Kuran ve Sünnet

ZİHARLA ALAKALI KONULAR

ZİHARLA  ALAKALI  KONULAR

 

{ … Huveyle binti Malik b. Sa’lebe şöyle dedi :Kocam Evs b. Samit bana zihar yaptı ben de Rasulullah s.a.v’e gelip bu durumu kendisine şikayet ediyordum. Rasulullah  s.a.v ise kocam hakkında benimle mücadele ediyor ve : Allah‘tan kork kocan amcanın oğludur,diyordu. Fazla bir zaman geçmedi, nihayet Kur’an’dan { Allah kocası hakkında mücadele eden ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitti. Allah ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, görendir. }  MÜCADELE .1  Ayet’i ziharın kefaretini bildiren ayetlere kadar indi...... }

 

Ebu Davud (2214) İbni Hibban (1334-Mevarid) İbn Carud (746) Tabarani (616-M.Kebir) Beyhaki (7/389) Beğavi (2364) Ahmed (6/410) Albani (2087- İrva)

 

 

ZİHAR YAPAN KİMSE KADINA DOKUNMADAN KEFFARET ÖDER

 

      Zihar yapan kimsenin kadınına dokunmadan önce kefaret vermesi vaciptir.Allah’u teala şöyle buyuruyor :

 

{ Kadınlarına zihar edip sonra söylediklerinden dönenler, kadınlarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuştursunlar. Size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır. Buna imkan bulamayan, Karısına dokunmadan önce aralıksız iki ay oruç tutsun. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyursun. Bu izah Allah’a ve Rasulüne iman ettiğiniz içindir. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır, kafirler için elim bir azap vardır. }   MÜCADELE : 3 - 4

 

{ … Huveyle binti Malik b. Sa’lebe şöyle dedi : Kocam Evs b. Samit bana zihar yaptı ben de Rasulullah s.a.v’e gelip bu durumu kendisine şikayet ediyordum. Rasulullah  s.a.v ise kocam hakkında benimle mücadele ediyor ve : Allah’tan kork kocan amcanın oğludur,diyordu. Fazla bir zaman geçmedi, nihayet Kur’an’dan { Allah kocası hakkında mücadele eden ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitti. Allah ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, gören-dir.}  ayeti ziharın kefaretini bildiren ayetlere kadar indi. Bunun üzerine Rasulullah : Kocan bir köle azat etsin buyurdu. Huveyle:

- Köle azat edecek imkan bulamaz dedi. Rasulullah s.a.v :

- Peş peşe iki ay oruç tutsun, buyurdu. Huveyle :

- Ya Rasulallah, kocam ihtiyar bir adamdır, oruç tutamaz dedi. Rasulullah :

- Altmış fakir doyursun ,buyurdu. Huveyle :

- Yanında Tasadduk edecek bir şeyi yoktur dedi. Huveyle dedi ki : Kocam için bir arak hurma getirildi. Ben de : Ya Rasulallah, kocama bir arak hurma da ben verip yardım edeyim dedim. Rasulullah s.a.v : Çok güzel yaptın, git kocan adına onlarla altmış fakiri doyur ve amcanın oğluna dön,buyurdu. }

 

Ebu Davud (2214) İbni Hibban (1334-Mevarid) İbn Carud (746) Tabarani (616-M. Kebir) Beyhaki (7/389) Beğavi (2364) Ahmed (6/410) Albani (2087- İrva)

 

 

