silinmesidir. Hükümlerin ifsadına, doğruluk ve güvenilirliğin yıkılmasına yolaçar.

Allah'dan hakkıyla korkun ey Allah'ın kulları! Takva sahiplerinin yollarını arayın. Allah'ın, haklarında (Onlar ki; yalancı şahitlik yapmazlar, boş ve batıl şeylere rastladıklarında da şereflice yüz çevirip geçerler) buyurduğu mü'minlerin yoluna koyulun.

Allah, beni ve sizleri Kur'an ile mübarek eylesin...

Muhterem mü'minler! 

Muhakkak ki İslam şeriatı; toplumda kardeşliğin tesisini, sevgi tohumlarının ekilmesini, ayrılık ve çekişme nedenlerinin giderilmesini şiddetle arzular. Bu nedenle müslümanlara; hakların ve anlaşmalardan doğan sonuçların korunması için, inkar etmeyi önlemek ve anlaşmazlığa son vermek için isbat etme kuralını koymuştur. İsbat etmenin en güçlü yollarından biri de şahit tutmaktır. Şöyle denir: "Şahitler, yazılı belgeden daha hayırlıdır." Allah Teâlâ, alışveriş ve benzeri konular için şöyle buyurur: (Alışveriş yaptığınız vakit de şahit tutun.) Feshetme ve benzeri konular hakkında da şöyle buyurur: (Aranızdan adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun.) Malların ve emanetlerin teslimi hakkında ise şöyle buyurur: (Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman onlara karşı şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter!) 

Allah sizleri korusun ve gözetsin! Allah'ın emirlerine uyun ve yoluna tâbi olun ki kurtuluşa ve mutluluğa eresiniz. Rabbinizin rızasını elde edesiniz. 

Sonra bilin ki, seçilmiş peygamber Muhammed b. Abdullah'a salât ve selamda bulunmak en temiz tâatlardan ve en faziletli ibadetlerden biridir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin)