Kuran ve Sünnet

Şiilerin Ali'nin (r.a.) İmametine Delalet Eden Delillerin Bir Bölümü Hadislerdir İddiaları

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

3.8.1

 

Râfizî şöyle diyor:

“Ali'in imametine delalet eden delillerin bir bölümü hadislerdir. Bunlardan birincisi şudur:

Müslümanların cumhuruna göre “Önce en yakın soydaşlarını korkut” (Şuara: 26/214) mealindeki ayet-i kerime nazil olunca Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Muttalib oğullarından kırk erkek ve iki kadını Ebu Talib'in evinde toplayarak:

Onlara ziyafet verdi. Onlardan herbiri bir deve yiyecek ve bir tulum ayran içecek güçte olmasına rağmen, doyuncaya kadar yediler ve içtiler. Ama yemekten hiçbir şey eksilmedi. Bu durum onları hayrete düşürdü. Böylece Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) nübüvvetinde sâdık olduğu onlara açıkça görünmüş oldu. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu :

“Ey Muttalib oğulları! Allah, beni bütün insanlara ve hâsseten size peygamber olarak gönderdi ve “Önce en yakın soydaşlarını korkut” buyurdu. Ben sizi dile hafif, mizanda ağır gelecek ve onlarla arap ve aceme hâkim olacağınız, bütün ümmetlere liderlik ederek onlarla cennete gireceğiniz ve cehennemden kurtulacağınız iki kelimeye davet ediyorum. O iki kelime de:

“Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Benim de O'nun Peygamberi olduğuma inanmaktır. Kim davetime icabet eder ve bana yardımcı olursa, onu kendime kardeş, vâsî, vezir, vâris ve benden sonra halifem kılacağım.”

Ali: Ben davetine icabet ediyorum ve sana yardımcı olacağım, buyurdu.”

 

Ey Râfizî!

Yukarıdaki naklin sıhhatinin ispatını istiyoruz. Ne Sünen kitaplarında, ne Müsnedlerde ve ne de Meğâzî eserlerinde böyle bir şey yoktur.

“Bütün müslümanlar nakletmişlerdir” şeklindeki sözün nerede kaldı? Bu haber ancak bir uydurmadır.

(Bu haberi uydurarak Rasulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) hadis diye isnad eden, Albdul-ğaffar b. Kasım b. Fehd Ebu Meryem el-Kûfî'dir. Uydurmacı bir şiîdir. Şeyhül İslâm İbn-i Teymiyye “Minhacüssünne” adlı eserinde (4/81.) mezkûr şahsın haberlerini terketme hususunda icma'ın var olduğunu naklediyor. İbnül Medenî: Onun hadis uydurduğunu; Nesâî ve Ebu Hatim: Onun rivayet ettiği hadislere itibar edilmemesi gerektiğini; İbn-i Hibban: Sarhoş oluncaya kadar şarap içerek haber uydurduğunu; Ahmed b. Hanbel: rivayet ettiği bütün hadislerin bâtıl olduklarını; Ebu Davud ve Semmak: Onun yalancı olduğunu söylemektedirler. )

Sonra yukarıdaki âyet nazil olduğunda Muttalip oğullarının sayıları kırk kişiye varmamıştı. Hatta Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatında hiçbir zaman kırk kişi olmamışlardır.

Bütün Muttaliboğulları, Abbas, Ebu Talib, Haris ve Ebu Leheb'in çocuklarından meydana geliyordu.

Ebu Talib' in dört çocuğu vardı. Bunlar Ali, Ca'fer, Akil ve Talib idi. Talib İslâm'ı görmemiştir. Abbas'ın çocukları ya henüz süt emmekteydiler veya doğmamışlardı.

Hâris'in üç çocuğu vardı. Bunlar Ebu Süfyan, Rabî'a ve Nevfel idi.

Ebu Leheb'in ise ya iki veya üç çocuğu vardı. Dolayısıyla Muttalib oğulları On kişi civarında idi. Kırk kişi nerede kaldı?

“Onlardan her birinin bir deve yiyecek ve bir tulum ayran içecek güçte idi” şeklindeki sözün de yalandır. Çünkü Haşim oğulları çok yemekle tanınmış değildirler. Onlardan bir tek kişi hakkında bile böyle birşey işitilmemiştir.

Rivayet ettiğin hadisin lafızlarının bozuk olması da onun uydurma olduğunu gösteriyor. Farzedelim ki, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zikrettiğin hadisi kırk kişiye arzetmiştir. Peki hepsi Ali (r.a.) gibi cevap verselerdi kim Ona halife olacaktı? Çünkü Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tümünü irşad etmekle mükelleftir. Hem de cümlesinin davetine icabet etmelerini istiyordu.

Bütün bunlardan başka Sahihayn'de senin rivayet ettiğinin bâtıl olduğunu gösteren hadisler vardır. Ebu Hureyre (r.a.) şöyle buyuruyor:

“Önce en yakın soydaşlarını korkut”. (Şu'ara: 26/214) âyeti inince Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün Kureyş kabilesini çağırdı, onlar da toplandılar. Onlara şöyle buyurdu:

“Ey Ka'b b. Lüeyy oğulları! Kendinizi ateşten kurtarınız.”

“Ey Abd-i Şems oğulları! Kendinizi ateşten kurtarınız.”

“Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi ateşten kurtarınız.”

“Ey Fâtıma! Kendini ateşten kurtar. Ben Allah'a karşı sizin için bir şey yapamam. Ancak şu kadar var ki, siz benim akrabalarım olduğunuz için, size üzüleceğim.” (Buhari Vesaya: 11, Tefsir: 26/2, Nesai Vesaya: 6, Darimi Rikak: 23, Ahmed: 1/206)

Buhari ve Müslim'de bulunan bir başka rivayette “Önce en yakın soydaşlarını korkut” mealindeki âyet inince Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), şöyle buyurdular:

“Ey Kureyş topluluğu! Müslüman olup nefislerinizi Allah'ın azabından koruyunuz!. Yoksa ben, Allah'ın azabından hiçbir şeyi sizden men' edemem.

Ey Abd-i Menaf oğulları! Sizden de ben Allah'ın azabından hiçbir şeyi def edemem.

Ey Abbas İbn-i Abdüülmuttalib! Senden de Allah'ın azabından hiçbir parçasını men'edemem.

Ey Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) halası Safiyye! Senden de ben Allah'ın azabından bir kısmını olsun def edemem.

Ey Muhammed'in kızı Fâtıma! Malımdan ne dilersen dile, Allah'ın azabından bir parçasını bile senden def edemem.” (Buhari Vesaya: 11, Tefsir: 26/2, Nesai Vesaya: 6, Darimi Rikak: 23, Ahmed: 1/206)