{ …Seleme b. Sahr el-Bey şöyle dedi : Ben kadınlara, başkalarının isabet ettiğinden daha fazla isabet eden bir kimse idim. Ramazan ayı girince istemeden bir şekilde karıma dokunurum da sabah oluncaya kadar - o fiile - tabi olurum diye korktum ve ramazan ayı çıkıncaya kadar ona zihar yaptım. Bir gece o bana hizmet ediyordu, bir ara onun vücudun dan bir yer açılıp göründü. Duramadım hemen onun üzerine indim. Sabaha erdiğimde kavmimin yanına çıktım ve haberi onlara anlattım. Onlara : Benimle beraber Rasulullah‘a kadar yürüyün dedim. Onlar : Hayır vallahi, - biz git-meyiz - dediler. Ben tek başıma Nebi s.a.v’in yanına gittim ve ona olayı haber verdim. Nebi s.a.v - iki kere - : Ya Seleme, sen o  - fiili yapan adam – mısın ?, buyurdu. Ben de : Evet ben o kimseyim ve ben Allah’ın emrine sabrediciyim. Benim hakkımda Allah’ın sana gösterdiği hükmü ver dedim. Nebi s.a.v : Bir boyun – yani bir köle - azat et,buyurdu. Ben elimi boynuma vurdum ve : Bundan başka malık olduğum boynum yoktur dedim. Nebi s.a.v : Peş peşe iki ay oruç tut,buyurdu ; sonra da : İsabet ettiğine sadece oruçtan dolayı isabet ettin değil mi ? 0 halde altmış fakir arasında bir vesk hurma yedir,buyurdu. Ben : Seni hak ile gönderen Zata yemin ederim ki, biz aç olarak yattık, bizim hiçbir yiyeceğimiz yoktur dedim. Nebi s.a.v : Beni Züreyk sadakasını toplayan tahsildara git onlardan aldığı zekatı sana versin. Ondan bir vesk hurmayı altmış fakire yedir geri kalanını da sen ve ailen yiyiniz,buyurdu. Kavmimin yanına döndüm ve : Sizde bana karşı sıkıştırma ve kötü görüş ; Nebi s.a.v de ise genişlik ve güzel görüş gördüm. Şüphesiz ki Nebi, zekatlarınızı bana - veya benim için - vermenizi emretti dedim. }

 

Ebu Davud (2213) Tirmizi (3299) Darimi (2/163-164) İbni Mace (2062) İbn Carud (744) Beyhaki (7/390) Ahmed (4/37)

 

 

KİŞİNİN EHLİNE YAKLAŞMAMAK İÇİN YEMİN ETMESİ

 

    Allah’u Teala kerim kitabında şöyle buyurmaktadır : { Kadınlara yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme vardır. Eğer o süre içinde dönerlerse Allah ba- ğışlayandır,merhamet edendir.Eğer boşanmağa kesin karar verirlerse, şüphesiz Allah işitendir, bilendir. }  BAKARA : 226 – 227

 

 

{ … İbni Ömer r.a şöyle dedi : Her hangi bir kimse karısına ila yapar ve bunun üzerinden dört ay geçerse o kimse durdurulur - yani o kimse yemininde devam edemez - . Nihayet o adam ya karısını boşar yahut karısına dönüp yemininin kefa-retini verir. Dört ay geçinceye ve durduruluncaya kadar o kimse için talak meydana gelmez. }

 

Malik (2/556/18) Şafii (5/265-El-Umm) İbni Abdu’l-Ber (17/82-83) Beğavi (2362) Albani (2085)

 

{ … İbni Ömer r.a şöyle dedi : İla üzerine dört ay geçtiğinde, erkek kadını boşayın-caya kadar - talak hükmü cari olamaz - durdurulur. Adam kadını boşayıncaya kadar, o kimse üzerine talak meydana gelmez. }

 

Bu görüş, Osman, Ali, Ebu’d-Derda Aişe ve Nebinin ashabından on iki kişiden nakledilmektedir.

 

Buhari (5291-Ter:5371) Şafii (5/265) Beyhaki (7/376-377) İbni Abdu’l-Ber (17/80-81-82-84-85) Abdullah b. Ahmed b. Hanbel (S:364-365- Albani (7/169-170-172)

 

 

 

 

MUHAYYERLİK KONUSU

 

