Kuran ve Sünnet

Musibetle İmtihan

Musibetle İmtihan

 

Şeyh Abdulmuhsin el-Kâsım

05.01.1422 hicri

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

Muhakkak ki hamd Allah'adır. O'na hamdeder, O'ndan yardım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa ona hidayet verecek yoktur. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah O'na, ailesine ve ashabına salât ve çokça selam eylesin.

Bundan sonra; Allah'tan tam bir takva ile ve hakkıyla korkun ey Allah'ın kulları! Çünkü takva ile nimetler artar ve belalar uzaklaşır. 

Ey müslümanlar! 

Allah; yaratıkların kaderlerini ve ömürlerini belirlemiş, yapacaklarını ve sonuçlarını yazmış, kazançlarını ve mallarını paylaştırmıştır. Hangisinin güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için hayatı ve ölümü yaratmıştır. Allah'ın kazâsına ve kaderine iman etmek, imanın rükunlarından biridir. Yeryüzünde gerçekleşen her hareket ve sükunet ancak Allah'ın dilemesi ve iradesiyledir. Kainatta olan her şey, Allah'ın takdiri ve yaratmasıyla vardır. 

Dünya sıkıntılarla ve kederlerle doludur. Zorluklarla ve korkularla birlikte yaratılmıştır. Sıcak ve soğuk gibi engeller ve sıkıntılarla kişi mutlaka karşılaşır. (Andolsun ki, sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden yana eksiltmekle imtihan edeceğiz; sabredenleri müjdele.) Musibetler, samimi olanla yalancının ortaya çıktığı imtihanlardır. (İnsanlar, "inandık" dedikleri halde imtihan edilmeden terkedileceklerini mi sanıyorlar?) 

Nefis ancak sınamayla arınır. Musibetler gerçek adamları ortaya çıkarır. İbnu'l Cevzi şöyle der: Selametinin ve afiyetinin musibetsiz bir şekilde devam etmesini isteyen, mükellefiyeti anlamamış ve teslimiyeti kavrayamamıştır. Mümin olsun ya da kafir olsun her nefis mutlaka acıyı tadacaktır. Hayat, meşakkatler ve tehlikeler üzerine kurulmuştur. Kimse imtihan edilmekten ve acılardan bütünüyle kurtulmayı ümid etmesin. Kişi ömrünü, nimetlerin değişmesi ve musibetlerin karşılanması ile geçirir. Adem aleyhisselam'a melekler secde eder. Bir süre sonra cennetten çıkarılır. 

İmtihan, isteklerin ve dileklerin tersinin gerçekleşmesinden başka bir şey değildir. Herkes mutlaka imtihanın acısını tadar. fakat bazılarının imtihanı az, bazılarının çok olur. Mümin, kendisine azap edilmesi için değil, arınması için imtihan edilir. Mutluluk anında fitnelerle, sıkıntı anında musibetlerle sınanır. (Belki dönerler diye onları hem iyilikle hem de kötülükle imtihan ettik.) İstenmeyen şey, sevilen bir şeyi birlikte getirebilir. İstenen şey de sevilmeyen bir şeyi birlikte getirebilir. Sevindirici şeyler tarafından sana zarar gelmeyeceğini sanma! Zarar verici şeyler tarafından da sana sevindirici şeylerin gelmesinden ümidini kesme! (Bazan hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Sevdiğiniz bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.) 

Nefsini, başına gelmeden önce musibetlere karşı alıştır ki, gerçekleşince etkisi hafif olsun. Musibet karşısında kaygılanma! Belâların Allah katında belirli bir süresi vardır. Kızgınlıkla konuşma! Belki dilin söylediği bir kelime, insanı helak eder. Sağlam mümin, büyük olaylar karşısında dahi kararlılık gösterir. Kalbi değişmez ve dili şikayetçi olmaz. Sıkıntıların, şikayetçi olmadan geçmesi için, mükafatını hatırlatarak ve olayı basite indirgeyerek nefsine musibeti hafiflet. Akıllı kimseler, felaketler ile birlikte düşmanların alayına da uğramamak için musibetlere karşı tahammül göstermeye devam ederler. Düşman, musibete uğradığını görünce sevinir ve mutlu olur. Sıkıntıları ve acıları gizlemek, seçkin insanların özelliklerindendir. 

