Kuran ve Sünnet

Allah Dostlarının Kerametleri İle, Şeytanların Dostlarında Görülen Hokkabazlıklar Arasında Pek Büyük Farklar Vardır

بســـم الله الرحمن الرحيم

 
Allah Dostlarının Kerametleri İle, Şeytanların Dostlarında Görülen Hokkabazlıklar Arasında Pek Büyük Farklar Vardır
 

Kahinlerin şeytanlardan yoldaşı vardır. Şeytanlar kulaklarıyla başkalarının söylediklerini çalarlar ve sonra adamlarına taşırlar bu çaldıklarını. Ama yine de tam duyamadıkları şeyleri yanlış taşırlar ve böylece de doğru yalana karışmış olurdu.

Bu konuda Buhari ve diğer hadisçilerin rivayet ettikleri bir hadiste Allah Resulü buyurmaktadır:

“Melekler bulutlara iner, gökte verilmiş olan hükümleri kendi aralarında konuşurlar. Şeytanlar da kulak vererek bu konuşmaları dinlerler, sonra işittiklerini kendi kahinlerine fısıldarlar. O kahinler de bunlara birçok yalan katarak halkın arasında yayarlar.”

Müslim'in, İbni Abbas'tan rivayet ettiği bir hadiste de şöyle buyrulmaktadır:

“Allah'ın yüce Resulü, Ensar'dan olan bir cemaatin arasında oturuyordu. Birden bir yıldız parlayarak akıverdi. Bunu gören Resul, Ensar'a sordu:

“Cahiliyet döneminde bir yıldızın parlayıp kaydığını gördüğünüzde ne derdiniz?.

Ensar şöyle cevap verdi.

“Bir büyük ölecek, yahut da doğacak derdik!”

Allah Resulü buyurdu ki:

“Yıldızlar herhangi bir kimsenin ölümü veya doğumu için akmazlar. Yüce Allah bir şeyi hükmetti mi, Arş'ın melekleri tesbih ederler. Sonra onlara yakınlık sırasına göre, taa göklere kadar bütün göktekileri tesbih ederler. Sonra yedinci kat gökteki melekler, Arş'ın meleklerine:

“Rabbimiz neyi hüküm ve ferman buyurdu?” diye sorarlar. Ve sorularının cevabını onlardan alırlar. Böylece, dalga dalga, dünyaya en yakın meleklere kadar ulaşır bu hüküm ve irade. İşte bu esnada şeytanlar kulak hırsızlığı yaparak bir şeyler işitmeye bakarlar. Ama tespit edilerek kovulurlar. Kendilerini işte böyle bir parlak yıldız kovalayıp takip eder. Bu şeytanlar işitebildiklerini kendi dostlarına fısıldarlar. İşte kahinlerin, bu şekilde aldıkları haberler doğrudur. Fakat onlar kendiliklerinden de birçok yalan katarlar şeytanlarından aldıkları haberlere.”

Başka bir rivayette ise Ma'mer şöyle söylemektedir:

“Zühri'ye sordum: “Demek, cahiliyet döneminde şeytanlar gaybtan haber almak için kulak hırsızlığı yapıyor ve peşlerini bir yıldız takip ediyordu, öyle mi?

Bu soruma Zühri şu cevabı verdi:

“Evet! Fakat Allah'ın Resulünün son Resul olarak gönderilmesinden sonra bu durum sona ermiştir”

Allah dostlarının kerametleri ile, şeytanların dostlarında görülen hokkabazlıklar arasında pek büyük farklar vardır.

- Allah dostlarında kerametler iman ve takva sebebine dayanır.

- Şeytani hokkabazlıkların temeli de, Allah'ın ve Resulünün yasakladığı şeylere istinad eder.

Bu konuda şanı yüce Allah mealen şöyle buyurmaktadır:

“De ki: “Muhakkak ki Rabbim; kötülüklerin, hem açık  hem de gizli olanlarını, günahı, haksız yere isyanı, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a şirk / ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kıldı.” (A'raf: 33)

Demek ki;

- Allah hakkında bilmeden herhangi bir şey söylemek,

- Allah'a şirk / ortak koşmak,

- zülüm ve haksızlık yapmak,

- Allah'ın ve Resulünün kesin olarak yasakladığı şeyleri yapmak haramdır.

Bu günahlara dayanan harikuladelikler hiçbir zaman makbul olamazlar.

Namazla Allah'ı zikretmekle. Kur'an okumakla meydana gelmemiş, fakat; şeytanın hoşuna giden, mahluktan medet ummak gibi içinde şirk bulunan veya başkalarına haksızlık etmek, hayasızlıkta bulunmak için başvurulan şeylerle meydana gelen haller, ilahi ve rahmani kerametlerden değil, ancak şeytani hallerdendir.

Böyle şeytani haller, kitap ve sünnetin dışına çıkan kimselerde meydana gelir, gelebilir. Bunların çeşitlileri ve bu dereceleri vardır.

Kendilerine yakın olan cinler de aynı kendileri gibidir. Çünkü bu cinler onların meşreb ve mezheplerindendir.

Cinlerin içinde, müşrik olan da, kafir olan da, fasık olan da, hataya düşen de vardır. Bir kimse şayet, kafir, fasık veya cahil ise, aynı cinsten olan cinler de onun yoluna girer. Küfür yolundan, seçtikleri şeye muvaffakat ettikleri taktirde, öyle bir kimseye yardım ederler.

Örnek olarak bir şeyler söylecek olursak; cinler, cinlerden yahut da başka mahluklardan büyük saydıkları şeyler üzerine yemin etmekten, onların adlarını almaktan çok hoşlanırlar. O kimselerin, Allah'ın isimlerini yahut emirlerini necasetle yazmalarından hoşlanırlar. Fatiha, İhlas veya Ayete'l-Kürs'yi veya başka sure ve ayetleri necasetle yazmasını, yahut tersine çevirmesini isterler onlardan. Kendilerinin istedikleri ve sevdikleri bir küfür hareketi yapmış olmasından ötürü, bunu yapanlara bazı gizli şeyler açıklarlar ve diğer mükafatlar verirler. Mesela, onlara çok bekledikleri kadınları ve oğlanları getirirler. Daha burada anlatmak istemediğimiz birçok şeyler...

Bunlara inanmak, Tağut'a inanmak gibidir. Yani, sihirbazlığa, şeytanlara ve putlara inanmaktır.

Eğer bir insan, zahirde ve batında gerçekten Allah'a ve Resulüne inanıyor ve itaat ediyorsa, cinlerin böyle kerametlerde onlarla anlaşması hiç mümkün değildir. Böyle olduğunda bu kafir cinler onlardan uzak kalırlar.

İşte bunun için Müslümanların Allah emri olan ibadetleri, Allah'ın evleri olan mescitlerde yerine getirildiğinden, cami ve mescidin manevi havası ve kokusu bu gibi şeytani hallerden uzak kalır.