{ … İbni Abbas r.a şöyle dedi : Allah’u Teala’nın haklarında : { Eğer ikiniz Allah’a tevbe ederseniz, gerçekten kalbiniz haktan sapmıştı. Ve eğer Nebiye karşı birbirinize arka olursanız - bilin ki - Allah, Cebrail ve salih müminler onun dostu ve yardımcısıdır. Ayrıca melekler de ona arkadır }  TAHRİM : 4 buyurduğu Nebinin eşlerinden iki kadının kim olduğunu Ömer’e sormaya hırslı idim. Nihayet Ömer hac yaptı ben de onunla beraber hac ettim. - Yolda giderken bir ara - Ömer saptı ben de onunla beraber su kabı ile saptım. Ömer - kazay-ı haceti için - uzaklaştı, sonra geldi. Ben onun eline o kaptan su döktüm o da abdest aldı. Bu esnada ben : Ya Emire’l-Mü minin, Nebi s.a.v’in eşlerinden { Eğer ikiniz Allah’a tevbe ederseniz, gerçekten kalbiniz haktan sapmıştı...... } buyurulan o iki kadın kimdir ? dedim. Ömer bana : Ey İbni Abbas, hayret sana ! Onlar Hafsa ile Aişe’dir dedi. Sonra Ömer o hadisi baştan alıp nakletti. Dedi ki : Ben Ensar’dan bir komşumla, Beni Umeyye b. Zeyd yurdunda oturuyordum.Onlar Medine’nin doğusunda Avali denen yüksek yerlerde oturuyorlardı. Biz o komşumla Medine’ye Nebi s.a.v’in yanına nöbetleşerek iniyorduk. Bir gün o iniyor, bir gün ben iniyordum. Ben indiğim zaman, o günkü vahiy haberlerini ve diğer haberleri ona getirirdim ; o indiği zaman da bunun benzerini yapardı. Biz Kureyş topluluğu kadınlara galip geliyorduk. Ensar’ın yanına geldiğimizde öyle bir kavim bulduk ki, kadınları onlara galip oluyor. Müteakiben bizim kadınlarımız da Ensar kadınlarından terbiye – yani huy - almaya başladılar. Bir gün ben karıma bağırdım, o da bana aynıyla karşılık verdi. Bana karşılık vermesini reddedip onu azarladım. Ka- rım : Sana karşılık vermemden dolayı beni neden azarlıyorsun ? Vallahi Nebi s.a.v’in eşleri dahi ona karşılık veriyorlar ve onlardan biri o gün geceye kadar ona küsüyor dedi. Onun sözleri beni korkuttu da : Onlardan bu işi kim yaparsa muhakkak zarara uğrar dedim. Sonra elbisemi üzerime giyip Avail’den Medine’ye indim ve Hafsa’nın yanına girdim. Ona : Ey Hafsa, sizlerden biri, Nebiyi geceye kadar bütün gün boyunca öfkelendiriyor mu ? dedim. Hafsa : Evet dedi. Ben : - Eğer öyle ise - şüphesiz ki zarara uğramış ve perişan olmuşundur. Sen Allah’ın, Rasulünün gazabından dolayı sana gazap etmesi ve helak etmesinden emin misin ? Sen Nebiden hiçbir şey isteme, hiçbir hususta ona karşılık verme,Nebiden ayrı kalma. Senin için bir ihtiyaç belirirse onu benden iste. Sakın arkadaşının  - Ömer bununla Aişe’yi kast ediyor - Nebiye senden daha parlak ve daha sevgili olması seni aldat-masın dedim.