Belanın ateşine sabret. Çünkü çok çabuk yokolur. İşin sonu, birkaç gün sabretmektir. Helak olanlar, ancak dayanıklılığı kaybettikleri için helak olmuşlardır. Sabredenler ise, sevabın en hayırlısıyla mükafatlandırılırlar. (Elbette sabırlı davrananlara yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.) Ecirleri kat kattır. Onlar, sabretmeleri ile iki kez, hatta hesapsız ecir kazanırlar. Allah onlarla beraberdir. Zafer ve kurtuluş, sabırlarıyla bağlantılıdır. 

Ey imtihana tabi tutulan kimse! Rabbin ancak, sana vermek için alıkoymuştur. Bağışlanman için seni imtihan eder. Arınman için seni sınar. Nimetlerle imtihan eder ve musibetlerle nimetlendirir. Vaktini, senin için garanti olan rızkını düşünerek geçirme! Ömrün olduğu müddetçe rızkın gelecektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Yeryüzünde yürüyüp de rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur.) Hikmeti gereği yollarından birini sana kapatsa, sana ondan daha faydalı bir yolu rahmeti gereği açar. İmtihan olunmayla, hayırlı insanların değeri yükselir. İyilerin ecri artar. Sa'd b. Ebi Vakkâs şöyle der: "Ey Allah'ın Rasulü! İnsanlardan hangilerinin imtihanı daha şiddetlidir?" dedim. Şöyle buyurdu: "Peygamberler, sonra salihler, sonra üstünlük sırasına göre devam eder. Kişi, dini ölçüsünce imtihana tabi tutulur. Dininde sağlamlık varsa musibeti artırılır. Dininde zayıflık varsa musibeti hafifletilir. Mümin, yeryüzünde hiçbir günahı olmadan yürüyene kadar musibete uğramaya devam eder." Bu hadisi, Buhari rivayet eder. 

İmtihan yolu zor bir geçittir. Adem, o yolda yoruldu. Halil (İbrahim), ateşe atıldı. İsmail, kurban edilmek üzere yatırıldı. Yunus, balığın karnına atıldı. Hastalık Eyyub'un belini büktü. Yusuf, düşük bir fiyata satıldı. Yalanla kuyuya atıldı. Zulümle hapse atıldı. Peygamberimiz Muhammed, çeşitli eziyetlerle karşı karşıya kaldı. Sen de, imtihan edilme yolunda yürümektesin. 

Dünya hiç kimse için, her türlü problemden arınmış olmadı. Kimse ondan elde etmek istediğini elde edemedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Allah kimin hayrını dilerse ona musibet verir." Bu hadisi, Buhari rivayet eder. İlim ehlinden bazıları şöyle der: "Allah'ın cennet için yarattığı kimsenin başına sürekli sıkıntı gelir. Gerçekte musibet, dinde olan musibettir. Bunun dışındaki musibetler, derecelerin artırılmasına ve günahların silinmesine sebep olan bir afiyettir. Allah'a yaklaştırmayan her nimet bir beladır. Musibete uğrayan kimse, sevaptan mahrum olan kimsedir."

Düyadan elde edemediğin şeylere üzülme. İnsanlar dünyada, ona verdikleri önem nisbetince azap edilirler. Dünya ile sevinmek, üzerine üzülmek gereken şeyin ta kendisidir. Dünyanın; acıları lezzetlerinden, hüzünleri sevinçlerinden doğar. Ebu'd Derdâ şöyle der: "Dünyanın, Allah'ın yanında ne kadar değersiz olduğunun bir delili de, Allah'a ancak dünyada isyan edilmesidir. Allah katındakine de ancak, dünyayı terketmekle ulaşılır."

