Kuran ve Sünnet

KUR’AN’DA MÜ’MİNLERİN ÖZELLİKLE

KUR’AN’DA  MÜ’MİNLERİN  ÖZELLİKLE

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

 

     Değerli kardeşlerim ! Bildiğiniz gibi Kur’an’ı Kerim bir çok Ayet’i celilesinde Mü’minlerin değerinden, onların güzel fasıflarından ve bu güzel vasıflarından  dolayı da felah bulacaklarından bahseder.

 

    Allah’u Azze ve Celle Kerim kitabında, Mü’minleri felaha ulaştıracak özelliklerden bahsederken şöyle  buyurmaktadır :

 

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ {1} الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ {2} وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ {3} وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ {4} وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ {5} وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ {8} وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ {9}   

 

“ Mü’minler gerçekten felah bulmuşlardır. Onlar ki, namazlarında huşu içerisindedirler. Onlar ki, boş şeylerden yüz çevirirler.Onlar ki, zekatlarını verirler. Onlar ki,ırzlarını korurlar. Onlar ki, emanete riayet eder ve ahidlerinde de dururlar. Ve yine onlar ki , namazlarını muhafaza ederler. “

MU’MİNUN : 1.2.3.4.5.8.9.AY

 

   İşte mü’minlerin en önemli vasıflarından bir kaçı bunlardır… Namazla-rını muhafaza etmeleri …Bu ibadetlerinde huşu içerisinde olmaları… Ze-katlarını vermeleri … Irz ve namuslarını korumaları … Emanete riayet etmeleri … ve … Ahidlerinde durmalarıdır ….  

 

NAMAZLARINI  MUHAFAZA  EDERLER

 

    Mü’minin namazını muhafaza etmesi onları terk etmemesi demek değildir. Bilakis onları kılmasına rağmen vakitlerine, rukusuna, secdesine ve diğer tadili erkanından olan her şeyine riayet etmesi demektir.

 

   Mü’min Allah resulü s.a.v’in şu hadisi şeriflerini aklından çıkarmaz :

 

"..... عن عبد الله  بن قرْط رضي الله عنه قال :  قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : أول ما يحاسب عليه  العبد  يوم القيامة  الصلاة ، فإن صلحت صلح سائر عمله وإن فسدت فسد سائر عمله

{ …… Resulullah s.a.v şöyle buyurdular :  Kulun, kıyamet gününde ilk hesabını vereceği ameli  “ namazıdır “ . Eğer namazından salah bulursa, sair amellerinden de salah bulur. Eğer namazı ifsad olmuş ise, sair amelleri de ifsad olur. }                                                                                                                                        

                                                                                                 TABERANİ . KEBİR :  10435.N

                                                                                                                                  AHMED . MÜSNED :     4 / 103 

                                                                                                                                  S . SAHİHA     : 1358 – 1748.N 

                                                                                                                                  SAHİH’İ  TERĞİB      :     376.N

 

{ … Ebu Hureyre r.a anlatıyor : Bir gün Resulullah s.a.v namazdan sonra birisine hitaben şöyle buyurdu : Ey fulan ! neden namazını güzel kılmıyorsun ? Neden birisi namaz kıldığında onun nasıl namaz kıldığına bakmıyorsun ? –  bu şekilde hatanı düzeltebilirsin – Ancak şunu da bil ki,o kendisi için namaz kılıyor, senin için değil………}

 

   İbni Huzeyme’nin sahihinde  rivayet  edilen hadiste ise Ebu Hureyre r.a şöyle der  : Resulullah s.a.v bize öğle namazını kıldırdı. Selam verince son safta bulunan birisine seslenerek şöyle buyurdu :

 

{ Ey falan kişi ! Namaz kılarken Allah’tan kork. Nasıl namaz kıldığına bir bak. Biriniz namaza durduğu vakit Rabbisine munacaatta bulunuyor. Bu itibarla Rabbisiyle nasıl konuştuğuna insan iyi dikkat etsin. Siz,benim sizi görmediğimi mi sanıyorsunuz. Ben arkamı, önümü gördüğüm gibi görüyorum. }

 

                                                     HADİS SAHİH …  SAHİHİ TERHİB VE TERĞİB : 1.C.541.N

 

    Bu hadislerde anlatıldığı gibi Mü’minn namazı hususunda çok dikkatli olması gerekir. Çünkü namaz, Mü’minin mıracı, Dinin direği, müslümanın Rabbisiyle konuşma anı ve kulun kıyamet günü hesabını vereceği ilk amelidir.

