Kuran ve Sünnet

Kafirlerin Sıfatından Sakınmak

Kafirlerin Sıfatından Sakınmak

 

Şeyh Abdulmuhsin el-Kâsım

24.02.1422 hicri

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

Muhakkak ki hamd Allah'adır. O'na hamdeder, O'ndan yardım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa ona hidayet verecek yoktur. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah O'na, ailesine ve ashabına salât ve çokça selam eylesin.

Bundan sonra; Allah'dan hakkıyla korkun ey Allah'ın kulları! Allah'dan hakkıyla korkmak ne güzel bir ganimettir. Hevâya tâbi olmak ise ne kötü bir kayıptır.

Ey müslümanlar!

Allah insanları kudretiyle yaratmış, dilediğini fazlıyla hidayete erdirmiş ve dilediğini de adaleti gereği saptırmıştır. Ve bunu Levh-i Mahfuz'da yazmıştır. (Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kafirdir, kiminiz mü'mindir.) Mutluluğa erişenlerin yolunu açıklamış ve mutsuzluğa uğrayanların gittikleri yolları bildirmiştir. Müttakileri övmüş ve kafirleri yermiştir. Kafirlerin sıfatlarından sakındırmıştır. Aziz Kitabı'nda kafirlerin amellerini, inançlarının bozukluğunu, ahlaklarının ve davranışlarının kötülüğünü açıkça ortaya koymuştur. Kafir, öldükten sonra yeniden dirilmeyi inkar eder. Kıyamet'in kopacağını kabul etmez. Kaza ve kadere inanmaz. Zorluklara ve musibetlere tahammül edemez. Allah'dan ümidini ve beklentisini keser. Ümitsizlik ve çaresizlik, kafirin özelliklerindendir. (Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez.) Konuşmasında yalan vardır. Hatta, tüm kafirler yalan söylerler. Kibir ve gurur, karakteridir. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Kafirler ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadır.) Ayetler, dersler ve ibretler karşısında yüzçevirir. Hased kalbini doldurmuş ve gözlerinden fışkırmaktadır. Müslümanların içerisinde bulunduğu nimetleri çekemez ve yok olmasını temenni eder. (Ehli kitaptan kafirler de müşrikler de  Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler.) Hasedinin çirkinliği nedeniyle, kendisiyle beraber cehennemde haşrolman için seni de saptırmaya çalışır. (Onlar kendileri gibi sizin de kafir olup böylece birbirinize eşit olmanızı arzu ederler.) Geceleyin müslümanlara tuzak kurar, gündüz onlara oyun oynar. Onlara zarar vermek ve onlardan nimetlerin alınması için uğraşır. (Onlar size karşı zafer kazanırlarsa size düşmanlık ederler, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatırlar.) Düşmanlık yüz hatlarında ve dilinde belirir. Müslümanlara olan öfkesinden parmaklarını ısırır. Vicdanları kötülük ve kalpleri buğz doludur. Müslümanlara tuzak kurarlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Onlar bir tuzak kuruyorlar. Ben de (onlara karşı) bir tuzak kurarım.) Güvenilir, güzel ahlaklı ve iyi huylu görünür. Menfaatinin peşinden koşar. Allah onları şu kavliyle ifşa eder: (Onların kini ağızlarından taşıp çıkmıştır. Göğüslerinde taşıdıkları ise daha büyüktür.) Doğruluğun içinde yalanı, güvenilirliğin içinde hıyaneti gizler. Dilleriyle sizi razı ederler ama kalpleri bunu reddeder. Batılı çokça savunur ve gerçekleri gizler. Müslümana karşı entrikası şiddetlidir. Fakat Allah onun oyununu bozar. Kafirlerin oyunu ancak zillet sapıklığında ve kendilerini kuşatan aşağılık içerisindedir.

Şüphesiz, kafirlere itaat etmek zillettir. Onlara karşı çıkmak ise izzettir. Allah, Rasulü'ne şöyle buyurur: (Ey peygamber! Allah'dan hakkıyla kork; kafirlere ve münafıklara itaat etme!) Bilgileri dünya ile sınırlıdır. Bununla birlikte Şeyhulislam (İbni Teymiyye) rahimehullah şöyle der: "Kafirin bütün amelleri ve işlerinde mutlaka faydasının tam olmasını engelleyen bir eksiklik vardır. Bütün işleri ya bozuktur ya da eksiktir." Kalıcı olan ahiret bilgisine gelince onlar bu konuda cahildirler. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Onlar dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.) Ve şöyle buyurur: (Fakat onların çoğu bilmezler.) Malları ve çocukları üzerlerine büyük bir sıkıntıdır. Şaşkınlık ve başıboşluk içerisinde yaşar. Dünyadaki gayesi zevk ve sefa sürmek, yemek ve içmektir. Yadiklerinde ve içtiklerinde bereket yoktur. Doymak bilmezler. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kafir yedi mide ile yer. Müslüman ise bir mide ile yer." Üçte biri yiyeceği, üçte biri içeceği ve üçte biri de nefsi içindir. Mü'minin yiyeceği bereketlidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "İki kişinin yiyeceği üç kişiye, üç kişinin yiyeceği dört kişiye yeter." Bu hadisi, Buhari rivayet eder.