Ömer şöyle dedi : Biz o sırada Gassaniler bize savaş açmak için atlarını nallatıyorlar diye haber alıyorduk. Ensar’dan arkadaşım kendi nöbet günü Medine’ye indi, yatsı vakti bize döndü ve kapımı şiddetle vurdu. Ve : Ömer orada mı ? dedi. Ben korktum ve hemen onun yanına çıktım. 0 : Bugün korkunç bir iş meydana geldi dedi. Ben : 0 nedir,Gassaniler mi geldi ? dedim. 0 : Hayır, fakat ondan daha büyük ve daha korkunç ! Nebi s.a.v karılarını boşadı dedi. Ben : Hafsa ziyan ve zarar etti. Ben bunun yakında olacağını zaten zannediyordum dedim. Elbiselerimi üzerime giydim, Nebi ile beraber sabah namazını kıldım. Nebi s.a.v meşrebe denen odasına girdi ve orada yalnızca kaldı. Ben de Hafsa’nın yanına girdim, Hafsa ağlıyordu. Ona : Seni ağlatan nedir, ben seni bundan sakındırmadım mı, Nebi sizleri boşadı mı ? dedim. Hafsa : Bilmiyorum,o,işte şu meşrebede yalnızca kalmaktadır dedi. Ben dışarı çıkıp minberin yanına geldim. Gördüm ki, minberin etrafında bazıları ağlar bir topluluk var. Ben de onların yanında biraz oturdum sonra içimde hissettiğim şey bana galip geldi de, içinde Nebinin bulunduğu meşrebeye geldim. Nebi s.a.v’in siyah uşağına : Ömer için izin iste dedim. Uşak içeri girip Nebi s.a.v ile konuştu sonra döndü ve : Nebi ile konuştum ve seni kendisine zikrettim. 0 sustu bir şey demedi dedi. Ben oradan ayrıldım ve tekrar minberin yanındaki toplulukla beraber oturdum. Sonra içimde hissettiğim şey bana galip geldi de, gelip uşağa : Ömer için izin iste dedim. 0 içeri girdi, sonra çıktı ve : Seni Nebiye zikrettim o sustu bir şey demedi dedi. Ben tekrar minberin yanındaki toplulukla beraber oturdum. Sonra içimde hissettiğim şey bana galip geldi de, gelip uşağa : Ömer için izin iste dedim. 0 içeri girdi, sonra çıktı ve: Seni Nebiye zikrettim, o sustu bir şey demedi dedi. Ben geri dönüp ayrılırken, bir de uşak beni çağırdı ve Nebi s.a.v sana izin verdi dedi. Akabinde ben Rasulullah’ın yanına girdim. Baktım ki Rasulullah s.a.v kendisiyle arasında bir döşek olmadan hasır örgüleri üzerine yan yatmış, bedeninin yan tarafına örgüler iz yapmış, dolgusu hurma lifi olan deriden bir yastık üzerine yaslanmış. Kendisine selam verdim, sonra ayakta olduğum halde : Ya Rasulallah, kadınlarını boşadın mı? dedim. Rasulullah s.a.v gözünü bana doğru kaldırdı ve : Hayır,buyurdu. Ben : Allah-u Ekber dedim. Ayakta ve ünsiyet ister olduğum halde : Ya Rasulallah, beni görmüş olsaydın, biz Kureyş topluluğu kadınlara galip bulunuyorduk. Medine’ye geldiğimizde bir topluluk bulduk ki, kadınları onlara galip geliyor dedim. Bu sözlerim üzerine Rasulullah gülümsedi. Sonra şöyle devam ettim : Ya Rasulallah, beni görseydin, Hafsa’nın yanına girdim ve ona : - Aişe’yi kast ederek - sakın arkadaşının, Nebiye senden daha parlak ve daha sevgili olması seni aldatmasın dedim. Nebi s.a.v bir daha gülümsedi. Ben onun gülümsediğini görünce oturdum. Gözümü kaldırıp evine baktım. Allah’a yemin ederim ki, evin içinde tabaklanmış üç deriden başka gözü çevirici hiçbir şey görmedim. Bunun üzerine : Ya Rasulallah, Allah’a dua et, ümmetine genişlik versin. İranlılar, Rumlar üzerine geniş verilmiştir ; onlarsa Allah’a ibadet etmezlerken dünya kendilerine verilmiştir dedim. Bunu söyleyince Nebi s.a.v dayanmış iken doğrulup oturdu ve : Ey Hattab‘in oğlu, sen bu dünya nimetlerini mi düşünüyorsun ? Şüphesiz onlar, güzellikleri dünya hayatında acele verilmiş olan kavimdir, buyurdu. Ben de : Ya Rasulallah, benim için istiğfar et dedim. Hafsa o sözü Aişe’ye açıkladığı zaman, işte o sözden dolayı, Nebi s.a.v kadınlarından yirmi dokuz gece ayrılıp  yalnızlığa  çekildi. Nebi, kadınlarına  şiddetli  ötkesinden  ve Allah’ın kendisini { Ey Nebi, niçin Allah’ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerini razı etmek için haram ediyorsun …… } ayetiyle ikaz ettiğin de : Ben kadınların yanına bir ay girecek değilim,demişti. Nihayet yirmi dokuz gece geçince Aişe’nin yanına girdi ve onun nöbetine rast geldiği için onunla başladı. Aişe : Ya Rasulallah, sen bizim yanımıza bir ay girmeyeceğine yemin etmiştin. Sen ise bu gün iyice saydığıma göre yirmi dokuzuncu gecede sabaha erdin dedi. Nebi s.a.v : Ay yirmi dokuz gecedir, bu ay da yirmi dokuz gece oldu , buyurdu. Aişe : Allah bundan sonra : { Ey Nebi, eşlerine söyle : Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedelini vereyim ve güzellikle salıvereyim. Eğer siz AIlah’ı ve ahiret yurdunu isti -yorsanız, Allah sizden salih amel işleyenlere büyük bir mükafat hazırlamıştır. } AHZAB : 28 -29 ayetini indirdi. Nebi s.a.v kadınlarından ilk olarak mu- hayyer etmeye benimle başladı. Ben de kendisini seçtim. Sonra diğer bütün kadın- larını muhayyer kıldı, onlar da Aişe’nin dediği gibi Nebiyi seçtiler. }