 

    Değerli kardeşlerim ! Mü’minin dikkat edeceği şeylerden birisi de, bu ibadetinde ğaflet içerisinde olmaması ve onunla kimseye riyakarlık  yapmamasıdır….. Yani, bu namazı neden kıldığını, kime kıldığını , neye göre kıldığını ve bu ibadetiyle neyi kasdettiğini çok iyi bilen birisi olduğu gibi, bu ibadetini rabbisine takdim ederken riyadan gösterişten de uzak durması gerekir.

 

   Çünkü Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

 

فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ   الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ   الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ  

 

“ Vay o namaz kılanların haline. Ki, onlar kılmış oldukları namaz-larından gafildirler. Onlar riyakarlık yaparlar. “

                                                                                                                  MAUN : 4.5.6.AY.

{ …. Ebu Said el-Hudri r.a'dan, şöyle dedi : Bir gün bizler kendi aramızda " mesihu'd-Deccal'dan konuşurken Allah Resulü s.a.v çıkageldi. - Bize hitaben - şöyle buyurdular : " Benim yanımda sizin için "mesihu'd-deccal'dan daha korkulu bir şeyi size haber vereyim mi ? " Bizde " Evet yâ Rasulallah haber verin " dedik. Resulullah s.a.v buyurdular ki : “ O gizli şirk’tir “ . Kişi namaz kılmaya kalkar da birisinin kendisine baktığını anlayınca namazını güzelleştirir "  }

 

                                                                                                       İBNİ  MACE : 10.C.4204.N

                                                                                                                                          BEYHAKİ    :         2 / 291

 

 ما  أخاف   عن محمود بن لبيد ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : ان   أخاف عليكم الشرك الأصغر قالوا وما الشرك الأصغر يا رسول الله قال الرياء

 

{ …. Mahmud İbnu Lebid r.a'dan, şöyle dedi : Resûlullah s.a.v şöyle buyurdu : " Sizin için en çok korktuğum şey küçük şirktir ".  Sahabeler dediler ki :" küçük  şirk nedir yâ  resûlellah ? " Allah Resulü s.a.v'de cevaben " küçük şirk riyadır " buyurdular… }

 

                                                                                                AHMED : 5 / 428. 23119.N

 

{ … Şeddat bin Evs r.a'dan. O şöyle dedi : Bizler Allah resulü s.a.v zamanında riya’yı küçük şirk sayardık. }

M.ZEVAİD : 10/222

                                                                                                                                                      BEZZAR  :  3565.N

 TABERANİ KEBİR : 7160 – EVSAT : 198.N

 

NAMAZLARINDA  HUŞU  İÇERİSİNDEDİRLER

 

   Mü’minlerin vasıflarından bir tanesinin de, onların namazlarında huşu içerisinde olmalarıdır.. Rabbimiz şöyle buyurur :    

 

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ هُمْ فِي صَلاتِهِمْ خَاشِعُونَ

 

“ Mü’minler gerçekten felah bulmuşlardır. Onlar ki, namazlarında huşu içerisindedirler. “

                                                                                                      MU’MİNUN  : 1. 2 . AY.