Kafirler hidayet nurundan uzak oldukları için bölük pörçüktürler. Görüşleri farklı farklıdır. Düşünceleri çeşitlidir. Yaratıcıları onlar hakkında şöyle buyurur: (Onlar mutlaka anlaşmazlık içerisindedir. Onlara karşı Allah sana yeter. O; işitendir, bilendir.) Aralarındaki çekişme Kitabu'l Mübin'in belirttiği gibi Kıyamet kopuncaya kadar sürecektir: (Onların arasına Kıyamet'e kadar sürecek düşmanlık ve kin attık.) Onlar karşı karşıya geldikleri zaman korkaktırlar. Bir müslüman iki kafiri mağlup eder. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Sizden sabreden yüz kişi olursa ikiyüz kişiyi mağlup ederler. Sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle ikibin kişiyi mağlup ederler.) Birbirlerine cimriliği tavsiye ederler. İnfak etmede oldukça cimridirler. Misafire ikram etmekten geri dururlar. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kafirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.) 

Kafir, hayırı engeller. Yasak olanı yer. İyiliğe karşı nankörlük eder. Allah'ın nimetlerine şükretmez. Rabbinin nimetlerini inkar eder. (Allah'ın nimetini bilirler de sonra onu inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.) Cahillik, hevâ ve sapıklık içerisinde yaşar. Çıkış yolunu bulamaz. Ve çıkışa muvaffak olamaz. Doğru yolu bulmasına yarayacak âzâlarından yararlanamaz. Kalbi sağırdır. Kulağında ağırlık ve gözünde perde vardır. Hakkı duymaz ve hidayeti görmez. Şeytanlar kendisini alabildiğine günah işlemeye teşvik eder. Lezzetleri elde etmek için hevâsına uygun olarak hareket eder. Bunun sonucu amelleri boşa gider. Amel işler ve ameli karşılığı mükafat alamaz. Dünyada yorulur ve ahirette azap görür. Rabbimiz celle ve alâ onu sevmez. Allah subhânehu kafirlerin düşmanı olduğunu bildirmiştir. Hayır veya şer, bir amel işleyen her kula mutlaka Allah amelinin karşılığını verir. Allah bir kula buğzedince Cebrail'e şöyle seslenir: "Ey Cibril! Ben falana buğzediyorum, sen de ona buğzet." Cebrail de buğzeder ve sema ehline seslenir: "Muhakkak Allah falan kişiye buğzediyor, siz de ona buğzedin." Ve sema ehli de ona buğzeder. Sonra yeryüzünde de o kişiye buğzedilir." Müttefeku'n aleyh. 

İmam Ahmed şöyle der: "Kafiri gördüğümde Allah'ın düşmanını görmemesi için gözümü kapatırım." Cansızlar onun küfrünü dile getirir ve ahir zamanda mübarek topraklar onu dışarı atar. Ağaç, "Ey mü'min, bu kafirdir" der. Taş, "Ey mü'min, bu kafirdir" der. Bunu İmam Ahmed rivayet eder. Deccal çıktığı zaman Medine üç kez sallanır ve kafirler el-Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in şehrinden çıkarlar.

Allah'dan uzaklaşmada nefsin çektiği acılar vardır. Günahların acısına uğranılır. Göğüs darlığı ve sıkıntısı vardır. İman ve sukûnet lezzetinden mahrum olunur. Onu lanet kuşatır ve üzerinde gazap dolaşır. Onlar Allah'ın en kötü kullarıdır. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (İşte onlar yaratılanların en kötüleridir.) Sayılarına gelince onlar yeryüzünde bulunanların en çoğudur. Allah celle ve alâ şöyle buyurur: (Fakat insanların çoğu iman etmezler.) Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Allah şöyle buyurur: "Ey Adem! Ateşe girecekleri çıkarıp gönder." Adem, "Ateşe gideceklerin miktarı ne kadardır?" der. Allah, "Her bin kişiden dokuzyüz doksan dokuzu" buyurur." Bu hadisi Buhari rivayet eder. Diğer bir lafızda "her bir yüzden doksan dokuz" olarak zikredilir. Kafirin ölümüyle kullar ve ülkeler rahat eder. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Mü'min kul dünyanın yorgunluğundan ve eziyetinden kurtularak Allah'ın rahmetine (kavuşur). Fâcir kul ise; kullar, ülkeler, ağaçlar ve hayvanlar kendisinden kurtulur." Bu hadisi Buhari rivayet eder. 