 

Buhari (5191-Ter:5275-5276-5277-5278) Müslim (1479/30-31) Ebu Avane (4575) Tirmizi (3318) İbni Hibban (4268) Beyhaki (13267) Ahmed (222)

 

 

    Hadisi şerifte işaret edilen Hafsa’nın mezkur sözü için İbni Hacer şunları naldetmektedir : “.....Hafsa’nın nöbet günü olduğunda Rasulullah s.a.v Hafsa’nın evine geldi. Hafsa Rasulullah’tan babasının evine gitmek için izin istedi. Rasulullah s.a.v’de ona izin verdi. Sonra Rasulullah cariyesi Mariye’ye haber gönderip çağırttırdı ve onu Hafsa’nın evine soktu. Hafsa dedi ki : Döndüğümde evin kapısı kapalı idi. Rasulullah  s.a.v çıktığında başından ve yüzünden su damlacıkları dökülüyordu. Hafsa ağlayıp Rasulullah’ı itap etti. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v : Onu kendime haram ediyor ve seni de şahit tutuyorum. Bak bunu hiçbir kadına haber verme, bu senin yanında bir ema-nettir, buyurdu. Rasulullah çıkıp gidince Hafsa, kendisiyle Aişe’nin arasındaki duvara vurarak : Ey Aişe, müjdeler olsun ! Rasulullah cariyesini kendisine haram etti diye haber verdi. Bunun üzerine { Ey Nebi, niçin Allah’ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerini razı etmek için haram ediyorsun ......} ayeti indi.

Fethu’l-Bari : 200

 

{ … Aişe r.a şöyle dedi : { Ey Nebi, eşlerine söyle : Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedelini vereyim ve güzellikle salıvereyim...} ayetleri inince Rasulullah s.a.v benim yanıma girdi ve : Ya Aişe, ben sana bir işi zikredeceğim. 0 işte baban ve annenle meşveret edinceye kadar, acele etmemende üzerine bir şey yoktur,buyurdu. Aişe : Vallahi, babamın ve annemin bana kendisinden ayrılmayı emreder olmadığını bildi dedi. Aişe dedi ki, sonra bana { Ey Nebi, eşlerine söyle : Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyor sanız, gelin size boşanma bedelini vereyim ve güzellikle salıvereyim...} ayetlerini okudu. Bunun üzerine : Bu hususta babam ve annemle mi meşveret edece- ğim ? Ben Allah ve Rasulünü seçtim dedim. }

 

İbni Mace (2053) Buhari (2468-Ter:) Müslim (1475/35) İbni Hibban (4268) Beyhaki (13267) Ahmed (222)

 

 

{ … Aişe r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v bizi - kendisiyle beraber kalmak yahut boşanmak hususunda - muhayyer bıraktı. Biz de kendisini ihtiyar ettik. Rasulullah  s.a.v bu muhayyerliği - talaktan - bir şey saymadı. }

 