 

     Yani ; Allah’a  takdim ettikleri bu ibadetlerinde  sukunet içerisinde- dirler …. vakar’dırlar …. Tevazu içerisindedirler …. Allah korkusu taşıyarak Murakabe içerisindedirler… Yani, Allah’ın gözetimi altında bulunduklarının idraki içerisindedirler…

 

 

 

ZEKATLARINI  VERİRLER

 

 

   Mü’minlerin en önemli özelliklerinden bir tanesi de, zekatlarını verme-leridir…. Çünkü zekat, kalbin ve malın her türlü kirden,pastan temizlenip arınmasıdır…. Zekat, inanan bir mü’minin kalbini cimrilikten, şeytanın ileri sürdüğü vesveselerden uzaklaştırır ve inananın derecesini yüceltir.

 

   Zekat, inanan bir kimsenin malını temizler ve helal olmasını sağlar. Bu ibadetin önemindendir ki, Kur’anı kerimde yaklaşık 90 yerde zekattan bahsedilmektedir.

 

   Zekat, fakir ve miskinlerin, müslüman üzerindeki önemli haklarından birisidir…. Bunu yerine getirmediği müddetçe, onların hakkını yemiş olur.

 

   Rabbimiz şöyle buyurur : “ Onların mallarında ihtiyacını arzeden ve arzedemeyen yoksullar için bir hak vardır “

ZARİYAT : 19.AY.

 

 

{ … Ebu Hureyre r.a dan Rasulullah  s.a.v şöyle buyurdu : Altın ve gümüşün zekat hakkını ödemeyen kimseler, kıyamet günü olduğunda o altın ve gümüşleri kendileri için ateşten levhalar haline getirilir ve cehennem ateşinde iyice kızdırılır. Sonra bu kızgın levhalarla onların böğrü, alnı ve sırtı dağlanır. Levhalar soğudukça azap için kızdırma tekrar iade olunur. Bu azaplandırma, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kimseye ya cennete ya da cehenneme giden yol gösterilir. Denildi ki : Ya Rasulallah ! Zekatı verilmeyen develerin durumu nedir ? Rasulullah s.a.v : Develerinden zekat hakkını ödemeyen her deve sahibi de ,kıyamet gününde geniş ve düz bir araziye yatırılır. Develer en semiz oldukları halde,onlardan bir tek yavru dahi eksilmeksizin hepsi ayaklarıyla onu çiğner ve ağızlarıyla da ısırırlar. Develerin sonuncusu ona uğrayıp geçince, baş tarafı o kimseye tekrar uğratılır. Bu azaplandırma, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kimseye ya cennete ya da cehenneme giden yol gösterilir,buyurdu. Ya Rasu-lallah ! Zekatı verilmeyen sığır ve davarların durumu nedir ? denildiğinde, Rasulullah s.a.v : Sığır ve davarlardan zekat hakkını ödemeyen her sığır ve davar sahibi de geniş ve düz bir araziye yatırılır. Bu hayvanlardan da hiçbiri kaybolmaksızın  içlerinde iki boynuzu kıvrık, boynuzsuz ve boynuzu kırılmış olanın hepsi, o kimseye toslayacak ve ayaklarıyla o kimseyi çiğneyeceklerdir. Bu sürünün de baş tarafı onun üzerinden geçtiğinde sonu tekrar geri döndürülür. Bu azaplandırma, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kim seye ya cennete ya da cehenneme giden yol gösterilir,buyurdu.Ya Rasulellah ! Zekatı verilmeyen atların durumu nedir denildiğinde, Rasulullah : Atlar üç kısımdır : At bazı kimseler için günah, bazı kimseler için bir Perde, bazı kimseler için de sırf hayırdır. At’ın kendisi için günah olan kimseye gelince o, atını gösteriş övünüp böbürlenmek ve müslümanlara savaş için besler. İşte bu at o kimse için büyük günahtır. At’ın kendi ihtiyacı için bir perde olana gelince, o kimse atını, Allah yolunda bağlar, sonra da gerek hayvanların sırtındaki Allah‘ın hakkını – yani cihat için binmek veya bindirmek – yahut da Allah’ın hakkı olan sadakayı unutmaz. İşte bu at o kimse için bir perdedir. At’ın kendisi için hayır olana gelince, o kimse de atını müslümanların lehine Allah yolunda - cihat maksadıyla - bağlamıştır. Atı bol otlu geniş bir çayırlıkta beslenirse, atın bu bol otlu çayırlıktan yediği bitkilerin sayısınca sahibi için bir çok haseneler yazılır. Atın gübre ve bevli için de ona haseneler yazılır. Atın yuları kopsa şahlanarak bir veya iki yüksek tepeye raks ederek neşeyle koşsa, yerde tırnaklarının bıraktığı izleri ve gübreleri sayısınca sahibine Allah haseneler yazar. Hayvan bir nehre uğrayıp ondan su içse, sahibi sulamak istememiş olsa bile - Allah o kimse için atının içtiği su sayısınca haseneler yazar,buyurdu. Ya Rasulallah ! Zekatı verilmeyen eşeklerin durumu nedir ? denildiğinde, Rasulullah : Eşekler hakkında bana bir şey indirilmedi. Ancak bana her hükmü içeren, emsalsiz :

