Kuran ve Sünnet

Oniki İmamdan Sonuncusunun İmameti

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

4.1

 

Râfizî şöyle diyor:

“Bu hususu ispatlayacak delillerimiz vardır. Bunlardan birisi nasstır. Muhtelif bölgelerde yaşayan bütün Şîî'ler, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Hüseyin'e (r.a.):

“Bu (Hüseyn (r.a.)) imam oğlu imamdır. İmamın kardeşidir. Dokuz imamın babasıdır. Sonuncu olan, cümlesinin yerini tutacaktır. O'nun ismi, ismim gibi, künyesi de künyem gibidir. Yeryüzü zulümle doldurulduğu gibi O, yeryüzünü adaletle dolduracaktır.” dediğini birbirlerinden tevatür yoluyla nakletmişlerdir.”

Her şeyden önce Rafızî'nin bu sözleri Şiî'lere yapılan bir iftiradır. Bunu ancak Şiî'lerden bir gurup iddia etmektedir. Büyük bir çoğunluğu ise, bizim gibi bu sözleri yalanlamaktadır. Şîî'lerin en akıllıları, en âlimleri ve en iyileri olan Zeydiler bu iddiayı reddediyor. İsmaililer de aynı görüştedirler. Kaldı ki, Şîî'ler yetmiş fırka kadardır. Bu iddialar sonraki Şîî'lerin, Hasan b. Ali el-Askeri'nin ölümünden ve Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) vefatından ikiyüzelli sene sonra sözde kaybolan oğlu Muhammed hakkında uydurdukları sözlerdir. Şiî'lerden kat kat fazla olan ehl-i sünnet âlimleri ve onların hadis ravileri bu rivayetin Rasulullah'a isnad olunan kesin bir yalan olduğunu çok iyi bilmektedirler.

Râfizî'nin dediği gibi bu iddia mütevatir olsaydı, her iki taratfan ve orta yolu izleyenlerden ilmine güvenilir kimselerin haberdar olmaları gerekirdi. Halbuki, Hasan el-Askeri'nin ölümünden önce hic kimse Muntazar'ın imamlığını dile getirmemiştir. Ancak bazı kimseler, Ali'nin (r.a.) veya ondan sonra gelecek bazı kişilerin imametinin nassla sabit olduğunu iddia etmişlerdir. Oniki imamın imametine delalet eden ve mütevatir bir nass diye iddia eden ve haddi zatında ne önceki ve ne de sonrakilerden onu nakleden ve dile getiren bir kimseyi bilmiyoruz. Bu haberin nasıl mütevatir olabilir?

Mütevatir ancak Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali (r. anhum)'nin faziletleri ile ilgili olarak gelen haberlerdir.

Ayrıca Ali'nin (r.a.) imametinin nassla sabit olduğunu iddia eden imamiyye fırkası, Râşid halifelerin son devirlerinde ortaya çıkmıştır. Bu iftirayı yapan da, Abdullah b. Sebe ve taraftarlarıdır. Bizim kesin olarak bildiğimiz şu ki, Ehl-i Beyt olan Cafer Sadık, Onun babası, dedesi, Zeynelabidin Ali b. Hasan ve babası; kendilerinin nass ile imam olduklarını iddia etmemişlerdir.

Buharî ve Müslim'de rivayet edildiğine göre, Câbir b. Semire Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'tan şu hadisi işitmiştir:

“İnsanları oniki kişi idare ettikleri müddetçe, onların işleri kesintisiz olarak doğru gidecektir.”

Bunu dedikten sonra işitmediğim bir kelime ağzından çıktı ki, ben de bu kelimeyi babamdan sordum. Babam,

“Onların tümü Kureyş'tendir.” cevabını verdi. (Müslim İmaret: 1)

Onun içindir ki, bu oniki kişiden Rafızî'lerin kastettikleri oniki imamı anlamak doğru değildir.

Çünkü, Râfizîlerce imam kabul edilen bu oniki kişinin zamanında müslümanların işleri hiçbir zaman düzenli gitmediği gibi, zâlim, hatta kafirler tarafından zulme uğramışlardır. Buna karşılık hak sahipleri olan müslümanlar yahudilerden daha güçsüz düşmüşlerdir. Halbuki, Râfizîlerce muntazar imamın velayeti kıyamete kadardır.