İbni Mace (2052) Ebu Davud (2203) Tirmizi (1188)

 

KİŞİ KARISI İÇİN O BANA HARAMDIR DESE BU TALAK DEĞİLDİR

 

{ … İbni Abbas r.a Kişi karısını - o bana haramdır diye - kendisine haram ettiği zaman o söz bir şey değildir ….. İbni Abbas devamla şöyle dedi : { And olsun ki, Rasu-lullah’ta sizin için çok güzel örnekler vardır..... }

Buhari (5266-Ter:5342)

 

{ … Said b. Cübeyr dedi ki : İbni Abbas r.a : Kişinin haram kılmasında – yani ; kişi karısını sen bana haramsın deyip onu kendisine haram etmesinde - : Bu yemindir, bu kişi kefaret verir diyordu. Sonra İbni Abbas : { And olsun ki, Rasulullah’ta sizin için çok güzel örnekler vardır..... } ayetini okudu. }

 

Müslim (1473/18) Buhari (491 1.Ter:4889) İbni Mace (2073) Beyhaki (7/350) Ahmed (1/225) Albani (2088)

 

    Tabiki burada İbni Abbas’ın kastı, Rasulullah  s.a.v ne zamanki  kendisi için helal olan bir şeyi haram etmişti,bunun üzerine Tahrim Süresindeki ayet inmiş ve Rasu-lullah s.a.v yeminini bozmuş ve onun için kefaret vermişti.

 

 

 

BAİN TALAKLA BOŞANAN KADININ DURUMU

 

TALAK’I  BAİN : Bu talak kişinin eşine bir daha dönme imkanı olmayan talak çeşit-lerinden bir talak çeşitidir. Dolayısıyla, bain talak ile boşanan kadının, başka bir kimse ile evlenerek onun balçığından tatmadan – yani onunla cima etmeden - , önceki kocasına nikahlanması haramdır. Allah’u Teala bu konuda şöyle buyuruyor :

 

{ Boşama iki defadır. - Bundan sonra kadını - ya iyilikle tutmak ya da güzelce salıvermek gerekir. Onlara verdiklerinizden bir şeyi geri almanız da size helal değildir...... Eğer erkek yine boşarsa, artık bundan sonra kadın, başka bir kocaya varmadan kendisine helal olmaz..... }  BAKARA : 229 – 230

 

 

{ … Aişe r.anha şöyle dedi : Rifaa el-Kurazi’nin karısı Nebi s.a.v’e geldi ve : Ben Rifaa’nın nikahında idim. 0 beni boşadı ve boşanmamı kesinleştirdi. Ben de daha sonra Abdurrahman b. Zübeyr ile evlendim. Ancak onda bulunan elbisenin saçağı gibidir dedi. Rasulullah s.a.v : Sen tekrar Rifaa‘ya dönmek mi istiyorsun ? Hayır ; sen ikinci kocanın balcığından tadıncaya, o da senin balcığından tadıncaya kadar bu iş olmaz, buyurdu….. }

 

Buhari (2639-Ter.2428-2429) Müslim (1433/111) Ebu Avane (4318) Nesei (3409) Tirmizi (1118) Darimi (2/161-162) İbni Mace (1932) İbni Ebi Şeybe (3/377) İbn Carud (683) Ebu Yağla (4423) Tabarani (8635-M.Kebir) Tayalisi (1437-1473) Humeydi (226) Beykaki (7/373) Beğavi (2361) Ahmed (6/34-37) Albani (1887- İrva)

 

 

{ … Aişe r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v’e : Bir kimse bir kadınla evlenir, sonra o erkek kadını boşar, bu sefer kadın başka bir erkekle evlenir, o ikinci erkek kadına duhul yapmadan boşarsa, bu kadının tekrar ilk kocası ile evlenmesi helal olur mu? diye soruldu. Rasulullah s.a.v : Hayır ikinci koca kadının balçığından tadıncaya kadar bu helal olmaz, buyurdu. }

 

Müslim (1433/114) Ebu Davud (2309) Nesei (3407) İbni Hibban (4122)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                         TACUDDİN   EL - BAYBURDİ