 

{ Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek. Her kim zerre miktarı bir şer işlerse onu görecektir }  ZİLZAL : 7 - 8 . Ayeti indirildi, buyurdu. }

 

Müslim (987/24) Ebu Davud (1658) Nesei (5/12) İbni Huzeyme (2252) İbni Hibban (3253) Beyhaki (4/119) Beğavi (1562) Abdurrezzak (6858) Ahmed (2/262-276

 

 

{ … Ebu Hureyre r.a dan Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Her kim Allah kendisine mal verir de o malın zekatını vermezse, kıyamet gününde zekatı verilmeyen o mal, sahibi için çok zehirli bir yılan şekline dönüşür. Bu yılanın iki gözü üstünde iki nokta vardır. Bu azgın yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna gerdanlık yapılır. Sonra yılan  ağzı  ile  sahibinin çenesini iki tarafından yakalar. Sonra ona : Ben senin - çok sevdiğin - malınım, ben senin hazinenim der. Ebu Hureyre dedi ki : Bundan sonra Rasulullah s.a.v : 

 

{ Allah’ın kereminden kendilerine verdiğine cimrilik edenler, onu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Bilakis o kendileri için şerlidir. Cimrilik ettikleri şeyler, kıyamet günü boyunlarına dolandırılacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızı haber alandır. }  Ali İmran :180.   ayetini okudu. }

 

Buhari : 1403-Ter :1329 - Nesei : 2481 - Beyhaki : 7/4 - Beğavi : 1560

 

 

{ … Ebu Hureyre r.a dan Nebi s.a.v şöyle buyurdu : Deve sahibi devesinin zekat hakkını ödemediği zaman, kıyamet günü o deve en kuvvetli ve besili haliyle sahibinin üzerine gelir ve onu ayaklarıyla çiğner. Koyun sahibi de koyunlarının zekatını vermediği zaman, kıyamet günü o koyunlar en kuvvetli ve besili halde sahibinin üzerine gelir,onu ayaklarıyla çiğner ve boynuzlarıyla ona toslarlar. Nebi s.a.v devamla :  Bu hayvanların haklarından biri de , sütlerinin sağılması ve fakirlere ondan içirilmesidir. Hiç biriniz kıyamet günü zekatını ödemediği davarı omzunda meler bir halde : Ya Muham-med, bana yardım et diyerek yanıma gelmesin. Çünkü o vakit ben ona, ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim. Ve yine sizden hiç kimse, zekatını vermediği devesi omuzunda böğürür bir halde : Ya Muhammed, bana yardım et diyerek yanıma gelmesin. Çünkü o vakit ben ona, ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim. }

Buhari : 1402.Ter : 1328 - Nesei : 2447

 

                                                                                                        

     ZEKATINI  VERMEYENLERLE  SAVAŞILIR

 

     Hatta bu azim ibadetin öenemindendir ki,zekatı vermeyenlerle İslam savaşmıştır.