Eksiklerini tamamlama, hatalarından dönme ve Alemlerin Rabbi'nin kapısında durup yalvarma gibi yapamadığın ve sana daha çok fayda sağlayacak şeylerle uğraş! 

Başına gelen belanın çabucak yokolacağını anlarsan sıkıntın kolaylaşır. Felaketin sıkıntısı olmasaydı, rahatlık vakti aranmazdı. İnsanların elinden beklentini kes ki, onların en zengini olasın. Ümitsizliğe kapılma, terkedilirsin. Allah'ın nimetlerinin çokluğunu hatırla! Takdir edilmiş kadere razı olarak üzüntüyü defet. Gece ne kadar uzasa da sabah mutlaka olacaktır. Üzüntünün sonu, kurtuluşun başlangıcıdır. Hayat, bir hal üzere sürüp gitmez. Bilakis, her olaydan sonra başka bir olay vardır. Her zorluk mutlaka kolaylaşacaktır. Ümitsizliğe kapılma! Zorluklar üst üste gelse de hiçbir zaman bir zorluk iki kolaylığa galip gelmeyecektir. Allah'a boyun eğ ki, kurtulasın! Allah'a sımsıkı sarılan bir kimse sabır bardağından içerse, ona mutlaka bir çıkış yolu açılır. 

Yakub aleyhisselam bir oğlunu kaybedince ve uzun süre haber alamayınca kurtuluşundan ümidini kesmedi. diğer oğlu da alınınca, el-Vâhid el-Ehad'tan beklentisini kesmedi. Bilakis "Umarım ki Allah, onların hepsini birlikte bana getirir" dedi. 

Hamd, sadece Rabbimizedir. Derdimizi de O'na şikayet ederiz. Çıkış yolları ve kapılar yüzüne kapanınca, sıkıntının kalkmasını ve belanın uzaklaştırılmasını ancak Allah'tan dile! gece karanlığı koyulaşıp herşeyi bir elbise gibi örttüğünde, gecenin o karanlığında yüzünü semaya çevir ve yalvarmak için ellerini aç. Kerim olan Allah'tan, sıkıntını gidermesini ve işini kolaylaştırmasını iste. Dua, samimi bir kalp ve kuvvetli bir istek ile olursa istenilen reddedilmez. ((Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren mi?) 

Herşeye gücü yeten Allah'a tevekkül et! Alçakgönüllülükle ve boyun eğerek O'na sığın ki, sana çıkış kapısı açsın. Fudayl b. Iyad şöyle der: "İnsanlardan beklentini kessen ve onlardan hiçbir şey istemesen, Mevla'n sana her istediğini verir."

İbrahim, Hacer'i ve oğlu İsmail'i, hiçbir yeşillik ve su bulunmayan bir vadiye bıraktı. Sonra İsmail, ehline namazı ve zekatı emreden bir peygamber oldu. İşini Allah'a havale eden, Allah'ın imtihanını kazanır. Zü'nnûn'un (Yunus aleyhisselam'ın) duasını çokça yap: "(Allah'ım!) Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Muhakkak ki ben nefsine zulmedenlerdenim." Alimler der ki: Bu dua ile dua eden sıkıntı sahibi bir kimsenin, Allah mutlaka sıkıntısını giderir.

İbnu'l Kayyım şöyle der: Tecrübe edilmiştir ki, yedi kere "Rabbim! Başıma bu belâ gelip çattı. Sen merhametlilerin en merhametlisisin" derse, Allah onun sıkıntısını giderir. Korunmanı Allah'a bırak! Ümidini O'na bağla! İşini Rahim olan Allah'a havale et ve O'ndan kurtuluş dile! İnsanlardan beklentini kes! Secde anı gibi, gecenin son vakti gibi duanın kabul edildiği vakitleri gözet. İmtihanının süresini uzun bulup çok dua etmekten sakın rahatsız olma! Çünkü sen, musibet ile imtihan edilmektesin. Sabır ve dua ile ibadet etmektesin. 