Kafir dünyada bin yıl yaşamak ister. Kendisine ölüm geldiği zaman bundan hoşlanmaz. Melekler ruhunu çıkarmak için yüzüne ve arkasına vurur. Kabrine konulduğu zaman kaburga kemikleri birbirine geçinceye kadar sıkıştırılır. Demirden çekiçlerle öyle bir darbe vurulur ve bağırır ki insanlar ve cinler hariç civarındaki her şey bunu duyar. Bir rivayette, "şayet bir dağa vurulsaydı toprak olurdu" denilir. Kabrine ateş serilir. Azabı süreklidir. Kabrinden hesap için kalktığında yüzü simsiyah bir şekilde kalkar. Yüzü asıktır ve üzerinde toz-toprak vardır. Bir siyahlık kaplamıştır. Korkudan gözleri mavileşmiş ve kalbi küt küt atmaktadır. Canlılar arasında yüzünün üzerinde yürür bir şekilde haşredilir. Enes radıyallahu anh şöyle der: "Ey Allah'ın Rasulü! Kafir nasıl yüzüstü haşredilir?" Şöyle buyurdu: "Onu dünyada iki ayağı üzere yürütenin Kıyamet günü yüzü üzere yürütmeye gücü yetmez mi?" Bu hadisi Buhari rivayet eder. Boğazında zincirler ve bukağılar vardır. Suçlular bir kısmı diğer bir kısmına bağlanarak götürülür. Onlar o gün susamıştırlar. Sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Arkadaşları onlardan uzaklaşır. Onlar da arkadaşlarından uzaklaşırlar. Yiyecekleri zakkumdur. İçecekleri ise kaynamış sıcak sudur. Bazen ondan içer, midesini ve bağırsaklarını parçalar. Bazen başının üzerine dökülür, derisini eritir. Ateşler arasında tutuşur. Çektiği acılardan dolayı cesedi ve azı dişi kat kat büyür. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kafirin azı dişi Uhud gibidir. Cildinin kalınlığı üç günlük mesafedir." Bu hadisi Müslim rivayet eder. Müslim'deki bir başka lafızda ise "Cehennemde kafirin iki omuzu arasında hızlı bir binicinin üç günlük mesafesi vardır." şeklindedir. Bu onlara uygun bir cezadır ve Rabbin asla kullara zulmedici değildir.

Bütün bunlardan sonra ey müslümanlar, işte bunlar kafirlerin sıfatları ve özellikleridir. Ve karşılaşacakları cezalardır. Çeşitli çirkinlikler ve birbirini takip eden kötülükler...

Ey Allah'ın kulu! Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in haber verdiği şu duruma düşmekten kork! Şöyle buyurur: "Karanlık gecenin safhaları gibi olan korkunç fitnelerden önce salih amelleri işlemekte acele edin. O fitneler arasında insan mü'min olarak sabahlar, kafir olarak akşama girer. Veya mü'min olarak akşamlar, kafir olarak sabaha çıkar. Dinini az bir dünya malı karşılığı satar." Bu hadisi İmam Ahmed rivayet eder. 

Kafirlere benzemekten sakın ve müslümanların yoluna koyul. Farz namazları eda et ve onları mescidlerde cemaatle kıl. Onları terkeden kötülerin arasına katılır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Bizimle onların arasındaki ahd namazdır. Kim onu terkederse kafir olmuştur." Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım. (Cehennemlikler ile cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler, istediklerine erenlerin ta kendileridir.)

Allah beni ve sizleri mübarek eylesin...

İhsanı için Allah'a hamdolsun. Başarılı kılması ve nimetlendirmesi nedeniyle O'na şükürler olsun. Allah'dan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Şehadet ederim ki; efendimiz, nebimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah; O'na, ailesine ve ashabına salât eylesin.

Bundan sonra ey müslümanlar; dış görünüşte benzemek, iç dünyada da benzemeyi gerektirir. Bu ümmetin ilkleri olan sahabelere ve tabiine benzemek aklı, dini ve ahlakı artırır. Dış görünüşte kafirlere benzemek  ahlakta ve çirkin işlerde onlara benzemeye neden olur. Bir tür sevgiyi ve muhabbeti, iç dünyada dostluk hissetmeyi doğurur. Bu nedenle davranışlarında ve görüşlerinde müşriklere muhalefet et. Onlarla dostluk kurmaktan sakın. Onları dost edinme ve onlara buğzet, düşmanlık et. Onlardan ve dinlerinden uzaklaş. Kendi dininle gurur duy. Onların hidayeti ve İslam'a daveti için çalış. Sana doğruyu gösterdiği için Allah azze ve celle'ye çokça övgüde bulun. O'ndan bu yolda devamlılık dile. Allah'a karşı samimi ol ki, durumun iyi olsun. Kalbinden kin ve nefreti söküp at ki insanlar seni sevsin.