 

{ … Abdullah ibn Ömer r.a şöyle dedi : Resulullah s.a.v buyurdu ki : Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammedin Resulullah olduğuna şehadet, namazı ikame, zekatı eda edinceye kadar insan-larla savaşmak bana emrulundu …… }

Müslim : 1.c.22.N

 

{ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v vefat ettiği zaman Ebu Bekir halife oldu. Arap kabilelerinden bazıları küfte dönüp irtidat ettiler. Ebu Bekir de onlara karşı ordu göndermeye başladığında Ömer, Ebu Bekir’e şöyle dedi : Sen bu insanlarla nasıl savaşırsın ? Oysa Rasulullah s.a.v : Ben insanlarla La İlahe İllallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim bu sözü söylerse o kimse islam hukukunun dışında benden malını ve canını korumuş olur. - Haddi gerek-tirmeyen günahlarının - hesabı ise Allah‘a aittir,buyurdu. Ebu Bekir : Allah’a yemin ederim ki, ben namaz ile zekat vermenin arasını ayıran kimselerle savaşırım. Çünkü zekat malın üzerindeki bir haktır. Vallahi onlar Rasulullah’a zekat olarak verdikleri dişi bir oğlağı bana vermez-lerse, o dişi oğlağı vermeleri için elbette onlarla savaşırım, dedi. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi : Vallahi bu iş, Allah’ın Ebu Bekir’in gönlünü açmasından başka bir şey değildi, ben bildim ki bu haktır. }

 

Buhari :  1399-Ter : 1325-1326 - Müslim : 20/32 :  Ebu Davud : 1556

 

HARAMA  BAKMAZ  VE  IRZLARINI  KORURLAR

 

     Değerli kardeşlerim ! Kur’an’da anlatılan mü’minlerin özelliklerinden bir tanesi de ; harama bakmamaları ve ırzlarını korumalarıdır…. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

 

قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ   وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ………..

 

“ İnanan mü’minlere söyle gözlerini harama bakmaktan sakındır-sınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu onlar için en emin tarzdır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. İnanan kadınlara da söyle, onlar da      gözlerini harama bakmaktan sakın dırsınlar ve ırzlarını koru-sunlar…..”                                                                      

NUR : 30 – 31

 

   Yani o mü’minler ki, harama bakmaktan sakınırlar ve ırzlarını namus-larını korurlar….. Kendilerinden sorumlu olduğu hanımını kızını sinsi ve hain bakışlardan korurlar….. İşte mü’minlerin en güzel özelliklerinden bir tanesi de budur..

 

{ … Enes r.a’dan, Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Şu altı şeyi kabul edin, ben de cennete girmenize vesile olmayı kabul edeyim :

1- Konuştuğunuz zaman yalan söylemeyin.

2- Söz verdiğiniz zaman,sözünüzden dönmeyin.

3- Size güvenildiğinde,hiyanet etmeyin.

4- Gözünüzü harama dikmeğin.

5- Elinizi harama uzatmayın.

6- Ve iffetinizi koruyun .          }

                                                                                                                        CAMİU’S  SAĞİR : 2.C. 1798.N

EMANETE  HİYANET  ETMEZ  VE  AHDE  VEFA  GÖSTERİRLER

 

   Mü’minlerin bahsi edilen güzel vasıflarından birisi de emanete hiyanet etmeyip ahde vefa göstermeleridir.

 

    Rabbimiz buyuruyor ki : “ Ey iman edenler ! akidleri yerine getirin “

 

 - Yani Allah ve insanlar arasında verdiğiniz söz ve yaptığınız anlaş-malara riayet edin -

MAİDE : 1.AY.

    Değerli kardeşlerim ! mü’minler fert halinde de olsalar, cemiyet halinde de olsalar verdikleri sözlerinde dururlar ve emanetlere de hiyanet etmez-ler.

    Unutulmamalıdır ki, mü’minlerin omuzlarında pek çok emanetler ve yerine getirmeleri gereken söz ve ahidler vardır…. Bunlar,kevni ve şer’i emanet ve ahidlerdir.