Allah'ın rahmetinden ümidini kesme! Musibet uzun sürse bile kurtuluşun yakındır. Her kapıyı açan Allah'tan iste! O, Kerim'dir. (Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa onu yine O'ndan başka giderecek yoktur.) O, dilediğini yapandır. Zekeriya aleyhisselam'ın yaşı çok ilerler. Sonra, kendisine insanların en üstünlerinden ve peygamberlerden biri bağışlanır. Hanımı, "Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım?" dediği halde, İbrahim bir oğlan çocuğu ile müjdelenir. 

Rızkın daralırsa, çokça tevbe ve istiğfar et! Çünkü hatalar cezayı gerektirir. Duanın kabul olduğuna dair bir eser göremezsen, durumunu gözden geçir. Belki tevben samimi değildi, onu düzelt. Sonra tekrar duaya yönel! Cömert kimseden daha eli açık ve daha iyi biri yoktur. İhtiyaç sahiplerini araştır. Çünkü sadaka, belayı uzaklaştırır ve defeder.  Sıkıntı senden giderilince de çokça hamd-ü sena et!

Bil ki, selamete aldanmak belaların en büyüğüdür. Çünkü ceza geciktirilebilir. Akıllı kimse, akıbetlerin farkına varan ve daima; Allah'ın takdirini, yaratmasını ve idare etmesini anlayan kimsedir. Allah'ın imtihanına ve hükmüne sabret! O'nun emrine teslim ol!

Kovulmuş Şeytan'dan Allah'a sığınırım: (De ki: "Allah'ın bizim için yazdığından başkası asla bize isabet etmez. O, bizim mevlâmızdır. Onun için müminler yalnız Allah'a güvenip dayanmalıdır.)

Allah beni ve sizi mübarek eylesin...

İhsanı için Allah'a hamdolsun. Başarılı kılması ve nimetlendirmesi nedeniyle O'na şükürler olsun. Allah'dan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Şehadet ederim ki; efendimiz, nebimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah; O'na, ailesine ve ashabına salât ve  çokça selam eylesin.

Bundan sonra; ey müslümanlar! Durumlar bir hal üzere kalmaz. Mutlu kimse, devamlı takvalı davranandır. Zengin olursa, takva onu süsler. Fakir olursa, gönlünü zengin kılar. Musibete uğrarsa, takva onu toparlar. Herhalükarda takvalı davran! Ancak onunla; darlıkta bolluk, hastalıkta afiyet ve fakirlikte zenginlik görürsün.Takdir edileni uzaklaştırmak için bir hile yoktur. Takdir edilmeyeni elde etmek için de bir hile yoktur. Haline razı olmak ve tevekkül etmek, takdir edilene destek olur. 

Allah, dilemede ve yönetmede tektir. O'nun kulu idaresi, kulun kendini idaresinden daha hayırlıdır. Kula, onun kendisine merhametli olmasından daha çok merhametlidir. Davud b. Süleyman rahimehullah şöyle der: Üç şey, müminin takvasına delâlet eder: Elde edemediği şey için güzelce tevekkül etmesi, elde ettiği şeye güzelce razı olması ve kaçırdığı şeye güzelce sabretmesi. Allah'ın dilemesine razı olan, takdir edilen başına geldiğinde övgüye ve teşekküre layık olur. Takdir edilenle hoşnut olur. Değilse, takdir edilen başına gelince kötülenmeye layık olur. Takdir edilenle hoşnut olmaz. Bununla beraber, senin için takdir edilenden kaçış yoktur. 

Hikmet sahibi insanlardan birine "Zenginlik nedir?" diye sorulur. Şöyle der: "Temenni ettiğin şeyin az olması ve sana yetecek kadarına razı olmandır." Şureyh rahimehullah şöyle der: "Kul, bir musibete uğrarsa kendisi için üç nimet vardır: Musibet dininde olmamıştır, olduğundan daha büyük olmamıştır ve -sabrederse- Allah onu sabırla rızıklandırmıştır.

Sonra, ey Allah'ın kulları; Allah'ın yarattıklarının en hayırlısı Muhammed b. Abdullah'a salât ve selamda bulunun. Şüphesiz Allah size bunu emretmiştir...