Kuran ve Sünnet

3.1.3

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

3.1.3

 

Rafizî şöyle diyor:

Muhammed b. Ka'b el-Kurazi şöyle dedi:

Abduddar oğullarından Talha b. Şeybe, Abbas ve Ali (r.a.) bir birlerine karşı iftihar ederek Talha; Kabe'nin anahtarları bendedir, istersem içinde yatarım.

Abbas (r.a.);

“Sıkaye (su dağıtma) vazifesi bendedir. Ben de istersem içinde gecelerim.” dedim.

Ali (r.a.) de;

“Ben herkesten önce ben Kabe'ye doğru altı ay namaz kıldım, cihadın gerçek sahibi de benim” dedi. Bunun üzerine:

“Siz (müşriklerin) hacılara su dağıtma işi ile mescid-i Haram'ın imârını, Allah'a ve âhiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad eden kimsenin işi gibi mi tuttunuz?” (Tevbe: 9/19) mealindeki ayet-i kerime indi.”

Râfizînin bu iddiasına şöyle cevap veriyoruz:

Naklettiğin bu ibare itimad edilen hiçbir hadis kitabında yoktur. Aksine yalan olduğu hakkında açık deliller vardır. Şöyleki:

Herşeyden önce Taha b. Şeybe isminde biri yoktur. Ka'be'nin hizmetçisi Şeybe b. Osman b. Ebi Talha'dır. (Bu zat Osman b. Talha b. Ebi Talha'nın amcası oğludur. Şeybe b. Osman, Halid ile birlikte Mekke'den gelirken “El Hed'e” denilen yerde Amr b. El-As ile karşılaşırlar. “El-Hede” Mekke ile Asafan arasında bir yerdir. Halid ve Amr b. El-As. müslüman oluyorlar, Şeybe ise Huneyn gazvesine kadar müslüman oluşunu te'hir ediyor. Hatta Huneynde Rasulullah’ı öldürmek isteyince, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) elini Şeybenin göğsüne koyarak “Şeytanı senden kovalıyorum” buyurması üzerine Allah (c.c.) kalbine imanı yerleştirdi. Bundan sonra Şeybe Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte savaştı ve savaşlarda sabretti. Mekke fethi gününde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ka' be'nin anahtarlarını Osman b. Talha b. Ebi Talha ile amcasının oğlu Şeybe b. Osman b. Ebi Talhaya vererek onlara:

“Ey Ebi Talha oğulları anahtarları ebedi ve kalıcı olarak alınız. Onları sizden ancak zâlim olan alır.” buyurdular. Kabe anahtarları o günden bu güne Abduddar oğularından bir ailenin elinde bulunmaktadır. Bu aileye “Şeybiyyîn” denilmektedir. )

Bu dahi hadisin sahih olmadığını sana ispatlamağa kâfidir. Sonra hadiste Abbas'ın; İstersem mescidde gecelerim, sözü vardır. Mescidde gecelemenin büyük bir iş olduğu nereden çıkıyor ki hatta onunla iftihar edilsin?

Yine mezkûr hadiste Ali'nin (r.a.); “herkesten önce ben Ka'be'ye doğru altı ay namaz kıldım”, sözü vardır ki, bu sözle mezkûr hadisin batıl olduğu zarureten anlaşılmış oldu. Çünkü Ali (r.a.), Zeyd, Ebubekir (r.a.) ve Hatice'nin müslüman oluşları arasında birkaç günlük fark vardır. O halde nasıl olur da Ali (r.a.) herkesten önce altı ay Kabe'ye doğru namaz kılmış olabilir?

Bütün bunlara rağmen ve başkası da cihada katıldığı halde Ali (r.a.), “Cihad sahibi, yalnız benim” der mi? Şu halde bu hadis uydurmadır.

Râfizînin iddiasına sahihi Müslimde Nu'man b. Beşir'den rivayet edilen bir hadis ile de cevap verilebilir. Şöyleki:

Nu'man b. Beşir şöyle diyor:

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in mimberi yanında bulunduğunun bir sırada adamın biri:

“İslamı kabul ettikten sonra hacılara su vermekten başka bir amel işlemesem umurumda değildir.” Bir diğeri:

“İslamı kabul ettikten sonra mescid-i haramı imar etmekten başka bir amel işlemesem umurumda değildir.”

Bir başkası da:

“Cihadı zikrederek, o dediklerinizden üstündür,” dedi. Bunun üzenine Ömer (r.a.) onları dağıtarak:

Bugün Cumadır. Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) mimberi yanında sesinizi yükseltmeyin. Cumayı kıldıktan sonra Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanına girip ihtilaf ettiğiniz konuyu soracağım, dedi. Bunun üzerine:

“Siz (müşriklerin) hacılara su dağıtma işi ile Mescid-i Haramın imarını, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad eden kimsenin işi gibi mi tuttunuz?” (Tevbe:9/19) mealindeki ayeti kerime nazil oldu.

Bundan da anlaşılmış oldu ki Cihad yalnız Ali'ye (r.a.) mahsus bir özellik değildir. Onunla beraber cihad edenler çoktur. Allah (c.c.) şöyle buyurur:

“İman edenler, hicret yapanlar, Allah yolunda mallarıyla ye canlarıyla savaşanlar, Allah katında daha büyük dereceye sahibidirler.” (Tevbe: 9/20) 

Şüphesiz ki, Ebu Bekir'in (r.a.) can ve malıyla yaptığı cihad Ali (r.a.) ve başkalarınkinden daha çoktur. Onun içindir ki rivayet edilen sahih bir hadiste Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Onun hakkında şöyle buyururlar.

“İnsanlar arasında sohbetinde ve harcamasında bana en çok yardımı olan Ebu Bekir'dir.”  (Buhari Salat: 80, Fedail: 3, Tirmizi, Menakıb: 15, Ahmed: 2/18)

Ebubekir (r.a.) hem diliyle hem de eliyle mücahid idi. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'dan sonra Allah (c.c.)'a ilk davet eden eden, hicretinde ve cihadında onunla birlikte olan yine odur. Hatta Bedir Muharebesinde El-Arişte (Rasûlullah'a ait özel çadır) yalnız kendisi Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber idi. Uhud muharebesi gününde de Ebu Süfyan; - Şiddetli düşmanlığından dolayı - yalnız Rasulullah, Ebubekir  ve Ömer'i (r.a.) sormuştur. Ebu Süfyan:

“Muhammed içinizde mi?” diye sorunca Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

“Cevab vermeyiniz” buyurdu. Ebu Süfyan:

“İbn-i Ebi Kuhafe (Ebu Bekir (r.a.)) aranızda mı? Ömer (r.a.) aranızda mı?”  sorularını da sorunca yine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)

“Cevab vermeyiniz” buyurdular. Bunun üzerine Ebu Süfyan’ın:

“Bu sizin için yeter”, diye müslümanlara hakarette bulunması üzerine Ömer (r.a.) kendini tutamadı ve yalan söylüyorsun ey Allah (c.c.)'ın düşmanı! Saydıklarının hepsi hayattadır. Allah (c.c.) seni yasa boğacak olanı sana bıraktı, dedi (Buharî).