 

   Kevni olarak mü’minin fıtratı,kainatın yaratıcısının varlığına ve birliğine şehadet eden emanetlere hiyanet etmeyeceği gibi,O’na verdiği sözü de yerine getirme mecburiyetindedir…. Çünkü bütün insanların Allah’a vermiş oldukları bir söz vardır, o da ; O’nun Rabblığını ve rabbaniyetini tanımaları ve O’na ibadet etmeleridir.

 

    Çünkü, defalarca ifade ettiğimiz gibi ; yüce Allah, insanların fıtratına kendi varlığını ve birliğini ilka etmiştir. Dolayısıyla insanlar bu manada bozmuş oldukları her ahdin hesabını verirler.

 

    Bunun yanı sıra şer’i olarak, kendisi gibi kullara karşı olan emanetleri ve sözleri de vardır mü’minin. Ve bunlardan da sorumludur….

 

    Ahde vefa ve emanete riayet, Allah korkusuyla yakından alakası olan bir şeydir… Bunun içindir ki, sosyal muamelelerde dost ile düşmen arasında herhangi bir ayırım yapılmaz. Her ikisinde de durum aynıdır….

 

   Ahde feva, bir menfaat karşılığında değiştirilecek bir şey de deyildir. Çünkü verilen söz Allah adına verilmiştir…. Dolayısıyla burada Allah’ın emri önemlidir.

 

   Değerli kardeşlerim ! unutmayalım ki, ahde vefa bir ahlak kaidesidir. Bu kaideye uyan, Allah’a verdiği ahde riayet etmiş ve O’nun rızasını kazan-mış demektir…… Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

 

“ Ahidleştiğiniz zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın ; çünkü Allah'ı üzerinize kefil kılmış-sınızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir. “

NAHL : 91.AY.

 

“ Kim ahdini yerine getirir ve sakınırsa , şüphe yok ki Allah da sakı-nanları sever “

ALİ İMRAN : 76.AY.

 

    İşte bu  güzel vasıflar  – yani ahde vefa ve emanete hiyanet etmeme – her zaman ve her yerde basiretli mü’minlerin nitelikleridirler.

  

   Mü’minler bu niteliklere riayet etmedikleri takdirde İslam camiası rahat edemez…. Sağlıklı bir yapılanma için, bu önemli değerlere her inananın bağlanması ve onlara uygun hareket etmesi gerekir.

 

   Bu değerli prensipleri inananların örnek ve önderi Muhammed s.a.v’in hayatında açıkça görmekteyiz. Ona müşrikler bile güvenmiş ve ema-netlerini zaman zaman kendisine teslim etmişlerdir…

 

   Bir yandan düşmanlık diğer yandan ona güvenmek gerçekten insanı hayrete düşüren bir haldir…. İşte, insanların resulullaha erkenden teslim olmalarında ve kısa bir süre içerisinde islamın dünyaya hakim olmasında Resulullah s.a.v’in bu prensibinin büyük katkısı olmuştur.

 

   Değerli kardeşlerim ! unutmayalım ki bunun tam tersi ise, Allah’ın gazabına ve azabına vesile olan şeydir… Rabbimiz şöyle buyurur :

 

“ Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları yüceltmeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır. “

ALİ İMRAN : 77.AY.

 

“ ………  yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen – kadınlar - gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıkla-yacaktır. “

                                                                                                                             NAHL : 92.AY.   

 

{ … Ebu Hureyre r.a’dan, Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Münafıkın alameti üçtür : Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verir sözünde durmaz ve kendisine bir şey emanet edildiğinde de emanete hiya-netlik eder. }                                                                                                                          

                                                                                                                                       BUHARİ : 13.C. 6070.S

 

{ … Enes r.a’dan, Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Şu altı şeyi kabul edin, ben de cennete girmenize vesile olmayı kabul edeyim :

1- Konuştuğunuz zaman yalan söylemeyin.

2- Söz verdiğiniz zaman,sözünüzden dönmeyin.

3- Size güvenildiğinde,hiyanet etmeyin.

4- Gözünüzü harama dikmeğin.

5- Elinizi harama uzatmayın.

6- Ve iffetinizi koruyun .          }

                                                                                                                        CAMİU’S  SAĞİR : 2.C. 1798.N

 

{ … Zübeyr İbn Avam r.a’dan, Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : İman, verilen sözden dönmemek için bir bağdır. Mü’min sözünden dön-mez.  }

                                                                                                                   AHMED MÜSNED : 1.166.1429.N

                                                                                              CAMİU’S  SAĞİR  :  2.C. 1679.  N

 

    İşte bunlar tevhid ehli bir müslümanın kendisinde bulundurması gereken ahlaki değerlerdir.

 

   Yani, basiretli bir Müslüman ; … Yalandan uzak durmalıdır…… dürüst olmalıdır…. Doğru sözlü olmalıdır…. Söz verdiği zaman, sözünde durmalıdır… İffetli olmalıdır…. Emanete hiyanet etme-melidir….

 

    Çünkü bunlar, insanı şeref ve izzet sahibi yapan değerlerdir. Ama unutmayalımki bunların tam tersi olan şeyler de, insanı değersizliğe, haysiyetsizliğe ve izzetsizliğe sürükleğen şeylerdir.

 

MÜ’MİNLERİN  ÇEŞİTLİ  VASIFLERİ

 

“ Mü'minler  o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Kendilerine O'nun Ayet’leri okunduğu zaman da imanları  artar ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler. “

 

“ Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdik-lerimizden infak ederler. “

 

“ İşte gerçek mü'minler bunlardır. Rableri katında onlar için dere-celer, bağışlanma ve üstün bir rızık vardır. “

ENFAL : 2 . 3 . 4. AY.

 

“ Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, - mü’min olma hususunda - sadık olanların ta kendileridir. “

HUCURAT : 15.AY.

 

   İşte bu Ayeti celilelerde de anlatıldığı gibi mü’minler o kimselerdir ki ; İmanlarında her hangi bir şüphesi ve kuşkusu olmayan … Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen ... O’nun Ayet’leri okunduğu zaman imanları artan … Namazlarını kılan … Kendilerine verilen rızıktan cimrilik etmeyip infak eden … Allah yolunda malı ve canı ile mücadele eden … ve … Her konuda Rablerine tevekkül edenlerdir.

 

“ Mü’minler o kimselerdir ki ; aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Resulüne çağrıldıkları zaman ; “ işittik ve itaat ettik “ diyenlerdir. İşte umduklarına erenler bunlardır. “

NUR : 51.AY.

 

   Bu Ayeti celilede de görüldüğü gibi mü’minlerin en önemli vasıflarından birisi de,Allah’a ve Resulüne çağrıldıkları zaman “ işittik ve itaat ettik “ demeleridir. Yani, Kur’an’dan ve sünnet’ten bir şeye davet edildikleri zaman,mü’min kimseler ona derhal teslim olurlar ve içlerinden hiçbir sıkıntı da duymazlar.

 

“ Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği kimseler bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. “

 TEVBE : 71. AY.

 

    Burada da anlatıldığı gibi mü’minlerin özelliklerinden bazıları da ; birbirlerini dost edinmeleri … birbirlerine iyiliği emretmeleri … kötülüklerden sakındırmaları … ve … Allah’tan ve Resulünden ne geldi ise ona itaat etmeleridir…. İşte bunlar da mü’minlerin vasıflarından bazılarıdır.

 

   Kim bu vasıflarla muttasıf olursa,bilsin ki Rabbisinin ona güzel bir müjdesi vardır. O şöyle buyurmaktadır :

 

“ Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. “

TEVBE : 72.AY.

 

   Rabbimden niyazım ; bizleri bu hayırlı ve değerli vasıflarla vasıflanan kullarından olmamızı nasip eylesin.

 

Vel hamdu lillahi rabbil Alemin

 

 

                                                               TACUDDİN  EL- BAYBURDİ